Başarısızlığa çeşitli etkenler katkıda bulundu.Na selhání mají vliv nejrůznější faktory.
Ödünlemeye neden olan temel etken bireyde olan eksiklik ve yetersizliklerdir.Obojí se samo osobě blíží nezbytnému a nedostatečnému.
Etkenler bulaşık maddelerden alimenter yolla alınırlar.Vybírají potraviny z kontejnerů.
Bu da hızı arttıran bir etkendir.Jak však zvýšit rychlost?
Bu etkenler soğutma (y.n.Efektivní teplota (zn.
Bazı salgın hastalıklar da belirli yerleşim yerlerinin terk edilmesinde etkendir.Výskyt některých onemocnění závisí také na lokalitě.
Güzel denilenin dış etkenlere göre nasıl değişiklik gösterdiğini irdelerler.I ustanovil jsem se podle pohledu vnějšího co způsob svalový je považovati."
Tersine mühendislik bilgi ve birikimleri de bunun düşünülmesinde önemli bir etkendir.Kromě maskování a inteligence jim v tom pomáhá i vynikající zrak.
Diğer önemli bir etken de beton içindeki hava miktarıdır.Další závažnou skutečností je špatná kvalita betonu.
Bu da oyuncuların oyunda sürekli bir uğraşı olmasını sağlayan bir etkendir.Znamená to ale i to, že i hráč může být kýmkoliv napaden.
Hatanın gerçekleşmesinde çeşitli etkenler rol alır.Na vině zřejmě bude několik faktorů.
Köpeklerde en sık görülen hastalık etkeni Demodex canis’tir.Všechny uvedené demodikózy způsobuje převážně zástupce demodex canis.
Fildişi ticareti Afrika fili popülasyonunun 20. yüzyıl sonlarında azalmasında önemli bir etken olmuştur.Comerțul cu fildeș a contribuit la declinul populației elefantului african la sfârșitul secolului al XX-lea.
Bulaşıcı olmayan etkenlerden dolayı da olabilir.De asemenea, poate fi provocată de diverse cauze neinfecțioase.
Birçok başka etken de Alman devletlerinde milliyetçiliğin yükselişini güçleştirdi.Alți câțiva factori au complicat creșterea naționalismului în statele germane.
Hastalığın etkeni prion denilen enfeksiyöz karakterde bir proteindir.Agentul infecțios al ESB este considerat a fi un tip de proteină numit prion.
Stafilokok toksinleri gıda zehirlenmesi durumlarında ana etkendir.Toxinele stafilococice sunt o cauză comună a toxiinfecțiilor alimentare.
Buna çeşitli siyasî etkenler sebeptir.Aceste evenimente au avut mai multe consecințe politice.
Bu etkenler günümüzde de çok değişmemiştir.Această situație nu s-a schimbat prea mult până astăzi.
Bu normal etaplardaki hız, hiçbir şekilde yarışmanın klasmanının belirlenmesinde bir etken olmamalıdır.Adăugarea celor 4 puncte nu ar fi afectat în niciun fel clasamentul.
Birçok başka etken de Alman devletlerinde milliyetçiliğin yükselişini güçleştirdi.A nemzetiségek követeléseinél sokkal nagyobb veszélyt látott a német expanzióban.
Civarındaki aşiretlere nazaran atlara ve at sporlarına olan ilgileri onların tanınmasında önemli etkenlerdir.A lovakon és a lovas kocsikon történő színes felvonulás sok érdeklődőt vonz.
Bunda iki takımın büyük taraftar kitlesine sahip olmuş olması önemli etkendir.Ekkor jött az ötlet, hogy a két jó csapatból egy nagyon jó csapatot kellene csinálni.
İşyeri atmosferinin kötü olması ve iş stresine sebebiyet verebilecek bütün olumsuz etkenler.A túl sok munka stressz okozója lehet, ami épp az ellenkezőjét váltja ki.
Enlem-sıcaklık ilişkisi Dünya üzerindeki sıcaklığın dağılışında en önemli etkenlerden biridir.A tengerszint-emelkedés a globális felmelegedés egyik legkárosabb hatása.
Merkez Komite toplantısında alınan bu karar Stalin'in iktidara yürümesinde önemli bir etken oldu.A Time magazin kiemelte, hogy a döntőbizottságban maga Sztálin is helyet kapott.
Aşk, sosyolojide toplum yapısını oluşturan en önemli etkenlerden birisidir.A televízió a társadalmi tudat formálásának egyik leghatásosabb eszközévé kezd válni.
Alışılmışın dışında büyük ve eski lodgepole çam ormanları ulusal park kurulması için önemli bir etken oldu.A különleges és ritka növényfajok miatt, a Várhegy a Bükki Nemzeti Park része.
Bazilikanın inşaatının başlamasındaki en büyük etken 1838'deki büyük sel baskını olmuştur.A bazilika tényleges megépítésére az 1838-as nagy árvíz szolgáltatott indokot.
Bu farklılıkların nedenlerinin kültürel ve kurumsal etkenlerin bir karışımı olduğu düşünülmektedir.Nämä erot voidaan selittää kulttuuristen ja institutionaalisten erojen yhdistelmänä.
Dış etkenlerden ve diğer canlılardan korunmaya yardımcı olur.Nämä suojaavat eliötä vaurioilta ja muilta eliöiltä.
