Kızıl kurt eskiden ABD'nin tüm Güneydoğusunda yaygındı.Aux États-Unis, les granges de riz des étaient autrefois communes dans tout l'état de la Caroline du Sud.
Burada eskiden harap bir kale vardı.Il y avait jadis un château fort.
Eskiden dinler veya etnik gruplar arası evlilikler yasak olabiliyordu.Les mariages entre ethnies proches ou voisines étaient proscrits.
Eskiden bu taşıma «Mirnı» istasyonundan yapılmaktaydı.On y venait autrefois « en voyage ».
Eskiden bu bölgenin bir av bölgesi olduğu söylenmektedir.Cette œuvre nous rappelle que jadis, la région était une terre de vignes.
İbiza'da çok eskiden beri deniz tuzu elde edilir.On a exploité le fer depuis très longtemps à Marey.
Çünkü onların babası eskiden aynı gruptadır.Son père avait tenu par le passé la même chaire.
Eskiden Lyciasalamandra luschani türünün alt türü olarak sınıflandırılıyordu.Considéré antérieurement comme une sous-espèce de Mertensiellea luschani.
Eskiden takım, Championnat de France Formula Renault 2.0 ve Formula 3 Euro Series'de mücadele etmiştir.Il intègre ensuite les championnats Eurocup Formula Renault 2.0 et Formula Renault 2.0 Alps.
Aslında eskiden siyah, gri ve beyaz renkli köpekler daha çok bulunurdu.Avant cela, il a existé des loaghtans grises, noires et blanches.
Öyle ki eskiden bu iki türün türdeş oldukları kabul edilmekteydi.Ces deux espèces étaient autrefois considérées comme une seule espèce.
Eskiden sosyal ağ hizmeti web sitesiydi.Le site était autrefois un terrain militaire.
Korece Vikipedi eskiden MediaWiki'nin eski sürümlerinden birisini kullandı.La Wikipédia en coréen faisait usage d'une ancienne version de MediaWiki.
Çok eskiden Avrupa'nın büyük bölümünden de görülebilmekteydi.Il était autrefois présent dans une bonne partie de l'Ancien Monde.
Scott eskiden bir musluk tamircisiydi ve amatör bir şekilde bateri çalıyordu.Stoltz était mécanicien automobile et occasionnellement joueur d'échecs professionnel.
Fakat bu eskiden düşünülenden daha yaygındır.C'était bien sûr plus difficile qu'avant.
Eskiden daha geniş olan alanı drenaj çalışmaları sonucunda daralmıştır.Comme indiqué précédemment, le thème du land est plus élaboré.
Köyün adı eskiden Bolsu idi.Le village s'appelait autrefois simplement Coulombs.
Bu terimin eskiden küçültücü bir nitelik taşıdığı düşünülmüştür, fakat artık öyle algılanmamaktadır.Ce secret, c'était encore une espèce de force, je ne l'ai plus.
Sağlık ocağı ve sağlık evi eskiden vardı ama şimdi yoktur.Il possédait jadis une chapelle privée, aujourd'hui disparue.
Eskiden 08:00-10:00 arası yayın yapıyordu.L'émission est diffusée de 20 h 10 à 20 h 45.
Eskiden bağımsız bir krallıktı.Devint ensuite un royaume indépendant.
Eskiden Sind Eyaleti'nin başkenti idi.Ce fut autrefois le siège du comté.
Eskiden Yeni Zelanda'da bulunurken, 1950'lerden beri görülmemiştir.En Lettonie, l'espèce n'est plus représentée depuis les années 1960.
Aurier'nin kardeşi, Christopher, eskiden Lens için oynardı.Christopher, frère de Christene, joue de l'harmonica.
Dick: Allan'ın eskiden beri tanıdığı en iyi arkadaşıdır.Il est sans doute le meilleur ami que Franklin ait jamais connu.
Maşlah, Türk kadınlarının eskiden giydikleri bir tür üstlüktür.Burda est un vêtement autrefois portés par certains Arabes.
Eyalet ekonomisi eskiden beri madenciliğe dayanır.L'économie d'Escaro dépendait jadis de ses mines.
Köyün adı eskiden bir kadıya vakfedildiği için verilmiştir.Le nom de la ville a ainsi été donné à une femme préhistorique.
