Mayalar binanın işlevsel kullanımından ziyade dış estetik görünümüne önem verirlerdi.Lăsa de dorit aspectul estetic al clădirii .
Estetik duygu yoksunluğu.Emoția estetică.
Değişikliklerin çoğu küçük ve estetikti, ancak bazı hayranlar bunların filme olumsuz etki yaptığına inandı.Ezek a változtatások vegyes fogadtatásra találtak, egyes rajongók szerint gyengítik a filmet.
Estetik tercihler sebebiyle de kullanılabilir.Nimimerkkiä voi käyttää myös esteettisyyden vuoksi.
Şaşırtıcıdır, bu binalar genellikle zevk verici bir estetik yakalamayı başarmışlardır.Τα έργα αυτά είναι συνήθως μακροσκελείς αφηγήσεις περιπετείων των ηρώων.
Burke estetik üzerine felsefi çalışmalar da yaptı ve Annual Register adlı siyasi dergiyi çıkardı.Burke udgav en filosofisk afhandling om æstetik og grundlagde det politiske tidsskrift Annual Register.
Estetik tercihler sebebiyle de kullanılabilir.De brukes også av estetiske hensyn.
Sandow’un vücûdu çok estetikti.Leighs helse synes stabil.
Estetikten yoksun olmak.Flauhetens estetikk.
Daha güzel görünmek için bir dizi estetik ameliyat yaptırdı; göğüslerini dolgunlaştırdı.Hun ble svekket etter en omfattende operasjon for brystkreft, hvor flere ribben måtte fjernes.
Estetik olarak, Pocket PC 2002 sonra yeni yayımlanan Windows XP tasarımına benzer olması gerekiyordu.Secara tampilan, Pocket PC 2002 didesain menyerupai Windows XP yang juga baru dirilis saat itu.
Estetik konusu ilk çağdan beri filozoflar tarafından irdelenmiştir.Penanganan kemarahan telah menjadi bahan tulisan sejak para filsuf awal hingga saat ini.
Estetikten yoksun olmak.Memiliki nilai estetika.
Olayın ciddi estetik ve ahlaki boyutları vardır.Memiliki akhlak dan moral yang tinggi.
Şaşırtıcıdır, bu binalar genellikle zevk verici bir estetik yakalamayı başarmışlardır.Dari ini, penderita biasanya memperoleh kepuasan seksual.
Estetik olarak, Pocket PC 2002 sonra yeni yayımlanan Windows XP tasarımına benzer olması gerekiyordu.Về mặt giao diện, Pocket PC 2002 được thiết kế tương tự như phiên bản mới phát hành thời đó là Windows XP.
Kurban estetik ya da manevi zerafetten uzaktır.Luật sư nào, kích động hay bôi xấu như thế nào?
Şaşırtıcıdır, bu binalar genellikle zevk verici bir estetik yakalamayı başarmışlardır.従来特別仕様だったアクティブフィールドエディションが通常グレードへ昇格。
Estetik duygunuzu tatmin edecek şey nedir?あなたの美意識を満足させるものは何ですか?
Burke estetik üzerine felsefi çalışmalar da yaptı ve Annual Register adlı siyasi dergiyi çıkardı.伯克也出版了許多與美學有關的著作,並且創立了一份名為Annual Register的政治期刊。
Bu atölye çok geçmeden çok yüksek teknik ve estetik nitelik gösteren eserler üretmesi ile ün yaptı.如此近距离的施工,对于施工工艺和技术来说,要求精确度极高。
Şaşırtıcıdır, bu binalar genellikle zevk verici bir estetik yakalamayı başarmışlardır.在這種戰術下,通常會形成高得分的狀況。
Şaşırtıcıdır, bu binalar genellikle zevk verici bir estetik yakalamayı başarmışlardır.특화형은 보통 그 성질상 공격적인 마법이 인스톨되어있는 경우가 많다.
