Buffy etkisiz hale getirdiklerini incelemeye başlar ve onlarla daha önce savaştığını hatırlar.Baldur ha difficoltà a riprendersi dal ritorno alla vita ed ha ricordi confusi di cosa gli è accaduto prima.
Ancak yine de birçok Alman tankını etkisiz hale getirmiştir.Neppure riuscirono a metter fuori combattimento i carri armati tedeschi.
Çikatilo bir öğretmen olarak büyük ölçüde etkisiz oldu.Как педагог, он был незаменим.
Kullanacaklar mı, ya da suistimal edip sonra etkisiz hale mi getirecekler?После этого либо отсеивает их, либо пересылает дальше.
Ancak burada oldukça etkisiz bir sezon geçirdi.Там он провел сезон недостаточно результативно.
Polisleri çok rahat bir şekilde etkisiz hale getirir ve şaşırır.Её очень сложно чем-либо напугать или удивить.
Etkisizleşmiş veya tekil psödogenler.Раскидистые или стелющиеся кустарники.
Bu gemileri etkisiz hale getirmek neredeyse imkansızdır.Этот тип кораблей почти неуязвим.
Etkisiz bir performans göstererek sadece 2 kez golle buluştu.Всего за сборную Аллофс сыграл два матча, не забив ни одного гола.
Minoksidil geniş bir kellik alanına uygulandığında daha etkisizdir.Миноксидил является менее эффективным при больших площадях выпадения волос.
Heimdall'i etkisiz hale getirir.Это заставляет Гомера чувствовать себя лишним.
Mutasyonlar; yararlı, etkisiz ya da zararlı olabilir.Мутации проявляются по-разному и могут быть как полезными, так и вредными.
Üçüncü militan ise polis tarafından etkisiz hâle getirildi.Также он был взят под негласное наблюдение полиции.
Anaerob bakterilere karşı etkisizdir.Они не действуют на анаэробные бактерии.
45 mm lik top ise tamamiyle etkisizdi.Само по себе 356-мм орудие вышло достаточно неплохим.
Bununla birlikte, bazen etkisizdir, çünkü bir MAC adresi sahte olabilir.ومع ذلك فإنه في بعض الأحيان غير فعال لأنه يمكن تزوير عنوان MAC.
Örneğin tıbbi tarihçiler, eski Mısır ilaçbiliminin büyük ölçüde etkisiz olduğuna inanmaktadırlar.حيث يعتبر المؤرخون أن علم الصيدلة في مصر القديمة على سبيل المثال لم يكن فعالا.
Minoksidil geniş bir kellik alanına uygulandığında daha etkisizdir.المينوكسيديل هو أقل فعالية عندما تكون منطقة تساقط الشعر كبيرة.
Polis ayrıca otobüsün tekerlerini de etkisiz hale getirmek için ateş etti.فأطلق الجيش النار على العجلات موقفين الباص.
Bu tür ürünler genellikle etkisiz olarak kabul edilir.ولو أن هذا الاكتساب يحدث غالبًا بطرق غير مباشرة.
Bu sayede bubi tuzaklarını etkisiz hale getirilebiliyor.فمن الممكن أنهم ساعدوا نشاط ديبي.
Bu devirde, Osmanlı Devleti’nin merkezî otoritesi taşrada büyük ölçüde etkisizdi.في ذلك العصر كانت السلطة المركزية للدولة العثمانية بلا تأثير خارج المدن.
Örneğin tıbbi tarihçiler, eski Mısır ilaçbiliminin büyük ölçüde etkisiz olduğuna inanmaktadırlar.Historiadores médicos acreditam que a farmacologia do Antigo Egito, por exemplo, era na maior parte ineficaz.
Ancak 37.dakikaya kadar etkisiz bir performans gösteren oyuncu yerini 37.dakikada Burak Yılmaz'a bırakmıştır.Decisão cujo placar seria inaugurado por ele, aos 37 minutos.
Bazı türlerin ısırığında etkili olan bir tedavi başka bir türün ısırığında etkisiz kalabilir.O tratamento para um tipo de cancro da mama pode não ser eficaz para outros tipos.
Parti uzun süre etkisiz kaldı.A guerra permaneceu inconclusiva durante muito tempo.
İç İşleri Bakanı Bernard Cazeneuve suçluları etkisiz kılmak için polise operasyon yetkisi verdi.O Ministro do Interior, Bernard Cazeneuve, convocou uma operação policial para neutralizar os agressores.
Bunu gerçekleştirmek için Rus Donanasının Uzak Doğu'daki varlığının etkisiz hale getirilmesi gerekiyordu.Para realizar isto, era necessário neutralizar o poder naval russo no Extremo Oriente.
Fas'ı Portekiz akınlarından kurtardı, Avusturya'nın saray içine dönük oyunlarını etkisiz hale getirdi.O time encerrou as atividades no GP de Portugal, deixando de participar dos GPs do Japão e da Austrália.
İplerden kurtulan Bart Bayan Botz'u beyzbol sopasıyla etkisiz hale getirir.Ambos conseguem golpear a Srta. Botz com um taco de beisebol.
Aktivistler tarafından etkisiz hale getirilen bir komando üst güverteden alt güverteye atıldı.Os manifestantes foram mandados para o andar inferior no convés do navio.
Hizmetkarlar onlara saldırır ama hepsini etkisiz hale getirirler.Os guardas atiram nele, mas nada faz efeito.
Etkisizleşmiş veya tekil psödogenler.Tubérculos não perfurados ou crenelados.
Ama Akıncı dirilip Sokrat'ın planını yine etkisiz hale getirmiştir.A partida repentina de Palermo agravou novamente o estado mental de Sofia.
Bu savaşçılar tarikatı da eski Prusya'lılara karşı yaptığı hücumlarda etkisiz kaldı.Os defensores desta hipótese sustêm os seus argumentos em antigos mapas.
Sağdan etkisiz eleman benzer biçimde tanımlanır.Uma ações do monoide a direita é definida de forma análoga.
Bu gen, beta-lactam ailesindeki antibiyotikleri hidrolize eden ve etkisiz hale getiren bir enzim üretmektedir.Dit is een enzym dat door hydrolyse antibiotica uit de beta-lactamfamilie inactiveert.
Uçuş sırasında, Beast Magneto'ya ilacı enjekte ederek mutant güçlerini etkisiz kılar.In het gevecht maakt Beast Magneto onschadelijk met het geneesmiddel.
Parti uzun süre etkisiz kaldı.Lange tijd bleef de club ongeslagen.
Mayın bünyesinde etkisiz hale getirmeyi önlemek amacıyla tuzaklama düzeneyi bulunmaktaydı. .Er werden maatregelen getroffen ter voorkoming van mijnschade.
Roketler etkisiz hale getirildi.De raketten misten hun doel.
Yavar ayrıca bu silahlı grubu etkisiz hale getirdi.Toomes versloeg ook deze groep eigenhandig.
Saldırgan öldürülerek etkisiz hale getirildi. ^Narzekali za to na nieefektywnych napastników.
Saldırganı (insan derisinde yanma yapar) etkisiz kılan bu silahı pis bir kokuya dönüşür.W miejscu gdzie używało się tego ataku strasznie śmierdzi.
Charles ve Hank'ı etkisiz hale geitirir.Charlie i Hank stoczą bezpardonową walkę o jej względy.
Önce kalkan etkisizleştirilir, sonra saldırılır.Brzeg początkowo podwinięty, potem pofalowany.
Norman, oğlu Harry'nin beynini yıkayarak etkisiz hale getirmiştir.Cała sytuacja rozwściecza wuja Harry’ego.
Bu tanklar eğer gerekirse herhangi bir Alman tankını etkisiz hale getirebilecek yeteneğede sahiptiler.W założeniu nowa konstrukcja miała być zdolna zniszczyć każdy napotkany niemiecki czołg.
Kristen eve geri döner ve evdeyken maskeli adam tarafından etkisiz hâle getirilir.Kristen blir knockad och släpas tillbaka av "Man in Mask".
Canlı bomba etkisiz hale getirildi.En tredje bomb påträffades intakt.
Roketler etkisiz hale getirildi.Därför kom raketen ur kurs.
Komando: Bunlar, parçalayabilir, bozabilir ve düşmanı etkisiz hale getirebilir.Klotet kan både lamslå och distrahera fienden.
Grup destalinizasyon sürecinde Stalin'in etkisizleştirilmesine şiddetle karşı çıktı.JO riktade mycket skarp kritik mot Säpos agerande vid utvisningen.
Ancak konuşması etkisizdi.Але повернення було непростим.
Ancak burada oldukça etkisiz bir sezon geçirdi.Там він провів сезон не достатньо результативно.
Minoksidil geniş bir kellik alanına uygulandığında daha etkisizdir.Міноксидил більш ефективний при випадінні волосся у тім'яній ділянці.
Bu arada güneyde Nanzo Krallığına karşı yapılan sefer etkisiz olmuştu.Надалі міць королівства Наньчжао поступово згасала.
Roketler etkisiz hale getirildi.Ракета знята з озброєння.
Bununla birlikte, bazen etkisizdir, çünkü bir MAC adresi sahte olabilir.Je to ovšem neefektivní způsob, protože MAC adresu lze jednoduše podvrhnout.
Roketler etkisiz hale getirildi.Raketa nás zasáhla zcela nečekaně.