Ana içeriğe geç
Sözlük

eskiden ile cümle

eskiden kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
AM: Ve eskiden makine ve ekipman için milyonlarca dolarlık yatırım gerekiyordu.א.מ.: לפני זה, נדרשה השקעה של מיליונים עבור מכונה וכו'.
AM: Ve eskiden makine ve ekipman için milyonlarca dolarlık yatırım gerekiyordu.في السابق كنت تحتاج استثمار بالملايين
AM: Ve eskiden makine ve ekipman için milyonlarca dolarlık yatırım gerekiyordu.でも今は田舎の女性たちが 製造することができるのです
Ancak bu kategoriler eskiden taşıdıklarından daha az önem arzediyorlar.Aber diese Kategorien bedeuten jetzt sogar noch weniger, als das zuvor der Fall war.
Ancak bu kategoriler eskiden taşıdıklarından daha az önem arzediyorlar.Ale teraz te kategorie znaczą jeszcze mniej niż kiedykolwiek.
Ancak bu kategoriler eskiden taşıdıklarından daha az önem arzediyorlar.Dar acele categorii sunt și mai nesemnificative acum decât erau înainte.
Ancak bu kategoriler eskiden taşıdıklarından daha az önem arzediyorlar.그러나 그런 범주들이 현재는 과거에 비해 별로 의미를 가지지 못합니다.
Ancak bu kategoriler eskiden taşıdıklarından daha az önem arzediyorlar.Maar die categorieën betekenen vandaag nog minder dan vroeger.
Ancak bu kategoriler eskiden taşıdıklarından daha az önem arzediyorlar.Mais ces catégories ont encore moins de sens maintenant qu'auparavant.
Ancak bu kategoriler eskiden taşıdıklarından daha az önem arzediyorlar.Ma queste categorie adesso significano ancora meno di prima.
Ancak bu kategoriler eskiden taşıdıklarından daha az önem arzediyorlar.No dnes tieto kategórie znamenajú ešte menej než predtým.
Ancak bu kategoriler eskiden taşıdıklarından daha az önem arzediyorlar.Pero esas categorías hoy significan mucho menos que antes.
Ancak bu kategoriler eskiden taşıdıklarından daha az önem arzediyorlar.Tetapi kategori-kategori itu bahkan kurang berarti sekarang daripada yang mereka lakukan sebelumnya.
Ancak bu kategoriler eskiden taşıdıklarından daha az önem arzediyorlar.Todavia, essas categorias fazem atualmente ainda menos sentido do que faziam antigamente.
Ancak bu kategoriler eskiden taşıdıklarından daha az önem arzediyorlar.Tyto kategorie však dnes znamenají ještě méně než kdy předtím.
Ancak bu kategoriler eskiden taşıdıklarından daha az önem arzediyorlar.Μόνο που αυτές οι κατηγορίες σημαίνουν πολύ λιγότερα πλέον απ' ό,τι στο παρελθόν.
Ancak bu kategoriler eskiden taşıdıklarından daha az önem arzediyorlar.Але ці категорії мають навіть менше сенсу ніж це було раніше.
Ancak bu kategoriler eskiden taşıdıklarından daha az önem arzediyorlar.Но сейчас эти категории значат даже меньше, чем они значили до этого.
Ancak bu kategoriler eskiden taşıdıklarından daha az önem arzediyorlar.Но тези категории означават дори още по-малко сега, отколкото преди.
Ancak bu kategoriler eskiden taşıdıklarından daha az önem arzediyorlar.אבל הקטגוריות האלה אומרות עוד פחות עכשיו משהן אמרו בעבר.
Ancak bu kategoriler eskiden taşıdıklarından daha az önem arzediyorlar.ولكن هذه الفئات الأن تعني أقل مما كانت عليه من قبل.
Ancak bu kategoriler eskiden taşıdıklarından daha az önem arzediyorlar.意味を持たなくなりました なぜならオンライン・ネットワーキング・ツールによって
Ancak eskiden 10 MB sabit diskler 3.400 $ iken, şimdi ciddi anlamda daha ucuz.10MB에 3,400달러나 했던 하드 디스크 가격은 기하급수적으로 내려갔습니다.
Ancak eskiden 10 MB sabit diskler 3.400 $ iken, şimdi ciddi anlamda daha ucuz.אבל דיסקים קשיחים עלו פעם 3,400$ עבור 10 מגה בייט -- זול בצורה אקספוננציאלית.
Ancak eskiden 10 MB sabit diskler 3.400 $ iken, şimdi ciddi anlamda daha ucuz.لكن الأقراص الصلبة كانت تساوي 3400 دولار ل 10ميغا بايت-- ثمن بخس للغاية.
Ancak eskiden 10 MB sabit diskler 3.400 $ iken, şimdi ciddi anlamda daha ucuz.現在の遺伝子技術に比べ
Ancak eskiden kapkek almayan yeni müşteriler kazanacağım, pazar büyüyecek.ولكن سيكون هناك أيضا ناس يأكلون شيئا ربما مغذي أكثر من الكعك
Ancak eskiden kapkek almayan yeni müşteriler kazanacağım, pazar büyüyecek.砂糖と、トランス脂肪酸の一日必要量を得るために食べるかもしれません。
Ancak orada eskiden çok fazla su vardı ve bu resimde Mars'taki eski bir nehir deltasını görüyorsunuz.Mas já teve imensa água. Esta imagem mostra um antigo delta dum rio em Marte.
Ancak orada eskiden çok fazla su vardı ve bu resimde Mars'taki eski bir nehir deltasını görüyorsunuz.Ma un tempo c'è stata moltissima acqua, e questa foto mostra un antico delta di un fiume su Marte.
Ancak orada eskiden çok fazla su vardı ve bu resimde Mars'taki eski bir nehir deltasını görüyorsunuz.Pero ha habido mucha agua ahí, y esta foto indica un viejo río delta en Marte.
Ancak temel teknoloji ve eskiden kullandığımız her şey tank içeriğiyle de uyuyordu.그러나 기본 기술과 직원들의 작업이 비슷해서 전차 작업을 하기에 안성맞춤이었습니다
Ancak temel teknoloji ve eskiden kullandığımız her şey tank içeriğiyle de uyuyordu.Nicméně technologie a všechno, co jsme kdysi používali, fungovalo perfektně i pro tanky.
Ancak temel teknoloji ve eskiden kullandığımız her şey tank içeriğiyle de uyuyordu.Niemniej podstawowa technologia oraz doświadczenie z poprzednich gier sprawdziły się doskonale przy czołgach.
Anlıyor musun? Bir de, 'Benim entellektüel yetilerim eskiden çok daha keskindi.'Tiež, 'Moje intelektuálne schopnosti boli predtým oveľa ostrejšie.'
Annen senin için endişeleniyor. Ona eskiden olduğun gibi nazik davran.Tu madre está preocupada por tí, sé comprensivo con ella.
Artık eskiden olduğum aynı koşucu olmadığımı fark ettim.저는 제가 더이상 예전처럼 달릴 수 없다는 것을 알게되었고
Artık eskiden olduğum aynı koşucu olmadığımı fark ettim.הבנתי שאני כבר לא אותה אצנית שהייתי,
Artık eskiden olduğum aynı koşucu olmadığımı fark ettim.سرعان ما أدركت أنني لم أعد العدَّاءة التي كنت في السابق،
Artık eskiden olduğum aynı koşucu olmadığımı fark ettim.だから私はこう決めました 自分で走れないなら
Artık zamanın atlı arabasının yaklaştığını duymuyorum, ya da en azından eskiden duyduğum kadar değil.Ich höre nicht mehr den geflügelten Wagen der Zeit nahen, zumindest nicht mehr so oft wie vorher.
Artık zamanın atlı arabasının yaklaştığını duymuyorum, ya da en azından eskiden duyduğum kadar değil.Ik zie niet langer de zandloper der tijd leeglopen, of ten minste niet meer zoveel als ik dat vroeger deed.
Artık zamanın atlı arabasının yaklaştığını duymuyorum, ya da en azından eskiden duyduğum kadar değil.Je n'entends plus le char ailé du temps se rapprocher, ou du moins plus autant qu'avant.
Artık zamanın atlı arabasının yaklaştığını duymuyorum, ya da en azından eskiden duyduğum kadar değil.Již více neslýchám čašem okřídlený vůz (citace básně) nebo aspoň ne tak jako dříve.
Artık zamanın atlı arabasının yaklaştığını duymuyorum, ya da en azından eskiden duyduğum kadar değil.저는 더이상 날개단 듯 빠른 시간의 수레바퀴가 가까이 오는 소리를 듣지 않습니다, 적어도 예전에 들었던 것 만큼 듣지는 않습니다.
Artık zamanın atlı arabasının yaklaştığını duymuyorum, ya da en azından eskiden duyduğum kadar değil.Már nem hallom, hogy az időszekér egyre közeleg, vagy legalábbis nem annyira, mint azelőtt.
Artık zamanın atlı arabasının yaklaştığını duymuyorum, ya da en azından eskiden duyduğum kadar değil.Nie słyszę już, że czas to nadciągający skrzydlaty powóz, a przynajmniej nie aż tak często.
Artık zamanın atlı arabasının yaklaştığını duymuyorum, ya da en azından eskiden duyduğum kadar değil.Non sento più il minaccioso ticchettio dell'orologio o per lo meno non tanto quanto lo sentivo prima.
Artık zamanın atlı arabasının yaklaştığını duymuyorum, ya da en azından eskiden duyduğum kadar değil.Nu mai aud carul inaripat al timpului cum se apropie, sau cel putin nu atat cat il auzeam inainte.
Artık zamanın atlı arabasının yaklaştığını duymuyorum, ya da en azından eskiden duyduğum kadar değil.Už nepočúvam ten okrídlený koč času, ktorý popri mne letí, alebo ho aspoň nepočúvam tak často, ako som zvykol.
Artık zamanın atlı arabasının yaklaştığını duymuyorum, ya da en azından eskiden duyduğum kadar değil.Ya no escucho al carruaje alado del tiempo acercarse, o por lo menos no tanto como antes.
Artık zamanın atlı arabasının yaklaştığını duymuyorum, ya da en azından eskiden duyduğum kadar değil.Δεν ακούω πλέον το φτερωτό άρμα του χρόνου να πλησιάζει ή τουλάχιστον όχι τόσο όσο παλιά.
Artık zamanın atlı arabasının yaklaştığını duymuyorum, ya da en azından eskiden duyduğum kadar değil.Я більше не чую цокання годинника в голові, або, принаймні, не так часто як раніше.
Artık zamanın atlı arabasının yaklaştığını duymuyorum, ya da en azından eskiden duyduğum kadar değil.Я больше не слышу постоянное тиканье часов в голове, по крайней мере, не так часто, как раньше.
Artık zamanın atlı arabasının yaklaştığını duymuyorum, ya da en azından eskiden duyduğum kadar değil.אני לא שומע יותר את מרכבת הזמן המכונפת נושפת בעורפי, או לפחות לא כמו בעבר.
Artık zamanın atlı arabasının yaklaştığını duymuyorum, ya da en azından eskiden duyduğum kadar değil.لم أعد أسمع الوقت في العربة المجنحة يقترب، أو على الأقل ليس بنفس القدر كما فعلت من قبل.
Artık zamanın atlı arabasının yaklaştığını duymuyorum, ya da en azından eskiden duyduğum kadar değil.迫りくる感覚は もう感じられなくなるほどになりました 今日の残り時間が迫っているのは見えています
Aslında bu oldukça eskidendi, neredeyse 60'lar.이 일은 사실 오래 전부터였습니다. 실은 60년대부터죠.
Aslında bu oldukça eskidendi, neredeyse 60'lar.Dit gaat eigenlijk een lange tijd terug. In feite naar de jaren '60.
Aslında bu oldukça eskidendi, neredeyse 60'lar.En fait, ce projet remonte à très loin, en fait aux années 60. Ici nous sommes dans les années 80.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod