Ana içeriğe geç
Sözlük

etkisiz ile cümle

etkisiz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Parti uzun süre etkisiz kaldı.Skupina byla dlouhou dobu neaktivní.
Sağdan ve soldan etkisiz olan elemana kısaca etkisiz eleman denir.Prvek, který je i levým i pravým dělitelem nuly, se nazývá zkrátka dělitel nuly.
Çıkan çatışma sonrası 14 PKK'lı etkisiz hale getirilmiştir.SSSR byl za tuto nevyprovokovanou agresi 14.
Yaptığı etkisiz muharebelerden sonra Macar Haçlı ordusu uzun müddet hiç etkisiz kaldı.Po dlouhé době bez jídla se jim konečně podařilo ulovit nějakou antilopu.
Araştırmalar göstermiştir ki cerrahi müdahaleler etkisizdir ve daha kötü sonuçlar doğurabilir.Studiile au arătat că intervenția chirurgicală este ineficientă și poate agrava rezultatul.
Ama 2 cm bu topun etkisi düşman tanklarına karşı etkisizdi.Tunul anticar de 2 cm s-a dovedit a fi ineficient împotriva blindajului tancurilor Aliaților.
Beklenildiği gibi Mısır bu teklifi reddetti ve 31 Ekim'de Mısır'ın hava güçleri etkisizleştirildi.Egiptul a refuzat iar aliații au început atacurile în 31 octombrie neutralizând forțele aeriene egiptene.
Toplamda üç İsrail askeri etkisiz hâle getirilerek ellerindeki silahlar denize atıldı.Imediat au năvălit în casă trei soldați, îndreptând puștile spre noi.
Uçuş sırasında, Beast Magneto'ya ilacı enjekte ederek mutant güçlerini etkisiz kılar.A harc hevében Beast beadja a gyógyírt Magnetónak, megfosztva őt mutánserejétől.
Toplar, söz konusu dönemdeki güçlü kale duvarlarına karşı etkisiz kalmaktaydı.Ezek azonban rendre eredménytelenek voltak az erős falak ellen.
Önce kalkan etkisizleştirilir, sonra saldırılır.A csírázást először serkentik, majd gátolják.
Ancak konuşması etkisizdi.Beszéde hatás nélkül maradt.
Roketler etkisiz hale getirildi.A rakéta nem irányított.
Ancak alçak irtifada etkisiz olduğu çok geçmeden ortaya çıktı.Ám túl hosszú ideig volt jelen ahhoz, hogy hatás nélkül múljék el.
Mekanik zombileri ve Treasure Yeti'yi bir süreliğine etkisizleştirir.A munka Horváth Jánost és Kulutácz Mátyást mutatja be.
Jenny, çekiciliğini kullanarak onlara nöbetçilik yapan askeri kandırarak etkisiz hâle getirir.Anyja megengedte neki, ha elég ügyes lesz, trombitaszóval ébresztheti őket.
Kristen eve geri döner ve evdeyken maskeli adam tarafından etkisiz hâle getirilir.Marty hazamegy, ám otthon furcsa változások fogadják.
Ancak yine de birçok Alman tankını etkisiz hale getirmiştir.Több német tank tervezéséhez is hozzájárult.
Anaerob bakterilere karşı etkisizdir.Anaerobisiin bakteereihin se ei tehoa.
Bu sayede güneydeki bölgelerdeki düşmanlar etkisiz hale getirildiler.Vihollisen Sortavalan alueella olleiden joukkojen maayhteydet etelään tulivat näin katkaistuiksi.
Komando: Bunlar, parçalayabilir, bozabilir ve düşmanı etkisiz hale getirebilir.Painija voi myös viskoa, väännellä, repiä ja raapia vihollistaan.
Parti uzun süre etkisiz kaldı.Esiintymä jäi unholaan pitkäksi aikaa.
Bombanın patlamaya 22 dakika kala etkisiz hale getirildiği belirtildi.Ensihälytyksestä huoneeseen murtautumiseen kului 72 minuuttia.
Türk askerleri anında karşılık vermiş ve IŞİD militanları etkisiz hale getirilmişlerdir.Venäläiset lyötiin nopeasti ja harvalukuiset sotilaat vangittiin.
Çikatilo bir öğretmen olarak büyük ölçüde etkisiz oldu.Opettajana hänen vaikutuksensa oli suuri.
Konseyin etkisiz kaldı ve 1930'da, Carol Romanya'ya döndü ve oğlunun yerine kral oldu.Tätä aikaa kesti vain kolme vuotta ja Carol palasi kesäkuussa 1930 takaisin ja valittiin kuninkaaksi.
Ancak konuşması etkisizdi.Tehtävä tuntui turhalta.
Haçlıların 6 Ağustos'ta surlara yaptıkları hücum da etkisiz kaldı.Οι Σταυροφόροι διέσχισαν στις 6 Αυγούστου τον Βόσπορο.
Etkisizleşmiş veya tekil psödogenler.Εκχυτήρες ακαθάρτων ή εκχυτήρες βόθρου.
Hizmetkarlar onlara saldırır ama hepsini etkisiz hale getirirler.Οι υπηρέτες μοιάζουν ανήσυχοι για το γεγονός, αλλά δεν καταφέρνουν να την αποτρέψουν.
Heimdall'i etkisiz hale getirir.Så er det Heimdall, der bryder ind.
Bunu gerçekleştirmek için Rus Donanasının Uzak Doğu'daki varlığının etkisiz hale getirilmesi gerekiyordu.For at opnå dette, var det nødvendigt at neutralisere den russiske flådemagt i Fjernøsten.
Konseyin etkisiz kaldı ve 1930'da, Carol Romanya'ya döndü ve oğlunun yerine kral oldu.Carol vente tilbage til Rumænien i 1930 og blev udråbt konge.
Luftwaffe esas unsurlarının harekâttaki görevi, Sovyet Hava Kuvvetleri'nin etkisiz hale getirilmesiydi.Luftwaffes opgave var at neutralisere det sovjetiske luftvåben.
Bunun için fark edilmeden karakterleri etkisiz hale getirip kıyafetlerini giyerler.I modsætning til de ovennævnte kostumer er ansigtet her frit.
Herhangi bir sonuca ulaşamayan eylemlerin verimsiz, etkisiz, anlamsız ya da hatalı olduğu anlamına gelebilir.Å ikke oppnå et resultat kan bety at handlingene er ineffektive, meningsløse eller feilaktige.
Suçluyu vurarak etkisiz hale getirir.Noe som gjør morderen desperat.
Fakat Fransa bu çabaları etkisiz kıldı.Franskmennene mislyktes i å utnytte suksessen sin.
Konseyin etkisiz kaldı ve 1930'da, Carol Romanya'ya döndü ve oğlunun yerine kral oldu.I 1930 vendte Carol tilbake til Romania og overtok kongeverdigheten fra sin mindreårige sønn.
Bu tür silahlar aslında ne kadar kullanışsız ve etkisiz olduklarını kanıtladı.Disse navnene uttrykker hvor voldsomt og uforutsigelig denne narkotikaen virker.
Demir preparatları Çay, Süt ürünleri ile etkisiz hale gelir.Tennene er brukt til å produsere ulovlig elfenbein.
Örneğin tıbbi tarihçiler, eski Mısır ilaçbiliminin büyük ölçüde etkisiz olduğuna inanmaktadırlar.Sejarawan medis percaya bahwa farmakologi Mesir kuno, misalnya, sebagian besar tidak efektif.
Ancak zırhın kullanımı, kemiği etkisiz hale getirdi.Namun kegagalan mekanis membuatnya harus gigit jari.
1683'te yakışıklı ama etkisiz Danimarka prensi George'la evlendi.Năm 1683, bà chính thức kết hôn với hoàng tử George của Đan Mạch.
Bu tanklar eğer gerekirse herhangi bir Alman tankını etkisiz hale getirebilecek yeteneğede sahiptiler.Chúng cũng có khả năng đương đầu với bất kỳ loại xe tăng nào của Đức nếu cần.
İlk aşı Etkisiz olmasına karşın sonraki hazırlıklar canlı virüsün zayıflatılması şeklinde gerçekleşmiştir.Trong khi vắc xin ban đầu bất hoạt,vắc xin sau đó là vi rút sống đã được làm suy yếu.
Bu tür silahlar aslında ne kadar kullanışsız ve etkisiz olduklarını kanıtladı.Loại vũ khí này cồng kềnh và không thuận lợi cho việc tấn công.
Pommern, kardeş gemilerinin aksine, karanlıkta bir hedef bulamadı ve atışları etkisiz oldu.Pommern không thể bắt được mục tiêu trong bóng đêm, cho dù nhiều chiếc tàu chị em đã làm được.
Luftwaffe esas unsurlarının harekâttaki görevi, Sovyet Hava Kuvvetleri'nin etkisiz hale getirilmesiydi.Nhiệm vụ đầu tiên của Luftwaffe là loại bỏ lực lượng không quân Bỉ.
Bu sayede güneydeki bölgelerdeki düşmanlar etkisiz hale getirildiler.これにより諏訪南部の敵勢力は排除された。
Bu mücadelede hayatta kalmak için patojenleri tanıyan ve onları etkisizleştiren bazı mekanizmalar gelişmiştir.この困難な課題を克服して生き延びるために、病原体を認識して中和する機構が一つならず進化した。
Bu da topun tanksavar özelliğini etkisiz hale getiriyordu.これは特に戦車の履帯を傷つける効果があった。
Saçları istediği uzunluğa ulaşabilir ve düşmanı sarıp etkisiz hale getirebilir.長い柄の先が曲がっており、敵に引っ掛けることができる。
Ancak konuşması etkisizdi.^ 従来は会話不可能だった。
Kullanacaklar mı, ya da suistimal edip sonra etkisiz hale mi getirecekler?取る・外す アイテムを取ったり外したりする時に使う。
Bükme yeteneğine sahip olmamasına rağmen bıçak fırlatarak düşmanlarını etkisiz hale getirebilir.殺傷能力はないものの、敵を転がし体勢を崩すことも可能。
Bu tür ürünler genellikle etkisiz olarak kabul edilir.このようにしてできた果実は通常無核果である。
Buna etkisiz kan üretimi (inefektif hematopoez) denir.これは食餌(しょくじ)と呼ばれている。
Örneğin tıbbi tarihçiler, eski Mısır ilaçbiliminin büyük ölçüde etkisiz olduğuna inanmaktadırlar.例如,医学历史学家认为,古埃及的药理学大部分是无效的。
Mısır tıbbı bazı etkili uygulamalara sahip olmasına rağmen genellikle etkisiz ve bazen de zararlıydı.然而,尽管古埃及有一些有效的医学实践,但另外也有无效的甚至是伤害性的实践。
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod