Ana içeriğe geç
Sözlük

eski ile cümle

eski kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Tom bir eski erkek öğrenci.Tom is an alumnus.
Tom eski CIA'den.Tom is former CIA.
Tom eski FBI'danTom is former FBI.
Tom eski New York Polis Dairesinden.Tom is former NYPD.
Tom benim eski erkek arkadaşım.Tom is my ex.
Tom benim eski arkadaşım.Tom is my old partner.
Eski kurallar geçerli değil.The old rules don't apply.
Eski şehir surlarla çevrilidir.The old city is surrounded by walls.
O, eski şarkıları söylemek istiyor.He wants to sing old songs.
Senin eski kitap kolleksiyonunu görebilir miyim?May I see your collection of old books?
Tom'un eski kamerasını tekrar kullanmayacağından eminim.I bet Tom never uses his old camera again.
Bu eski fotoğrafların hepsini neredeyse çöpe atıyordum.I came close to throwing away all these old photos.
Tom ve Mary eski bir filmi izlerken TV'nin önünde birkaç saat dinlendiler.Tom and Mary relaxed in front of the TV for a couple of hours watching an old movie.
Tomve Mary eski bir film izlerken birkaç saat televizyonun önünde dinlendiler.Tom and Mary relaxed in front of the TV for a couple of hours watching an old movie.
Eskisinden daha iyi hissediyorum.I feel better than I did.
Eski ceketimi Tom'a verdim.I gave my old coat to Tom.
Eski giysilerimden bazılarını Selamet Ordusu'na verdim.I gave some of my old clothes to the Salvation Army.
Eski işimi geri aldım.I got my old job back.
Bütün eski ders kitaplarımdan usandım.I got rid of all my old textbooks.
Arkeolog eski Roma harabeleri üzerinde çalışıyor.The archaeologist is studying old Roman ruins.
Tom çok eski ve sık kullanılan bir hileye kandı.Tom fell for the oldest trick in the book.
Tom'un senin eski MP3 çalıcını almakla ilgilenmesinin pek mümkün olmadığını düşünüyorum.I think it's highly unlikely that Tom would be interested in buying your old MP3 player.
Araba eski ama iyi.The car is old, but it is good.
Bu gece eski bir kız arkadaşımla bir buluşmam var.I have a date tonight with an old girlfriend.
Bu kadar eski bir arabayı böyle iyi bir durumda hiç görmedim.I've never seen a car this old in such good condition.
Sadece eski bir günlük buldum.I just found an old diary.
Yalnızca, eski hayatımı geri istedim.I just wanted my old life back.
Eski resimlere bakmayı seviyorum.I like to look at old pictures.
Eski elbiseleri giymeyi seviyorum.I like wearing old clothes.
Eski Prusya dilinin canlanması seksenlerin başında başladı.The Old Prussian language revival began in the early 80's.
Eski iyi günleri özlüyorum.I miss the good old days.
Tom'un bir fırına ihtiyacı yok mu? Bizim eski fırını ona verelim.Doesn't Tom need an oven? Let's give him our old one.
Eski filmleri izlemez misin?Don't you watch old movies?
O eskiden olduğu kadar enerjik değil.He's not as energetic as he used to be.
Tom'un yaşadığı ev şehrin eski kısmındaydı.The house where Tom lives is in the old part of the city.
Eskisi kadar genç değilsin.You're not as young as you used to be.
Tom ve Mary'nin eskimo dondurmalar yediğini gördüm.I saw Tom and Mary eating popsicles.
Eski bilgisayarını Tom'a vermeni öneririm.I suggest you give your old computer to Tom.
Niçin boşandıkları hakkında Tom'un eski eşiyle konuştum.I talked to Tom's ex-wife about why they got divorced.
Sanırım eski arabanı senin için satabilirim.I think I can sell your old car for you.
Bence eski arabamızı satmalıyız.I think we should sell our old car.
Ben eski dilleri öğrenmek istiyorum.I like to learn ancient languages.
Eski dilleri öğrenmekten hoşlanıyorum.I like to learn ancient languages.
Eski dilleri öğrenmeyi istiyorum.I like learning ancient languages.
Eski şarkılar çok, çok daha iyiydi.The old songs were much, much better.
Eski nehir yatağını iki kilometre izle.Follow the old river bed for two kilometers.
Onu eski giysi dükkanından aldım.I bought it at the vintage clothing store.
Ben eski bir vejetaryenim.I'm an ex-vegetarian.
Eskiden böyle şeylerin bu sebepten olduğunu zannederdik.We used to think that was why this kind of thing happened.
Bu sokakta birkaç eski ev var.There are some old houses in this street.
Kral eski bir kalede yaşardı.In an old castle lived a king.
Ona eski patronunun ödediğinin iki katı kadar çok ödüyorum.I pay him twice as much as his old boss did.
Tom bana çok eski bir şişe şarap sundu.Tom offered me a very old bottle of wine.
Tom halıyı eski raketiyle dövdü.Tom beat the rug with his old racket.
Tom'a eski ceketini verdiğini düşündüm.I thought you gave Tom your old jacket.
Eski defterleri kapatmaya hazırım.I'm willing to let bygones be bygones.
Tom'a eskiden Boston'da yaşadığını söyledim.I told Tom you used to live in Boston.
Biz cappuccino içtik ve eski günleri anımsadık.We drank cappuccinos and reminisced.
Tom eski kitaplarının hepsini yaktı.Tom burned all of his old books.
Tom'un eski evine taşınıyorum.I'm moving into Tom's old house.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod