Bu sebeplerden dolayı, bazen film setinde çekim esnasında da canlı müzik kullanılırdı.Po drugi strani pa je velikokrat glasba ustvarjena prav za namen posnetka.
I.Dünya Savaşı esnasında tabur karargâh subayıydı ve üç kere yaralandı.Med prvo svetovno vojno je služil kot častnik baterije, pri čemer je bil dvakrat ranjen.
Ziyareti esnasında ilk palmiye ağacını dikti.Pred jamo je Čeč posadil tudi prva drevesa.
Yine bu esnada Gelibolu istihkâmları da yıkıldı.Takrat so tudi uničili brzice.
İşte bu esnada toplar başladı.Po tem se je začela doba tort.
Bu esnada Nero intihar etmiş ve yerine Galba geçmiştir.Vitelij je zatem odšel na pohod na Rim, kjer je namesto na Galba naletel na Otona.
Ötzi'nin ölümü esnasında 30-45 yaş arasında olduğu, yaklaşık 1.60 boyunda olduğu anlaşılmıştır.Po ocenah je bil Ötzi v času smrti visok približno 1,65 m in star 45 let.
E vitamini aynı zamanda pişirmeye ve sıcağa dayanıklıdır, böylece pişirilme esnasında tahrip olmazlar.Tj. odporni so na toploto, torej jih kuhanje in pečenje ne uniči.
İkinci Dünya Savaşı esnasında da ihtiyaç sahiplerine yardım etti.Med 2. svetovno vojno je pomagal pri pošiljanju pomoči internirancem.
Ses performansı esnasında Smith, sesini biraz yükseltti.Bell se je začel resno ukvarjati z zvokom.
A7V tankları Birinci Dünya Savaşı esnasında Almanya'nın kullanabileceği tek tankdı.Proti koncu prve svetovne vojne je bil edini nemški delujoči tank A7V.
Bu esnada aklını kaybetti ve birkaç ay bir akıl hastanesinde tedavi gördü.Izgubil je zmožnost za hojo in se tri mesece zdravil v tajni kliniki v Leningradu.
Migren esnasında meydana gelen baş ağrısının mekanizması tam olarak bilinmemektedir.Mehanizem nastanka migrene je še vedno slabo poznan.
Ancak Alman İmparatorluğu'nda ve I. Dünya Savaşı esnasında kimseye bu rütbe verilmemişti.Vokietijos imperijoje ir Pirmojo pasaulinio karo metais nė vienas Vokietijos kariškis šio laipsnio neturėjo.
İzlanda, savaş esnasında, yabancı bankaların hesaplarında hatırı sayılır miktarda para biriktirdi.Islandija karo metais klestėjo ir sukaupė didelius valiutos rezervus užsienio bankuose.
Av esnasında attan düştü.Žuvo nukritęs nuo žirgo.
Çalışma esnasındaki kaza riski 10% düşer.Operacijos metu mirties rizika siekia iki 2%.
Uluslararası Olimpiyat Komitesi de bu kongre esnasında kurulmuştu.Šio kongreso metu buvo įkurtas tarptautinis olimpinis komitetas ir pradėta jo veikla.
Gösteri esnasında Essaï Altounian'ın ekibinin üyesiydi.Ten ji pateko į Essaï Altounian komandą.
Bir tutulması esnasında ortaya çıkan gölge tam olarak saniyede 1 km hızla ilerler.Objektas, kuris juda pastoviu 1 m/s greičiu, per vieną sekundę įveikia vieną metrą atstumo.
Sorgulama esnasında işkence görmüştür.Nelaisvėje buvo kankinama.
Olaylar esnasında askeri cephaneliğe saldıran halkı Ankara'dan gelen iki bölük jandarma durdurdu.Čia dvi eilės kariškių, ginkluotų automatais, sustabdė demonstrantus.
Mars Bilim Laboratuvarı'nın geri kalan kısmı bu taşıma görevi ve iniş esnasında atılmıştır.Taikomosios fizikos laboratorijos misijų valdymo centre atliekamas ir visas zondo valdymas po paleidimo.
Bu yemek esnasında, Mısır’dan göç hikâyesi anlatılır.Šis straipsnis apie Egipto istoriją.
Bu esnada, dış dünyada da bir değişim yaşanmaktaydı.Kaip tik tuo metu pasaulyje keitėsi prekybinė sistema.
Bu esnada yedi şarkı daha kaydedildi.Tuo metu jau buvo įrašyta keletas dainų.
Otto Carius, savaş esnasında 150'den fazla tankı yok etmiştir.Otto Carius hävitas rohkem kui 150 tanki.
Ziyareti esnasında birçok iş birliği anlaşması imzaladı.Visiidi käigus sõlmiti hulk majandusliku koostöö lepinguid.
Ayrıca başdanışmanlık görevi esnasında Dış Politika Danışma Kurulu üyesi olarak da görev yapmıştır.Asendusliikmena on ta tegev ka välispoliitika probleemidga tegeleva komitee juures.
Birçok kişi çarpma esnasında ölmüştür.Osa neist suri juba kokkupõrke ajal.
Bu esnada sıkça kanlı yaralanmalar meydana gelir.Sagedamini tekivad veresoone sisekesta vigastused.
Av esnasında attan düştü.Cao Cao kukkus hobuselt maha.
İlk saldırı esnasında Bulgarlar 38 taburdan yalnızca 14'ünü kullanacaklardı.Enne esimest konsistooriumi 1946 tegutses vaid 38 kardinali.
Bu esnada yapısal ayrıntının kalitesi ön planda bulunmaktadır.Sündmuskohal viibijate asjatundlik esmaabi.
Yine aynı savaş esnasında, ABD, bu kez İsrail'in İran'a silah satmasına izin verdi.Sellegipoolest müüsid nii USA kui ka Nõukogude Liit aeg-ajalt relvi ka Iraanile.
Doktor bu esnada da ölümcül bir yara almıştır.Kuid seejuures sai Mundus surmavalt haavata.
Aynı zamanda film şeritleri esnasında eğlenceli zamanlarda çığlık atabilen genç bendim.Samas laskeväljal filmiti ka mängufilmi Noored kotkad lahingustseenid.
Ancak bu doğum zor bir doğumdur ve doğum esnasında hayatını kaybeder."Olgu siin nii sitt elu kui tahes, sünnimaa on ikka sünnimaa.
Ayrıca esnaf, fahişeler, hamile kadınlar ve doğum bir koruyucusu olan bir tanrıçaydı.Ta oli oluline viljakusjumalanna ja ravija, kaitses sünnitavaid naisi ning oskas tulevikku ennustada.
Birinci dünya savaşı esnasında Britanya Kraliyet Ordu Sağlık Kuvvetlerinde tıbbi görevli olarak çalışmıştır.Esimese maailmasõja ajal teenis Fleming kaptenina Kuningliku Armee Meditsiinikorpuses.
REM rüya esnasında kişinin gözleri hareket halindedir.Öösel jälgib Force kasutaja und.
Oyunlar, 2012 Yaz Olimpiyatları esnasında başlamış ve 2012 Yaz Paralimpik Oyunları'ndan önce sona ermiştir.Jalgpalliturniir 2012. aasta suveolümpiamängudel algasid kaks päeva varem, kui olümpiamängud ametlikult avati.
1 Ekim 2017'de Bir kadın Katalan referendumu esnasında ulusal polisi kışkırtırken.Mulher repreende Polícia Nacional durante referendo catalão em 1º de outubro de 2017.
1 Ekim 2017'de Bir kadın Katalan referendumu esnasında ulusal polisi kışkırtırken.Señora mayor increpa a la Policía Nacional durante el referendum catalán, el 1 de octubre de 2017.
1 Ekim 2017'de Bir kadın Katalan referendumu esnasında ulusal polisi kışkırtırken.Une personne âgée invective la police nationale lors du référendum catalan du 1er octobre 2017.
1 Ekim 2017'de Bir kadın Katalan referendumu esnasında ulusal polisi kışkırtırken.Женщина делает выговор Национальной полиции во время каталонского референдума, 1 октября 2017 года.
2007 esnasında, Hırvatistan’daki IPA’yla ilgili tüm faaliyetler hız kazanmıştır.2007 wurden in Kroatien alle IPA-bezogenen Aktivitäten intensiviert.
2007 esnasında, Hırvatistan’daki IPA’yla ilgili tüm faaliyetler hız kazanmıştır.L'année 2007 a vu une intensification de toutes les activités liées à l'IAP en Croatie.
Ama bu esnada alinan kararlarin sadece soz konusu kisiyi degil herkesi nasil etkileyecegi goz onune alinir.그러나 모든 이들에 미치는 영향을 생각하는 것이지, 그저 불만을 가진 사람만을 두고 판단을 내리는 그런 책임은 아닙니다.
Ama bu esnada alinan kararlarin sadece soz konusu kisiyi degil herkesi nasil etkileyecegi goz onune alinir.ان المساءلة عملية خطية والحكم يجب ان يكون بتأثيره على الآخرين لا على الشخص المحكوم عليه فحسب
Ama bu esnada alinan kararlarin sadece soz konusu kisiyi degil herkesi nasil etkileyecegi goz onune alinir.全員に対する影響を判断するべきであり 単に不満を抱く人への説明ではありません 共通項だけでは 社会は回りません
Ama eğlenceliydi.. Sınav esnasında uyumak eğlenceliydiNhưng cũng vui đó chứ. ngủ gật trong lúc làm bài thi cũng vui lắm chứ.
Ama Mike'ın dün anlattığı, akış esnasında, hiç birşey hissetmezsiniz.Aber wie Mike Ihnen gestern gesagt hat, kann man während Flow nichts fühlen.
Ama Mike'ın dün anlattığı, akış esnasında, hiç birşey hissetmezsiniz.Ahogyan tegnap Mike mondta: a flow idején nem érzel semmit.
Ama Mike'ın dün anlattığı, akış esnasında, hiç birşey hissetmezsiniz.Ale jak Mike včera řekl -- během proudu nemůžete cítit nic.
Ama Mike'ın dün anlattığı, akış esnasında, hiç birşey hissetmezsiniz.Ale jak powiedział wczoraj Mike, podczas przepływu nie czujesz nic.
Ama Mike'ın dün anlattığı, akış esnasında, hiç birşey hissetmezsiniz.Ampak, kot vam je Mike včeraj povedal -- med zanosm, ne čutiš ničesar.
Ama Mike'ın dün anlattığı, akış esnasında, hiç birşey hissetmezsiniz.Dar ce v-a spus ieri Mike, pe durata fluxului, nu poţi simţi ceva.
Ama Mike'ın dün anlattığı, akış esnasında, hiç birşey hissetmezsiniz.그러나 어제 마이크가 말한 몰입할 때 다른 아무것도 느낄 수 없습니다.
Ama Mike'ın dün anlattığı, akış esnasında, hiç birşey hissetmezsiniz.Maar zoals Mike ons gisteren heeft verteld voel je niks wanneer je in een staat van flow bent.