Başkenti, Podgorica'dır (eskiden Titograd).Hlavným mestom je Podgorica (do roku 1990 Titograd).
One57 (eskiden Carnegie 57), Amerika Birleşik Devletleri'nin New York kentinde bulunan bir gökdelendir.One57 (do mája 2011 známy ako Carnegie 57) je mrakodrap/supertall v New York City, USA.
Eskiden "anonim" olarak görülen fotoğraf 2003 yılından beridir Charles C. Ebbets'e atfedilmektedir.Autor je formálne „neznámy“, ale od roku 2003 bola pripísaná Charlesovi C. Ebbetsovi.
Bu arada Howard, Leonard ile eskiden yaptıkları bir anlaşmayı hatırlar.V priebehu 3. série Howard apeluje na dohodu, ktorú uzavrel s Leonardom.
Yoğurma, eskiden teknelerde ayakla yapılırdı.Pred tým boli kvapaliny prevážané v sudoch na bežných nákladných lodiach.
Ayni zamanda da eskiden oldugu gibi Köy Odası olarak da hizmet vermektedir.Občas tiež slúžila ako núdzové bývanie.
Eskiden harap durumda olan yapı 20. yüzyılın sonlarında restore edilmiştir.Stavba bola obnovovaná koncom 20. storočia.
Eskiden sponsor olduğu Fenerbahçe (kadın voleybol takımı)'nı pek çok başarıya ulaştırdı.Potom začal v jeho prospech silne pracovať dávny priateľ, Passvan-Oglou.
Çok daha eskiden ise bu alanda tuz üretiliyordu.V obci sa v minulosti ťažila soľ.
Eskiden gyobutsu (İmparatorun serbeti)'lardandı.Trácia sa kedysi nachádzala v ríši Alexandra Veľkého (Macedónskeho).
Eskiden mahallesimüzde üzüm bağları bulunmaktaymış.V minulosti sa v obci nachádzali rosiahle vinohrady.
Eskiden bağımsız bir köydü.Predtým boli samostatnou obcou.
Bu topraklar eskiden Venedik Cumhuriyeti'ne bağlıydı.Mesto sa stalo súčasťou Benátskej republiky.
Fakat bu eskiden düşünülenden daha yaygındır.Tu však bola skutočnosť ďaleko vážnejšia, ako predpokladal.
Ülke eskiden İsveç'e aitti.V stredoveku bolo súčasťou Švédska.
Eskiden köylere belediye hizmetleri alfabetik sırayla gitmekteydi.Prakticky v každom meste bola citadela slúžiaca k armádnym účelom.
Zaara'nın ailesi eskiden bir öksüz kadına bakmışlar.Od mladých rokov sa stýkala s rodinou Masarykových.
Eskiden WWE'de güreşirdi.V minulosti pracoval aj pre WWE.
Kadıköy ilçesi'nin eskiden iki bucağı vardı.Detská križiacka výprava mala dve dejstvá.
Mahallede eskiden bugüne kadar gelen çeşitli oyunlar ve şakalar vardır.Počas seriálu sa rozvinulo množstvo pokračujúcich vtipov a tém.
Eskiden balgam söktürücü olarak kullanılmıştır.Kedysi sa používala na zápis gudžarátčiny.
Eskiden uyarıcı ve antispazmodik olarak da kullanılırdı.Kedysi sa používal ako protijed a omladzovací prostriedok.
Eskiden kentin dışında kalan Likavittos Tepesi, kentin bir parçası oldu.Prapořiště je bývalá obec v okrese Domažlice, dnes súčasť mesta Kdyně.
Bu dönemde genellikle eskiden hazırladığı güzel eserleri dolayışyla beğenilmekteydi.Obľúbil si najmä krásne štýly batožín, ktoré videl.
Şehir merkezi Sarı Nehir'in güneyindedir ve Çin'in eskiden başkentliğini yapmıştır.Centrum mesta leží na južnom brehu Žltej rieky a patrí medzi štyri starobylé čínske hlavné mestá.
Çok daha eskiden ise bu alanda tuz üretiliyordu.V preteklosti so bile na tem območju obdelovalne površine.
Eskiden Al Capone burada güneşlenirmiş.Le Verrier je menil, da je šel Vulkan mimo Sonca ponoči.
Eskiden olduğu gibi bugün de kirveliğe çok büyük önem verilir.Sanje so za nas tudi danes tako pomembne kot nekoč.
Eskiden Kraków Voyvodası'nın başkentiydi.V preteklosti je bilo prestolnica Krimskega kanata.
Jython eskiden JPython olarak bilinirdi.Pri nas je bil nekoč poznan kot krmna rastlina.
Köyü'ün eskiden bu yana geçim kaynağı hayvancılıktır.Domneva se, da je bila skupnost nekoč tržnica goveda.
Eskiden bağımsız bir köydü.Vas je bila tedaj tudi samostojna občina.
"Eskiden Utnapiştim bir insandı ama şimdi o ve karısı bizim gibi tanrı haline geldi.Nekoč je verjela, da je človek ustvaril Boga, sedaj pa je začela verjeti, da je Bog ustvaril človeka.
Balgat, eskiden şehir dışında kalan bir köydü.Žige, ki je tedaj stala še izven vasi.
Köy halkı, çok eskiden şu anda bulunduğu meraya yerleşmiştir.Blaginja mesta je bila že od nekdaj povezana z morjem, blizu katerega leži.
Eskiden ev halkı, bu kapağı açıp içinde yıkanırdı.Tu so včasih gospodinje prale perilo.
Eskiden büyük bir kovboydu.Nekoč je bil en klovn.
Fakat bu eskiden düşünülenden daha yaygındır.Bilo ji je še bolj nerodno pred njim kot običajno.
Aslında bu köy çok eskiden bir gölmüş.V antiki je bilo mesto večkrat trdnjava.
Ne kadar eskiden beri kurulduğundan beri elimizde şu an bir belge yoktur .Pa kaj, če že dolgo nisem nič napisal.
Eskiden köy geçimini güğüm yaparak sağlarmış.Občina je tedaj veliko storila za ohranitev.
Çünkü onların babası eskiden aynı gruptadır.Tako njegov oče kot stari oče sta bila generala.
Termal kaynak çevresinde eskiden derme çatma kaplıca yapıları bulunuyordu.Za predprostorom je bila običajno tridelna notranja Cela.
Eskiden mahallede güveç çömlekleri üretilirdi.Nekoč so jo v procesijah nosili po vinogradih.
Eskiden derelerinde çok çeşit balık vardı.V zgodovini je imela vrsto različnih nadevov.
Eskiden standart Yazı Japoncası (文語, bungo, "edebî dil") konuşma dilinden (口語, kōgo) farklıydı.Anksčiau, standartine buvusi rašomoji japonų kalba (文語, bungo) skyrėsi nuo šnekamosios kalbos (口語, kogo).
Eskiden bağımsız bir krallıktı.Anksčiau Škotija buvo nepriklausoma karalystė.
Eskiden Fiji'nin başkentiydi.Buvusi Fidžio sostinė.
Köyde eskiden Rumlar yaşamaktaydı.Kaime anksčiau gyveno sentikiai.
Aslında eskiden siyah, gri ve beyaz renkli köpekler daha çok bulunurdu.Anksčiau augalu buvo dažomi audiniai juoda ir raudona spalva.
AB normlarındaki gıda katkı maddesi kodu eskiden E441 numarasıydı.Etiketėje šis maisto priedas gali būti nurodomas numeriu E441.
Eskiden ''Beşeşekli'' diye bilinmektedir.Anksčiau vadinosi "Sauber".
Köy eskiden üç haneden oluşuyordu.Anksčiau Pažiegę sudarė 3 kaimai.
Eskiden kuskuğuk diye adlandırıldı.Anksčiau buvo vadinamas Jagamasčiais.
Liste eskiden günlük olarak yapılırdı ama artık haftalıktır.Savaitraštis – periodinis leidinys, išeinantis kartą per savaitę.
Şapkacı pergeli Buna eskiden Fes Pergeli denilirdi.Antraisias Veršvais anksčiau vadinosi Lampėdžiai.
Scott eskiden bir musluk tamircisiydi ve amatör bir şekilde bateri çalıyordu.Loris kažkada buvo geras lenktynininkas, tačiau dabar įjunkęs į alkoholį.
Burada eskiden kullanılan boş bir ev bulurlar.Tada į jį buvo įjungti ten anksčiau stovėję namai.
Eskiden köydü.Kažkada buvusi kalvė.
Eritre'de eskiden çok sayıda fil yaşardı.Anksčiau ariamame lauke buvo keliasdešimt pilkapių.