Davos Seaworth - 6 bölüm : Eskiden bir kaçakçı olan Kral Stannis Baratheon'ın şövalyesi.Сир Давос Сиворт, бывший контрабандист, рыцарь на службе короля Станниса Баратеона.
Bazı bilgilere göre bu yöre eskiden elma bahçeleri ile ünlüymüş.Эти яблоки, согласно словам старца, были из рая.
Eskiden rasathane olarak da kullanılmıştır.Корень прежде употребляли при поносе.
Bunun için eskiden bir kale ile tahkim edilmişti.Это помещение раньше использовалось для акул.
Çankırı çok eskiden bir kale kentiydi.Нагорье издавна было селом торговым.
Eskiden yörede bayanlar tarafından “üç etek” adı verilen bir giysi giyilirmiş.Так, одно время она называлась „Дама в костюме пастушки“.
Eskiden 5 m uzunluğunda bireylere rastlanabiliyordu, ancak şu an bunlar oldukça nadir görülebiliyorlar.Кое-где он пробивался уже пять лет назад, но несравнимо реже.
Eskiden bir insan avcısıdır.Известно, что он когда-то был охотником.
En önemli kenti eskiden Rabat olarak bilinen Victoria'dır.Ранее округ был известен как город Виктория.
Ülke eskiden İsveç'e aitti.Ранее остров принадлежал Египту.
Eskiden halkı reçberlikle geçinmekteydi.Старуха умела колдовать.
1706'da ise John Evelyn Londra'da eskiden oturuyor olduğu evinde yaşamını yitirdi.Джон Ивлин умер в 1706 году в своем доме на Дувр-стрит в Лондоне.
Eskiden sosyal ağ hizmeti web sitesiydi.كان سابقًا موقع خدمة شبكة إجتماعية.
Tabi bunları eskiden görürlermiş.رأينا ذلك كله من قبل.
Fakat bu eskiden düşünülenden daha yaygındır.لقد كان الأمر في حقيقته أسهل بكثير مما اعتقدته.
Eskiden Hostess Brands tarafından yapıldı ve dağıtıldı.كانت تنتجها وتوزعها شركة هوستس براندز.
Sırkâtibi: Eskiden hükümdarların yanlarında bulundurdukları hususi kâtip.فيكون أصل الجملة قبل البناء إلى المجهول: «أَنْجَزَ الفَاْعِلُ العَمَلَ».
Bu zirve eskiden Sovyetler Birliği'nin parçası olan bir ülkede yapılan ilk NATO zirvesi oldu.وكانت أول قمة للناتو تعقد في بلد كان جزءا من الاتحاد السوفيتي.
Kshatriyalar eskiden çok önemliydiler; ancak günümüzde artık eskisi kadar önemli değiller.اليوم أصبحت السجون صغيرة جداً، علي عكس ما كان في الماضي.
Mahalle eskiden kasaba olarak da bilinmekteydi.بما يعرف سابقا بالصالة الجنوبية.
Eskiden Yasak Şehir'e bağlı özel bir imparatorluk bahçesi iken, 1928'de halka açıldı.كان المنتزه في السابق حديقة إمبراطورية خاصة ملحقة بأراضي المدينة المحرمة قبل أن يتم فتحها للعموم في عام 1928.
Eskiden bazı Avrupa ülkeleri işaret olarak nokta kullandı.وكان فيما مضى واحدًا من الأندية الأوروبية القوية.
Bu nedenle çok eskiden beri bölgede yaşam vardır.عاش الانسان في المنطقة منذ فترة طويلة.
Eskiden bulunan gayrimüslim sayısı şimdi belki de yok derecede azdır.وما كان مقبولاً في الماضي، ربما لم يعد كذلك.
O benim eskiden beri arkadaşım.لقد أكل من قبلي.
Bu belitlerden bazıları çok eskiden ifade edilmiştir, bazıları daha yenidir.مدافع بعضها قديم وبعضها حديث.
Bizim yurdumuz da eskiden o yerlerde imiş.كانوا يعيشون في بلادهم في ظل نظام قبلى.
Çok eskiden Avrupa'nın büyük bölümünden de görülebilmekteydi.أما الآن فيمكن أن يوجد في معظم أنحاء أوروبا.
Eskiden Kandıra ilçesine kadar devam ederdi.كانت قبل ذلك تابعة لقضاء تلكيف.
Eskiden ipek ve kahve ticareti yapılmıştır.واشتهرت فيها صناعات وتجارة الحرير.
Eskiden bağcılık ve şarap üretimiyle tanınan köyün bugünkü ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.الطريقة الرئيسية المتبعة قديما وحاليا في الأراض صالحة للزراعة هي القطع والحرق.
Eskiden bir demiryolu terminali olup Tokyo'nun en modern bölgelerinden birine dönüştürülmüştür.المعروف سابقا باسم محطة السكك الحديدية، وتحولت شيودومي إلى واحدة من مناطق طوكيو الحديثة.
Ölümünden altmış yıl sonra Zürih’te, öldüğü, eskiden klinik olan, eve bir anıtsal levha yerleştirilmiştir.بعد ستين سنة من وفاتها، وُضعت لَوحة تِذكارية على المنزل الذي كان يشْغَل العيادة حيث توفيت، في زوريخ.
Eritre'de eskiden çok sayıda fil yaşardı.A Eritreia, antigamente, tinha uma larga população de elefantes.
Eskiden parkı Six Flags Holland, Walibi Flevo ve hatta daha uzun Flevohof önce önce aradı.Anteriormente chamado de parque Six Flags Holland, Walibi Flevo e ainda mais tempo antes da Flevohof atrás.
Eskiden Yeni Zelanda'da bulunurken, 1950'lerden beri görülmemiştir.Em tempos, na Nova Zelândia, esteve presente uma população, mas não é avistada desde a década de 1950.
Yemek deposundan çıkarken Rick, Gabriel'in kendisini öldürmek üzere olan aylağı eskiden tanıdığını fark eder.Na saída do banco de alimentos, Rick percebe que Gabriel conhecia o morto-vivo que quase o matou.
Eskiden Rakim'in yaptığı gibi Madonna hâlâ kalabalıkları harekete geçirebiliyor." yorumunu yaptı.Como Rakin em seu tempo, Madonna todavia ainda pode mover a multidão".
Eskiden ismi Knevichi Havalimanıydı, Knevichi köyünden ismini almıştı.Era anteriormente conhecido como Aeroporto Knevichi, nomeado por conta da vila de Knevichi.
Eskiden (Diyarbakır dahil) şehirde oturanlar Memela Mahalleninde bağ tutardı.Antes disso, os maestros batiam pesadas varas no chão (barretes).
Uraga Kanalı, Tokyo Körfezi'nin (eskiden Edo Körfezi olarak bilinirdir, 1868'e kadar) güney ucundadır.O canal de Uraga se encontra no extremo sul da baía de Tóquio (antes de 1868, era conhecida como baía de Edo).
Park 1873 yılında eskiden Kan'ei-ji tapınağına ait bir arazide inşa edilmiştir.O parque foi fundado em 1873 em terras antigamente pertencentes ao templo de Kan’ei-ji.
Bu hatta eskiden Londra Metrosu tarafından kullanılmış olan elektrikli yolcu katarları kullanılmaktadır.Este facto é levado muito a sério pelos utilizadores do Metropolitano de Londres.
O benim eskiden beri arkadaşım.Ele é um amigo de longa data de Sō.
Onlar her şeyi eskiden beri biliyordur.Ele sempre soube de tudo.
Bu belitlerden bazıları çok eskiden ifade edilmiştir, bazıları daha yenidir.Algumas são antigas, outras são novas.
Eskiden Hazar Gölü'nden beslenirdi.Anteriormente já fez parte do leito do lago.
Hint gergedanı, eskiden Himalaya Dağlarının çevresinde çok geniş bir alanda yaşardı.Mais recentemente, Hal começou a sentir um estranho impulso de viajar para as Montanhas do Himalaia na Índia.
Eskiden İngilizcede Copper River ya da Mednovskiy (< медновский) adlarıyla da bilinirdi.Essa língua também é conhecida como Copper River ou mednovskiy.
Bu devasa alan eskiden yıllarca bölgesel havalimanı olarak kullanılmıştı.Este campo compacto foi usado por anos como um aeroporto regional, com serviço diário de avião.
Eskiden bir sesim vardı.Era Uma Vez Uma História.
Bunlar eskiden yeniye göre şu şekildedir.Antigamente os Estados Unidos eram assim.
O da eskiden bu okulda okuyordu.Ela ainda estava na escola naquele momento.
Eskiden Itakuza Hava Üssü olarak bilinmekteydi.Anteriormente era conhecido como Base da Força Aérea de Otis.
Imperial Brands plc (eskiden Imperial Tobacco Group plc), Birleşik Krallık merkezli bir tütün şirketidir.Imperial Brands (antigamente Imperial Tobacco) é uma multinacional britânica que atua no setor de cigarros.
Eskiden arkadaşımken!Somos amigos!
Eskiden düğünler davul zurna eşliğinde yapılır cuma günü başlayan düğün pazar günü sona ererdi.Os bolos começavam a ser amassados na quarta-feira antes do casamento, que se realizava no sábado seguinte.
Grubun 4 üyesi (eskiden 7) şu şekildedir: Serri, Ah Young, Woohee and Subin.Ele atualmente consiste em quatro integrantes: Serri, Ah Young, Woohee e Subin.
Kadıköy ilçesi'nin eskiden iki bucağı vardı.Ao longo de sua história, a Chapecoense já teve dois hinos.
Düğünleri eskiden 3 gün sürerken şimdilerde 2 gün sürmektedir.Actualmente os casamentos duram apenas um dia, enquanto que antigamente duravam três dias.