Domuzların tedavi edilmesi ve aşılanması bir başka etkili müdahale yöntemidir.Fysiotherapie en verlichting van pijn zijn aanvullende behandelvormen.
Hurri kültürü Hititlerin dini üzerinde önemli ölçüde etkili olmuştur.De Hurritische cultuur had veel invloed op de religie van de Hettieten.
Bunda ülkenin Vatikan ile olan yoğun ilişkisi etkili olmuştur.Omstreden is de hulp die zij hier bij ontvingen van het Vaticaan.
Bunların yanında hayvansal ürünler de ekonomide etkilidir.Ook economisch richten deze dieren schade aan.
Mecliste etkili, Kağana muhalefet edebilir.Doch, snelle Pekkie kan het papiertje beetpakken.
1955'te Juscelino Kubitschek'in yeni bir başkent inşa etme vaadi devlet başkanı seçilmesinde etkili oldu.In 1955 stelde Juscelino Kubitschek zich kandidaat voor het presidentschap.
Ayrıca çevresel yerli yayımlarında da etkili olur.Verder zijn er in de dans inheemse invloeden te bespeuren.
Bu uygulama onları yoksul bırakmaz, aksine daha etkili bir konuma yükseltirdi.Het ontbrak haar zeker niet aan (adellijke) aanbidders, maar het leek haar verstandiger niet te huwen.
Hicks 20. yüzyılın en önemli ve en etkili olmuş iktisatçılarından birisidir.John Hicks was een van de belangrijkste en invloedrijkste economen van de twintigste eeuw.
Çinko takviyesi kişinin yakalandığı nezle sayısını azaltmada etkili olabilir.Zinksupplementen kunnen helpen bij vermindering van het aantal malen dat iemand verkouden wordt.
Bu nedenle, analogu olmayan suyun en etkili saflaştırmasıdır.De sterkste zuren zijn daarom bekend uit niet waterige systemen.
Yakın mesafeden yapılan bu atışlar çok etkili olmuştur.Schieten op het oog was moeilijk door de grote afstanden.
Bu kesimde Alman filotillası etkili olamamıştı.Uiteindelijk had de Duitse bezettingspolitiek geen succes.
Her hafta, bir hayalet hikayesi bir şekilde onu etkiliyordu."Daarop plaatste hij een jaar lang dagelijks een foto van een nieuw beeld.
Bu tanklara karşı en etkili Alman silahın 88 mm uçaksavar topuydu.Te land was het Duitse 88mm-kanon het zwaarste gangbare wapen.
Ancak çelik yelek sahibi oyunculara karşı pek etkili değil.Men beheerste het legeren van staal nog niet goed.
Töleslerin ayaklanması Batı Göktürklerin Çin'e bağlanmasında etkili olmuştur.De Boksers willen de westerse inmenging in China een halt toeroepen.
İçerik Discoverer etkili bir şekilde evrimidir.De remslaap is evolutionair bepaald.
Kafa toplarında çok etkilidir.In de hoofdjes zitten stroschubben.
Genel olarak, probenesidin allopurinolden daha az etkili olduğu görülür.Probenecyd jest ogólnie mniej skuteczny niż allopurinol.
0,15; 0,3 ve 0,6 mg/kg dozlarında alınan deksametazonun da aynı derecede etkili olduğu düşünülmektedir.Deksametazon w dawce 0,15, 0,3 i 0,6 mg/kg wydaje się równie dobrym rozwiązaniem.
Köprü halen etkili bir şekilde kullanılmaktadır.Most jest ciągle w użyciu.
Hint edebiyatı da Budizmin Japonya'da yayılmasına bağlı olarak, Japon edebiyatında etkili olmuştur.Widoczne są też wpływy literatury indyjskiej, obecnej przez rozprzestrzenianie się buddyzmu w Japonii.
Günde iki kez kullanım günde bir kez kullanımdan daha etkili olabilir.Początkowe przyjmowanie preparatu dwa razy dziennie może prowadzić do szybszego efektu.
Avrupa'daki ticari bağlantıları sayesinde Osmanlı dış politikasında etkili oldu.Dzięki swoim znajomościom handlowym w Europie wpływał znacząco na politykę zagraniczną imperium.
Geniş kapsamda etkili bir aşının geliştirilmesi de pek muhtemel değildir.Stworzenie szczepionki skutecznej na szerszą skalę jest zatem mało prawdopodobne.
Vücut derisinin esnekliğinin korumasında etkilidir.Ich zadaniem jest ochrona grzbietowej części ciała.
Kural olarak etkili olabilen en düşük doz kullanılmalıdır.W każdym przypadku należy podawać najmniejszą dawkę skuteczną.
Bunların arasında en etkili olanı ise hilekâr ve ahlaksız müteahhit Schukert (Mario Adorf)'tir.Wyjątkiem jest najważniejsza z nich, Al-Fatiha (Sura otwierająca).
Alkol bazlı jeller de etkili olabilir.Skutecznym środkiem mogą być również żele na bazie alkoholu.
