Bu da pilot güvenliğini arttırıcı bir etkendir.C'est un outil de pilotage de la sécurité.
Bu şekilde probleme neden olabilecek etkenler belirlenmiştir.Cependant, un tel système peut résoudre certains problèmes que l’on pense être difficiles.
Daha sonra yapılan bazı araştırmalar depremin zarara yol açmasını sağlayan etkenleri ortaya çıkardı.Beaucoup en ont rapporté des images qui montrent à quel point ce fut dévastateur .
Bir etken ile oynayabilir.Il peut se jouer debout.
Para darlığını destekleyici etkendir.3) Rente pour favoriser le développement.
Fransa'nın 1871 Alman yenilgisi bu düşmanlığın en önemli etkenidir.L'unité allemande de 1871 en est un aboutissement.
Elektrik çarpmasının etkileri pek çok etkene dayanır.L'intensité énergétique d'un pays dépend de nombreux facteurs.
Hollanda'nın Srebrenitza Katliamı'ndaki sorumluluğu üzerine geçen bir tartışma bunda en önemli etkendi.C'est dans ce village qu'est situé le principal mémorial du massacre de Srebrenica.
HIV cinsel temas yoluyla ve enfekte kanla temas yoluyla bulaşan ciddi bir etkendir.Le VIH est un virus qui se transmet sexuellement ou par contact sanguin.
Bu hesaplamanın yapılmasında temel etken, karbon 14 ile karbon 12'nin birbirine oranının hesaplanmasıdır.Ce taux est principalement dû à la présence de carbone 14 et de potassium 40 dans notre organisme.
Bu farklılıkların nedenlerinin kültürel ve kurumsal etkenlerin bir karışımı olduğu düşünülmektedir.Se cree que estas diferencias se deben a una combinación de factores culturales e institucionales.
Hitler'in, Alman ilerleyişini durdurmasında bu bir etken olmuş olabilir.Ésta pudo haber sido la razón para que Hitler ordenase la detención del avance alemán.
Antibiyotiklerin mevcut kılınması bunun için önemli bir etkendi.Un factor importante lo sería la disponibilidad de antibióticos.
HIV cinsel temas yoluyla ve enfekte kanla temas yoluyla bulaşan ciddi bir etkendir.El virus se transmite a través del contacto directo con sangre infectada.
Lejyoner hastalığı, Legionella pneumophila adlı bakterinin etken olduğu hastalık.Era una bacteria del género Legionella del cual destaca la Legionella pneumophila.
Bunda başvuran öğrenci sayısındaki artış en büyük etkendir.En ellos se ve el mayor crecimiento de la cantidad de niños que acceden a la escuela.
Etkeni A grubu streptokoklardır (Streptococcus pyogenes).La causa más común de linfangitis en humanos es Streptococcus Pyogenes (estreptococo del grupo A).
Burada maliyet önemli bir etkendir.El coste también es un factor importante.
Mikroskopik etkenler için bağlantılar virial faktörlerle ve Lennard-Jones potansiyelleri tarafından verilir.Un átomo experimenta una fuerza atractiva con todos los átomos cercanos según el potencial de Lennard-Jones.
Bu sosyal depresyon onu politikaya iten bir etken haline geldi.Convierta esa indignación en poder político.
Güneşten korunmak amacıyla kullanılan ürünler için önemli bir etkendir.Una madre que lleva a cuestas el Sol como protección.
Gözlüğün kullanım amacı, görme bozukluğunu gidermek ya da gözleri dış etkenlerden korumaktır.Máscara facial diseñada para proteger los ojos y la cara de los impactos.
Tecavüz kültürünün diğer sosyal etkenler ve davranışlar ile ilintili olduğu gözlemlenmiştir.La cultura dello stupro è stata osservata in correlazione con altri fattori e comportamenti sociali.
Bu gözlemden yola çıkılarak, olgunun oluşumunda tekrarın asıl etken olduğu sonucuna varılmıştır. ^ (4).Abbiamo tolto il velo dai tuoi occhi, e oggi la tua vista è chiara, dice il Corano.
Arazinin uygunluğundaki ana etken arazinin yeraltı sularının bol olmasıydı.Nonostante fosse agile in acqua, sulla terra era piuttosto goffa.
Bulaşıcı olmayan etkenlerden dolayı da olabilir.Può anche derivare da varie cause non infettive.
Bunda baş etken Silikon Vadisi'nde bulunan çok sayıdaki yüksek teknoloji firmalarıdır.Migliaia di aziende ad alta tecnologia sono situate nella Silicon Valley.
Viroidler bitkiler için önemli hastalık etkenleridir.I viroidi sono importanti patogeni delle piante.
Bunda en önemli etken bu ağaçların dayanıklı ve kolay bulunur nitelikte olmasıdır.L'obiettivo è comunque sempre quello di ottenere un albero piccolo e preciso.
Bunların dışında enfekte hastalarla temas da bulaşmada önemli bir etkendir.Il contatto con gli altri malati è insopportabile.
HIV cinsel temas yoluyla ve enfekte kanla temas yoluyla bulaşan ciddi bir etkendir.L'HIV è uno dei numerosi virus trasmessi attraverso il contatto sessuale e dall'esposizione a sangue infetto.
Yani zaman aynı anda bir sanatsal etken de olmaktadır.Ed è ovvio che qualora dovesse mai darsi all'art.
Bunun yanında küçük çaplı tropikal meyve ihracatları da ülkene ekonomisine katkı sağlayan etkenlerdendir.Presenti poi alcune industrie come la dolciaria Dolfin, attiva a livello nazionale.
Cansız etkenlerde olduğu gibi ilk reaksiyon yangısal bir değişikliktir.La vasocostrizione con modificazioni di flusso è la prima manifestazione di un'infiammazione acuta.
Örneğin bir yarışta açık olan bir araç başka bir yarışta etken olmayabilir.In questa modalità un'auto non può competere contro un'altra di classe differente.
Başarısızlığa çeşitli etkenler katkıda bulundu.Diversi eventi influenzarono lo sviluppo.
Çövenin etken maddesi saponin olup, bulunma oranı türlere göre %15 -25 arasında değişmektedir.La gradazione alcolica può oscillare, secondo la varietà del prodotto, tra 15° e 17,5°.
Nano elektronik ara yüzleri ve diğer nano elektronik tabanlı sensörler araştırmanın bir başka etken hedefidir.Нейроэлектронные интерфейсы и другие наноэлектронные сенсоры — это другая активная цель для исследований.
"Bu ayırıma Kuki-Mizo kabileleri arasındaki çekişme de etken oldu.Между ними вспыхнула ссора из-за окуней (ahven).
Bu farkım bana çok para kazandıran bir etken." demiştir.Занимаюсь тем, что трачу честно заработанные деньги».
Hastalık etkeni uzun bir süre belirlenememiştir.Заболевание долго не могли диагностировать.
"Dil Devrimi'nin gerçekleşmesini sağlayan etkenler, aynı zamanda onun amaçlarını ortaya koymaktadır.Факторы, обеспечившие революцию языка, в то же время выдвигают цели этого явления.
Bu gözlemden yola çıkılarak, olgunun oluşumunda tekrarın asıl etken olduğu sonucuna varılmıştır. ^ (4).А на чистое поле вновь высыпаются детальки: что сможешь собрать из них ты — зритель?
(Ahmet, yürü!) activum: Etken çatı.Кошмар. (литературная пародия). - Кот на крыше.
Mikroskopik etkenler için bağlantılar virial faktörlerle ve Lennard-Jones potansiyelleri tarafından verilir.Графические процессоры можно использовать только для потенциалов Леннард-Джонса и Кулона.
Provoke ağrı etkeni ortadan kalkınca ağrı da kaybolur.После иммобилизации боли не исчезают.
At yarışlarının daha heyecanlı bir spor olmasını sağlayan etkenlerden biri de bahistir.Подготовка лошадей для спорта — более сложная задача.
Şovun bu kadar tutulmasındaki en büyük etken karakterlerdi.Там было самое горячее шоу из тех, что у нас были.
Bu da fobinin şiddetini arttıran bir etkendir.А ведь это наказание — величайший позор для искусного воина.
Barrowman, Kaptan Jack fikrinde kendisi anahtar etken olmuştur.Актёр Джон Барроумэн сам стал одной из ключевых фигур в концепции капитана Джека.
Çarpma, ısı gibi etkenler, bozulmayı hızlandırır.Нагревание, ультрафиолетовое облучение, примеси ускоряют разложение.
Finlandiya'daki sosyal hareketliliği belirleyen en önemli etken eğitimdir.Наиболее эффективную политику в области окружающей среды согласно результатам исследования проводит Финляндия.
Ayrıca Institute for Advanced Study'nin etken yıllarında önemli bir üyesi olmuştur.Несколько лет работал в Институте перспективных исследований.
Fransa'nın 1871 Alman yenilgisi bu düşmanlığın en önemli etkenidir.Его решение проблемы голода в Ирландии в 1817 году было одним из самых значительных успехов правительства.
Konservasyonun belirlenmesinde çeşitli etkenler rol oynar.Сохранению вида пытаются способствовать различные организации.
Etkilendiği en büyük etkenlerden biri piyanist büyükannesiydi.В этом его поощряла бабушка, которая была профессиональной художницей.
Karaktere bu adının verilmesinde ise yapımcı Greg Daniels'in çocukluk arkadaşının adı etken olmuştur.Имя брата, или, по крайней мере то имя, которое он использовал, был Ирвинг Браксиатель.
Bir "siyasi kimliği" veya "imajı" oluşturacak her etkeni de içermelidir.بعبارة أخرى، فإنه يتضمن أيضًا جميع الجوانب التي تحدث "هوية أو صورة سياسية".
Diş anomalileri çevresel veya gelişimsel etkenlerden kaynaklanmasına göre sınıflandırılabilir.يمكن تصنيف شذوذات الأسنان تبعاً لما إذا كانت عائدة لأسباب بيئيّة أو أسباب تطوريّة.
Bu etkenlerin yanı sıra Japon anakarasındaki siyasi durumun da korsanların faaliyetlerinde etkisi büyüktür.تؤرخ هذه الحلقات مرحلة الإقطاعية في اليابان ودور القراصنة في تلك الحقبة.