Eski karımı boşanmamızdan beri görmedim.I haven't seen my ex-wife since our divorce.
Yolda giderken eski öğretmenime rastladım.I ran across my old teacher on the street.
Bu eski araba sık sık bozuluyor.That old car often breaks down.
Bazı katedraller eskiden camiydi.Some cathedrals were formerly mosques.
Eskiden hep oluyordu.It used to happen all the time.
Eskiden hep olurdu.It used to happen all the time.
Ayakkabılar eskimiş.The shoes are worn out.
Yanni, Ziri'nin eski arkadaşıdır.Yanni is Ziri's old friend.
Tom eskiden pipo içerdi.Tom used to smoke a pipe.
Eskiden Fransızca çalışmaya saatlerce zaman harcardı.He used to spend hours studying French.
Eski bir şaka, ama iyi.It's an old gag, but a good one.
Eskiden İran'da aslanlar vardı.There used to be lions in Iran.
Tom biraz eski kafalıdır.Tom is a little old-fashioned.
İnternetin eskiden ne kadar yavaş olduğu anımsıyor musunuz?Do you remember how slow the internet used to be?
İnternet eskiden ne kadar ağırdı, hatırlıyor musun?Do you remember how slow the internet used to be?
Tom çatı katında kendini okul günlerine götüren eski bir kitap buldu.Tom found an old book in the attic going back to his school days.
Dedem eski arabasını bana verdi.My grandfather gave his old car to me.
Tom, Mary'ye yanlışlıkla eski adıyla hitap etti.Tom accidentally deadnamed Mary.
Hiç eskimeyen bir şarkı bu.This song is timeless.
Tom eskiden köleydi.Tom used to be a slave.
Tom eskiden valelik yapmıştı.Tom used to work as a valet.
Tom eskiden vale olarak çalışıyordu.Tom used to work as a valet.
Bu eski dolap çok elektrik yakıyor, yeni bir tane almalıyız.This old fridge uses too much electricity. We should get ourselves a new one.
Eski şarkıları yâd etmek istiyorum.I want to remember old melodies.
Dağın eteklerinde eski bir kale var.There's an old castle at the foot of the mountain.
Eskiden göl kenarında yaşıyordum.I used to live near a lake.
Eskiden bir gölün yakınlarında oturuyordum.I used to live near a lake.
Beni eskisi gibi öpmüyorsun.You don't kiss me like you used to.
Benimle eskisi gibi öpüşmüyorsun.You don't kiss me like you used to.
Eski hayatımı geri istiyorum.I want my old life back.
Eski yaşantımı geri istiyorum.I want my old life back.
Ziri eski bir araba kullanıyordu.Ziri was driving an old car.
Tom eskiden bir çeteye mensuptu.Tom used to be in a gang.
Büyükanne eskisi gibi değil.Grandma isn't what she used to be.
Eski ilişkilere dönük kıskançlık tepkisel kıskançlıktan daha zehirlidir.Retroactive jealousy is more toxic than reactive jealousy.
Eski bir evin yıkıldığını gördük.We saw an old house being torn down.
Eski kocamla hala iyi arkadaşız.I'm still good friends with my ex-husband.
Eski kitabın tozunu üfledim.I blew the dust off the old book.
Felix eski bir apartman dairesinde yaşıyordu.Felix lived in an old apartment.
Karl eski arkadaşıyla tekrar bir araya geldi.Karl reunited with his old friend.
Stefan, Amelia'ya eski moda bir anahtar verdi.Stefan handed Amelia an old-fashioned key.
Stefan eski bir Mustang kullanıyordu.Stefan was driving an old Mustang.
"Kamuoyunu aydınlatıyorum: Hande cidden eskiye mi döndü?"."Kamuoyunu aydınlatıyorum: Hande cidden eskiye mi döndü?".
"Yıldız Tilbe üç ayda eski yıllık satış rekorlarını kırdı"."Yıldız Tilbe üç ayda eski yıllık satış rekorlarını kırdı".
Bina hala duruyor; Hitler'in eski odası depo için kullanılır.The building still stands; Hitler's former room is used for storage.
İskoçya'da, Eski Yeni Yıl geleneksel olarak 12 Ocak'ta düzenlenmiştir.In Scotland, the Old New Year has traditionally been held on 12 January.
OMXH25, eski adı HEX25 olarak da bilinir.OMXH25 is also known by its old name, HEX25.
Moldova, eski Sovyetler Birliği ile ilgili tüm silahların kontrolü yükümlülüklerini kabul etmiştir.Moldova has accepted all relevant arms control obligations of the former Soviet Union.
Eski devlet çiftliklerinin yenilenmesi son derece yavaş bir süreçte olmuştur.The restructuring of former state farms has been an extremely slow process.
Ancak eski Yugoslavya pasaportları 25 Haziran 1992'ye kadar geçerli kaldı.The old Yugoslav passports were valid until 25 June 1992.
Ancak eski surlardan başka Gabriel'in şehri iyi tahkim etmesinden dolayı kuşatma uzamıştır.Ayu (アユ) Manga only A DearS visiting from another town.
Eski Mısır'da, kırmızı yaşam, sağlık ve zaferle ilişkiliydi.In ancient Egypt, red was associated with life, health, and victory.
Somali'nin eski sosyalist hükümeti başlangıçta biyometrik olmayan Yeşil Pasaport kullanmıştır.Somalia's former socialist government originally used to issue a non-biometric Green Passport.
Aynı zamanda daha eski anılar perspektif açısından büyük farklılıklar göstermezler.Earlier memories also do not seem to differ greatly in perspective.
Bunların dışında Eski Galata Köprüsü de Şehir Tiyatroları’na devredilmiştir.Apart from these, the Old Galata Bridge was also transferred to the City Theaters.
1914'te eski bağımsız topluluk "Au", Traunstein'ın bir parçası haline geldi.In 1914, the former independent community "Au" became part of Traunstein.
Eski Mısır kültürü ve anıtları, dünya üzerinde kalıcı bir miras bıraktı.The culture and monuments of ancient Egypt have left a lasting legacy on the world.
Hitler'in kıdemli sekreteri olan Wolf, en eski ve en uzun ömürlü sekreterlerinden biriydi.Wolf, Hitler’s senior secretary, was one of his oldest and longest tenured secretaries.
Tesadüfen eski okul arkadaşı Susanna ile otobüste karşılaşır.She occasionally meets her former schoolmate Susanna in a bus.
Jessica Jones, New York'ta hâlâ eski Hell's Kitchen gibi duran yerlerde kameraya alındı.Jessica Jones is filmed in New York City, in areas that still look like old Hell's Kitchen.