Savaşın başlamasıyla beraber Luftwaffe dünyanın en etkili ve güçlü hava kuvvetleriydi.Bis zum Beginn des Zweiten Weltkrieges wurde die Luftwaffe zu einer der stärksten Luftstreitkräfte der Welt.
Bazen de yağmurların yağmaması ekinleri olumsuz etkiliyor.Dies hat mitunter zur Folge, dass das Regenwasser weiterhin nicht hinreichend abfließt.
BOD, birçok şov da çok etkiliydi.Die Band absolvierte viele Auftritte.
Bu nedenle uygun ve etkili bir şekilde tedavi edilmesi önemlidir.Einher geht der Wunsch, dies in angemessener und würdiger Weise tun zu können.
Migren tedavisinde akupunktur da etkilidir.Die Durchführung von Akupunktur ist ebenfalls wirksam.
Mutajenik ve yüksek derecede etkili bir kanserojendir.Es ist ein starkes Karzinogen und hochpotentes Mutagen.
Düzgün tertiplenmiş bir falanks son derece etkili bir saldırı ve savunma gücü oluşturmaktadır.Einem geübten Kämpfer ist es möglich, sehr schnelle Angriffs- und Abwehrkombinationen auszuführen.
Her hafta, bir hayalet hikayesi bir şekilde onu etkiliyordu."Hierfür erzählt sie ihm jeden Abend eine phantastische Geschichte.
Rüzgar oldukça etkilidir.Die Belüftung ist sehr wirkungsvoll.
Ama daha etkili bir metot bulunmalıydı.Ein schnelleres Medium musste her.
Bu paralı askerler, savaşta çok da etkili olmayacaktı.Keine dieser Supereinheiten macht im Kampf sonderlich viel Spaß.
Anketi yapan kişinin ırkı da seçmenlerin yanıtları üzerinde zaman zaman etkili olmaktadır.Die Hautfarbe des Fragestellers könne die Antwort des Wählers beeinflussen.
Etkili bir tedavi yolu yoktur.Eine wirksame Therapie gibt es nicht.
Bu hava akınları çok az etkili oldu, büyük ölçüde psikolojik etki yarattı.Der materielle Schaden war gering, dafür hatte der Angriff eine starke psychische Wirkung.
Ayrıca başlangıçta plan kapsamına alınmayan Yunanistan ve Türkiye'ye yardım sağlanmasında etkili oldu.Insbesondere die Teilnahme von Griechenland und Italien war zunächst unsicher.
Yakın mesafeden yapılan bu atışlar çok etkili olmuştur.Meiner Ansicht nach war der Schuss aus unmittelbarster Nähe abgegeben worden.
Ufuk Tarhan, dünyanın en etkili 100 kadın fütüristi arasında yer almaktadır.Gry Bay unter die 100 sexiesten Frauen der Welt.
Bu durum, Beŋü'nün yeniden bir bağımsızlık hareketi başlatmasında etkili oldu.Er war mit der Wiederherstellung der iberischen Autonomie in Form eines Prinzipats erfolgreich.
Bunda Sion’da oynarken kendisine yapılan baskının etkili olduğunu açıklamıştı daha öncelerde.Wir vermuteten zunächst, jemand beim Zillo hätte sich das ausgedacht.
30 saniye süreyle etkili olan deprem, pek çok ilden de hissedildi.Ein besonders großer Tropfen brannte mit 40 Sekunden erheblich länger als erwartet.
Louis Armstrong ve Muggsy Spanier ile birlikte Beiderbecke 1920'li yılların en etkili caz soloistiydi.Neben Brigitte Weisleitner war Eckschlager die erfolgreichste Österreichische Biathletin der 1990er Jahre.
Strychnine iyonotropik glisin reseptörleri üzerinde etkili bir antagonisttir.Strychnin ist ein kompetitiver Antagonist am Glycinrezeptor.
Dördüncü Haçlı Seferi sırasında Konstantinopolis'in savunmasında etkili olmuşlardır.Doch erst mit dem vierten Kreuzzug kam es zur Eroberung Konstantinopels.
Weismannizm özelikle yeni deneysel embriyoloji alanında oldukça etkiliydi.Weismanns Konzept der Keimbahn war vor allem auf dem Gebiet der Embryologie sehr einflussreich.
Fakat Osmanlı himayasi hem pek etkili olmamış, hem de kısa sürmüştür.Noch ist sie jedoch nicht auf ihren Schienen und die Zeit wird knapp.
Ulupi Babruvāhana'nın yetiştirilmesinde büyük bir rol oynadı ve onun üzerinde çok etkili oldu.Diese beteiligten sich aktiv an der Entwicklung der Basler Fasnachtslarve und nahmen starken Einfluss darauf.
Birçok otorite tarafından en etkili yönetim düşünürlerinden biri olarak gösterilmektedir.In mehreren Rankings wurde er zu einem der einflussreichsten Managementdenker gewählt.
Halk ve iktidar üzerinde etkili birisiydi.Er genoss wohl bei den Menschen seiner Zeit und seiner Umgebung hohes Ansehen und große Beliebtheit.
Bu işçi yönetim teşkilatı, şeffaf sayılmasa da etkili idi.Die Führerstandssoftware hatte sich als noch nicht betriebstauglich erwiesen.
Bu dönemde salgın hastalıklar da etkili olmuştur.Die Gefahr des Ausbruchs von Seuchen ist während dieser Zeit hoch.
DSSC en etkili üçüncü oluşumdur.Die CDU wurde drittstärkste Kraft.
2007-08 sezonunda da Kavlak, etkili oyununa devam etti.Auch in der Saison 2006/07 zog er Kritik wegen seines harten Spiels auf sich.
Bu göreve gelmesinde Slav olmayan biri olarak Arnavut ayrılıkçılığına karşı çıkması etkili oldu.Bei einem weniger aktiven Gegner wäre das für Foreman kein Problem gewesen.
Parazitlere karşı etkilir.Er wurde von Parasiten geplagt.
En etkili iki güç Gök (Uzay dahil) ve Yer'dir.Il se présente à la porte des cieux et salue les deux divinités Dumuzi et Ningishzida.
Smithsonian Enstitüsü Caldicott'u 20. yüzyılın en etkili kadınlarından biri olarak isimlendirmiştir.Le Smithsonian Institution a nommé Caldicott comme l'une des femmes les plus influentes du XXe siècle.
Bu da ZiS-3 üretiminin artışında etkili oldu.Ce fut un facteur supplémentaire d'augmentation de la production du ZiS-3.
Ursula von der Leyen daha etkili bir dış politikadan yanadır.Von der Leyen est en faveur d'avoir une politique étrangère plus ferme.
Okhlopkov II. Dünya Savaşı sırasında Kızıl Ordu'nun en etkili keskin nişancılarından biriydi.Okhlopkov fut l'un des plus grands tireurs d'élite de l'armée rouge pendant la Seconde Guerre mondiale.
Bu görevde, Cornelius Scipio tarafınan Senato'ya ödüllendirilmesi önerilecek kadar etkili ve başarılı oldu.Il accomplit sa tâche avec tant d’efficacité que Cornelius Scipio proposa au Sénat qu’il soit récompensé.
Bunların yanında dip süresi, hızlı çıkış(yükselme),kilo gibi faktörler de etkilidir.(Ils ont une telle hâte à engloutir, qu'ils les avalent brûlants.
Ancak Palladio'nun dünyadaki en etkili takipçisi, İngiliz Inigo Jones oldu.Le disciple anglais de Palladio le plus influent était Inigo Jones.
Bu uygulama onları yoksul bırakmaz, aksine daha etkili bir konuma yükseltirdi.Cependant, ce châtiment ne fut pas utilisé outre mesure, car il affaiblissait grandement les armées.
Safranal, etkili bir antikonvülsandır, GABAA reseptörlerine agonist olarak etki eder.Le safranal est un anticonvulsivant efficace qui agit comme un agoniste des récepteurs GABAA,.
Marx üzerinde etkili olduğu bilinmektedir.On y reconnaît là l'influence de Marx.
Gandalf, 1960'larda etkili olmuş Amerikalı psychedelic rock grubudur.Gandalf est un groupe de rock psychédélique américain des années 1960.
Bunun için, en etkili tekniklerden biri Dünya gözlem uydularından kullanılmasıdır.Pour cela, une des techniques les plus efficaces est l'utilisation de satellites d'observation terrestre.
Yonne'un çok etkili bir kişisi olarak bilinmekte ve Yonne'da roi Jean (kral Jean) olarak adlandırılmıştır.Personnalité très influente de l'Yonne, on l'appelait le "roi Jean".
Etkili bir aşısı bulunmamaktadır.Il n'existe pas de vaccin efficace.
Toplam 30 bin askerin 20 bini kadarı, Rus istilasının etkili olduğu şeylere direnerek öldü.Sur les 30 000 soldats au total, 20 000 sont morts en résistant à une reconquête russe.
Kool G Rap, Golden Age Hip Hop Döneminin en etkili MCsi olarak görülmektedir.Kool G Rap est considéré comme un rappeur influent issu de l'âge d'or du hip-hop.
Yakın çatışmalarda etkilidir.Vulnérable en combats rapprochés.
Doğuluların konfederasyon şeklinde örgütlediği Arabasürücüleri,1856-1944 kesitinde çok etkili oldular.Les Gens-des-Chariots étaient une confédération d'Orientaux très active entre 1856 et 1944 T. Â.
Etkili kaydetme yoğunluğu zaman içinde artmıştır.La densité d'enregistrement effective a augmenté au fil du temps.
Bunda ailesinin yaşadığı çevre, içinde bulunduğu toplum etkili olmuştur.C'est lui qui propose à ses habitants de recueillir Atalante parmi eux.
Dönemin artan politik gerilimi grubun konselerini de etkiliyordu.Il partage, dans une certaine mesure, les sentiments des Conseils.
Ancak yakın mesafede çok etkilidir, menzili çok yüksek değildir.Son débit n'est pas très intense mais sa hauteur assez importante.
Ayrıca Bloomberg Markets'in "En Etkili 50" listesinde 2012 ve 2013 yılında yer aldı.En 2011, elle est aussi dans la liste des "50 Most Influential People in Global Finance" de Bloomberg Markets.
Oylamda jüri ve halk oylaması 50/50 etkili olmuştur.Le public et le jury votent à 50/50.
SCOUT (Keskin Nişancı): Keskin nişancı, uzak savaşta çok etkili olan bir asker sınıfıdır.Sniper (éclaireur) : Classe de soldat pour les tirs à longue distance.