Provoke ağrı etkeni ortadan kalkınca ağrı da kaybolur.Kärsimys lakkaa, kun syy poistuu.
Lejyoner hastalığı, Legionella pneumophila adlı bakterinin etken olduğu hastalık.Legioonalaistauti on Legionella pneumophila -bakteerin aiheuttama kuumeinen keuhkotulehdus.
Bu etkenler soğutma (y.n.Baby, It’s Cold Outside (suom.
Gözlüğün kullanım amacı, görme bozukluğunu gidermek ya da gözleri dış etkenlerden korumaktır.Kyynelrefleksin tehtävänä on suojata näköaistia ulkoisilta ärsykkeiltä.
Büyük çoğunluğu insan patojenidir ve hastalık etkenidir.Suurin osa sairastuneista oli iäkkäitä tai heillä oli jokin heikentävä perussairaus.
Bulaşıcı olmayan etkenlerden dolayı da olabilir.Μπορεί επίσης να είναι αποτέλεσμα μη λοιμωδών αιτίων.
Hastalık etkeni Salmonella typhi adlı bir bakteridir.Η αιτία του τυφοειδούς πυρετού είναι η σαλμονέλα του τύφου.
Merkez Komite toplantısında alınan bu karar Stalin'in iktidara yürümesinde önemli bir etken oldu.Όταν το θέμα συζητήθηκε στην κεντρική Επιτροπή επικράτησε η άποψη του Στάλιν.
Provoke ağrı etkeni ortadan kalkınca ağrı da kaybolur.Προς μεγάλη της ευχαρίστηση, ανακάλυψε ότι ο πόνος εξαφανίστηκε.
Bu etkenler nüfusun azalmasına sebep olmuştur.Υποθέτουν λοιπόν ότι η μείωση ήταν αναλογική της μείωσης του πληθυσμού τους.
Hayatta kaybetmiş oldukları şeyler bu kızları birbirine bağlayan en önemli etkendir.Η ομοιότητα των εθνωνύμων τους είναι ένας από τους σημαντικότερους δεσμούς μεταξύ των δύο λαών.
Bunda baş etken Silikon Vadisi'nde bulunan çok sayıdaki yüksek teknoloji firmalarıdır.Χιλιάδες επιχειρήσεις υψηλής τεχνολογίας έχουν την έδρα τους στη Σίλικον Βάλεϊ.
Chlamydia suis, yalnızca domuzlarda enfeksiyon etkenidir.Το Trypanosoma simiae, προκαλεί μια λοιμογόνο νόσο στους χοίρους.
Eğitim seviyesi, dilinin ucunda deneyiminde bir etken olarak düşünülmemektedir.Διατήρησαν τη γλώσσα, παρά την έλλειψη εκπαίδευσης στη γλώσσα αυτή.
Merkez Komite toplantısında alınan bu karar Stalin'in iktidara yürümesinde önemli bir etken oldu.Hans indflydelse på centralkomitéen forsvandt, mens Stalins blev styrket.
Anormal ilaç etkileşimleri kalıtsal etkenlerden kaynaklanablir.Godartede tumorer inddeles efter deres oprindelse.
Bu da evrendeki karanlık madde miktarına katkıda bulunan bir diğer etkendir.Disse forhold er et af hovedargumenterne for tilstedeværelsen af store mængder mørkt stof i universet.
Evler kil, saman ve ahşaptan yapılmıştır ve doğal etkenlere karşı savunmasızdır.Husene er bygget af ler, strå og træ, og er sårbare for naturens omskifttelser.
Ananın gebelik süresince nasıl beslendiği de zekâ gelişimini etkileyen bir etkendir.En mors ernæring under fostrets udvikling kan også spille en rolle.
Bu tür suçların yayın yoluyla işlenmesi ceza yaptırımını arttırıcı etken olarak değerlendirilmektedir.Enhver voldsomhed, begået i denne tid, straffedes med forhøjet bøde.
Birçok başka etken de Alman devletlerinde milliyetçiliğin yükselişini güçleştirdi.Flere andre faktorer kompliserte nasjonalismen i de tyske stater.
Bu şekilde probleme neden olabilecek etkenler belirlenmiştir.At det er årsaker til at det vonde finnes.
Enlem-sıcaklık ilişkisi Dünya üzerindeki sıcaklığın dağılışında en önemli etkenlerden biridir.Smeltende is er et av de tydeligste tegnene på global oppvarming.
Dalga, deniz dalgaları çeşitli etkenler sonucu meydana gelir.De oppdager der at de forskjellige vanndammene fører til forskjellige verdener.
İç organları dış etkenlere karşı korur.Alle våpen trenger beskyttelse mot ytre påvirkning.
Köpeklerde en sık görülen hastalık etkeni Demodex canis’tir.En beslektet art (Demodex canis) lever på hunder.
Bu uzun adımları onlara sürat kazandıran bir etkendir.Sifatnya yang mudah larut ini lah yang menjadi keunggulannya terhadap Chitosan.
Etkilendiği en büyük etkenlerden biri piyanist büyükannesiydi.Salah satu pengaruh terbesar yang membimbing minatnya sebagai pianis adalah neneknya.
Bu etkenler günümüzde de çok değişmemiştir.Struktur tersebut sepertinya tidak banyak berubah sampai saat ini.