Eskiden Şampiyon Kulüpler Kupası'ndan sonra en büyük organizasyondu.Dat was het grootste kaartenhuis ooit.
Eskiden Kandıra ilçesine kadar devam ederdi.Hij behoorde vanouds tot het kerspel Kantens.
Biz eskiden komşu idik.We waren ooit buren.
Eskiden evde ışık kaynağı olarak, gaz lambası çok normaldi.Vroeger was ook in huis een gaslamp als lichtbron heel gewoon.
Eskiden (Diyarbakır dahil) şehirde oturanlar Memela Mahalleninde bağ tutardı.Stanął on w miejscu, w którym uprzednio znajdowała się zbiorowa mogiła.
Eskiden yörede Hamitoğulları ve Tekeoğulları egemendi.Według niektórych źródeł miała synów Hiacynta (z Pierosem) i Hymena.
Eskiden mahalle halkının önemli bir kısmı Devlet Demiryolları'nda çalışırdı.W latach PRL duża część mieszkańców pracowała w jednostkach kolejowych.
Grubun 4 üyesi (eskiden 7) şu şekildedir: Serri, Ah Young, Woohee and Subin.Grupa składa się z czterech (dawniej sześciu) członkiń: Serri, Ah Young, Woohee i Subin.
Eskiden 08:00-10:00 arası yayın yapıyordu.Nadawała w godz. 08:00-22:00.
Saçları eskiden dalgalı iken sonradan daha düz bir hal almıştır.Im wcześniejsze poronienie tym bardziej skręcony włos.
Eskiden Yeni Zelanda'da bulunurken, 1950'lerden beri görülmemiştir.W Nowej Zelandii nie widziano osobnika od lat pięćdziesiątych XX wieku.
Bu köy eskiden Mardin/İdil'e bağlıydı ama şimdi ise Şırnak/İdil'e bağlıdır.Niegdyś był tu okręg wiejski, w skład którego - oprócz Sępolna - wchodziły Mitręga i Młyn na Sępolnie.
Eskiden Tess'in düşmanıydı.Dawno temu przyjaźniła się z Tess.
Eskiden başka Slav dillerinde de kullanılmıştır.Jest współcześnie używany w niektórych językach słowiańskich.
Ayrıca eskiden bir Victoria's Secret mankeniydi.Była również aniołkiem Victoria’s Secret.
O benim eskiden beri arkadaşım.Odtąd była już zwykłą kobietą.
Fakat eskiden mahallede tarım da vardı.Ponadto kiedyś istniało kółko rolnicze.
BT Group plc (eskiden British Telecom), Birleşik Krallık merkezli bir telekomünikasyon şirketidir.BT Group (dawniej British Telecom) – firma telekomunikacyjna w Wielkiej Brytanii.
Burada eskiden kullanılan boş bir ev bulurlar.Dawniej znajdował się tutaj budynek dworcowy, który został rozebrany.
Köyde eskiden kalma kilise ve eski ev ve eşya bulunur.We wsi znajduje się kościół oraz stare domy.
Sebebi ise eskiden bu tepede rüzgar değirmeninin kurulmuş olmasıdır.Kiedyś górę tę uważano za wygasły wulkan.
Ayrıca eskiden bir de Counter-Strike takımı vardı.Do niedawna istniała również Orkiestra Dęta.
Öyle ki eskiden bu iki türün türdeş oldukları kabul edilmekteydi.Właśnie te dwa ostatnie gatunki sobie przeciwstawiono.
Bizde de eskiden kız çocukları erken evlendirilirdi.Kobiety za mąż wychodziły wcześnie.
Eskiden Yenisey Ostyakçası adıyla anılırdı.W przeszłości nazywany Jankowem Przygodzickim.
Eskiden bir şehrin azim ve kalei kadim imiş.Do Palędzia należały kiedyś wsie Olszywka i Studzieniec.
Fakat bu eskiden düşünülenden daha yaygındır.I to szybciej niż przewidywano?
Burada eskiden harap bir kale vardı.Dawniej znajdował się tu zamek .
Eskiden bir insan avcısıdır.W przeszłości byli łowcami głów.
Köy eskiden üç haneden oluşuyordu.Niegdyś stanowiła osadę pod Trzebiatowem.
Eskiden Kandıra ilçesine kadar devam ederdi.Dawniej był wypasany aż po szczyty.
Letts, eskiden üniversitede profesör olan aktör Dennis Letts ile popüler yazar Billie Letts'in oğludur.Jego rodzicami byli aktor Dennis Letts i popularna pisarka Billie Letts.
Çok eskiden Pötürge, Malatya'dan gelip, Buzluca mevkisine yerleşmişlerdir.Powstały one w Poznaniu, Gnieźnie oraz na Ostrowie Lednickim.
Eskiden keşkek günleri yapılırdı ama artık yapılmıyor.Dawniej uszy były kopiowane, obecnie jest to zabronione.
Safari portre modunda Tam ekran tarama (eskiden sadece manzara mevcut).Dawny opis systemu ZGP (w już usuniętym portalu). .
Eskiden bir sesim vardı.Niegdyś istniała gmina Czuchleby.
Ayrıca bunun dışında kısmen kullanılan eskiden kalma koşum yolları ile patika yollar vardır.Wyznaczono wówczas również nowe drogi dojazdowe, w większości do dziś użytkowane.
Eskiden moleküler bileşik terimi de kullanılırdı.Używano dawniej też formy Jagnięcy Wierch.
İkinci ve Üçüncü çağlarda eskiden Ossiriand ve Thargelion olarak bilinen diyarlar Lindon ismiyle anıldı.W Drugiej Erze i później ziemie te znane są jako Lindon.
Eskiden bağımsız bir köydü.Dawniej stanowiła osobną wieś.
Eskiden Al Capone burada güneşlenirmiş.Ponoć częstym gościem bywał sam Al Capone.
Sonraki gün öleceğini anladığı için Eragon'a onun da eskiden bir Ejderha Süvarisi olduğunu söyler.Przed śmiercią nauczyciel wyznaje Eragonowi, iż sam kiedyś był Smoczym Jeźdźcem.
Aslında bu köy çok eskiden bir gölmüş.Teren ten był dawniej silnie zalesiony.
Kentin geçimi eskiden beri ticaret ve tarıma dayanmaktadır.Miasto od początku swojego istnienia było związane z handlem oraz rzemiosłem.
Rivayete göre eskiden Rumlar yaşarlarmış.Nazwa wskazuje, że kiedyś rosły tutaj jawory.
Tabi bunları eskiden görürlermiş.Tak postępowano dawniej.
Eskiden insanlar çok iri ve uzun, ayrıca daha uzun ömürlüymüş, binlerce yıl yaşarlarmış.Przez tysiące lat stawała się coraz głębsza i szersza.
Eskiden Kraków Voyvodası'nın başkentiydi.Była to niegdyś wieś służebna dworu krakowskiego.
Sen bana eskiden tanıdığım birini hatırlatıyorsun.Przypominasz mi kogoś, kogo kiedyś poznałem.
Eskiden bağımsız bir köydü.Det var tidigare en självständig tätort.
Eskiden hala oldukça popüler bir içecektir.Drycken är väldigt populär fortfarande.
Çünkü onların babası eskiden aynı gruptadır.Hennes far hade tidigare innehaft samma position.
Eskiden mahalle halkının önemli bir kısmı Devlet Demiryolları'nda çalışırdı.Samtliga arbetade tidigare på Statens Järnvägar.
Eskiden bir karış tarla kalmazdı ekilmedik, ancak 15 yıldır kimse tarımla uğraşmıyor.Jag vet inte./.../Jag har aldrig prövat att jobba, utom förra sommaren.
Eskiden Avustralya'nın bütün güneyinde rastlanırdı, ancak çoğu yerlerde avlanarak soyu tükenmiştir.Tidigare fanns de i hela södra Australien men på flera ställen har de numera försvunnit.
Bizde de eskiden kız çocukları erken evlendirilirdi.Flickor uppmuntrades att gifta sig tidigt.
Eskiden kısa boylu şişman bir adamdın, şimdi uzun boylu sıska herifin tekisin.Jag är en tjock pojke nu och mår bra.
Listeler haftalık DVD ve eskiden İngiltere genelinde 6,500 perakendeciler VHS satışlarına dayanmaktadır.Listan baseras på veckans DVD- och VHS-försäljningar hos 6 500 handlare runt om i Storbritannien.
Eskiden mensupları çoğunlukla Irak ve Suriye'de bulunurdu.IS ockuperade under året delar av främst Irak och Syrien.
Gelirli köyünde eskiden uzun bir süre boyunca ermeni halkı yaşamıştır.Området har haft en armenisk befolkning sedan långt tillbaka i tiden.