Fakat esen rüzgâr sonucu et parçaları etrafa dağılır.In the wild the seed are spread by the wind.
Etrafa söylentiler yayma.Don't spread rumors.
Fakat ben etrafa döndüm çünkü sesimin nereden geldiğini farkedemiyordum.But I turned around because I didn't recognize where my voice was coming from.
Manyetik alanın etrafa yayıldığını hayal ederseniz bunu daha rahat anlayabilirsiniz.And that kind of makes sense if you imagine the magnetic field spreading out.
Ha Ni Ha Ni! evet. etrafa bakmayı bırak ve sipariş et.Ha Ni. Ha Ni! Yes?
O sırada ofise yeni taşındıklarını düşünerek etrafa bakınmaya başladım, ama kutu görmedim.So I start looking around for moving boxes, figuring they just moved in, but I don't see any.
Etrafa bakıyorum ve diyorum ki "Aman Tanrım, ne kadar çok gay var!I look around, and I go, "My God, look at all these gay people!
Daha güvende olursun ve yükseklerden etrafa bakma şansın olur.You will be safer and will have a chance to look around from on high.
Onları etrafa öyle salmak istersiniz ki bölgenizi en iyi şekilde kapsasın.You want to release them so that you get good coverage of your area.
Sen etrafa bir bak ! belki birilerini bulabiliriz !Search everywhere ! Perhaps we can find some !
Etrafa göz gezdirin. Gerek yok!- Take your time...
Acele etmeyin ve etrafa göz atın.But you should take your time...
Bu şeyleri etrafa savurabilirsiniz.I can toss these things around.
Bu kültür hakkında bir kitap, ve, gördüğünüz gibi, kültür hızlıca etrafa yayılıyorIt's a book on culture, and, as you can see, culture is rapidly drifting around.
Etrafa bakıyorum.I'm looking around.
Etrafa soracaktı.He would ask around.
Etrafa mutluluk saçmak da çok önemli ayrıca.It is very important to bring around happiness as well.
Etrafa bakıyor olmak istersiniz.You want to be looking around.
The 99'lar da dünyada olup biteni etrafa duyuran süperkahramanlar gibi idi.And The 99 were like superheroes kind of flying out of what was happening around the world.
Yani, bakýyorum etrafa ama yok ki senden baţka kurtaracak birisi.I mean I am looking around but there is nobody who can save me.
Onlar orada koltuklar üzerinde etrafa bakarlar.On couches face to face.
Koltuklar üzerinde etrafa bakarlar.Regarding them from their cushioned seats.
Tahtlar üzerinde etrafa bakarlar.On couches face to face.
Koltuklar üzerinde etrafa bakacaklar.Regarding them from their cushioned seats.
Yıldızlar parçalanıp etrafa saçıldığı zaman...And the stars dispersed,
Koltuklarına kurulup neşe ile etrafa bakınırlar.On couches face to face.
Sadece etrafa yayarak IŞİD'in işini yapıyorsunuz.You are only doing ISIS' job by spreading it around. — joshuafoust (@joshuafoust) August 19, 2014
Yaralanmaların çoğuysa etrafa saçılan kırık camlar nedeniyle meydana geldi.Most of the injuries were due to flying glass.
Alışveriş merkezinde etrafa saçılmış kutular ve diğer şeyler yüzünden blokta yürüyemez olmuştuk.We could not walk around the block because of the boxes and other things around the mall.
Başkan, "Zirveye ulaştığınızda, etrafa bakıp yaşadığınız şeyin farkına varmak harika bir duygu."When you reach the top, it feels fantastic to look around and realise what you've gone through.
Theresa kısa süre sonra ölür ve ailesi onun küllerini etrafa saçar.Theresa dies soon after and the family scatter her ashes.
Klipte, şarkıcı ve onun arkadaşları eski sevgilisinin evini ziyaret edip etrafa bakmaktaydı.[1][2]In the music video, the singer and her friends visit and look around her ex's home.[1][14]
Kasa yere düştü ve patatesler etrafa döküldü.Die Kiste fiel runter und die Kartoffeln purzelten heraus.
