etme ile cümle
etme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Tom Mary'nin başının belada olduğunu anladı ve ona yardım etmek için gitti.Tom discovered that Mary was in trouble and went to help her.
Tom Mary'yi çalışırken rahatsız etmek istemedi.Tom didn't want to bother Mary while she was studying.
Tom o kadar veda etmedi.Tom didn't so much as say goodbye.
Tom yardım etmek için bir parmağını kaldırmadı.Tom didn't lift a finger to help.
Tom sürpriz partiyi bildiğini belli etmedi.Tom didn't let on that he knew about the surprise party.
Tom hiç tereddüt etmedi.Tom didn't hesitate at all.
Tom'un tüm yardımları için Mary'ye teşekkür etme fırsatı olmadı.Tom didn't get a chance to thank Mary for all her help.
Tom bütün hayatını fakirlere yardım etmeye adadı.Tom devoted his life to helping the poor.
Tom Mary'nin onun yardım etmesine bağlıydı.Tom depended on Mary to help him.
Tom ayın sonundan önce Mary'yi ziyaret etmek zorunda kalacağına karar verdi.Tom decided that he would have to visit Mary before the end of the month.
Tom Mary'nin onu ziyaret etmek için niçin asla gelmediğini anlayamadı.Tom couldn't understand why Mary never came to visit him.
Tom herkesin güvende olup olmadığını merak etmekten kendini alamadı.Tom couldn't help but wonder if everybody was safe.
Tom Mary'nin ona asla yardım etmemesinden yakındı.Tom complained that Mary never helped him.
Onu ziyaret etmeye gittiğimizde, Tom kesinlikle evde değildi.Tom certainly wasn't at home when we went to visit him.
Tom kesinlikle bize yardım etmek için hiçbir girişimde bulunmadı.Tom certainly made no attempt to help us.
Tom kesinlikle benim bir doktor olmam için telkin etmedi.Tom certainly hasn't inspired me to want to become a teacher.
Tom'un kesinlikle çocukları ikna etme kabiliyeti vardır.Tom certainly has a way with children.
Tom kesinlikle Mary'ye yardım etmeyi umursuyor gibi görünmüyor.Tom certainly doesn't seem to mind helping Mary.
Tom aldığı cezayı kesinlikle hak etmedi.Tom certainly didn't deserve the punishment he received.
Tom, Mary'nin fikrini niçin değiştirdiğini merak etmekten kendini alamıyor.Tom can't help wondering why Mary changed her mind.
Tom üniversiteye gitseydi daha varlıklı olup olmayacağını merak etmekten kendini alamıyor.Tom can't help wondering whether he would have been better off if he had gone to college.
Tom Mary'yi fırın satışında onun yardım etmesini rica etmek için aradı.Tom called Mary to ask her to help at the bake sale.
Tom sözünden caydı ve Mary'ye yardım etmedi.Tom broke his promise and didn't help Mary.
Tom Mary'nin Fransızcayı kimden öğrendiğini merak etmeye başladı.Tom began to wonder who Mary had learned French from.
Tom sonuçları tahmin etmeye çalıştı.Tom attempted to predict the results.
Tom neredeyse herhangi bir şey hakkında şikâyet etmez.Tom almost never complains about anything.
Tom Mary'nin mutfağı temizlemesine yardım etmeyi kabul etti.Tom agreed to help Mary clean the kitchen.
Mary'ye yardım etmek için Tom'un yapabileceği bir şey yoktu.There was nothing Tom could do to help Mary.
Tom'un intihar etmediğine dair aklımda hiç şüphe yok.There is no doubt in my mind that Tom didn't commit suicide.
Ne yaparsan yap, Tom asla kabul etmez.No matter what you do, Tom will never agree.
Tom'u bizimle gelmesi için ikna etmek gerçekte imkansız olurdu.It would be virtually impossible to convince Tom to come along with us.
Mary'yi gitmeye ikna etmek kolay olmayacak.It won't be easy persuading Mary to go.
Eğer Tom Mary'ye yardım etmeseydi, onun hayatta kalma şansı olmayacaktı.If Tom hadn't helped Mary, she wouldn't have stood a chance of surviving.
Tom'un yüzemiyeceğini asla tahmin etmezdim.I would never have guessed that Tom couldn't swim.
Tom ve Mary'nin birbirlerine âşık olacaklarını asla tahmin etmezdim.I would never have guessed that Tom and Mary would fall in love with each other.
Tom'u ve Mary'yi partime davet etmediğim için kendime sitem edebilirdim.I could kick myself for not inviting Tom and Mary to my party.
Tom istememesine rağmen, Mary'yi partisine davet etmeyecek kadar çok kibardı.Even though Tom didn't want to, he was too polite not to invite Mary to his party.
Tom'u doğru şeyi yapması için ikna etmek zordu.Convincing Tom to do the right thing was hard.
Tom neler olduğunu fark etmeden önce polis zaten Mary'yi tutukladı.By the time Tom realized what was going on, the police had already arrested Mary.
Acele etmeye gerek yok. Çok zamanımız var.There's no need to hurry. We have plenty of time.
Polis kasabayı terk etmememi söyledi.The police told me not to leave town.
Herhangi bir şeyi gözardı etmeyelim.Let's not rule anything out.
Yardıma ihtiyacı olmayan insanlara yardım etmek zordur.It's difficult to help people who don't believe they need help.
Yardıma ihtiyacı olduğunu kabul edemeyen insanlara yardım etmek zordur.It's difficult to help people who can't admit they need help.
Senin yardımını istemediklerinde insanlara yardım etmek zordur.It's difficult to help people when they don't want your help.
Senin yardımını istemeyen insanlara yardım etmek zordur.It's difficult to help people that don't want your help.
Öyle düşük bir fiyata yağ satın alabileceğini asla tahmin etmezdim.I would never have guessed that you could buy butter for such a low price.
Ondan nefret etmeye başlıyorum.I'm beginning to hate her.
Parayı hemen ona iade etmemi istedi.He asked me to return the money to him immediately.
Bana yardım etmek için odama gel lütfen.Please come into my room to help me.
Tom şikayet etmeyi seven kişi türüdür.Tom is the type of person who likes to complain.
Tom, başkalarına yardım etmek için yola çıkan kişi türüdür.Tom is the type of person who goes out of his way to help other people.
Tom tartışmaları provoke etmeyi seviyor.Tom seems to enjoy provoking arguments.
Yalnızca beni kabul etmeni istedim.I just wanted you to accept me.
Aile üyelerinin birbirlerine yardım etmesi doğaldır.It's natural for family members to help each other.
Rapor etmek için herhangi bir sorun yok.No problems to report.
Kalbim yarış etmeye başladı.My heart began to race.
Kadınlara yardım etme zamanıdır.It is time to help women.
Kanıtları yok etmemiz lazım.We must destroy the evidence.
Seni yok etmeliyim.I must destroy you.