Benim hobim eski şişeleri toplamaktır.My hobby is collecting old bottles.
Eski erkek arkadaşım Portekiz'de yetiştirildi.My ex-boyfriend was brought up in Portugal.
Benim eski arabam bana 100 dolar getirdi.My old car brought me $100.
Babam, çok eski bir araba kullanıyor.My father drives a very old car.
Eski kocam artık bu kentte yaşamıyor.My ex-husband no longer lives in this city.
Kızım tüm eski elbiselerini büyüdüğü için giyemedi.My daughter has grown out of all her old clothes.
Tesadüfen eski bir arkadaşla karşılaştım.I met an old friend by chance.
Yükseklerden eskisinden daha az korkuyorum.I am less afraid of heights than I was.
Seni görmekten ve eski zamanlardan bahsetmekten zevk aldım.I have enjoyed seeing you and talking about old times.
Dün eski bir arkadaştan bir mektup aldım.I got a letter from an old friend yesterday.
Ben bir süre eski arabayla yetinmek zorunda kalacağım.I'll have to make do with the old car for a while.
Orada eski bir arkadaşımı gördüğüm için şaşırmıştım.I was surprised to see an old friend of mine there.
Ben partide bazı eski arkadaşlara rastladım.I ran across some old friends at the party.
Victoria istasyonuna gittim, orada eski bir arkadaşımı gördüm.I went to Victoria Station, where I saw an old friend of mine.
Eskiden gece çok geç saatlerde radyo dinlerdim.I used to listen to the radio very late at night.
Ben eski bir Rolls Royce'a sahiptim.I used to have an old Rolls Royce.
Eski bir arkadaşıma rastladım.I ran into an old friend of mine.
Kyoto'da tesadüfen eski bir arkadaşa rastladım.I met an old friend by chance in Kyoto.
Trende eski bir arkadaşıma rastladım.I came upon an old friend of mine on the train.
Ayakkabılarımı eskittim.I've worn out my shoes.
Eski soba için on dolar teklif ettim.I bid ten dollars for the old stove.
Ben eski bir lamba satın aldım.I bought an old lamp.
Benim eski bir bisikletim var.I have an old bicycle.
Eski arabamı farkını vererek yenisiyle değiştirdim.I traded in my old car for a new one.
Ben eski bir araba satın aldım.I bought an old car.
Prinçten yapılmış eski çaydanlığımı seviyorum.I like my old brass tea pot.
Eski bir arkadaşımı gördüm.I saw an old friend of mine.
Eski gazeteleri tuvalet kağıdıyla takas ettim.I traded old newspapers for toilet paper.
Eskisi kadar çok tenis oynamam.I do not play tennis as much as I used to.
Şimdi eski bir kaledeyim.I am now in an old castle.
Ben dün Charlie Chaplin'i anlatan eski bir film gördüm.I saw an old film featuring Charlie Chaplin yesterday.
Dün partide eski bir arkadaşıma rastladım.I ran across an old friend of mine at the party yesterday.
Ben dün beklenmedik bir şekilde otobüste benim eski bir arkadaşla karşılaştım.I unexpectedly met an old friend of mine on the bus yesterday.
Dün havalanında eski bir arkadaşımla karşılaştım.Yesterday I ran across an old friend of mine at the airport.
Eski günlüğümü okumam ilginç.It is interesting for me to read my old diary.
Kalabalığın ortasında eski bir tanıdık gördüm.I caught sight of an old acquaintance in the middle of the crowd.
Kalabalıkta eski bir arkadaşımı gördüm.I caught sight of an old friend of mine in the crowd.
Dünyadaki eski kentlerle ilgileniyorum.I am interested in old cities in the world.
Ben eskiden olduğum gibi değilim.I'm not what I used to be.
Ben eskisi kadar sağlıklı değilim.I'm not as healthy as I used to be.
Geçen gün partide tesadüfen eski bir arkadaşımla karşılaştım.I met an old friend by chance at that party the other day.
Geçen gün partide eski bir arkadaşıma rastladım.I ran across an old friend of mine at party the other day.
Ben eskisi kadar güçlüyüm.I'm as strong as before.
Eskiden kahvaltıdan önce yürüyüş yapardım.I used to take a walk before breakfast.
Sokakta eski bir arkadaşa rastladım.I ran across an old friend in the street.
Caddede eski bir arkadaşa rastladım.I happened across an old friend in the street.
Onun eski şakalarından bıktım.I was bored with his old jokes.
Çok eski bir pulum var.I have a very old stamp.
Eski bir atasözü zamanın nakit olduğunu söylüyor.An old proverb says that time is money.
O kulübünü ziyaret ettiğinde eski bir arkadaşına rastladı.He came upon an old friend when he visited his club.
Buluşalım ve eski zamanlardan bahsedelim.Let's get together and talk about old times.
Kurgu peri masalları ve mitler kadar eski.Fiction is as old as fairy tales and myths.
Çocuk eski elbiselerine sığmayacak kadar büyüdü.The boy has grown out of all his old clothes.
Onlar onunla çiftliğin yakınındaki eski bir ahşap binaya yürüdüler.They walked with him to an old wooden building near the farmhouse.
Yeni bilgisayar, eskisinden on kat daha hızlı.The new computer is ten times as fast as the old one.
Eski şişelere yeni şarap koymayın.Do not put new wine into old bottles.
Yeni bir tane almak için eski ehliyetini teslim etmen gerekir.You must turn in your old license in order to get a new one.
Yeni tünel eskisinin iki katı uzunluğunda.The new tunnel is twice as long as the old one.
Yeni tünel eskisinin iki katı kadar uzun.The new tunnel is twice as long as the old one.
İnsanlar eski alışkanlıklarından vazgeçmeyi zor buluyorlar.Human beings seem to find it difficult to give up their old habits.