Hiçbir şey hatırlamadığı için etrafa tuhaf tuhaf bakar.Dass alles ganz anders kommt, kann er natürlich nicht ahnen.
New Mexico bayrağının üzerinde etrafa ışık saçan kırmızı bir güneş görürüz.Das rote Symbol wird hier auf der Flagge New Mexicos gezeigt.
Tom, şaşırdı, etrafa baktı ve birini bile göremedi, böylece sütünü içmeye başladı.Erst als eine Aktion schieflief, lernte er daraus und versuchte nicht mehr, seine Freunde zu beeindrucken.
Yaklaşık 20 ila 50 arasında izci arı yeni kovan yeri bulmak için etrafa dağılır.Enfin de 5 à 20 % des butineuses se transforment en éclaireuses explorant de nouveaux sites de nourritures.
Tokyo'ya geldiğinde etrafa çok yabancı kalır.À son retour au Japon, il a une brève période figurative.
Tom, şaşırdı, etrafa baktı ve birini bile göremedi, böylece sütünü içmeye başladı.Pyrard a vu, étudié, appris, mais ne s'est pas enrichi, et il se voit comme un naufragé.
Etrafa baktım ama hiçbir şey bulamadım.Miré alrededor pero no encontré nada.
Bunun üzerine Phil kendisini etrafa yahudi olarak tanıtmaya başlıyor.Enseguida Peter empieza a creerse gracioso.
Tokyo'ya geldiğinde etrafa çok yabancı kalır.Además en su viaje a Japón se le forja una katana especial.
Sürekli etrafa buzlar dağıtır.Se suelen registrar heladas.
Etrafa önceden yerleşen aşiretler toplanarak oluşturuluyor.Los muros que has construido a tu alrededor se derrumban.
Otobüsten iner ve etrafa bakınır.Salen del coche y miran el cuerpo.
Her biri tekrar dallanarak etrafa yayılır.Todos empiezan a llorar una vez más.
Etrafa baktım ama bir şey görmedim.Mi guardai intorno, ma non vidi niente.
Yataktan kalkar, çantasını alır, çantadan etrafa paralar saçılır ve Jessica şaşırır.Si veste e prende la sua valigia, che si apre e lascia cadere tanti soldi, davanti a una Jessica sbalordita.
Makyaj malzemesi parası bulamayınca etrafa yalvarır.Не находя деньги на косметические принадлежности, она просит их у окружающих.
Her biri tekrar dallanarak etrafa yayılır.Все участники снова приплясывают, двигаясь по кругу.
Oyun içi mekanlarda gazete sayfaları bir hayli etrafa saçılmıştır.В игровых локациях «раскидано» довольно много бумажных газетных листов.
Hızlıca çantasını alırken çanta açılır ve içindeki tüm paralar etrafa saçılır.Он открывает сейф и перекладывает практически все имеющиеся там деньги в свой чемодан.
Tabloda İsa çarmıha gerili haldeyken etrafa barışçıl bir şekilde bakarken resmedilmiştir.Фигура Христа была установлена так, чтобы она смотрела вдоль границы.
Gökkuşağı dumanı kristali: Etrafada soğuk renklerde duman çıkar.Клубы табачного дыма в холодных отблесках вывесок.
Tokyo'ya geldiğinde etrafa çok yabancı kalır.По пути в Лондон он сталкивается с множеством приключений.
Kulaklarını etrafa çevirebilirler.Он может поворачиваться вокруг своей оси.
Tom, şaşırdı, etrafa baktı ve birini bile göremedi, böylece sütünü içmeye başladı.Тем не менее, зрение стало её подводить, она не смогла читать, так что она занялась актёрством.
Etrafa kapalı kalan Mısır'ın aksine Yunanistan dışarıdan gelen kuvvetlerin sürekli tehdidi altındaydı.Diferentemente do Egito isolado, a Grécia foi freqüentemente ameaçada por forças externas.
Kulaklarını etrafa çevirebilirler.As orelhas podem se voltarem para trás.
Serbest kaldığında ise, interneti kullanarak etrafa büyük hasar vermeye başlar.Como possui uma licença gratuita, a fonte é bastante difundida na internet.