Fransız Yeni Dalgası'nın en etkili isimlerinden birisi.Jeden z najważniejszych reżyserów tzw. francuskiej nowej fali.
Bazı kuleler belirli bir düşmana daha etkilidir.Czasem niektóre zaklęcia działają lepiej na poszczególnych wrogów.
Bu eser sıklıkla yazarın en etkili ve en kolay anlaşılan eseri olarak gösterilir.Jest prawdopodobnie najczęściej czytaną i najbardziej lubianą pracą autora.
Yine de bu propaganda çok az etkili oldu.Skutki tej propagandy były jednak znikome.
Sağlam yapısı, düşük fiyatı ve etkili oluşu onu dünyada en çok kullanılan tanksavar silahı yapmaktadır.Prostota obsługi, niski koszt i efektywność sprawiły, że stał się najpopularniejszą bronią w swojej klasie.
Fakat binalarda çok da etkili değildirler.Ich budynki są mało wydajne.
Güney Çin'deki etkili yağış sürüyor. ^ Xinhua.Występuje naturalnie w południowych Chinach – na wyspie Hajnan.
Alışılmış süresini oynadı ama pek etkili değildi.Co noc obchodził go, ale był bezsilny.
Etkili bir vuruş gücüne sahiptir.Ma silny efekt wybuchu.
Bozulmuş gıda ve içecekten kaçınmak da etkili olabilir.Unikanie zakażonej żywności oraz napojów również stanowi skuteczny środek.
1970'li yıllara kadar hem avcı hem de avcı bombardıman rollerinde etkili bir şekilde görev aldı.Na samolotach tych lata do dziś, wypełniając podwójną, myśliwską i myśliwsko-bombową rolę.
Beraber etkili bir ikili oluşturmuşlardı.Razem tworzą szaloną parę.
Günümüzde dalgaların daha etkili bir ısınmaya sebep olduğu tam olarak belli değildir.Obecnie nie jest jasne, czy fale są skutecznym mechanizmem ogrzewania.
Ancak yakın mesafede çok etkilidir, menzili çok yüksek değildir.Jest szeroko rozpowszechniona, ale niezbyt licznie.
Yakın dövüştede çok etkilidir.W centrum szyku bitwa była bardzo zacięta.
Etkili, güvenilir bir ödeme sistemi tesis etmek ve bu sistemi çalışır vaziyette tutmak.Opracowała pewien niezawodny system, który ma w tym pomóc.
Milliyetçilik ilkesi, siyasi bir karakter kazanarak, çok uluslu devletlerin parçalanmasında etkili oldu.Pojęcie ludu zaczyna odgrywać doniosłą rolę wraz z powstaniem państw narodowych.
Belki son zamanlarda iki Avusturyalı polis memurunun Ocak 2009'da tutuklanması etkili olmuştu.Wojskowy został uwolniony przez włoską policję w styczniu 1982 roku.
Bu durum özellikle köylerde etkili oluyor.Szczególnie jaskrawo widać to w środowiskach wiejskich.
Yakın mesafedeki düşmanlarda etkilidir.Trzyma wszystkich intruzów na dystans.
Konklavda en etkili kişi (sonradan Papa II. Julius olacak) kardinal Giuliano Della Rovere idi.Jego głównym doradcą w kurii pozostał kardynał Giuliano della Rovere.
Bu yöntem günümüzde kullanılmaz çünkü etkili bir yöntem değildir.Kształt ich jest zresztą sprawą dowolną, gdyż nie miały praktycznego zastosowania.
Düşünceleri, tartışılmakla beraber özellikle ABD'de etkilidir.Jego powiązania z polityką można śledzić przede wszystkim w Stanach Zjednoczonych.
Ekstratropik siklonlar özellikle kış mevsimi boyunca etkilidir.Pośnieżki są aktywne przez cały rok, zwłaszcza zimą.
Halin'in iki katı kadar büyüklükte olan Sri Ksetra en büyük ve en etkili Pyu merkeziydi.Dwukrotnie większe od Hanlin, Śrikszetra było największym i najbardziej wpływowym ośrodkiem na ziemiach Pyu.
Trent Reznor 1997'de Time dergisi tarafından en etkili 25 insandan biri sayılır.W 1997 r. został ogłoszony przez magazyn Time jednym z 25 najbardziej wpływowych ludzi w Ameryce.
Etkili antitüberküloz tedavi alan hastaların bulaştırıcılığı iki hafta içerisinde sona ermektedir.Tak poprowadzone leczenie chirurgiczne można zakończyć w wieku 2 lat.
Aynı zamanda iki kez Amerika'nın en etkili 100 avukatından biri olarak seçilmiştir.Został ponadto dwukrotnie wybrany najlepszym bramkarzem amerykańskich college'ów.
Bunda büyük bir aileye sahip olmaları etkili olabilir.Ma najprawdopodobniej bardzo liczną rodzinę.
Bu durum çocukların yetişme biçiminde etkili olmaktaydı.Uważał, że są one nadmiernie używane w wychowaniu dzieci.