Köyün eskiden Haskündürük adıyla bilinmekte olup, bu isim Ermenice "Hatsgntrug" dan gelmiştir.On pense que le village étant autrefois couvert de bois, son nom pourrait venir de « buis » (buissium).
Bir rivayete göre, mahallede eskiden at yarışları yapılıyormuş.Pendant le Sürem se déroulaient autrefois des courses de chevaux.
Beynam ormanları eskiden çok geniş bir alanı kaplıyan bir ormanın kalıntısıdır.Les kayas sont les restes de ce qui était autrefois une vaste région forestière de basse altitude.
Eskiden birçok farklı habitatlarda yaşarlardı.Il y avait autrefois trois toitures différentes.
O eskiden içerdi.Él solía beber.
Eskiden tenis oynardım.Yo jugaba al tenis.
Eskiden radyodan kasete çok şarkı kaydediyor muydun?¿Solías grabar muchas canciones de la radio en una casette?
"Eskiden böyle değildin sen, çok değişmişsin." "Ben yine aynı benim, değişen dünya."«Antes no eras así, has cambiado mucho.» «Yo sigo siendo el mismo, lo que ha cambiado es el mundo.»
En önemli üretici K+S AG (eskiden Kali und Salz AG)'dir.El productor más importante es K + S AG (anteriormente Kali und Salz AG).
Eskiden Tess'in düşmanıydı.Era el enemigo de Tess.
Eskiden Hristiyanlara aitti.Anteriormente perteneció a los jesuitas.
Eskiden bağımsız bir krallıktı.En la antigüedad fue un reino independiente.
Eskiden bağımsız bir köydü.Anteriormente fue un municipio independiente.
Eskiden hala oldukça popüler bir içecektir.Desde entonces, se ha convertido en una bebida bastante popular.
Eskiden arkadaşımken!Fue mi amigo.
Eskiden her yerde yerel gazeteler olurdu.Antes de eso eran habituales en las publicaciones locales.
Bu belitlerden bazıları çok eskiden ifade edilmiştir, bazıları daha yenidir.Hay muchos de ellos, algunos son más nuevos.
Eskiden ise Fenerbahçe'de de görev yapmıştır.Previamente había desempeñado las mismas funciones en Benetton Formula.
Fakat bu eskiden düşünülenden daha yaygındır.Este concepto está más de moda de lo que se piensa.
Ayrıca eskiden bir Victoria's Secret mankeniydi.Conocida también por haber sido uno de los Ángeles de Victoria's Secret.
Eskiden Budizm'in Tendai mezhebi ile ilişkiliyken II. Dünya Savaşı'ndan sonra bağımsız hale geldi.Está asociado a la secta budista Tendai, de la que se independizó después de la Segunda Guerra Mundial.
Bekleyen Hükümdarlık: Eskiden hüküm sürmüş Avrupalı hanedanların yirmi bir adet reisi.Royalty who wait the 21 heads of formerly regnant houses of Europe (en inglés).
Eskiden buraya Valıt-Çakırlı Köyü denilirdi.Ya por entonces lo llamábamos Hermoso Campo.
Ekonomisi eskiden beri kürk ticaretine dayanmaktadır.Al principio la economía alrededor del lago estuvo basada en el comercio pieles.
Kızıl kurt eskiden ABD'nin tüm Güneydoğusunda yaygındı.Pronto se extendió por todo el noreste de los EE.
Ayrıca eskiden harap olan ve günümüzde yok olan iki adet tekkenin varlığından da söz edilmektedir.En ambos elementos cabe resaltar la aparición de las dos torres, antiguos castillos ya desaparecidos.
Eskiden Lyciasalamandra luschani türünün alt türü olarak sınıflandırılıyordu.Anteriormente se clasificaba en el género Luscinia.
Ayrıca şehir eskiden Venedik Cumhuriyeti'nin başkentiydi.Anteriormente la ciudad era la capital de la provincia.
Eskiden haşlama için deniz suyu kullanılırdı.Tradicionalmente se mojaba en agua previamente.
Eskiden çok ünlü bir süper kahraman olan Bob Parr, Mr. Incredible adıyla ün salmıştır.Antiguamente Bob era en secreto un superhéroe conocido como "Mr. Increíble".
Eskiden insanların yük taşımak için kullandıkları araç.Cesta utilizada para transportar tierra.