etraf ile cümle
etraf kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Kitap bu üç tema etrafında gelişmektedir.Koncepcja została rozwinięta w trzech raportach.
Kral bu koyun etrafındaki kırlardan ve nehir üzerinde köyün konumdan çok hoşlanmıştır.Malarz bardzo lubił widok rzeki i łodzi przepływających koło jego domu.
Bir çarşafı bir kirişin etrafına düğümleyerek kendini asmıştı.Popełnił samobójstwo wieszając się na ramie okna.
Kopernik’in kitabındaki tezi, Dünya'nın Güneş'in etrafında hareket etmesi idi.Teoria Kopernika zakładała ruch planet wokół Słońca po okręgach.
Kahramanların yaşadıkları etrafında ise bütün bir İstanbul ayrı bir kahraman olarak karşımıza çıkar.Wszystko, co dotyczy bohatera, dzieje się jakby gdzieś obok.
Dizi genel olarak Cleveland'ın etrafında geçer.Jako przedmieście wchodzi w skład aglomeracji Cleveland.
Sürekli etrafa buzlar dağıtır.Lodowiec systematycznie się cofa.
Kendi konakçı yıldızı Kepler-452 ( Güneş benzeri bir yıldız) etrafında yaklaşık 385 günde dönüyor.Planeta ta obiega swoją gwiazdę Kepler-8 w ciągu około 3,52 dnia.
Bir timsah etrafında çember şeklinde dans eden altı çocuktan oluşur.Przedstawiała sześcioosobową grupkę rozbawionych dzieci tańczących wokół krokodyla.
Halk araçların etrafını sararak ateşe verse de askerlere bir şey olmaz.Do rozpalonego przezeń ognia garną się przemarznięci żołnierze.
Etrafında ormanlık alan yoktur.W jej pobliżu nie ma żadnych lasów.
Konu Sakurada ailesi etrafında dönmektedir.Pojawiają się też inne problemy związane z rodziną Sakae.
Köy halkı bu davranışı ile etraf köylere örnek olmuştur.Swym zachowaniem dawali zły przykład swoim miejscowym kolegom.
Bir erkek aslan etrafta dolaşmaktadır.Na trakcie spotykają orszak wiozący lwa.
Serbest kalan askerler etraflarındaki sanat eserlerine pek özen göstermezler.Oficer uświadamia sobie jak wiele brakuje mu do inwigilowanych właśnie przedstawicieli sztuki.
Sözlerin teması ise seks arzusunun ve isteğinin etrafında döner.Jej zainteresowania obracają się wokół władzy i seksu.
Etraftaki söylentiler bu kazaya Jane'in sebep olduğu şeklindedir.Te dwie praktyki oskarżał o spowodowanie upadku zen.
Geminin fırlayan parçaları Deutschland'ın etrafına düştü.Niestety łódź wylądowała na odcinku opanowanym przez Niemców.
Daha sonra İnanç etrafında yapılan tartışmalarla inanç (itikad) mezhepleri de ortaya çıkmıştır.Stwarzał on niebezpieczeństwo dla gromadzonych w nim wiernych, gdyż w każdej chwili mógł grozić zawaleniem.
Olaylar bu iki karakterin etrafında gelişir.Wtedy nastąpiło rozejście się linii ewolucyjnych tych dwóch gatunków.
Etrafta 4 eski mezarlık vardır.Zachowało się na nim około 4 nagrobków.
Yükseltme sırasında etraf yükseltilmez.Nie powinno czynić się żadnych ukłonów podczas momentu Podniesienia.
Hemen hemen kütlenin tamamının toplandığı merkezin sıcaklığı, etrafındaki diske göre giderek daha da arttı.Centrum, gdzie zgromadziło się najwięcej masy, stawało się coraz cieplejsze.
Bu sırada etrafta yine paparazziler vardır.Następnie pojawia się więcej paparazzi.
Göz etrafında çıplak beyaz bir halka vardır.Wokół oka widać białą, nagą skórę.
Akdeniz'in etrafındaki birçok yere Bu merkez noktasını gösterdiği söylenen omphalos taşları dikilmiştir.Na całym świecie znaleziono setki miejsc, gdzie występuje ten fenomen.
Yeter ki insan etrafına bakmasını bilsin.Nie mogę się doczekać, aż wszyscy spróbują je odnaleźć.
Etrafına bulaşıcı hastalık yayar.Przebyte choroby zakaźne.
Diğeri de etrafımda gerçekten sevdiğim ve beni seven insanlar olması.Dążymy do dotykania tylko tych osób, które bardzo lubimy i którym ufamy.
Gözlemler, yıldız etrafındaki madde içinde bulunan sarmal bir yapıyı ortaya koymuştur.Obserwacje wykonane w obserwatorium ALMA pokazały skomplikowaną strukturę materii wokół gwiazdy.
Bu merdivenden aşağı melekler inmeye ve çocukların etrafında toplanmaya başlarlar.Po drabinie schodzili w dół i wchodzili w górę aniołowie.
Anlatıcıya göre sandığın şekli tuhaftır ve etrafa iğrenç bir koku yaymaktadır.Istota rzekomo zostawiło po sobie także dziwny szlam o nieprzyjemnym zapachu.
Gölün etrafında hâlâ işlenmekte olan geniş tuz oluşumları bulunur.Wokół jeziora znajdują się rozległe tereny podmokłe.
Güneş etrafında 76 yıl süren bir turunu tamamlıyor.Na jeden obieg wokół Słońca potrzebuje 379 lat.
Çukurun etrafında birçok işlenmiş taşa da rastlamak mümkündür.W pobliżu można natrafić na kilka kamiennych kopców.
Sırtlar, parmağın ortasındaki bir noktanın etrafında daire biçiminde oluyor.Do podłoża przyrasta uczepem znajdującym się mniej więcej na środku plechy.
Daha sonraları etrafındaki küçük yerleşim bölgelerini de içine alacak şekilde büyümüştür.Wokół niego powinny działać mniejsze grupy powstańców.
Bu yapılar kompleksi etrafında çok iyi bakılı güzel bahçeler bulunmaktadır.Wokół zamku roztaczają się pięknie prowadzone ogrody.
Erkeklerin ağzı etrafında dövme olur.Coś szepcze do ucha dziewczyny.
Büyük bir keder etrafı sardı.Powstał duży niegojący się wysięk.
Etrafı zeytinlik ve çamlıklarla çevrilidir.Otaczają ją gałązka oliwna i gałąź dębu.
Yuvayı çiftler birlikte yaparlar ve etrafındaki geniş bir bölgeyi korurlar.Dwa ringi stoją obok siebie i są otoczone wielką klatką.
Dünya kendi ekseni etrafında yaklaşık olarak günde bir defa döner.Gwiazda szybko obraca się wokół osi, około raz na dobę.
Enkaz disklerinin benzer keşifleri Fomalhaut ve Beta Pictoris yıldızlarının etrafında yapılmıştır.Liknande upptäckter av fragmentskivor gjordes kring stjärnorna Fomalhaut och Beta Pictoris.
Sülvîs(Sülbüs) ve Koyê Tariye dağları ve diğer birçok sıradağ köyün etrafında yer almaktadır.I trakten runt Biçənəktəpə Dağı finns ovanligt många namngivna berg och vattenkällor.
1577-1580: Francis Drake Dünya'nın etrafında gemiyle dolaştı.1577-1580 - Francis Drake genomför sin världsomsegling.
Etrafı yüksek dağlar ile çevrili olduğu için ilçenin kendine özgü bir iklimi vardır.Terrängen runt Çürüklüktəpə Dağı är huvudsakligen bergig, men den allra närmaste omgivningen är kuperad.
Fakat "Homer's Phobia", tamamen eşcinsellik teması etrafında dönen ilk bölümdür."Homer's Phobia" var dock det första avsnittet där temat homosexualitet utgjorde huvudhandlingen.
Film, çoğunlukla güçlü ve gizemli bir gücü olan, Gelel Taşı adlı özel bir mineralin etrafında döner.Filmen handlar främst om en speciell mineral som kallas Gelel-stenen som har stora och mystiska krafter.
Europa, Ganymede ve İo ile 2:4:1 Laplace resonansı içinde gezegeni etrafında dönmektedir.Till exempel befinner sig Jupitermånarna Ganymedes, Europa och Io i en 4:2:1-resonans.
Etrafında gelişen kasaba da Marienburg ismini almıştır.Staden som uppstod nära borgen blev även den känd som Marienburg.
Angalku (şaman) : Agayu (maske) : etrafında ağaç halkası (Ellanguar) olur.Schenkia kan syfta på: Schenkia (djur) – ett släkte av steklar Schenkia (växter) – ett släkte av växter
Satürn'ün etrafındaki en egzantrik uydudur.Den har den mest excentriska bana runt Saturnus.
Burayı yöneten aile buraya bir kale yapmış ve sonrasında kale etrafında yerleşim başlamıştır.Erövrarna byggde ett slott i området och kring det växte en ny bosättning fram.
Tavşanlı'nın etrafı Kütahya'ya nispetle daha açıktır.Terrängen runt Pushtahhā-ye Takhmīrāk är kuperad.
Pisa şehri etrafı düzlüktür.Terrängen runt Pama är platt.
İdari kurumlar tarihsel gelişim süreçleri içerisinde incelenerek etraflıca anlatılmıştır.Intervjuundersökningarna ägde ofta rum inom pågående forskningsprojekt.
Herkes görmek için etraflarına toplanıp onları överdi.Ska vi då alla vända om och lyssna till henne?
Dudley Zoo: Dudley Kalesi etrafında bulunan parkta kurulmuş olan bir hayvanat bahçesi.I Dudley finns ett zoo, Dudley zoo, som är mycket välbesökt.
Diğer sülaleler köyün etrafındaki çeşitli alanlarda yaşamaktaydı.Tvångsarbetarna bodde i flera läger omkring staden.