Bu çözümlemeler esnasında analizler bireylere kadar indirgenir.La separación aísla los analitos.
Bu esnada ilk kitabını yazdı Le Piège humanitaire.En esta época publica su primera novela: L'homme de la pampa.
Av esnasında attan düştü.Jack desciende de su caballo.
Bu esnada yüksek dozda radyokaktif ışına maruz kaldılar.O se expone a altas dosis de radiación.
Küçük esnaf için daha fazlasını kim yaptı?¿Quién mejor que el maestro para realizar tan preciado trabajo?
Çalışması esnasında Ortalama Eğiklik prensibini kullandı.Practicó el comentario de columna doble mientras lo hacía.
Birçok kişi çarpma esnasında ölmüştür.Algunas personas fueron golpeadas hasta la muerte.
Verdiği hizmetin büyük bölümü Birinci Dünya Savaşı esnasında Ege Filosu'nda geçmiştir.La 3ª escuadra de batalla fue parte de la Gran Flota en el inicio de la Primera Guerra Mundial.
Mebusluk müddeti esnasında müruru zaman cereyan etmez.No reconoce el manejo de husos horarios.
1683 yılında Osmanlı Devleti'nin Viyana'yı kuşatması esnasında Bavyera birliklerine kumandanlık etti.En 1683 comandó las tropas bávaras durante la Batalla de Viena.
Ereksiyon esnasında, penisin hem uzunluğu hem de kalınlığı iki katına çıkar.Justo antes de la hibernación, el erizo pesa aproximadamente el doble que a su término.
Provalar esnasında Fripp yeni kadronun Discipline değil King Crimson olduğunu düşünmeye başladı.Originalmente esta formación se iba a llamar Discipline, pero Fripp sintió que la banda era King Crimson.
Bu veda esnasında kız kardeşine bir masal anlatır.Desde allí le escribió una carta de despedida a su novia.
Kullanım esnasında tehlikeli dumanlar ortaya çıkar.Durante l'uso si sviluppano fumi pericolosi.
Napolyon savaşları esnasında şehrin statüsü değişir.Durante le Guerre napoleoniche il suo status cambiò.
EUH209/209A Kullanım esnasında çok alevlenir hale gelebilir.EUH 209A – Può diventare infiammabile durante l'uso.
İzlanda, savaş esnasında, yabancı bankaların hesaplarında hatırı sayılır miktarda para biriktirdi.L'Islanda prosperò nel corso della guerra, ammassando considerevoli riserve di valuta in banche estere.
Sorgulama esnasında işkence görmüştür.Fu torturata durante l'interrogatorio.
Eğer iletim esnasında mesaja basamaklar eklenir ya da çıkarılırsa senkronizasyon kaybolur.Se i simboli sono aggiunti o rimossi dal messaggio durante la trasmissione, si perde la sincronizzazione.
Osmanlı şehir halkını; Askerler, Tacirler (tüccarlar) ve Esnaflar (Ahiler) oluşturuyordu.Furono alleati delle città campane (a sud), degli Ausoni e degli Aurunci (a ovest).
Hızlıca çoğalma esnasında her bakteride 8-10 kopya genom bulunur.Nelle fasi di rapida moltiplicazione, ogni batterio contiene da 8 a 10 copie del genoma.
Av esnasında attan düştü.Morì cadendo da cavallo.
Bu esnada kısa süreli tutuklandı.Evitò per poco l'arresto.
Her zaman uyur, maç esnasında bile .Viene sempre vista dormire, anche nel mezzo di una battaglia.
Migren eğilimi genellikle gebelik esnasında azalır.La predisposizione alle emicranie in genere diminuisce durante la gravidanza.
Bu esnada genç kız onun yatağında uyuyakalmıştır.Mike, intanto, si è addormentato nel suo letto.
Kurma (Kurbağa): Tufan esnasında suların altına batmış olan yeryüzünü suyun üzerine çıkartır.Chi negherà viver la Terra, e la Acqua, le quali danno vita agli animali generati da loro?»
Bu esnada karışıma süt eklenir.A piacere, aggiungere latte.
Ağlama esnasında, şirketin sahibi olan Martín Quesada tarafından fark edilir.Governante della casa di Martín Quesada, in cui vive.
O esnada aşağıdan siren sesleri gelir tahminen tutuklama yapmaya geliyorlardır.Mentre si sentono le sirene della polizia che si apprestano ad arrestarlo.
Hohenlohe ailesi Otuz Yıl Savaşı esnasında kaçarak Ohrdruf'a taşındı.Durante la guerra dei trent'anni, la famiglia degli Hohenlohe si era trasferita a Ohrdruf.
Gebelik esnasında, eli kapatmayı sağlayan bir medyan arteri vardır.Durante la gestazione, un'arteria mediana che irrora la mano si oblitera.
Dövüş esnasında, Starkaður hile yapar ve Gunnar kendini yepyeni bir kavganın içinde bulur.Nel corso del combattimento i suoi avversari imbrogliano e Gunnarr si ritrova in un vivace alterco.
Kökün yerleşmesi esnasında hipokotin bir kavis şeklinde toprağı delip çıkarak uzar.Quando la Terra viene distrutta la Guida collassa su sé stessa.
Esnafın öğle yemeğidir.È l'ora del pranzo.
Klip esnasında Blunt, karartılmış bir odada tek başına oturarak geçmiş ilişkisini düşünmektedir.Nel video Blunt è seduto da solo in una stanza piuttosto scura mentre riflette su una passata relazione.
Bu esnada ben iki ateş arasında yatmaktaydım.Questi ultimi si trovarono così presi fra due fuochi.
Başlama vuruşu esnasında her iki takım oyuncuları kendi yarı sahasında bulunmak zorundadır.All'inizio della partita, ogni squadra si disporrà nella propria metà campo.
Migren esnasında meydana gelen baş ağrısının mekanizması tam olarak bilinmemektedir.L'esatto meccanismo del dolore alla testa durante un attacco di emicrania è sconosciuto.
Üretimi esnasında bazı problemler bulunuyordu.La produzione ebbe varie difficoltà.
Yom Kippur'da, özellikle de Kal Nidre esnasında beyaz kıyafet ve deri olmayan ayakkabılar giyilmesi adettir.È abitudine vestirsi di bianco per Yom Kippur, soprattutto al Kol Nidre, e non si portano scarpe di cuoio.
Şeker üretimi esnasında melasta toplanır.Durante il viaggio si fermano per il raccolto.
Yapım esnasında 500 galondan fazla sahte kan özel efektler için kullanıldı.Per l'ultima scena furono usati più di 300 litri di sangue finto.
Bu yolculuk esnasında Mustaine, 1988 tarihli Megadeth albümü So Far, So Good...Nel 1988 i Megadeth pubblicarono il terzo album So Far, So Good...
Asus EeePC'leri desteklemek için düzgün bir Ubuntu kurulumunu değiştiren yalnızca bazı scriptlerdi o esnada.Allora era solo uno script che modificava la regolare installazione di Ubuntu per supportare gli Asus EeePCs.
Sayid bu esnada sinyal almayı başarmıştır ve Fransız bir kadının sesini duyarlar.Sayid accende la radio e riceve un segnale, che viene bloccato però da una trasmissione in francese.
Bu olay bir savaş esnasında gerçekleşebildiği gibi savaş dışı bir görev esnasında da olabilir.Neppure questa disposizione era priva di difficoltà come si capirà nel corso della guerra.
Yarışlar esnasında, 10 kulvara sahip bu havuzların kenarlardaki iki kulvarı kullanılmaz.Ora mancano solamente le due chiavi che sono custodite negli uffici ferroviari.
29 Ağustos 1993'te Jackson, Singapur konseri esnasında 47.000 kişinin önünde 35. doğum gününü kutladı.Il 29 agosto 1993, giorno del suo 35º compleanno, Jackson si è esibito al National Stadium di Singapore.
Müzeyyen hanım bu esnada uyanır.In quel momento la ragazza si risveglia.
Bunun ardından bir yıl sonra kadınlar, tüccar ve esnaf olarak da iş hayatına girişti.Un anno più tardi un commerciante di prodotti e materie prime acquistò la casa.
Bu esnada yedi şarkı daha kaydedildi.Esso contiene nuovamente sette canzoni.
Bu esnada genellikle gitara eşlik eder.Era solita accompagnarsi con la chitarra.
Bu esnada kocasının evde olduğundan habersiz olan ev sahibesi Martha' nın gizli aşkı eve gelir.Ma grazie a Mark, che l'ha ospitata a casa sua, n'è uscita.
Bu süre zarfında tören esnasında padişahın konuşması uygun değildir.Il sacerdote intanto ascolta in segreto il colloquio.
Bu esnada yüksek dozda radyokaktif ışına maruz kaldılar.Furono però allontanate a causa della elevata radioattività.
Bu esnada genç kıza gerçekten aşık olur.Alla fine finirà per innamorarsi della ragazza.
Geçmişte define arama olayları esnasında esrarengiz bir olay yaşanmıştır.In una delle sue visite accadde qualcosa di misterioso.
Bu esnada itilir.Ma intanto scompaiono.
Çok eşlilik veya poligami, bir kimsenin aynı esnada birden fazla kişiyle evli olmasıdır.La bigamia è una forma di poligamia in cui una persona è sposata contemporaneamente con altre due.