Kadıköy ilçesi'nin eskiden iki bucağı vardı.Den lilla kampanilen brukade ha två klockor.
Eskiden "anonim" olarak görülen fotoğraf 2003 yılından beridir Charles C. Ebbets'e atfedilmektedir.Tidigare angavs fotografen som okänd, men sedan 2003 har Charles Clyde Ebbets angetts som fotograf.
Grubun 4 üyesi (eskiden 7) şu şekildedir: Serri, Ah Young, Woohee and Subin.Gruppen bestod av de fyra medlemmarna Serri, Ah Young, Woohee och Subin.
Eskiden A. maculatum türünün sinonimi sayılıyordu.Samma modell hade tidigare föreslagits av A. Pütter.
Bu hamam ve aynı yerdeki binada eskiden Hendek Rüştiyesi bulunmaktaydı.I dammen framför byggnaden hade man förr fisk.
(Eskiden mho birimi kullanılırdı.)(Tidigare har man även använt jutelump).
Yönetim merkezi eskiden Madras ismiyle bilinen Chennai şehridir.Chennais högbana ligger i den sydindiska staden Chennai, som tidigare hette Madras.
Eskiden doşpulduur biraz farklı yapıdaydı.I Uppland fungerade fäbodarna lite annorlunda.
Türkiye'de eskiden resme “nakış” ya da “tasvir” denirdi.I Ryssland betydde det ursprungliga ordet salt- eller ättiksinlägg.
Eskiden Lyciasalamandra luschani türünün alt türü olarak sınıflandırılıyordu.Tidigare betraktatades den som en underart till luzonhökörn.
Supercars Championship (eskiden V8 Supercars), Avustralya'da düzenlenen bir binek otomobil yarışı serisidir.V8 Supercars: det australiska mästerskapet som tävlar med kraftiga V8-motorer.
Eskiden tuz at ve eşek arabaları ile çıkarılıyordu.Han hade tidigare provat på att sälja hamburgare och bilar.
Eskiden frengi tedavisinde kullanılmıştır.Förr användes det som magsårsmedicin i Frankrike.
Eskiden İlkbahar'da yapılıyordu fakat 1955'ten beri Eylül ayında yapılmaktadır.De första åren hölls festivalen i september men sedan 1952 hålls den under andra hälften av maj månad.
Liste eskiden günlük olarak yapılırdı ama artık haftalıktır.Tidskriften var ursprungligen månatlig men utkommer numera på veckobasis.
Fakat bu eskiden düşünülenden daha yaygındır.Det var betydligt vanligare förr.
Bunlar eskiden yeniye göre şu şekildedir.Den ursprungliga varianten ser ut så här:
Eskiden kentte iki hareketli çarşı vardı.I staden fanns tidigare två borgar.
Eskiden parkın yerinde Akçiçek Açık Hava Sineması bulunmaktaydı.På platsen för byggnaden fanns tidigare en parkeringsplats.
Şanzelize eskiden büyük bir tarla alanıydı.Den var en gång del av Stora Inkavägen.
Eskiden ise Fenerbahçe'de de görev yapmıştır.Han har tidigare även spelat i Fleetwood Town.
Eskiden Kraków Voyvodası'nın başkentiydi.Staden var en gång faliskernas huvudstad.
Ayrıca eskiden bir de Counter-Strike takımı vardı.Tidigare fanns även en sektion för bandy.
Eskiden rasathane olarak da kullanılmıştır.Förr användes den även som smörjmedel.
Eskiden gözüken sisler artık çok seyrek görünür olmuştur.Spjutet var, som vi redan sett, känt sedan länge.
Eskiden beri ticaret merkezi olmuş ve bugün de İran'ın kuzey batısının en görkemli ticaret merkezlerindendir.Därefter har stödet ökat, och i dag är Sinn Féin det största nationalistiska partiet i Nordirland.
Çivi yazısı çok eskiden bulunmuştur.Brevduvor har använts länge.
Koleksiyon, eskiden restoran olarak kullanılan küçük bir binaya yerleştirildi.Den ersatte en tidigare, mindre byggnad på samma plats.
Eskiden Perşembe günü başlar Pazar günü bitermiş şimdi Cuma günü başlar Pazar günü biter.Tidigare var det från fredag till söndag, men numera börjar man torsdag och slutar på lördag.
Eskiden siyah olan TV canavarı, Beyaz olmuştur.TV var på den tiden enbart svart-vit.
PTT şubesi ve PTT acentesi eskiden vardı ancak daha sonra kapanmıştır şu an yoktur.Fotsvep, bensvep, etc. Detta var lagligt en gång i tiden men icke nu längre.
Kozak bucağı, eskiden Karesi Sancağı'na bağlı bir ilçe idi.Kafr Batnas namn antyder att det tidigare var en arameisk by under stenåldern.
İbiza'da çok eskiden beri deniz tuzu elde edilir.Laxfisket har sannolikt varit viktigt sedan lång tid tillbaka.
Güneş eskiden bir erkek, ay da kız çocuğuymuş, kış mevsimi de kocakarıymış.Jag vet att det var vinter då jag drömde, och natt).
Eskiden burada ceviz ağaçları varmış.Tidigare träkyrkor har funnits.
Eskiden bir sesim vardı.Här fanns tidigare ett gästgiveri.
AB normlarındaki gıda katkı maddesi kodu eskiden E441 numarasıydı.Gelatin hade tidigare tillsatsbeteckning E441.
Eskiden parkı Six Flags Holland, Walibi Flevo ve hatta daha uzun Flevohof önce önce aradı.Раніше називався парк Six Flags Holland, Walibi Flevo і Flevohof.
Fakat bu eskiden düşünülenden daha yaygındır.Але це відбувається рідше, ніж вважали раніше.
Eskiden bir insan avcısıdır.Раніше був мисливським видом.
Eskiden Saraçlı'da Rumlar ve Ermeniler yaşardı ve o bölgede 5 ipek fabrikası vardı.На той час у селі були винокурний і цегельний заводи та 5 водяних млинів.
Rahmetli Pastırma Dursun Ali vardı eskiden o da öldü.У діда була голубятня, поступово з'їли.
Burada eskiden beri yaşayan insanlara sığınırlar.Вони беруть в заручники людей, які там були.
Ayni zamanda da eskiden oldugu gibi Köy Odası olarak da hizmet vermektedir.Зранку в селі наче усе як завжди.
Eskiden Fiji'nin başkentiydi.У минулому місто було столицею Фіджі.
Ayrıca eskiden bir Victoria's Secret mankeniydi.Також була однією з «ангелів» Victoria's Secret.
Çivi yazısı çok eskiden bulunmuştur.Тобто текст був написаний раніше.
Eskiden Kandıra ilçesine kadar devam ederdi.Перебувала на засланні до післявоєнного часу.
Eskiden bağımsız bir köydü.Колись було окремим селом.
İlçe eskiden Ceghatu ilçesi'ne bağlıydı.Вони як і раніше були пов'язані мотузкою.
Onlar her şeyi eskiden beri biliyordur.Я завжди все про нього знав!
Eskiden bir sesim vardı.Колись там була криниця.
Eskiden korsanlık yapmıştır.За власними словами, раніше був злодієм.
Çok eskiden Avrupa'nın büyük bölümünden de görülebilmekteydi.У Європі його чекала та ж доля.
Eskiden yeniye göre tabakalanma şu şekildedir.У сучасному варіанті горюдуб грають таким чином.
Eskiden ''Beşeşekli'' diye bilinmektedir.Раніше він був відомий як «дусеті».
Eskiden Meydan Köprüsü de denmekteydi.Раніше також вживали назву Вижляни.
Kızıl kurt eskiden ABD'nin tüm Güneydoğusunda yaygındı.Лебідь-трубач був поширений у всій Північній Америці.
Lezzetli kımız yapma sanatı eskiden beri çok önemsenir ve nesilden nesile aktarılır.Уміння робити смачний кумис здавна цінувалося і передавалося від покоління до покоління.
Eskiden İlkbahar'da yapılıyordu fakat 1955'ten beri Eylül ayında yapılmaktadır.Водосховище будувалося протягом чотирьох років, і вже в грудні 1955 року було заповнене.