Ana içeriğe geç
Sözlük

eski ile cümle

eski kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Benim eski paltoyu elden çıkardım.I disposed of my old coat.
Eski tekerlekleri yenisiyle değiştir.Replace the old tires with new ones.
Eski lastikleri yenileriyle değiştir.Replace the old tires with new ones.
Eski televizyon seti 10 dolara satıldı.The old television set went for 10 dollars.
O eski bir piyano.It's an old piano.
Birçok eski filmlerde kahraman her zaman ölen biridir.In many old movies the heroine is always the one to die.
Eski ev yıkıldı.The old house was taken down.
Eski modelle karşılaştırıldığında bunu kullanmak çok daha kolaydır.Compared with the old model, this is far easier to handle.
Eski binayı yıkmaya karar verdiler.They decided to pull down the old building.
Bu bisiklet eski; ama hiç yoktan iyidir.This bicycle is old, but it's better than nothing.
Eski resimlere bakıyordum.I was looking at old pictures.
Eski adres defterimde onun telefon numarasına rastladım.I ran across his telephone number in an old address book of mine.
Eski ceketimi atacağım.I'll discard my old jacket.
Eski elbiselerle gitmeye utandım.I was ashamed to go out in old clothes.
Eski elbiselerle gitmeye utanıyordum.I was ashamed to go out in old clothes.
Eski elbiselerle dışarı çıkmaya utandım.I was ashamed to go out in old clothes.
Eski metot sonunda en iyi olduğunu kanıtladı.The old method proved to be best after all.
Eski yöntemlere sadık kalmaya çalışmanın bir faydası yok.It's no use trying to stick to the old ways.
Eski Yunanlar güneş sistemi hakkında bizim bildiğimiz kadar çok şey biliyorlardı.The ancient Greeks knew as much about the solar system as we do.
Eski dönemlerde veba birçok insanı öldürmüştür.In ancient times, plagues killed many people.
Eski çağlarda tuz az bulunan ve maliyetli bir metaydı.Salt was a rare and costly commodity in ancient times.
Eski astronomlar takımyıldızları fark ettiler ve onlara isimler verdiler.Ancient astronomers noticed constellations and gave them names.
Keşke eski dünyayı görebilsem.I wish I could see the ancient world.
Son zamanlarda eski Çin hakkında yeni gerçekler gün ışığına çıktı.New facts about ancient China have recently come to light.
Gölün yanındaki eski kilise çok güzel.The old church by the lake is very beautiful.
Ben eskisi gibi değilim.I am not the person I used to be.
Bu sabah eski bir arkadaşıma rastladım.I ran into an old friend of mine this morning.
Yeni işim eski işimden daha zor.My new job is harder than my old one.
Yeni sekreter eskine göre daha hızlı daktilo kullanıyor.The new secretary types faster than the old one.
Bu yıl iki çift ayakkabı eskittim.I've worn out two pairs of shoes this year.
Bu yılın modası eski yılların modasından farklı.This year's fashions are different from those of last year.
En eski Çin yemek çubuklarından bazıları Milattan Önce 1200 yılına kadar uzanmaktadır.Some of the oldest Chinese chopsticks date from 1200 B.C.
Dün eski kız arkadaşıma rastladığımda işten eve gidiyordum.Yesterday I was on my way home from work when I ran smack into my old girlfriend.
Dün sinemaya gittiğimde eski bir arkadaşa rastladım.I ran across an old friend when I went to the movies yesterday.
Dün uzun süre görmediğim eski bir arkadaşımla karşılaştım.Yesterday I met an old friend of mine whom I had not seen for a long time.
Dün benim eski bir arkadaşım ziyaret etti.An old friend of mine visited yesterday.
Geçen gün caddede eski bir arkadaşla karşılaştım.The other day I met an old friend on the street.
Üç gün önce eski bir arkadaşa rastladım.I ran into an old friend three days ago.
Dağın eteğinde eski bir kale vardır.There is an old castle at the foot of the mountain.
Aldığım taksi çok eski ve küçüktü.The taxi I took was very old and small.
Yaşadığım eski evime ne oldu?What has become of my old house where I used to live?
Masamı temizlerken bu eski resme rastladım.While I was cleaning out my desk, I came across this old picture.
Benim eski bir arkadaşım uğradığında ben evden ayrılmak üzereydim.I was about to leave home when an old friend of mine dropped in.
Doğduğum kasaba eski kalesiyle ünlüdür.The town in which I was born is famous for its old castle.
Evimiz güzel ama yine de eskisini özlüyorum.Our house is nice, but I still miss the old one.
Arabamız sizinkinden üç yıl daha eski.Our car is three years older than yours.
Biz eski şarkılar söyleyerek işlek cadde boyunca yürüdük.We walked along the busy street, singing old songs.
Eski binanın yıkıldığını gördük.We saw the old building pulled down.
Eskisinden daha iyi durumdayız.We are better off than we used to be.
Yıkılmış bazı eski evler gördük.We saw some old houses pulled down.
Biz eski okulumuzu ziyaret ettik.We visited our old school.
Biz eski arkadaşız.We're old friends.
Çantam çok eski. Yeni bir tane almalıyım.My bag is too old. I must buy a new one.
Dolma kalemim eski. Yeni bir tane istiyorum.My pen is old. I want a new one.
Benim evim eski ve biçimsiz.My house is old and ugly.
Benim masam eski.My desk is old.
Benim ayakkabılarım eski, ama onunkiler yeni.My shoes are old, but his are new.
Planım İskoçya'daki eski kaleleri ziyaret etmektir.My plan is visiting old castles in Scotland.
Benim çocuklarım ayakkabılarını çabucak eskitiyorlar.My children wear out their shoes quickly.
Hobim eski tapınakları ziyaret etmektir.My hobby is visiting old temples.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod