Ana içeriğe geç
Sözlük

esna ile cümle

esna kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Fakat cinsel birleşme esnasındaki kullanımından önce, sertleşmesi ve bükülmesinin zor olması gerekiyor.Mas antes de ser colocado em uso durante a cópula ele deve ficar rígido, deve ficar difícil de entortar.
Fakat cinsel birleşme esnasındaki kullanımından önce, sertleşmesi ve bükülmesinin zor olması gerekiyor.Nhưng trước khi đem vào sử dụng trong suốt quá trình giao hợp nó phải trở nên cứng, thật khó để uốn cong.
Fakat cinsel birleşme esnasındaki kullanımından önce, sertleşmesi ve bükülmesinin zor olması gerekiyor.Αλλά πριν από τη χρήση του κατά τη διάρκεια της συνουσίας πρέπει να γίνει άκαμπτο, να μη μπορεί να λυγίσει.
Fakat cinsel birleşme esnasındaki kullanımından önce, sertleşmesi ve bükülmesinin zor olması gerekiyor.אבל לפני שימוש בזמן הזדווגות הוא צריך להפוך לקשיח,
Fakat cinsel birleşme esnasındaki kullanımından önce, sertleşmesi ve bükülmesinin zor olması gerekiyor.لكن قبل ان يتم استخدامه خلال الجماع يجب ان يكون صلباً
Fakat cinsel birleşme esnasındaki kullanımından önce, sertleşmesi ve bükülmesinin zor olması gerekiyor.硬直して 簡単には曲がらないように ならなくてはいけません
Fakir insanlar ürünlerin kullanılması esnasında da zarar görüyorlar.Arme mensen lijden ook waar het gebruikt wordt.
Fakir insanlar ürünlerin kullanılması esnasında da zarar görüyorlar.As pessoas pobres sofrem também na fase do consumo.
Fakir insanlar ürünlerin kullanılması esnasında da zarar görüyorlar.A szegények a használat közben is szenvednek.
Fakir insanlar ürünlerin kullanılması esnasında da zarar görüyorlar.Biedni cierpią również podczas używania tych produktów.
Fakir insanlar ürünlerin kullanılması esnasında da zarar görüyorlar.가난한 사람들은 또한 그 제품을 사용할 때도 고통을 겪습니다.
Fakir insanlar ürünlerin kullanılması esnasında da zarar görüyorlar.La gente povera soffre anche al momento dell'uso.
Fakir insanlar ürünlerin kullanılması esnasında da zarar görüyorlar.là người nghèo không chỉ chịu bị hại trong quá trình sản xuất mà họ còn chịu đựng khi sử dụng
Fakir insanlar ürünlerin kullanılması esnasında da zarar görüyorlar.Les pauvres souffrent aussi sur le lieu d'utilisation.
Fakir insanlar ürünlerin kullanılması esnasında da zarar görüyorlar.Oamenii săraci suferă şi din cauza utilizării acestor produse.
Fakir insanlar ürünlerin kullanılması esnasında da zarar görüyorlar.Orang miskin juga dirugikan pada tahap pemakaian.
Fakir insanlar ürünlerin kullanılması esnasında da zarar görüyorlar.Φτωχοί άνθρωποι υποφέρουν επίσης στο σημείο της χρήσης.
Fakir insanlar ürünlerin kullanılması esnasında da zarar görüyorlar.Бедните са засегнати и при употребата.
Fakir insanlar ürünlerin kullanılması esnasında da zarar görüyorlar.Бедные люди страдают и при использовании пластмасс.
Fakir insanlar ürünlerin kullanılması esnasında da zarar görüyorlar.העניים סובלים גם בשלב השימוש.
Fakir insanlar ürünlerin kullanılması esnasında da zarar görüyorlar.بل هي تنسحب أيضاً على استعمال المواد البلاستيكية
Fakir insanlar ürünlerin kullanılması esnasında da zarar görüyorlar.被害を受けています。 一定の収入がある私たちには、
Fırtına esnasında başka kötü haberlerde aldık, diğer bir dağcı Beck Weathers karlara gömülmiş ve ölmüştü.Dotarły do nas też złe wiadomości o Becku Weathers, innym wspinaczu, który upadł w śniegu i umarł.
Fırtına esnasında başka kötü haberlerde aldık, diğer bir dağcı Beck Weathers karlara gömülmiş ve ölmüştü.또 폭풍 속에서 다른 동료인 벡 웨더스가 눈에 파묻혀 죽었다는 안타까운 소식을 접했습니다.
Fırtına esnasında başka kötü haberlerde aldık, diğer bir dağcı Beck Weathers karlara gömülmiş ve ölmüştü.Már rossz híreket is hallottunk a viharban: Beck Weathers, és egy másik mászó összeesett a hóban és meghalt.
Fırtına esnasında başka kötü haberlerde aldık, diğer bir dağcı Beck Weathers karlara gömülmiş ve ölmüştü.V búrke sme dostali aj ďalšie zlé správy, že Beck Weathers, ďaľší lezec, skoboval v snehu a že je mŕtvy.
Fırtına esnasında başka kötü haberlerde aldık, diğer bir dağcı Beck Weathers karlara gömülmiş ve ölmüştü.Ми отримали також погані новини зі шторму, Бек Везерс, ще один альпініст, провалився у сніг і загинув.
Fırtına esnasında başka kötü haberlerde aldık, diğer bir dağcı Beck Weathers karlara gömülmiş ve ölmüştü.Мы также получили плохие известия во время бури. что Бек Уэзерс, другой альпинист, обессилел и погиб.
