Ana içeriğe geç
Sözlük

etken ile cümle

etken kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bulaşıcı olmayan etkenlerden dolayı da olabilir.وقد تحدث أيضًا من أسباب غير معدية.
Provoke ağrı etkeni ortadan kalkınca ağrı da kaybolur.و يتم إيقاف استخدام الضمادات عندما يتوقف الألم.
Birçok başka etken de Alman devletlerinde milliyetçiliğin yükselişini güçleştirdi.عقدت عدة عوامل أخرى من توسع الحركة القومية في الولايات الألمانية.
Elektrik çarpmasının etkileri pek çok etkene dayanır.تحل الطاقة المظلمة العديد من المشاكل.
Bilgisayar donanımlarının karışık olma eğilimi birçok etkenin sebep olduğu bir olaydır.إن أمن العديد من أنظمة التشفير الحديثة يأتي من الصعوبة الملحوظة لبعض المشاكل.
1982 Satoha ve ark. sıçanların ülserinde enfeksiyon etkeni ile ilgili kanıtlar buldular.1982 ساتوها وآخرون يكتشفون أدلَّة تُفيد بِوُجُود سبب مُعدٍ للقرحة في الجُرذان.
Etkenler alimenter veya aerojen yolla alınır.في محاولة لطرد الطعام أو السائل من القصبة الهوائية.
Çövenin etken maddesi saponin olup, bulunma oranı türlere göre %15 -25 arasında değişmektedir.والمعروف أيضا بالغرق الناشف، ونسبة انتشاره مقارنة مع الأنواع الأخرى تتراوح ما بين 5 إلى 20 % من أنواع الغرق.
Etken, Sığır vebası hastalığı etkeni ile aynı familyadadır.حيث ينتمي فيروس داء الكلب المعروف إلى نفس العائلة.
Mikroskopik etkenler için bağlantılar virial faktörlerle ve Lennard-Jones potansiyelleri tarafından verilir.A força atrativa entre os átomos de modo a efetivar a ligação é devida ao Potencial de Lennard-Jones.
Bulaşıcı olmayan etkenlerden dolayı da olabilir.A doença pode também ter causas não-infecciosas.
Birçok başka etken de Alman devletlerinde milliyetçiliğin yükselişini güçleştirdi.Outros fatores vieram dificultar a ascensão do nacionalismo nos estados germânicos.
Bu etkenler nüfusun azalmasına sebep olmuştur.Isso parece ter aliviado a população.
Etken Clostridium chauvoei'dir.Exemplo: Clostridium.
Dış Etken: Modellenen sistemin dışındadır.Curitiba: do modelo à modelagem.
Doğal etkenler ise 1830'ların ve 1840'ların başlarındaki yaygın kuraklıklar ile 1840'lardaki gıda kriziydi.Por outro lado, havia também os factores naturais, como a seca em 1830 e crise de alimentos em 1840.
Bu hastalıkta mast hücreleri sürekli aktiftir ve etken maddeleri sürekli bir şekilde salgılarlar.O excesso de ferro nesses órgãos progressivamente lesiona as células e prejudica seu funcionamento.
Chlamydia trachomatis, yalnızca insanlarda enfeksiyon etkenidir.A bactéria Chlamydia trachomatis é exclusiva do ser humano.
Stamenlerin sayısı ve biçimi taksonomik ilişkilerin saptanmasında önemli bir etkendir.A forma e o desenvolvimento das búculas são elementos importantes na determinação taxonómica.
EQ, iki büyük etkene bağlıdır.O Cepac resolve dois problemas.
Moral hastalığın gelişiminde direkt etkendir.A mortalidade aumenta com a progressão da doença.
Bunda, yakın civarda kazısı yapılmış ve tabakalanması belirlenmiş bir yerleşmenin olmaması da etkendir.Het bevond zich in de buurtschap Rekhem nabij Gaanderen en niet ver van Doetinchem gelegen.
Bu da hızı arttıran bir etkendir.Dit is een soort stroomversnelling.
EQ, iki büyük etkene bağlıdır.De HIPAA bestaat uit twee belangrijke onderdelen.
Burada maliyet önemli bir etkendir.Hierin is zelfeffectiviteit een belangrijke factor.
Ayrıca çıplaklığın yasal olup olmadığı da bir etkendir.Ten slotte speelt het ook een rol of het geweld gerechtvaardigd is of niet.
III. Ur Hanedanının yükselişini çevreleyen etkenler de tam olarak bilinmemektedir.De verblijfplaats van de derde Haagse klok is onbekend.
Kıyaslar toplumsal ayrım ve şiddeti körükleyen etkenlerdir.Andere stromingen maken een onderscheid tussen individueel geweld en georganiseerd geweld.
Bu olay Çatalca'nın gelişmesinde önemli bir etkendir.Deze wordt gezien als een belangrijke factor in de ontwikkeling van de renaissance.
Ant etkenmen milletimniñ yarasını sarmağa Nasıl olsun eki qardaş birbirini körmesin?Zal het Will lukken om aan hen te ontsnappen, zonder er het leven bij in te schieten?
İnfeksiyöz etkenler veya otoimmünite sonucu ortaya çıkarlar.Besmetting of infectie van de operatiewond.
Büyük çoğunluğu insan patojenidir ve hastalık etkenidir.Opa Opa is seniel en lijdt aan de ziekte van Alzheimer.
İşte bu dönme hareketi içinde suyun hareketine gibi etkenlere ihtiyaç varıdır.Do rozwoju potrzebuje warunków podobnych jak pchła ludzka.
Ardı ardına yaşanan doğal felaketler ise durumu ağırlaştıran etkenler olmuştur.Jednak wspomniana klęska żywiołowa prawdopodobnie przyczyniła się do nasilenia tego zjawiska.
Bu etkenler nüfusun azalmasına sebep olmuştur.Te czynniki zdecydowały, że nastąpiło tu zmniejszenie liczby ludności.
Bunda başvuran öğrenci sayısındaki artış en büyük etkendir.Do dziś pozostał on najwyższym odznaczeniem, jakie może dostać student.
Hasta ayrıca bu etkenlerin birbirleriyle olan ilişkilerinin da farkında olmalıdır.Pacjenci różnią się też między sobą świadomością swojego zachowania.
Söz konusu sınır güvenlik gücü kurma adımının Afrin harekatının ana etkenlerinden biri olduğu ifade edildi.Wynika z niej, że czołową rolę w powstaniu ruchu odegrali Afroamerykanie.
Motor gibi bir dış etkenle tahrik ediliyorsa genellikle chain gun olarak adlandırılır.Ponieważ w rajdzie brały udział samochody pancerne, często określa się ten zagon jako pancerno-motorowy.
Etkeni A grubu streptokoklardır (Streptococcus pyogenes).Plants For A Future: Streptopus streptopoides (ang.). .
Eğitim alanında gelişkinliği ve yetenekli bir hatip olması bunda etkendir.Czy mam w pracy możliwość dokształcania się i rozwoju?
Yeni Kalendonya'ya köpeklerin getirilmesi bu kuşların sayılarını azaltan temel etken olmuştur.Do tak silnego spadku liczebności tych ptaków przyczyniła się bezpośrednia presja ze strony człowieka.
Bunda, yakın civarda kazısı yapılmış ve tabakalanması belirlenmiş bir yerleşmenin olmaması da etkendir.Schwa-ljudet / ə / har en stark tendens att försvagas till intet (synkoperas) i tonsvag stavelse.
Etken genellikle Trichinella spiralistir.Den vanligaste trikinen är Trichinella spiralis.
Norveççe dilinin bu dönemde gelişmesinde bunun bir etken olduğu düşünülür.Medvetandet om att norska var ett eget språk började också växa.
Bu da hızı arttıran bir etkendir.Detta för att få en högre fart.
Bu etkenlerden bir kısmı bir diğerini de etkileyebilmektedir.Denna roll ger dem inflytande också på andra områden.
Kimyasal pestisitlerin ve etken maddelerinin akut toksik etkileri vardır.Bekämpningsmedlen och kemiska gödningsmedel påverkar miljön negativt.
Lejyoner hastalığı, Legionella pneumophila adlı bakterinin etken olduğu hastalık.Bakterien fick sedan namnet Legionella pneumophila.
Dayanak varlığın fiyatı: varantların fiyatını belirleyen etkenler arasında ilk sırada yer almaktadır."Limit" syftar på den prisgräns som sätts av utställaren.
Büyük çoğunluğu insan patojenidir ve hastalık etkenidir.För hög autoimmunitet är dock patogent och orsakar sjukdomar.
Etken Strongylus vulgaris adında bir nematoddur.Det är svårt att fastställa en tidig infektion av Strongylus vulgaris.
Ayrıca tütünün para etmemesi de ayrıca bir etkendir.Однак надмірне зволоження тютюн не переносить.
Bulaşıcı olmayan etkenlerden dolayı da olabilir.Також він може виникнути через різноманітні неінфекційні причини.
Etken her yaşta sığırı etkiler ve akut seyreder.У зоопарку кожна тварина виглядає вгодованою та доглянутою.
Çam ormanlarının çok oluşu, yağmurun çok yağmasına bir etkendir.Такий феномен можна пояснити тим, що ліс притягує дощ.
Bu da hızı arttıran bir etkendir.Це також збільшує швидкість прояснення.
Bu ve diğer nedenlerden ötürü insan etkeni yöneylem araştırması için yaşamsaldır.Саме через цю систему причин і наслідків слід розглядати людину.
Daha sonra yapılan bazı araştırmalar depremin zarara yol açmasını sağlayan etkenleri ortaya çıkardı.Події переносяться на декілька років назад, щоб показати, що саме призвело до катастрофи.
Büyük çoğunluğu insan patojenidir ve hastalık etkenidir.Найчастіше емо — ранима і депресивна особа.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod