Ana içeriğe geç
Sözlük

esna ile cümle

esna kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Maç esnasında, Jarque'nin kız arkadaşı da çiftin çocuğunu dünyaya getirdi.Ainda em Veneza, o jogador teve sua segunda filha.
Savaş esnasında Yahudiler bu kutlamaları yapamadılar (Suk.v.Durante a guerra os judeus não puderam celebrar Sucot propriamente.
Mebusluk müddeti esnasında müruru zaman cereyan etmez.É desaconselhada a sua utilização durante a fase de amamentação.
Bu esnada silah atılması da görülmektedir.Sendo assim, é imprescindível estar armado.
Bununla beraber yine de menstrüasyon esnasında örnek alınması önerilmez.Também não é recomendado durante a lactação.
Mesaj Bütünlüğü : Alıcıya mesajın iletimi esnasında değişikliğe uğramadığını garanti eder.Integridade dos dados - garantir que os dados recebidos não foram alterados durante sua transmissão.
Bu esnada Lenin ile mektuplaşmaları sürdü.Enquanto traía Leon ele fazia o mesmo.
Japon İmparatorluk Donanması'nın Pearl Harbor'a yaptığı saldırı esnasında görevde bulundu.Era ele o embaixador no Japão quando ocorreu o ataque a Pearl Harbor.
Askerliğini I. Dünya Savaşı esnasında Çanakkale'de topçu eri olarak yaptı.Eu o conheço da guerra civil, quando ele comandou a artilharia em Tsaritsin.
Bu esnada Şam beylerbeyliği görevinden de feragat etmiştir.Enquanto isso, ele agradece ao poder de Groma.
Yine bu tatil esnasında zamanın ABD Başkanı John F. Kennedy ile tanıştı.Como parte da viagem, Ban conheceu o presidente John F. Kennedy.
Güreşler esnasında Kırkpınar Festivali düzenlenir ve çeşitli etkinlikler gerçekleştirilir.Após o festival, o movimento punk toma força e várias manifestações aconteceram.
Aynı esnada Fransa daha büyük sorunlarla boğuşuyordu.E como sempre, Mia tem problemas maiores para lidar.
Bu akınlar esnasında şehre büyük ölçüde zarar verilmiş.Durante a guerra, a cidade ficou bastante danificada.
Bu esnada bir mayın patladı.A casa então explodiu.
Bu esnada, Almanya birlikleri ile Polonya birlikleri arasındaki şiddetli sokak savaşları devam etti.Em seu interior, uma luta aguerrida entre alemães e polacos continuava.
Migren eğilimi genellikle gebelik esnasında azalır.O risco de enxaquecas geralmente diminui durante a gravidez.
Hastalık, hamilelik boyunca ya da doğum esnasında bulaşabilir.Pode ser causada por uma infecção ou ocorrer no período pós-parto.
Çok eşlilik veya poligami, bir kimsenin aynı esnada birden fazla kişiyle evli olmasıdır.Nos humanos, a poligamia é o casamento ou a união conjugal entre mais de duas pessoas .
I.Dünya Savaşı esnasında tabur karargâh subayıydı ve üç kere yaralandı.Durante a Primeira Guerra Mundial, ele avançou para o posto de tenente-coronel e foi ferido cinco vezes.
Fakat o esnada dışarıdan silah sesleri gelir.Naquele momento, tiros foram ouvidos do lado de fora.
Esnafın öğle yemeğidir.Eles vão para o almoço.
1902'de ailesi bir esnaf topluluğu içinde yaşayacakları Paris'e taşınmıştır.In 1902 verhuisde de familie naar Parijs waar ze in een gemeenschap van ambachtslieden leefden.
Çok eşlilik veya poligami, bir kimsenin aynı esnada birden fazla kişiyle evli olmasıdır.Polygynie of veelwijverij is de vorm van polygamie waarbij één man met meer dan één vrouw getrouwd is.
Dizi, bu esnada bir üçüncü amigoyu canlandıracak birini arıyordu ve Morris, rolü aldı.De show was op dat moment op zoek naar een derde cheerleader, en Morris werd gecast voor de rol.
Bu yolculuk esnasında Mustaine, 1988 tarihli Megadeth albümü So Far, So Good...Met deze nieuwe leden nam Megadeth in januari 1988 het derde studio-album So Far, So Good...
Ancak satrap o esnada karşısına çıkan bir pars ile mücadeleye hazırlanmaktadır.De slagman zal dus alleen (proberen te) slaan op goede worpen.
Sorgulama esnasında işkence görmüştür.Tijdens de ondervragingen werd hij gemarteld.
Bu derslerden birisi esnasında Laura' ya evlenme teklifi yaptı.Tijdens een van deze lessen vroeg hij haar ten huwelijk.
Aynı günlerde Fransa'nın Çin ile yaptığı son hazırlık maçı esnasında Cissé'nin ikinci kez bacağı kırıldı.Bij een oefenwedstrijd voor het Franse voetbalelftal tegen China kreeg Cissé zijn tweede beenbreuk.
İfadesi esnasında Blobel buna rağmen, "Sadece" 10,000-15,000 kişiyi öldürmüş olabileceğini iddia etti.Tijdens zijn rechtszaak beweerde hij dat het er 'slechts' 10.000 tot 15.000 waren geweest.
1945'te, Naumann, Berlin Muharebesi esnasında Berlin'deydi.In 1945 was Naumann in Berlijn tijdens de Slag om Berlijn.
Üretimi esnasında bazı problemler bulunuyordu.Tijdens de bouw deden zich enkele problemen voor.
Müdahale esnasında, dokuz Türk aktivist öldü.Hierbij kwamen 9 Turkse activisten om het leven.
1944 Mayıs'ında bir devriye esnasında, meşe yapraklı ve kılıçlı şövalye haçı aldı.Tijdens een patrouille in mei 1944 ontving hij de Zwaarden aan zijn Ridderkruis met Eikenloof.
Hükümdar olduğu zaman gençlik yıllarında verdiği mücadele esnasında yanında olan herkesi mükafatlandırmıştı.Toen koning Alle terugkeerde beloonde hij de vrouwen met nieuwe rechten, waaronder een gelijkwaardig erfrecht.
Köleler ayrıca esnaf ve tüccar olarak kullanılmıştır.Slaven werden ook gebruikt als ambachtslieden en vakmannen.
Bu esnada Sachsenhausen Toplama Kampında gardiyan ve sekreter olarak çalıştı.Van daar uit ging hij werken in Sachsenhausen als bewaker.
Columbia Uzay Mekiği kazası 1 Şubat 2003 tarihinde STS-107 adlı mekiğin görev uçuşu esnasında gerçekleşmiştir.De shuttle verongelukte tijdens de terugkeer van missie STS-107 op 1 februari 2003.
Av esnasında attan düştü.Hij is van zijn paard gevallen.
Tam bu esnada buzullar kırılmaya başlar.Op datzelfde moment breken de vliezen.
Antisosyal davranış, sadece “şizofreni” nöbeti veya “manik nöbet” esnasında meydana gelen türden olmamalıdır.D: Het antisociale gedrag komt niet uitsluitend voor in het beloop van schizofrenie of manische episodes.
Müzeyyen hanım bu esnada uyanır.Jason wordt net op dat ogenblik wakker.
Ayrıca esnaf, fahişeler, hamile kadınlar ve doğum bir koruyucusu olan bir tanrıçaydı.Ze was ook de beschermvrouwe van kunstenaars, prostituees en zwangere vrouwen.
Afet 26 Nisan 1986 Cumartesi günü 4 numaralı reaktörde yapılan sistem testi esnasında başlamıştır.In de ochtend van 26 april 1986 werd in kernreactor nummer 4 van het complex een test uitgevoerd.
Savaş esnasında ekran kararmaya başlıyorsa pilot yüksek G kuvvetinden dolayı bayılmaya başlamıştır.Bij een black-out verliest de piloot tijdelijk het bewustzijn totdat de g-krachten zijn afgenomen.
Mezarlar koloniyal zamanda hala daha korunmuş durumdayken insanlar Chincorro-Kültürü esnasında gömülmüşlerdir.De graslanden in De Kleibosch, waarin de adderwortel voorkomt, worden begraasd door Groninger blaarkoppen.
Uyku esnasında veya beslenme yetersizliklerinde bazal metabolizma normalden düşüktür.Een tekort aan vocht tijdens en na de menopauze is normaal.
Bu esnada kısa süreli tutuklandı.Voor dit vergrijp werd hij korte tijd vastgehouden.
Bu esnada bilgisayarda başlayan yangın büyümüştür.Nog een stap verder begint de computer met branden.
Tiebreak; herhangi bir set esnasında skor 6-6 olduğunda oynanan özel bir oyundur.In de beslissende derde set kwam het aan op een tiebreak bij een stand van 6–6 in games.
Su ve diğer sıvılar üretim işlemi esnasında bir ürün üzerinde birikebilir.Men kan alleen voedsel en andere bestaansmiddelen verkrijgen door arbeid uit te oefenen op productiemiddelen.
Uyku felciyse uyanma esnasında geçici bir konuşamama ya da hareket edememe durumudur.Slaapverlamming: een tijdelijk onvermogen te kunnen bewegen bij het in slaap vallen of ontwaken.
Bu esnada sağ bek pozisyonunda daha iyi işler yapmaya başladı.Vanaf dat moment begon de club haar positie te verbeteren.
Kunduza dönüştüğünde belirli bir süre kunduz olarak kalır ve o esnada çok güçlüdür.Overdag kan de puil sterk worden vergroot en doet dan bijna rond aan.
İkinci dünya savaşı esnasında Fransa'da çalışmala yapıyordu.Tijdens de Tweede Wereldoorlog werkte hij in Afrika.
Leberwurst (karaciğer ezmesi sucuğu) gibi etten yapılan ürünler de kahvaltı esnasında yenmektedir.Van maleïnezuuranhydride afgeleide producten worden ook gebruikt als smeermiddeladditief.
Öğretmenliği esnasında karikatürleri ile öğrencilerini eğlendirdi.Na de vlucht deelde ze haar ervaring met leerlingen en studenten.
Bugünkü esnaf ve sanatkarlar odası gibi.Tegenwoordig zijn er kunst- en souvenirwinkels gehuisvest.
Bunun yanında esnaf ve halkın derdini de dinlerdi.Zij voorzag een gebrek aan (geschikte) mensen en middelen.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod