Babamın ölümü beni çok kötü etkilemişti. Bu esnada hissetmek istediğim, yapmak istediğim pek çok şey vardı.Su fallecimiento me afectó profundamente y había muchas cosas que quería sentir y hacer frente en ese momento.
Bagis yoluyla edindigimiz 50 nota sehbamiz vardi prova esnasinda 100 erkek cocugunun kullanmasi icin.저는 그 예행연습에서 100명의 소년들을 위해서 사용할 50개의 스탠드를 기증 받았었습니다.
Bagis yoluyla edindigimiz 50 nota sehbamiz vardi prova esnasinda 100 erkek cocugunun kullanmasi icin.100人の子どものリハーサルのために寄付されました リハーサルに来てみると、そこには11人しか子どもがいませんでした
Bagis yoluyla edindigimiz 50 nota sehbamiz vardi prova esnasinda 100 erkek cocugunun kullanmasi icin.50 kottatartót adományoztak nekünk, amit a próbán 100 fiú használt volna.
Bagis yoluyla edindigimiz 50 nota sehbamiz vardi prova esnasinda 100 erkek cocugunun kullanmasi icin.Ich hatte 50 Notenständer gespendet bekommen, die von 100 Jungen bei dieser Probe benutzt werden konnten.
Bagis yoluyla edindigimiz 50 nota sehbamiz vardi prova esnasinda 100 erkek cocugunun kullanmasi icin.Ik had een schenking van 50 muziekstaanders gekregen die 100 kinderen zouden gebruiken op de repetitie.
Bagis yoluyla edindigimiz 50 nota sehbamiz vardi prova esnasinda 100 erkek cocugunun kullanmasi icin.J'avais reçu un don de 50 pupitres convenant pour 100 jeunes pour cette répétition.
Bagis yoluyla edindigimiz 50 nota sehbamiz vardi prova esnasinda 100 erkek cocugunun kullanmasi icin.Podarowano nam 50 pulpitów muzycznych, przeznaczonych dla 100 chłopców, którzy mieli być na próbie.
Bagis yoluyla edindigimiz 50 nota sehbamiz vardi prova esnasinda 100 erkek cocugunun kullanmasi icin.Tôi đã nhận sự tài trợ gồm 50 giá nhạc cho 100 cậu bé trong buổi tập đó.
Bagis yoluyla edindigimiz 50 nota sehbamiz vardi prova esnasinda 100 erkek cocugunun kullanmasi icin.Venovali mi 50 stojanov, ktoré na tom nácviku malo používať 100 chlapcov.
Bagis yoluyla edindigimiz 50 nota sehbamiz vardi prova esnasinda 100 erkek cocugunun kullanmasi icin.Είχα δεχτεί μια δωρεά 50 αναλογίων για να τα χρησιμοποιήσουν 100 αγόρια σ' εκείνη την πρόβα.
Bagis yoluyla edindigimiz 50 nota sehbamiz vardi prova esnasinda 100 erkek cocugunun kullanmasi icin.Я отримав пожертвування на 50 пюпітрів для 100 дітей, які мусили брати участь у тій репетиції.
Bagis yoluyla edindigimiz 50 nota sehbamiz vardi prova esnasinda 100 erkek cocugunun kullanmasi icin.קיבלתי 50 מעמדי מוזיקה כתרומה עבור 100 ילדים שהיו אמורים להשתתף בחזרה.
Bagis yoluyla edindigimiz 50 nota sehbamiz vardi prova esnasinda 100 erkek cocugunun kullanmasi icin.كُنت قد مُنحت 50 حامل نوتة موسيقية كي يُستخدموا من قبل 100 صبي في هذه البروفة.
Baktığınızda, çarpışma esnasında arkadaki çocuğun çok iyi bir durumda olacağına inanmak oldukça zor.Bei diesem Anblick schwer zu glauben, dass es dem Kind im Rücksitz bei einem Unfall noch gut gehen wird.
Baktığınızda, çarpışma esnasında arkadaki çocuğun çok iyi bir durumda olacağına inanmak oldukça zor.È dura credere, guardando queste immagini, che il secondo manichino se la caverà tanto bene.
Baktığınızda, çarpışma esnasında arkadaki çocuğun çok iyi bir durumda olacağına inanmak oldukça zor.E greu de crezut când te uiţi la asta că puştiul din spate va fi foarte bine dacă un accident chiar are loc.
Baktığınızda, çarpışma esnasında arkadaki çocuğun çok iyi bir durumda olacağına inanmak oldukça zor.Het is moeilijk te geloven, als je dit bekijkt, dat die jongen achteraan het heel goed gaat doen in een crash.
Baktığınızda, çarpışma esnasında arkadaki çocuğun çok iyi bir durumda olacağına inanmak oldukça zor.이 장면을 보고 뒤쪽에 앉은 아이가 충돌실험에서 아무 문제 없을거라고 생각하기는 쉽지 않겠죠.
Baktığınızda, çarpışma esnasında arkadaki çocuğun çok iyi bir durumda olacağına inanmak oldukça zor.När man ser det här är det svårt att tro att den där ungen i bak kommer att klara sig väldigt bra i en olycka.
Baktığınızda, çarpışma esnasında arkadaki çocuğun çok iyi bir durumda olacağına inanmak oldukça zor.Quando olhamos para isto, é difícil acreditar que a criança na traseira vai ficar bem aquando do impacto.
Baktığınızda, çarpışma esnasında arkadaki çocuğun çok iyi bir durumda olacağına inanmak oldukça zor.Trudno uwierzyć, że dziecko siedzące z tyłu ma takie same szanse na przeżycie wypadku.
Baktığınızda, çarpışma esnasında arkadaki çocuğun çok iyi bir durumda olacağına inanmak oldukça zor.Δύσκολα το πιστεύεις, όταν βλέπεις κάτι τέτοιο, ότι το παιδί πίσω δεν θα πάθει κάτι αν τρακάρετε κάπου.
Baktığınızda, çarpışma esnasında arkadaki çocuğun çok iyi bir durumda olacağına inanmak oldukça zor.Трудно е да повярваш, като погледнеш това, че детето отзад ще се справи много добре при катастрофа.
Baktığınızda, çarpışma esnasında arkadaki çocuğun çok iyi bir durumda olacağına inanmak oldukça zor.,קשה להאמין בכך כשמסתכלים .שהילד מאחור למעשה בסדר גמור במקרה של תאונה
Baktığınızda, çarpışma esnasında arkadaki çocuğun çok iyi bir durumda olacağına inanmak oldukça zor.انه من الصعب التصديق عندما تنظر الى ذلك ذلك الطفل الذي بالخلف سوف يصمد أكثر عند حدوث الحادث
Baktığınızda, çarpışma esnasında arkadaki çocuğun çok iyi bir durumda olacağına inanmak oldukça zor.無事で済むとは信じがたいです さて衝突実験を行います
Bazı hikâyeler esnasında, hikâyeci bazen dinleyicilere hikâyelerine katılma şansı verir.Durante qualche storia, il narratore a volte dava agli ascoltatori la possibilità di partecipare alla storia.
Bazı hikâyeler esnasında, hikâyeci bazen dinleyicilere hikâyelerine katılma şansı verir.그리고 몇몇 이야기에서 이야기하는 사람은 때때로 청중들에게 이야기에 참여할 기회를 줍니다.
Bazı hikâyeler esnasında, hikâyeci bazen dinleyicilere hikâyelerine katılma şansı verir.Y en algunas historias, a veces el narrador daba la oportunidad de participaren la historia.
Bazı hikâyeler esnasında, hikâyeci bazen dinleyicilere hikâyelerine katılma şansı verir.И иногда рассказчик даёт возможность слушателям поучаствовать в повествовании.
Bazı hikâyeler esnasında, hikâyeci bazen dinleyicilere hikâyelerine katılma şansı verir.И по време на историите, разказвачът понякога дава на слушателите възможност да вземат участие в историята.
Bazı ilişkiler de satsang esnasında oluştu.Algunas relaciones de éstas se forman en satsang.
Bazı ilişkiler de satsang esnasında oluştu.Certaines relations comme ça, se sont formées en satsang.
Bazı ilişkiler de satsang esnasında oluştu.Néhány ilyen kapcsolat a szatszangon jön létre.
Ben doktorum, esnaf değilim.Aku seorang dokter, bukan pelaku bisnis
Ben doktorum, esnaf değilim.Én orvos vagyok, nem üzletember.
Ben doktorum, esnaf değilim.Jestem lekarzem a nie biznesmanem
Ben doktorum, esnaf değilim.Je suis docteur, pas un homme d'affaire.
Ben doktorum, esnaf değilim.Sono un medico, non un uomo d'affari.
Ben doktorum, esnaf değilim.Soy doctor, no contador.
Ben doktorum, esnaf değilim.Soy doctor, no contador.
Ben doktorum, esnaf değilim.Tôi là một bác sĩ chứ không phải là doanh nhân
Ben doktorum, esnaf değilim.أنا طبيب لست رجل أعمال
Birketler pişirme esnasında ufalanıyor, ve küçük parçalara ayrılarak enerji kaybediyorlardı.Dan bata ini sedikit remuk, dan kami kehilangan energi saat bata ini remuk saat dipakai memasak.
Birketler pişirme esnasında ufalanıyor, ve küçük parçalara ayrılarak enerji kaybediyorlardı.E le formelle si sgretolavano un pò, e disperdevamo energia quando si rompevano mentre cuocevano.
Birketler pişirme esnasında ufalanıyor, ve küçük parçalara ayrılarak enerji kaybediyorlardı.E os briquetes desfaziam-se um bocado, e perdíamos energia à medida que se iam desfazendo quando se cozinhava.
Birketler pişirme esnasında ufalanıyor, ve küçük parçalara ayrılarak enerji kaybediyorlardı.Iar brichetele se sfărâmau puţin şi pierdeam energie pe măsură ce se dezintegrau în cursul gătitului.
Birketler pişirme esnasında ufalanıyor, ve küçük parçalara ayrılarak enerji kaybediyorlardı.조리중에 부서지면서 열량이 소모되었죠.
Birketler pişirme esnasında ufalanıyor, ve küçük parçalara ayrılarak enerji kaybediyorlardı.Những mẩu than bị vỡ vụn ra, và chúng mất năng lượng khi vỡ ra lúc đang nấu.
Birketler pişirme esnasında ufalanıyor, ve küçük parçalara ayrılarak enerji kaybediyorlardı.Und die Briketts waren recht bröckelig und wir verloren Energie, während sie beim Verbrennen zerfielen.
Birketler pişirme esnasında ufalanıyor, ve küçük parçalara ayrılarak enerji kaybediyorlardı.Y los bloques se desmoronaban un poco, y perdíamos energía cuando se deshacían mientras cocinábamos.
Birketler pişirme esnasında ufalanıyor, ve küçük parçalara ayrılarak enerji kaybediyorlardı.Και τα τούβλα θρυμματίζονταν κάπως και χάναμε ενέργεια καθώς διαλύονταν την ώρα του μαγειρέματος.
Birketler pişirme esnasında ufalanıyor, ve küçük parçalara ayrılarak enerji kaybediyorlardı.Брикетите се ронеха малко и губехме енергия, докато се разпадаха по време на готвене.
Birketler pişirme esnasında ufalanıyor, ve küçük parçalara ayrılarak enerji kaybediyorlardı.Ще брикети кришились і ми втрачали енергію, коли вони розпадались при готуванні.
Birketler pişirme esnasında ufalanıyor, ve küçük parçalara ayrılarak enerji kaybediyorlardı.ושאיבדנו אנרגיה כשהן התפוררו במהלך הבישול.
Birketler pişirme esnasında ufalanıyor, ve küçük parçalara ayrılarak enerji kaybediyorlardı.وبالتالي نخسر طاقة عندما تنفصل خلال عملية الطهي.
Birketler pişirme esnasında ufalanıyor, ve küçük parçalara ayrılarak enerji kaybediyorlardı.私達はハイチで作った 木炭にも負けない
Boşanma esnasında yardımAyuda durante el proceso de divorcio
Boşanma esnasında yardımSoutien durant le divorce