Genç bir askerdim İngiltere'nin son küçük saltanatlık savaşları esnasında.Я был молодым солдатом в последней из небольших имперских войн Британии.
Gonzalez'in suçlarý kendi üzerine yýkýlacađýna inanan James, soruţturma esnasýnda intihar etti.Creyendo que los crímenes de Gonzales serían culpados a él James se suicidó durante la investigación.
Gonzalez'in suçlarý kendi üzerine yýkýlacađýna inanan James, soruţturma esnasýnda intihar etti.Pensando di poter essere incrimnato per i reati di Gonzales, James si suicidò durante le indagini.
Gonzalez'in suçlarý kendi üzerine yýkýlacađýna inanan James, soruţturma esnasýnda intihar etti.Pensant qu'il écoperait pour Gonzales, James s'est suicidé pendant l'enquête.
Gonzalez'in suçlarý kendi üzerine yýkýlacađýna inanan James, soruţturma esnasýnda intihar etti.V přesvědčení, že Gonzalesovy zločiny budou přišity jemu, James spáchal během vyšetřování sebevraždu.
Gonzalez'in suçlarý kendi üzerine yýkýlacađýna inanan James, soruţturma esnasýnda intihar etti.Πιστεύοντας ότι θα φορτωνόταν τα εγκλήματα του Γκονζάλες, Ο Τζέιμς αυτοκτόνησε κατά τη διάρκεια της έρευνας.
Gonzalez'in suçlarý kendi üzerine yýkýlacađýna inanan James, soruţturma esnasýnda intihar etti.Веря Gonzales ' преступления были бы возложены на него, Джеймс покончил с собой во время следствия.
Gonzalez'in suçlarý kendi üzerine yýkýlacađýna inanan James, soruţturma esnasýnda intihar etti.ولاعتقاده أن جرائم جونزاليس قد تمتدّ أثرها عليه انتحر جيمس أثناء التحقيقات
Gonzalez'in suçlarý kendi üzerine yýkýlacađýna inanan James, soruţturma esnasýnda intihar etti.ジェイムズは捜査中に自殺を図った。 アーロン・スワーツの事件における政府の方針を 伝える初期の報道発表の中で、
Halbuki bir felaket esnasında, bütün ilgiyle alakayla ancak hiçbir kapasiteniz olmadan başlarsınız.Bij een ramp start je echter met maximale interesse maar geen capaciteit.
Halbuki bir felaket esnasında, bütün ilgiyle alakayla ancak hiçbir kapasiteniz olmadan başlarsınız.Dopo una catastrofe, invece, si inizia con tutto l'interesse e nessuna capacità.
Halbuki bir felaket esnasında, bütün ilgiyle alakayla ancak hiçbir kapasiteniz olmadan başlarsınız.En cas de catastrophe, cependant, vous démarrez avec tous les intérêts et aucune capacité.
Halbuki bir felaket esnasında, bütün ilgiyle alakayla ancak hiçbir kapasiteniz olmadan başlarsınız.En una catástrofe empiezas con todo el interés y sin ninguna capacidad.
Halbuki bir felaket esnasında, bütün ilgiyle alakayla ancak hiçbir kapasiteniz olmadan başlarsınız.Într-un dezastru, însă, începi cu un interes enorm dar cu capacitate nulă.
Halbuki bir felaket esnasında, bütün ilgiyle alakayla ancak hiçbir kapasiteniz olmadan başlarsınız.Katasztrófa esetén bár megvan minden érdekeltség, a kapacitás hiányzik.
Halbuki bir felaket esnasında, bütün ilgiyle alakayla ancak hiçbir kapasiteniz olmadan başlarsınız.하지만 재해의 경우에는, 모든 관심은 집중되지만 아무런 여력이 없이 시작하죠.
Halbuki bir felaket esnasında, bütün ilgiyle alakayla ancak hiçbir kapasiteniz olmadan başlarsınız.Numa catástrofe, começa-se com todo o interesse e sem qualquer capacidade.
Halbuki bir felaket esnasında, bütün ilgiyle alakayla ancak hiçbir kapasiteniz olmadan başlarsınız.Tuy nhiên, đối với thiên tai, bạn bắt đầu đầy hào hứng và không có năng lực.
Halbuki bir felaket esnasında, bütün ilgiyle alakayla ancak hiçbir kapasiteniz olmadan başlarsınız.Während einer Katastrophe beginnt man jedoch mit all der Aufmerksamkeit, aber ohne Kapazitäten.
Halbuki bir felaket esnasında, bütün ilgiyle alakayla ancak hiçbir kapasiteniz olmadan başlarsınız.W przypadku klęski żywiołowej, na początku ma się maksymalne zainteresowanie i zerowy potencjał.
Halbuki bir felaket esnasında, bütün ilgiyle alakayla ancak hiçbir kapasiteniz olmadan başlarsınız.Однако после стихийного бедствия всё начинается с пикового интереса и отсутствием каких-либо возможностей.
Halbuki bir felaket esnasında, bütün ilgiyle alakayla ancak hiçbir kapasiteniz olmadan başlarsınız.אבל בזמני אסון מתחילים עם כל ההתעניינות הציבורית ובלי שום יכולת.
Halbuki bir felaket esnasında, bütün ilgiyle alakayla ancak hiçbir kapasiteniz olmadan başlarsınız.غير انك في الكارثة، فإنك تبدأ مع كل الاهتمام وبلا أي قدرات.
Halbuki bir felaket esnasında, bütün ilgiyle alakayla ancak hiçbir kapasiteniz olmadan başlarsınız.対処能力はゼロから始まります 最初の7日間のうちに
Hamilelik esnasında ağrı ve kanamaDolores y pérdidas de sangre durante el embarazo
Hamilelik esnasında ağrı ve kanamaDouleur et perte du sang pendant la grossesse
Hamilelik esnasında ağrı ve kanamaKipu ja verenvuoto raskauden aikana
Hamilelik esnasında ağrı ve kanamaSmärtor och blödningar under graviditeten
Hamilelik esnasında ağrı ve kanamaБоль и кровотечение во время беременности
Hamilelik esnasında ağrı ve kanamaالألم ونزيف الدم أثناء الحمل
İki çift öğle yemeğinde buluştular ve sohbet esnasında garip bir an yaşandı.A két pár együtt ebédelt, és mialatt beszélgettek, kínos pillanat adódott.
İki çift öğle yemeğinde buluştular ve sohbet esnasında garip bir an yaşandı.De stellen gingen lunchen en tijdens her gesprek volgde een ongemakkelijk moment.
İki çift öğle yemeğinde buluştular ve sohbet esnasında garip bir an yaşandı.Las dos parejas se reunieron para almorzar... ...y durante la conversación, un momento incómodo ocurrió.
İki çift öğle yemeğinde buluştular ve sohbet esnasında garip bir an yaşandı.Os dois casais juntaram-se para almoçar e durante a conversa... ...um momento incómodo ocorreu.
İki çift öğle yemeğinde buluştular ve sohbet esnasında garip bir an yaşandı.الزوجان التقيا للغداء، و خلال المحادثة حدثت لحظة غريبة
İkinci Dünya Savaşı'nın sonunda geçici işgalciler esnasındaA második világháború folyamán Japán elfoglalta Indokínát, Vietnamot,
İkinci Dünya Savaşı'nın sonunda geçici işgalciler esnasında --bunlar İngilizler ve Çinliler oluyor--Pod koniec II wojny światowej, kiedy Brytyjczycy i Chińczycy byli, przez pewien czas okupantami
İkinci Dünya Savaşı'nın sonunda geçici işgalciler esnasındaDočasní okupanti
İkinci Dünya Savaşı'nın sonunda geçici işgalciler esnasında이차 세계대전이 끝나고 나서 중국과 영국이 베트남을 임시점령했다는 것을 앞에서 설명했었다,
İkinci Dünya Savaşı'nın sonunda geçici işgalciler esnasındaあなたは一時的な占領をしたとき - イギリスと中国 -
İngiltere'nin son küçük saltanatlık savaşları esnasında.참전했을 때 젊은 군인이었죠.
İngiltere'nin son küçük saltanatlık savaşları esnasında.lors de la dernière des petites guerres impériales britanniques.
İngiltere'nin son küçük saltanatlık savaşları esnasında.במלחמה האחרונה בה בריטניה נלחמה כאימפריה.
İngiltere'nin son küçük saltanatlık savaşları esnasında.في آخر ما بقي من امبراطورية بريطانيا الحربية.
İngiltere'nin son küçük saltanatlık savaşları esnasında.当時は 国の防衛のことを考えるとき
İşte ifadem esnasında kullandığım bazı resimleri burada görebilirsiniz.Astea sunt doar câteva din fotografiile folosite când am depus mărturie.
İşte ifadem esnasında kullandığım bazı resimleri burada görebilirsiniz.Dit zijn enkele van de foto's die ik bij mijn getuigenis gebruikte.
İşte ifadem esnasında kullandığım bazı resimleri burada görebilirsiniz.여기 이것들이 제가 증언을 할 때, 사용했던 사진들 입니다.
İşte ifadem esnasında kullandığım bazı resimleri burada görebilirsiniz.Oto kilka autentycznych zdjęć, których użyłem podczas zeznań.
İşte ifadem esnasında kullandığım bazı resimleri burada görebilirsiniz.Некоторые из этих снимков я использовал при даче показаний.
İşte ifadem esnasında kullandığım bazı resimleri burada görebilirsiniz.אז אלה כמה מהתמונות בהן השתמשתי בעדותי.
İşte ifadem esnasında kullandığım bazı resimleri burada görebilirsiniz.لذلك فان هذه هي بعض من الصور التي، في الواقع، استعملتها عندما شهدت
İşte ifadem esnasında kullandığım bazı resimleri burada görebilirsiniz.これらは私が実際に証言の時に使った写真ですが それよりも重要なのが 科学者として私が
Kaddafi'nin düşüşü esnasında ve hemen sonrasında Bingazi'de yaklaşık 200 --W czasie rewolucji i krótko po upadku Kaddafiego w Bengazi powstało prawie 200 organizacji.
Kaddafi'nin düşüşü esnasında ve hemen sonrasında가다피의 몰락 이후,
Kaddafi'nin düşüşü esnasında ve hemen sonrasındaMajdnem 200 szervezet jött létre Bengáziban
Kaddafi'nin düşüşü esnasında ve hemen sonrasındaהוקמו כמעט 200 ארגונים בבנגאזי
Kaddafi'nin düşüşü esnasında ve hemen sonrasındaتم إنشاء حوالى 200 منظمة فى بنغازى
Kaddafi'nin düşüşü esnasında ve hemen sonrasındaカダフィ政権下 また政権崩壊直後 首都トリポリでも約300団体ができました
Kadir Allah bizi bu görev esnasında yalnız bırakmamıştır ve bunun kesinlikle gerçekleşeceğini de söylemiştir.Le Dieu tout-puissant nous n'a pas laissé seul dans cette mission et a dit que cela n'arrivera sûrement.