Fırtına esnasında başka kötü haberlerde aldık, diğer bir dağcı Beck Weathers karlara gömülmiş ve ölmüştü.Получихме също лоши новини в бурята, че Бек Уедърс, друг катерач, е колабирал в снега и е мъртъв.
Fırtına esnasında başka kötü haberlerde aldık, diğer bir dağcı Beck Weathers karlara gömülmiş ve ölmüştü.שמענו גם חדשות רעות מאזור הסופה באק וודארז,מטפס נוסף, התמוטט בשלג ומת.
Fırtına esnasında başka kötü haberlerde aldık, diğer bir dağcı Beck Weathers karlara gömülmiş ve ölmüştü.ومن ثم سمعنا أنباء سيئة أثناء العاصفة .. وهي أن " بيك ويذيرز " وهو متسلق آخر قد إنهار في الثلج وفارق الحياة
Fırtına esnasında başka kötü haberlerde aldık, diğer bir dağcı Beck Weathers karlara gömülmiş ve ölmüştü.ベック ウェザースという別の登山家も 雪の中に倒れて亡くなったということでした 他に18人の登山家がいましたが
Fırtına esnasında ne olduğuna dair hiçbir fikrimiz yoktu.Chúng tôi thật sự không biết chuyện gì đã diễn ra trong cơn bão.
Fırtına esnasında ne olduğuna dair hiçbir fikrimiz yoktu.폭풍 속에서 무슨일이 벌어지고 있는지 알 수 없었습니다.
Fırtına esnasında ne olduğuna dair hiçbir fikrimiz yoktu.Non avevamo idea di quello che stava accadendo nella tempesta.
Fırtına esnasında ne olduğuna dair hiçbir fikrimiz yoktu.Nu aveam de fapt nicio idee despre ce se întâmpla în timpul acelei furtuni.
Fırtına esnasında ne olduğuna dair hiçbir fikrimiz yoktu.On n'avait vraiment aucune idée de ce qui était entrain de se passer pendant cette tempête.
Fırtına esnasında ne olduğuna dair hiçbir fikrimiz yoktu.Realmente no teníamos idea de lo que estaba sucediendo.
Fırtına esnasında ne olduğuna dair hiçbir fikrimiz yoktu.Skutočne sme nemali poňatia čo sa dialo počas tej búrky.
Fırtına esnasında ne olduğuna dair hiçbir fikrimiz yoktu.Tak naprawdę nie mieliśmy pojęcia o tym, co działo się w trakcie tej burzy.
Fırtına esnasında ne olduğuna dair hiçbir fikrimiz yoktu.Tényleg elképzelni sem tudtuk, mi folyik abban a viharban.
Fırtına esnasında ne olduğuna dair hiçbir fikrimiz yoktu.We hadden werkelijk geen idee wat er gebeurde tijdens die storm.
Fırtına esnasında ne olduğuna dair hiçbir fikrimiz yoktu.Wir hatten wirklich keine Ahnung, was während dieses Sturms passierte.
Fırtına esnasında ne olduğuna dair hiçbir fikrimiz yoktu.Всъщност нямахме представа какво става по време на онази буря.
Fırtına esnasında ne olduğuna dair hiçbir fikrimiz yoktu.Ми справді не мали уявлення, що відбувалося під час цієї бурі.
Fırtına esnasında ne olduğuna dair hiçbir fikrimiz yoktu.Мы действительно не знали что происходило во время той бури.
Fırtına esnasında ne olduğuna dair hiçbir fikrimiz yoktu.ממש לא היה לנו מושג מה קורה במהלך הסופה.
Fırtına esnasında ne olduğuna dair hiçbir fikrimiz yoktu.ولم نكن نعلم ماذا يحدث هناك أثناء العاصفة
Fırtına esnasında ne olduğuna dair hiçbir fikrimiz yoktu.私たちはただ第三キャンプのテントで
Fransız sömürge yönetimi esnasında,프랑스의 식민화 지배시대 떄
Fransız sömürge yönetimi esnasında,それはベトナムの南三番目だった。
Genç bir askerdim İngiltere'nin son küçük saltanatlık savaşları esnasında.Ero un giovane soldato nell'ultima delle piccole guerre dell'impero britannico.
Genç bir askerdim İngiltere'nin son küçük saltanatlık savaşları esnasında.Eu fui um jovem soldado na última das pequenas guerras do império da Grã-Bretanha.
Genç bir askerdim İngiltere'nin son küçük saltanatlık savaşları esnasında.Fiatal katona voltam a legutolsó kis brit birodalmi háborúban.
Genç bir askerdim İngiltere'nin son küçük saltanatlık savaşları esnasında.Ik was een jonge soldaat in de laatste der kleine Britse rijksoorlogen.
Genç bir askerdim İngiltere'nin son küçük saltanatlık savaşları esnasında.Jako młody żołnierz walczyłem w ostatniej z wojenek kolonialnych Wielkiej Brytanii.
Genç bir askerdim İngiltere'nin son küçük saltanatlık savaşları esnasında.Yo era un soldado joven durante las últimas guerras imperiales británicas.
Genç bir askerdim İngiltere'nin son küçük saltanatlık savaşları esnasında.Ήμουν ένας νεαρός στρατιώτης στον τελευταίο από τους μικρούς αυτοκρατορικούς πολέμους της Βρετανίας.
Genç bir askerdim İngiltere'nin son küçük saltanatlık savaşları esnasında.Бях млад войник в последната от малките войни на Великобритания.
Genç bir askerdim İngiltere'nin son küçük saltanatlık savaşları esnasında.В юності я був солдатом під час останньої з дрібних імперських війн Британії.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod