Ana içeriğe geç
Sözlük

eski ile cümle

eski kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Bu bana güzel eski günleri hatırlatıyor.It reminds me of the good old days.
O eski ve kullanışsız.It's old and clunky.
Ben eskiyim.I am old.
Merhaba, eski arkadaş!Hello, old friend!
Bu eski arabayı yenisinden daha çok seviyorum.I like this old car more than a new one.
Onlar çok eski.They are very old.
Gözlük takan adam, eski bir Çinli yazardır.The man wearing glasses is an old Chinese author.
Bu kitap gerçekten eski.This book is really old!
Eski kanepeni satmak istiyorsan neden yerel bir gazeteye bir reklam koymuyorsun?If you want to sell your old sofa, why not put an advertisement in the local paper?
Eski bir çöp yığını şu anda arkeolojik bir hazinedir.It is an ancient midden, presently an archaeological treasury.
O, Eskimo ataları olduğunu söyledi.He said that he had Eskimo ancestry.
Geçen gün kentte eski komşuma rastladım.The other day I met my former neighbour in the city.
Eski sistem çalışır.The old system works.
Yeni dizüstü bilgisayarım eskisinden daha ince ve daha hafif.My new laptop is thinner and lighter than my old one.
En eski uygarlıklar Mezopotamya'da ortaya çıktı.The earliest civilizations arose in Mesopotamia.
Bu eski duvarı yıkıyorum.I am bringing down this old wall.
Birkaç eski binanın yıkılması gerekiyor.A few old buildings need to be demolished.
Eski gözlüğümün nerede olduğunu biliyor musun?Do you know where my old glasses are?
Tom eski kafalı.Tom is old-fashioned.
En korkunç düşman eski bir arkadaştır.The most terrible enemy is a former friend.
Bu ayakkabılar eski ama onları hâlâ seviyorum.These shoes are old, but I still like them.
O eski mobilyaya kimin ihtiyacı var?Who needs that old furniture?
Tom yeni kamerasıyla eski kamerasının fotoğrafını çekti.Tom took a picture of his old camera with his new camera.
Hiçbir şey eskisi gibi değil.Nothing is as it used to be.
Ben bu halıyı onaramam. Çok eski.I cannot mend this carpet. It's too old.
Eski evi yıktık.We are bringing down the old house.
O, çok eski bir fırında ekmek pişirir.He bakes bread in a very old oven.
Hiç eski bir binada yaşadın mı?Have you ever lived in an old building?
Eski bir evde yaşıyorum.I live in an old house.
Annem, babamın eski şortunu çaput olarak kullanıyor.My mother uses my father's old short as a dust rag.
Annem, babamın eski şortunu toz bezi olarak kullanıyor.My mother uses my father's old short as a dust rag.
Eski bir film izliyorum.I am watching an old film.
Eski bir film seyrediyorum.I am watching an old film.
Eski kuşlar saman ile yakalanmış değil.Old birds are not caught with chaff.
Bu eskiden kalma bir gelenek.It's a time-honored tradition.
Eski belgeleri okuyorum.I read the old documents.
Eski belgeleri okudum.I read the old documents.
Eski bir araba satın aldığını söyledi.He said that he bought an old car.
Onun evi çok küçük ve üstelik çok eski.His house is small and moreover it's old.
Neden bu eski bilgisayarı kullanıyorsun?Why are you using this old computer?
O eski Maya kehanetleri ile ilgileniyor.She's interested in ancient Mayan prophecies.
Antigua ve Barbuda eski İngiliz sömürgesidir.Antigua and Barbuda is a former British colony.
Eski bir ağaç gölge sağlar.An old tree provides shade.
O, İspanya'daki eski evleri onarıyor.He renovates old houses in Spain.
Grönland'da kaç tane eskimo yaşıyor?How many Eskimos live in Greenland?
Onun kocası o eski şapkasını atmasını istedi.Her husband asked her to throw that old hat away.
Eski arkeolojik siteler Suriye'de tehdit altındadır.Ancient archeological sites are under threat in Syria.
Modern İbranice, Eski İbranice'den daha kolaydır.Modern Hebrew is easier than Ancient Hebrew.
Bu eski arabadan kurtulmayı çok isterim.I'd love to get rid of this old car.
Bir sürü eski kitabım var. Onlardan birkaç tanesi oldukça değerlidir.I have a lot of old books. A couple of them are quite valuable.
Yeni telefonum eskisinden daha ince.My new phone is thinner than my old phone.
"Tom ve Mary ayrılıyor." "Bu eski hikaye.""Tom and Mary have broken up." "That's ancient history."
Diaoyu adaları çok eski çağlardan beri Çin toprağı olmuştur.The Diaoyu Islands have been Chinese territory since ancient times.
Tom eski bir arkadaşım.Tom is an old friend.
Tom'un bana eski arabam için ne kadar para verdiğine inanmayacaksın.You won't believe how much money Tom gave me for my old car.
Gerçekten eski bir mahkûm için çalışmak ister misin?Do you really want to work for an ex-convict?
Hâlâ eski bilgisayarını Tom'a vermemi istiyor musun?Do you still want me to give Tom your old computer?
Onlar eskiden yaptıkları gibi 'em yapmazlar.They don't make 'em like they used to.
Eskiden Boston'da yaşadığını söylediğini düşündüm.I thought you said you used to live in Boston.
Keşke işler eskiden olduğu şekilde olsa.I wish things were the way they used to be.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod