"Bu nehri temizlemek ve eskiden orada olan balıkları oraya geri koymak istiyoruz."Vi vil rense denne flod og sætte de fisk tilbage som der var før.
"Bu nehri temizlemek ve eskiden orada olan balıkları oraya geri koymak istiyoruz."Vogliamo pulire questo fiume e riportare i pesci che una volta vivevano qui.
"Bu nehri temizlemek ve eskiden orada olan balıkları oraya geri koymak istiyoruz."Vrem să curățăm acest rîu și să punem iarăși pești, așa cum era înainte.
"Bu nehri temizlemek ve eskiden orada olan balıkları oraya geri koymak istiyoruz."Wij willen deze rivier schoonmaken en de vis terugbrengen die hier vroeger was.
"Bu nehri temizlemek ve eskiden orada olan balıkları oraya geri koymak istiyoruz."Wir wollen diesen Fluss säubern und die Fische wieder zurückbringen, die früher dort waren.
"Bu nehri temizlemek ve eskiden orada olan balıkları oraya geri koymak istiyoruz."Θέλουμε να καθαρίσουμε αυτό το ποτάμι και να βάλουμε τα ψάρια πίσω εκεί που ήταν.
"Bu nehri temizlemek ve eskiden orada olan balıkları oraya geri koymak istiyoruz."Искаме да почистим тази река и да върнем рибите отново.
"Bu nehri temizlemek ve eskiden orada olan balıkları oraya geri koymak istiyoruz."Ми хочемо почистити цю річку і повернути в неї рибу, що тут жила.
"Bu nehri temizlemek ve eskiden orada olan balıkları oraya geri koymak istiyoruz."Мы хотим очистить эту реку и снова и вернуть туда рыбу, которая там когда-то водилась.
"Bu nehri temizlemek ve eskiden orada olan balıkları oraya geri koymak istiyoruz."אנחנו רוצים לנקות את הנהר הזה ולהחזיר את הדגים שהיו חיים שם פעם.
"Bu nehri temizlemek ve eskiden orada olan balıkları oraya geri koymak istiyoruz." نحن نريد نظافة هذا النهر ونضع السمك الذي كان هناك مرة أخرى.
"Bu nehri temizlemek ve eskiden orada olan balıkları oraya geri koymak istiyoruz.魚を川に返したい 有害物質を取り除いて
Bunlar eskiden birbirleriyle çelişen ifadelerdi.용어상의 모순이 있었습니다.
Bunlar eskiden birbirleriyle çelişen ifadelerdi.היה פעם מצב של תנאים סותרים.
Bunlar eskiden birbirleriyle çelişen ifadelerdi.يستخدم ليكون تناقضًا في المصطلحات.
Bunlar eskiden birbirleriyle çelişen ifadelerdi.かつて結婚とは 経済的な制度でした
Bunların kimileri eskiden Kuzeydeydi ancak Güney'e geri gelmek zorunda kaldılar.De a lényeg, hogy a legtöbb római katolikus vallású vietnami északról délre költözött.
Bunların kimileri eskiden Kuzeydeydi ancak Güney'e geri gelmek zorunda kaldılar.그 사람들 중에는 북베트남에 거주하고 있는 사람들도 있었다; 그들은 곧 남베트남으로 내려왔다.
Bunların kimileri eskiden Kuzeydeydi ancak Güney'e geri gelmek zorunda kaldılar.Một số người ở miền Bắc đã quay vào miền Nam
Bunların kimileri eskiden Kuzeydeydi ancak Güney'e geri gelmek zorunda kaldılar.彼らを伴って戻って来る南; それらのいくつかは南にちょうどあった
Bunun nedenlerinden biri-- eskiden olduğundan daha çok seçeneğe ve çok daha az vakte sahipler.Důvodem je -- mají mnohem více možností, než využijí, a mnohem méně času.
Bunun nedenlerinden biri-- eskiden olduğundan daha çok seçeneğe ve çok daha az vakte sahipler.Een deel van de reden is -- dat ze meer keuzes hebben dan voorheen, en veel minder tijd.
Bunun nedenlerinden biri-- eskiden olduğundan daha çok seçeneğe ve çok daha az vakte sahipler.En av orsakerna är att de har många fler valmöjligheter än tidigare, och mycket mindre tid.
Bunun nedenlerinden biri-- eskiden olduğundan daha çok seçeneğe ve çok daha az vakte sahipler.In parte, il motivo è che hanno molte più scelte di prima, e molto meno tempo.
Bunun nedenlerinden biri-- eskiden olduğundan daha çok seçeneğe ve çok daha az vakte sahipler.Jedna z przyczyn jest to, że mają oni dzisiaj o wiele więcej możliwości niż kiedyś i dużo mniej czasu.
Bunun nedenlerinden biri-- eskiden olduğundan daha çok seçeneğe ve çok daha az vakte sahipler.그들이 이슈가 되는 이유는, 그들이 유사 이래 가장 다양한 선택권을 누리고 있으며 그 선택에 시간을 할애하기엔 매우 바쁜 삶을 살고 있기 때문입니다.
Bunun nedenlerinden biri-- eskiden olduğundan daha çok seçeneğe ve çok daha az vakte sahipler.Motivatia e, partial - au mai multe optiuni din care sa aleaga si mult mai putin timp la dispozitie.
Bunun nedenlerinden biri-- eskiden olduğundan daha çok seçeneğe ve çok daha az vakte sahipler.Một phần lý do là do họ có nhiều sự lựa chọn hơn xưa, và ít thời gian hơn.
Bunun nedenlerinden biri-- eskiden olduğundan daha çok seçeneğe ve çok daha az vakte sahipler.Por um lado, têm agora muito mais escolhas do que tinham e muito menos tempo.
Bunun nedenlerinden biri-- eskiden olduğundan daha çok seçeneğe ve çok daha az vakte sahipler.Razlog je delno, da imajo veliko več izbire kot včasih in veliko manj časa.
Bunun nedenlerinden biri-- eskiden olduğundan daha çok seçeneğe ve çok daha az vakte sahipler.Részben azért, mert sokkal több választási lehetőségük van, mint volt, és sokkal kevesebb idejük.
Bunun nedenlerinden biri-- eskiden olduğundan daha çok seçeneğe ve çok daha az vakte sahipler.Sebagian alasannya adalah -- mereka punya lebih banyak pilihan dari sebelumnya, dan lebih sedikit waktu.
Bunun nedenlerinden biri-- eskiden olduğundan daha çok seçeneğe ve çok daha az vakte sahipler.Une raison à cela est -- qu'ils ont beaucoup plus de choix qu'auparavant, et beaucoup moins de temps.
Bunun nedenlerinden biri-- eskiden olduğundan daha çok seçeneğe ve çok daha az vakte sahipler.Y parte de la razón, es que tienen muchas más ofertas de las que tenían, y muchisimo menos tiempo.
Bunun nedenlerinden biri-- eskiden olduğundan daha çok seçeneğe ve çok daha az vakte sahipler.Zum Teil liegt das daran, dass sie viel mehr Auswahl haben als zuvor und viel weniger Zeit.
Bunun nedenlerinden biri-- eskiden olduğundan daha çok seçeneğe ve çok daha az vakte sahipler.Εν μέρει γιατί -- έχουν περισσότερες επιλογές από ότι παλαιότερα. και πολύ λιγότερο χρόνο.
Bunun nedenlerinden biri-- eskiden olduğundan daha çok seçeneğe ve çok daha az vakte sahipler.Отчасти, причина в том, что у них больше выбора, чем было раньше, а времени меньше.
Bunun nedenlerinden biri-- eskiden olduğundan daha çok seçeneğe ve çok daha az vakte sahipler.Част от причината е - те имат ужасно по-голям избор от преди и ужасно по-млако време.
Bunun nedenlerinden biri-- eskiden olduğundan daha çok seçeneğe ve çok daha az vakte sahipler.חלק מהסיבה לכך הוא -- שיש להם יותר אפשרויות ממה שאי פעם היה להם. והרבה פחות זמן
Bunun nedenlerinden biri-- eskiden olduğundan daha çok seçeneğe ve çok daha az vakte sahipler.جزء من السبب هو -- لديهم خيارات أكثر مما كانوا معتادين عليه، والقليل جداً من الوقت.
Bunun nedenlerinden biri-- eskiden olduğundan daha çok seçeneğe ve çok daha az vakte sahipler.そして はるかに少ない時間しかないからです。 選択肢が溢れすぎて、
Burada demek istenilen açıktır; Tanrı eskiden canlıydı ama artık ölü.Asta presupune ca a fost odata viu,si acum este mort.
Burada demek istenilen açıktır; Tanrı eskiden canlıydı ama artık ölü.De gevolgtrekking is duidelijk, dat hij eerst leefde en nu dood is.
Burada demek istenilen açıktır; Tanrı eskiden canlıydı ama artık ölü.Die Bedeutung ist klar: er war einmal lebendig, nun ist er tot.
Burada demek istenilen açıktır; Tanrı eskiden canlıydı ama artık ölü.Isto implica claramente que antes estava vivo e agora está morto.
Burada demek istenilen açıktır; Tanrı eskiden canlıydı ama artık ölü.l'insinuazione è chiara: prima era vivo, adesso è morto.
Burada demek istenilen açıktır; Tanrı eskiden canlıydı ama artık ölü.Slutsatsen är tydlig att den brukade vara vid liv, nu är den död.
Burada demek istenilen açıktır; Tanrı eskiden canlıydı ama artık ölü.Wniosek jest prosty, że wcześniej żył, a teraz nie żyje.
Burada demek istenilen açıktır; Tanrı eskiden canlıydı ama artık ölü.Подразбира се ясно, че е бил жив, но сега вече е мъртъв.
Burada eskiden hayat vardı ve nehir balık doluydu.Dříve se to tu hemžilo takovým množstvím ryb!
Burada eskiden hayat vardı ve nehir balık doluydu.Ήταν γεμάτο ζωή! Είχε τόσα πολλά ψάρια!
Burası eskiden, balıkların üremesi bakımından kritik öneme sahip bir mercan ve sünger ormanıydı.Ceci était une forêt d'éponges et de coraux , qui est un habitat critique pour le développement des poissons.
Burası eskiden, balıkların üremesi bakımından kritik öneme sahip bir mercan ve sünger ormanıydı.Dit was ooit een woud van sponzen en koralen, een kwetsbare habitat voor de ontwikkeling van vissen.
Burası eskiden, balıkların üremesi bakımından kritik öneme sahip bir mercan ve sünger ormanıydı.Eso fue, un bosque de corales y esponjas, el cual es un hábitat importante para el desarrollo de los peces.
Burası eskiden, balıkların üremesi bakımından kritik öneme sahip bir mercan ve sünger ormanıydı.저것이 무엇이였나면 물고기들이 나타나기 위해서 결정적인 서식지인 해면과 암초들의 숲이었습니다.
Burası eskiden, balıkların üremesi bakımından kritik öneme sahip bir mercan ve sünger ormanıydı.Niegdyś rósł tu las gąbek i korali, środowisko niezbędne do rozwoju ryb.
Burası eskiden, balıkların üremesi bakımından kritik öneme sahip bir mercan ve sünger ormanıydı.Nó từng là gì, là 1 cánh rừng bọt biển và san hô, là môi trường sống quan trọng cho sự phát triển của cá.
Burası eskiden, balıkların üremesi bakımından kritik öneme sahip bir mercan ve sünger ormanıydı.Prima c'era una foresta di spugne e coralli, un ambiente fondamentale per la proliferazione dei pesci.
Burası eskiden, balıkların üremesi bakımından kritik öneme sahip bir mercan ve sünger ormanıydı.Și asta a fost o pădure de bureți și corali, un habitat periculos pentru dezvoltarea peștilor.
Burası eskiden, balıkların üremesi bakımından kritik öneme sahip bir mercan ve sünger ormanıydı.Siinä oli ennen sieni- ja korallimetsä, mikä on äärimmäisen tärkeä elinympäristö kalojen kehittymiselle.