Migren tedavisinde akupunktur da etkilidir.Akupunktur kan förebygga migrän.
El hijyenine dikkat edilmesi ve kola doğru öksürme de etkili bir koruyucu önlem olabilir.God handhygien och att hosta i armvecket kan också vara effektiva förebyggande åtgärder.
0,15; 0,3 ve 0,6 mg/kg dozlarında alınan deksametazonun da aynı derecede etkili olduğu düşünülmektedir.Dexametason i doser motsvarande 0,15, 0,3 och 0,6 mg/kg ser ut att ha lika god effekt.
Hastalık yayıldığında, tüm topluluğu tedavi etmek etkili olur.I grupper där sjukdomen är vanlig kan det vara effektivt att behandla hela befolkningen.
Bu görevi sırasında ülkenin istikrara kavuşturulmasında etkili oldu.Dessa funktioner kom till oss i den ordningen när vi växte upp.
Bu NME'de 'gitarist aranıyor' ilanı vermesi kararında etkili oldu.Han betonar hur viktigt det är att lägga sin tillit till en guru.
Diğer taraftan Alman denizaltıları, Karadeniz'de etkili olamıyordu.Man bedömde att främmande ubåtar inte längre fanns kvar i svensk skärgård.
Püskürmenin başlamasının ardından ilk birkaç gün içinde etkili olan rüzgârlar yönünü batıya doğru çevirdi.Därefter rör sig luften in i de sekundära luftvägarna som de passerade i början.
Ek olarak, ABBA'dan alınan ses örneğinin şarkıya etkili bir şekilde adapte edilmesi övüldü.Ända från början uppmärksammades Abba för musikens speciella ljudbild.
Bir Sonraki!", o dönemde ilk kimseden daha etkiliydiler.I det senare hänseendet var han dock mer än i det förra.»
Bazı kuleler belirli bir düşmana daha etkilidir.En del agens är mer specifika för en viss art.
Daha sonra bu alt bölümlerde yeni dallara ayrılacak ancak hepsi etkili olmayacaktır.En del återvänder så småningom därifrån – men inte alla.
Her iki versiyonun da satış rakamları liste başarısında etkili oldu.Bägge problemen gjorde att hennes försäljningssiffror sjönk.
Muharebe etkili olarak savaşı başlatan ve Paris'in varoşlarına uzanmış olan Alman taarruzu bitirdi.Slaget avslutade den månadslånga tyska offensiven som påbörjade kriget och som nått utkanten av Paris.
Ağaç kabuğu çok etkili bir su geçirmez zırhtır.Flåsjön är en stor konstgjord vattenreservoar.
Modern Hıristiyan misyonerlik hareketinde etkili oldu.Vid denna tid ska situationen för den kristna missionsverksamheten ha försvårats.
Çinko takviyesi kişinin yakalandığı nezle sayısını azaltmada etkili olabilir.Zinktillskott kan vara effektivt för att minska antalet förkylningar som en person får.
O zamanlar problemlerden hiçbiri çözülemedi ve 20. yüzyıl matematikçileri üzerinde oldukça etkili oldu.Försöken att lösa flera av dem skulle senare visa sig ha stort inflytande över 1900-talets matematik.
Noonan sendromu, hem çocukları hem de yetişkinleri etkiliyen bir hastalıktır.SSPE är en neurologisk sjukdom som drabbar barn och unga vuxna.
Afrika Eksarhlığı hem sivil hem de askeri güçlerle etkili bir Vali-Generallik idi.Korståget blev dock ett allmänt misslyckande både på militärt och personligt plan.
Aynı zamanda etkili bir bareş vardır.En ljusare fas förekommer även.
Pikronoksinin tadı acıdır ve safranın tadında en etkili olan bileşiktir.Kefir har en jästaktig smak och är mest populär i Östeuropa.
Dil, insanların kullandığı en önemli ve en etkili iletişim aracı olarak görülmektedir.Det mänskliga språket är det mest komplexa kommunikationssystem man känner till.
Ancak kısa şiirlerinde, yaşamındaki en önemli şeyleri en etkili biçimde yansıtmaktadır.Numerärt är dock översättningarna av barnböcker det mest påtagliga i hennes verklista.
2005 yılında Time dergisi onu dünyanın en etkili 100 kişisi arasında göstermiştir.Under 2005 namngav tidskriften Time henne som en av världens 100 mest inflytelserika personer.
NSV, saniyede 13 atış yapar ve etkili menzili 1.500 m dir.NSV:s vikt är 55 kg, eldhastigheten 13 skott i sekunden och den effektiva räckvidden är 1500 meter.
En etkili tedavi bir elektrostimulasyon yöntemi olan PhyBack Therapydir.Leverbiopsi är den mest pålitliga metoden för att diagnostisera fettlever.
Kapsamlı bir bayındırlık programı başlattı ve etkili bir yönetim sistemi oluşturdu.Detta utnyttjades av några inflytelserika familjer och ett nytt styrsystem utvecklades.
En etkili sorbent aktif karbondur.Där är den aktiva substansen valaciklovir.
Türkiye'nin yurt dışındaki turistik tanıtım çalışmalarında yer alması etkili olabilir.Det kan vara en skildring av en islännings resa utomlands.
Kedileri cezbedici kimyasallar, kedi davranışlarında etkili olan kokulu bileşiklerdir.Fredskallan innehåller irriterande ämnen, och är giftig för katt.
Günümüzün en etkili sol beklerinden birisidir."Han är vår elegantaste högerback genom tiderna.
2007'de erkek tipi kellikte yeni %5'lik köpük solüsyonun sıvı solüsyondan daha etkili olduğu gösterildi.År 2007 förutspås att mer än 50 % av alla nya typer av ljuskällor som levereras vara av typen LED.
Yine de bu propaganda çok az etkili oldu.Demonstrationen ledde till föga.
Mayının iki kannallı manyetik etkili fünyesi bulunmaktadır.En skevkropp har exakt två idempotenta element.
Düşük hızlarda etkili değildirler bu yüzden aracı tam manası ile durdurmazlar.De ska i princip finnas så fort det är olämpligt att hålla hastighetsgränsen exakt.
Kamu politikası yapımı üzerinde etkili olan kamu sorunları, ekonomik, sosyal veya politik nitelikte olabilir.Det kan vara verksamheter som påverkar den allmänna säkerheten, den ekonomiska stabiliteten eller miljön.
II. Dünya Savaşı'na denk gelen bu dönemler daha sonra edebiyatında da oldukça etkili oldu.Betydande verk har tillkommit även efter andra världskriget vilka innehållsmässigt är expressionistiska.
Günde iki kez kullanım günde bir kez kullanımdan daha etkili olabilir.Вживання двічі на день є більш ефективним ніж один раз.
Bu nedenle, analogu olmayan suyun en etkili saflaştırmasıdır.Тому це найефективніше очищення води, яка не має аналогів.
1955 - Dr. Jonas Salk tarafından geliştirilen çocuk felci aşısının, güvenli ve etkili olduğu açıklandı.1955 — вакцина від поліомієліту, розроблена доктором Джонасом Солком, оголошена безпечною та ефективною.
Genel olarak, tüm triptanların eşit derecede etkili olduğu ve benzer yan etkilere sahip olduğu görülmektedir.Загалом усі триптани вважають однаково ефективними, і вони мають подібні побічні ефекти.
Aynı zamanda etkili bir bareş vardır.Ефективним є також вакуум.
1944'te penisilinin menenjit için etkili olduğu ilk defa rapor edilmiştir.У 1944 році було вперше доведено ефективність лікування менінгіту пеніциліном.
2. Değişkenler, diğer değişkenlere eşzamanlı etkili olabilir.Змінні можуть мати одночасний вплив на інші змінні.
İlk altı ayda yaklaşık %85, ilk yılda ise %50–60 etkilidir.Ефективність вакцин складає 85 % протягом перших шести місяців і 50–60 % протягом першого року.
Güney Doğu Asya bölgesindeki en etkili siyasi figürlerinden biri olarak kalmıştır.До останнього залишався однією з найвпливовіших політичних фігур Південно-Східної Азії.
Amitriptilin ve venlafaksin de muhtemelen etkilidir.Імовірно, що Амітриптилін та венлафаксін є також ефективними.
O sezon takımında görev aldığında ne kadar etkili olabileceğini gösterdi.В цьому сезоні команда реально могла виконати поставлене завдання.
Hem uzun etkili bir zehir ve kısa etkili bir panzehir üretirler.Вони виробляють як довготривалу отруту, так і недовго живучу протиотруту.
Sumatriptan gibi triptanlar, kişilerin neredeyse %75'inde hem ağrı hem de bulantı için etkilidir.Триптани, такі як суматриптан, є ефективними для полегшення як болю, так і нудоти, у майже 75 % осіб.
Direnç eğitimi de faydalıdır ve en etkili yöntem, her iki egzersiz türünün birlikte yapılması olabilir.Силові вправи також корисні, а поєднання обох видів вправ є найбільш ефективним.
(2010 (2010) itibarıyla), hastalığı önlemeye yönelik etkili bir aşı bulunmamaktadır.За даними 2010-го року вакцини для запобігання хвороби не існує.
Şimdiye kadarki "en etkili hücre biyoloğu" olarak tanımlanır.Його описували як «найвпливовішого клітинного біолога».
Aynı zamanda ribauntlarda takım ve birebir savunmalardada çok etkilidir.У процесії, демонстрації теж постійно відбувається рух, чи не так?
Bilişsel eğilimler belirli bir bağlam içerisinde daha etkili eylemlere yol açabilir.Когнітивні упередження можуть призвести до більш ефективних дій у певному контексті.
Etkili bir vuruş gücüne sahiptir.Володіє потужним ударом.
Bozulmuş gıda ve içecekten kaçınmak da etkili olabilir.Утримання від споживання зараженої їжі чи напоїв теж має бути ефективним.
Burada destek aldılar ve etkili bir savunma pozisyonu oluşturdular.Тут вони опинилися в вигідній оборонній позиції.
Klorokin en etkilisidir.Найчисельнішими є хлорококкові водорості.