19. yüzyılın sonlarına doğru estetik açıdan daha geliştirilmiştir.제3장 19절에서는 한층 더 설명적으로 기술되어 있다.
Aynı zamanda, Roma tiyatrosu estetik yönünden oldukça çekicidir.כמו כן, היה התיאטרון הרומי בעל משיכה רבה יותר לאסתטיקה.
Bu model daha ince, daha hafif, daha küçük, daha estetikti ve ekranları daha parlaktı.מחשבים אלה היו קטנים יותר, מהירים יותר, זולים יותר, ויציבים הרבה יותר.
Estetikleştirme ve mistikleştirme.אל תספור ורסטאות.
Figürlerden ziyade estetik ön planda tutulur.Най-добре е запазена живописта в преддверието.
Şaşırtıcıdır, bu binalar genellikle zevk verici bir estetik yakalamayı başarmışlardır.Napodiv, aj napriek tomu tieto budovy pôsobili prijateľne esteticky.
Sütunun geri dönüşü teknolojik bir gereklilik olmaktan ziyade estetik bir tercihti.Návrat k stĺpom v postmoderne je viac podmienený estetikou ako technologickou nevyhnutnosťou.
1870'te modern diller ve estetik okumak üzere Uppsala Üniversitesi'ne geri döndü.Januarja 1870 se je vrnil na univerzo Uppsala, da bi študiral estetiko in sodobne jezike.
Bu eğilimse psikolojik estetik (estetik öznelcilik) olarak adlandırılır.Človeku omogoča vzpostaviti odnos do lepega (estetika).
Estetik duygu yoksunluğu.Ryškus simbolizmo estetikos poveikis.
14 Mayıs 2008'de bir dizi estetik ameliyat geçirmiştir.Ta külastas 14. mail 2008 Eestit.
Sütunun geri dönüşü teknolojik bir gereklilik olmaktan ziyade estetik bir tercihti.Kiirus oli olulisem kui tehniline kvaliteet.
Estetik tercihler sebebiyle de kullanılabilir.Neid kasutatakse esteetilistel põhjustel.
Estetik diş hekimliği Diş kaplamaStomatoloogia Hambaarsti konsultatsioon Hambaravi
Şaşırtıcıdır, bu binalar genellikle zevk verici bir estetik yakalamayı başarmışlardır.Küüditatud kogesid üldjuhul kohutavaid elamistingimusi.
"Aimee, biliyorsun, sen hızlısın, -- doğuştan hızlısın - fakat yarışma için bir estetik ve yeteneğiniz yok."Aimee, du har farten - du har naturlig fart - men du har ingen teknik när du springer på banan.
"Aimee, biliyorsun, sen hızlısın, -- doğuştan hızlısın - fakat yarışma için bir estetik ve yeteneğiniz yok."Aimee, je hebt snelheid, je hebt natuurlijke snelheid -- maar je hebt geen routine of finesse als je loopt.
"Aimee, biliyorsun, sen hızlısın, -- doğuştan hızlısın - fakat yarışma için bir estetik ve yeteneğiniz yok."Aimee, jseš rychlá, jseš přirozeně rychlá, ale chybí ti obratnost a dovednosti potřebný na dráze.
"Aimee, biliyorsun, sen hızlısın, -- doğuştan hızlısın - fakat yarışma için bir estetik ve yeteneğiniz yok."Aimee, masz talent. Jesteś szybka, ale brak ci treningu.
"Aimee, biliyorsun, sen hızlısın, -- doğuştan hızlısın - fakat yarışma için bir estetik ve yeteneğiniz yok."Aimee, tens velocidade — tens uma velocidade natural — mas não tens técnica nem finesse a atravessar a pista.
"Aimee, biliyorsun, sen hızlısın, -- doğuştan hızlısın - fakat yarışma için bir estetik ve yeteneğiniz yok."Aimee, tu ai viteză -- ai viteză din natura ta -- dar nu ai îndemânare sau fineţe când alergi pe pistă.
"Aimee, biliyorsun, sen hızlısın, -- doğuştan hızlısın - fakat yarışma için bir estetik ve yeteneğiniz yok."Aimee, tú eres veloz, tienes cualidades naturales para ser una velocista, pero no tienes la técnica necesaria
"Aimee, biliyorsun, sen hızlısın, -- doğuştan hızlısın - fakat yarışma için bir estetik ve yeteneğiniz yok."Aimee, tu sei veloce - tu hai un talento naturale per la velocità - ma non hai la tecnica, non hai stile.
"Aimee, biliyorsun, sen hızlısın, -- doğuştan hızlısın - fakat yarışma için bir estetik ve yeteneğiniz yok."Aimee, ty si rýchla, máš vrodenú rýchlosť, ale nemáš žiadnu techniku ani cit k tomu, ako tú dráhu zabehnúť.
"Aimee, biliyorsun, sen hızlısın, -- doğuştan hızlısın - fakat yarışma için bir estetik ve yeteneğiniz yok."에이미 있잖아, 너 깼어! 국내기록을 깼어! 근데 너는 트랙을 아무 기술이나 기교도 없이 마구 달리더구나
"Aimee, biliyorsun, sen hızlısın, -- doğuştan hızlısın - fakat yarışma için bir estetik ve yeteneğiniz yok."Έιμι, ξέρεις, έχεις ταχύτητα -- φυσική ταχύτητα -- αλλά δεν έχεις καθόλου τεχνική ή φινέτσα όταν τρέχεις.
"Aimee, biliyorsun, sen hızlısın, -- doğuştan hızlısın - fakat yarışma için bir estetik ve yeteneğiniz yok.Знаеш ли, Ейми, ти имаш скорост - имаш естествена скорост - но нямаш никакви умения или финес на пистата.
"Aimee, biliyorsun, sen hızlısın, -- doğuştan hızlısın - fakat yarışma için bir estetik ve yeteneğiniz yok."Эйми, у тебя скорость -- врожденная скорость -- но у тебя нет умения и мастерства бежать по этому треку.
"Aimee, biliyorsun, sen hızlısın, -- doğuştan hızlısın - fakat yarışma için bir estetik ve yeteneğiniz yok."איימי, יש לך מהירות-- יש לך מהירות טבעית -- אבל אין לך שום מיומנות או עידון על המסלול.
"Aimee, biliyorsun, sen hızlısın, -- doğuştan hızlısın - fakat yarışma için bir estetik ve yeteneğiniz yok.トラックを走る為の技術とか策がないね 走るフォームがめちゃくちゃだった
Ama size etkileşim tasarımı için seçtiğimiz, kriterleri açıklamak istiyoruz. Estetik gerçekten çok önemli.Szeretném elmagyarázni a kritériumokat, amiket az interakció-designhoz választottunk.
Bence onlar İtalya'nın tarihini kullanarak estetik getirdiler,Je pense qu'ils ont apporté l'esthétique en utilisant l'histoire de l'Italie,
Bence onlar İtalya'nın tarihini kullanarak estetik getirdiler,وأعتقد أنهم جلبوا الجمال باستخدام تاريخ إيطاليا،
Bir yandan da üniversitedeki öğrencilere, estetik üzerine dersler veriyorsun.Δεν πρέπει να περιμένεις, αυτό έχει σημασία.
Biz güzelliği bulmanın peşindeyiz, sade estetik değil. doğrusu da bu zaten.Az érdekel minket, hogy szépséget találjunk, ami több, mint az esztétika, ez maga az igazság.
Biz güzelliği bulmanın peşindeyiz, sade estetik değil. doğrusu da bu zaten.Estamos interesados en encontrar belleza que sea más que una simple estética, que sea en realidad una verdad.
Biz güzelliği bulmanın peşindeyiz, sade estetik değil. doğrusu da bu zaten.Estamos interessados em encontrar a beleza que seja mais do que pura estética. que seja realmente uma verdade.