Kshatriyalar eskiden çok önemliydiler; ancak günümüzde artık eskisi kadar önemli değiller.Naftos pramonė valstijoje anksčiau buvo labai svarbi, bet dabar ji nebėra tokia pastebima kaip anksčiau.
Kozak bucağı, eskiden Karesi Sancağı'na bağlı bir ilçe idi.Anksčiau buvo Vaikšnėgalos dvaras, priklausęs I. Karpiui.
Eskiden doşpulduur biraz farklı yapıdaydı.Senovės žmogus mąstė šiek tiek kitaip.
Eskiden Kim'in babasını tanır.Jį spaudžia buvę jo tėvo Kim Ir Seno bendražygiai.
Sonraki gün öleceğini anladığı için Eragon'a onun da eskiden bir Ejderha Süvarisi olduğunu söyler.Tačiau vėliau, prieš pat savo mirtį, Bromas atskleidžia Eragonui, jog ir jis kadaise buvo drakono raitelis.
Eskiden hala oldukça popüler bir içecektir.Tuo metu jis daug gėrė.
Eskiden Japonya'da sol taraf daha üst seviye sayılıyordu.Anksčiau Japonijoje buvo griežta klasių hierarchija.
Köyde güneyinde eskiden üzüm yetiştirilen üzüm bağları bulunmaktaydı.Kaimo vietoje seniau buvo krūmais apaugusi ganyklų žemė.
Stad, eskiden yıkılmadan önce Kirov Stadı'nın bulunduğu alana inşa edilmektedir.Staadion ehitati kohale kus varem asus Kirovi staadion enne selle lammutamist.
Bazı organizasyonlar eskiden kullanılan koşullardan farklı olanları kullanmaktadır.Meetodid, mida tänapäeval suhtluses kasutatakse, erinevad nendest, mida kasutati mõni aeg tagasi.
Ancak, Rusça'da "kızıl"ın karşılığı olan krasnaya sözcüğü (eskiden) "güzel" anlamına da gelirdi.Vene keeles tähendas sõna "krasnõi" tol ajal lisaks punasele ka ilusat.
Eskiden Hristiyanlara aitti.Varem kuulus kirik frantsisklastele.
O benim eskiden beri arkadaşım.Ta oli selleks ajaks vana mees.
Bu belitlerden bazıları çok eskiden ifade edilmiştir, bazıları daha yenidir.Tunnistajateks olid ülalpool mainitud ja paljud teised.
Ancak eskiden bu köye göçmüş ve artık buranın yerlisi olmuş pek çok insan da vardır.Kuid praeguseks on lapsi lõpetanud juba nii palju, et oleks vaja teistki sarnast küla.
Sirmium, eskiden Roma İmparatorluğu'nun Pannonia bölgesinde yer alan antik bir şehirdir.Sirmium oli linn Pannoonias, Rooma keisririigi iidses provintsis.
Eskiden bağımsız bir köydü.Varem oli seal samanimeline küla.
Burada eskiden kullanılan boş bir ev bulurlar.Varem elati vanas rehielamus, mis ei ole säilinud.
Eskiden genelde evin içinde oynanırdı.Mäletatavasti elasid nad kunagi meie majas.
Daha eskiden burası Atlı top-Golf Meydanı imiş.Varem kuulus ala Lõpekunna (Loppegunde) muinaskihelkonda.
Eskiden bulunan gayrimüslim sayısı şimdi belki de yok derecede azdır.Kuid minu asunduse asukoht on sarnane, et vähemalt praegu ei võimalda väga palju lootusi.
1: Eskiden OFC üyesiydi.Varem oli ta Res Publica liige.
Sovyetler Birliği millî futbol takımı eskiden bu federasyonun çatısı altındaydı.Nõukogude Liidu jalgpallikoondis oli Nõukogude Liidu rahvuskoondis jalgpallis.
İnsanlar çok eskiden beri mantarlarla ilgilenmişlerdir.Inimesed on kaua aega kabjalistega koos elanud.
Köyde ilköğretim okulu çok eskiden vardı ama sonra daha kullanılmadı.Nad on algkoolis paar aastat samas klassis käinud, kuid pole hiljem kohtunud.
Eskiden siyah olan TV canavarı, Beyaz olmuştur.Algul oli televisioon must-valge.
Eskiden bekçi kulesi olarak kullanılan kule, sonraları kadın hapishanesi olarak kullanılmıştır.Lõunaküljel on poolringikujuline torn, mida vanadel aegadel kasutati vanglana.
Eskiden hidropati olarak isimlendirilirdi.Vanasti kandis nime Eversmuiža.
Bu zirve eskiden Sovyetler Birliği'nin parçası olan bir ülkede yapılan ilk NATO zirvesi oldu.See oli esimene Nõukogude Liidus tootmises olnud seeriatank.
Eskiden tandırda pişirilen “çöyün ötmegi” artık pişirilmemektedir.Peahoonest ümber ehitatud laohoonel polnud enam katustki.
2002 yılında, çok da eskiden değil2002년, 그리 오래 되진 않았죠.
2002 yılında, çok da eskiden değilבשנת 2002 - לפני זמן לא רב -
2002 yılında, çok da eskiden değilفي عام 2002 -- ليس قبل وقت طويل --
2002 yılında, çok da eskiden değilコロンビア大学にいた教授が
"6. Doktorlar eskiden hamilelik için orgazm öneriyorlardı."Nezadaný štikútajúci.
"6. Doktorlar eskiden hamilelik için orgazm öneriyorlardı."Αδέσμευτος που υποφέρει απο λόξυγγα.
Aa, eskiden Central Komuta Merkezi'nde çalışan keskin hafızalı bir adam burayı eliyle koymuş gibi buldu.Komentokeskuksessa palvellut mies- -jolla on hyvä muisti, muistaa paikan tarkasti.
Aa, eskiden Central Komuta Merkezi'nde çalışan keskin hafızalı bir adam burayı eliyle koymuş gibi buldu.Ktoś, służący kiedyś w centrum dowodzenia Central, i obdarzony świetną pamięcią, doskonale zna tę lokalizację.
Aa, eskiden Central Komuta Merkezi'nde çalışan keskin hafızalı bir adam burayı eliyle koymuş gibi buldu.Πρώην στέλεχος με θέση στο Αρχηγείο του Σέντραλ, ένας με καλή μνήμη, θυμάται ακριβώς πού είναι αυτό το μέρος.
Aaron'ýn eskiden beri dev makale setlerini analiz etme huyu vardý.في مشاريع تحليل بيانات ضخمة من مقالات
Aaron'ýn eskiden beri dev makale setlerini analiz etme huyu vardý.論文の巨大データを解析するプロジェクトを 行った経歴も持っていたからです。
Ama eskiden orada bir sürü insan vardı.Aber da waren früher eine ganze Menge Menschen.
Ama eskiden orada bir sürü insan vardı.Było tu kiedyś wiele osób.
Ama eskiden orada bir sürü insan vardı.Dar erau cândva o grămadă de oameni.
Ama eskiden orada bir sürü insan vardı.De régen jó sokan voltak ott.
Ama eskiden orada bir sürü insan vardı.옛날에는 사람들이 많았는데 말이죠.
Ama eskiden orada bir sürü insan vardı.Maar vroeger stonden daar een hele hoop mensen.
Ama eskiden orada bir sürü insan vardı.Mais, il y avait autrefois beaucoup de monde.
Ama eskiden orada bir sürü insan vardı.Ma, un tempo c'era un sacco di gente.
Ama eskiden orada bir sürü insan vardı.Nhưng chỗ này đã từng có rất nhiều người.
Ama eskiden orada bir sürü insan vardı.Pero solía haber un montón de gente.
Ama eskiden orada bir sürü insan vardı.Αλλά ήταν ένα σωρό άνθρωποι.
Ama eskiden orada bir sürü insan vardı.Но имаше много хора.
Ama eskiden orada bir sürü insan vardı.Но раньше здесь было много стран.
Ama eskiden orada bir sürü insan vardı.אבל פעם היו שם המון אנשים.
Ama eskiden orada bir sürü insan vardı.في السابق كان هناك الكثير من الناس
Ama eskiden orada bir sürü insan vardı.この図から読み取れることが他にあります
AM: Ve eskiden makine ve ekipman için milyonlarca dolarlık yatırım gerekiyordu.A.M. Voorheen had je een miljoeneninvestering nodig voor machine.
AM: Ve eskiden makine ve ekipman için milyonlarca dolarlık yatırım gerekiyordu.예전에 생리대를 만들기 위해서 수백만 달러를 기계에 투자해야 했다면,
AM: Ve eskiden makine ve ekipman için milyonlarca dolarlık yatırım gerekiyordu.Prima ci sarebbe voluto un investimento multimilionario per la macchina, e così via.