esir ile cümle

esir kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Kadınlar, çocuklar, yabancılar ve esirler vatandaş sayılmazdı.Frauen, Kinder, Fremde oder Sklaven waren nicht zugelassen.
Savaş sonunda esir düştü ve bir süre Amerikan esir kampında tutuldu.Vaerst begab sich in Gefangenschaft und kam zunächst in ein Kriegsgefangenenlager in den USA.
Zor bir yürüşün ardından esirler gece açık havada veya sığır çiftliklerinde kalabalık olarak uyumaya zorlandı.Bei einer überstürzten Geburt wird das Kind häufig im Bett oder Rettungswagen geboren.
Öldürülmeyen isyancıların hepsi köle olarak esir pazarlarında satıldılar.Alle Sklaven wurden auf Sklavenmärkten verkauft.
Esirlerin taşınması için tren kullanılır.Zum Fahren werden Fahrkandaren eingesetzt.
Etiyopyalı esirler toplanırlar ve Amonasro onların arasından çıkar.Inzwischen kommt Radamès, und Amonasro muss sich verbergen.
O, esirleri geri almak için kendi askerleriyle birlikte operasyon yapıyor.Dazu arbeitet sie gemeinsam mit den Groundern, um ihre Gefangenen zu befreien.
Her bir düşmanı bizden esirgesin, Açlık,hastalık,kıskançlık.Die Menschen haben Furcht vor Hunger, wilden Tieren, Krankheit, Tod.
Savaşın ilk aylarında yaralanarak Almanlara esir düşer.Er wird in den ersten Kriegsmonaten verwundet und gerät in Gefangenschaft.
Yaklaşık 6.800 Sovyet askeri ve komutanı esir alındı.1800 Schweden inklusive des Kommandanten gingen in Gefangenschaft.
Mekke paganları Amr bin Hişam dahil 70 ölü ve 70 esir bırakıp kaçtılar.Bei al-Buchārī werden die Verluste der Mekkaner auf siebzig Tote und siebzig Gefangene beziffert.
Tüccar yardımını esirgemedi.Er erlernte den Beruf eines Kaufmannsgehilfen.
Beni Müstalik Kadınları ve çocukları esir düştü.Es beherbergt weibliche und männliche Gefangene.
Yüzlercesi de esir alındı.Einige Hundert kamen noch in Gefangenschaft.
Alman savaş esirlerinin Fransa'ya zorunlu işçilik için götürüldüğü de bilinmektedir.Französische Kriegsgefangene wurden von der Landesbauernschaft zur Mitarbeit zugewiesen.
Bu esirler Sibirya'ya sürüldü.Die Anderen kamen nach Sibirien.
Esir alındıktan sonra 6,5 ay boyunca İngiltere´de savaş esiri olarak tutuldu.Nach Kriegsende befand er sich für eineinhalb Jahre in amerikanischer Kriegsgefangenschaft.
Başkentleri Kızıl Vadi (Chih-ku)'ya kadar girmiş, halkın bir kısmını öldürüp birçoğunu esir etmiştir.Diese überfielen die an Land Gegangenen, und Solís sowie die meisten seiner Männer kamen ums Leben.
Toplumu esir almaya çalışıyorlar.Die Familie wird zu Geiseln.
Bir diğer kızı ise Roamalılar eline esir olarak geçmiştir.Segestes übergibt den Römern seine schwangere Tochter als Gefangene.
Borchert, esirlerin taşınması sırasında kaçmayı başardı.Unterdessen ist Talbot bei einem Gefangenenaustausch freigekommen.
Ve saldıran Belçikalılar esir düşer.Doch die Bankräuber nehmen eine Geisel.
I. Dünya Savaşı sırasında İtalyan Cephesi'nde esir düştü ve Eylül 1919 yılına kadar tutsak kaldı.Der Spieler geriet in italienische Kriegsgefangenschaft und kehrte erst im September 1919 nach Wien zurück.
Savaş bitene kadar esir olarak tutulmuştur.Er blieb in Gefangenschaft bis zum Ende des Krieges.
Geminin mürettebatı esir alındı ve gemi batırıldı.Ein Besatzungsmitglied kam ums Leben, und das Schiff wurde beschädigt.
1939 yılında Fransız Ordusu'na katıldı ancak Almanlara esir düştü.Er war Soldat im Septemberfeldzug 1939 und wurde von den Deutschen gefangen genommen.
Esir kamplarından salıverildikten sonra, annesinin dükkanında çalışmaya başlamıştır.Nach ihrer Ausbildung zur Rechtsanwaltsfachangestellten arbeitete sie in einer Boutique ihrer Mutter.
73 bin esir alınır.71 Geiseln wurden befreit.
Örnek; benim, esir vb.Rechenbeispiel: Bsp.
Burada 1946'ya kadar savaş esiri olarak kaldı.Anschließend war er bis 1946 in Kriegsgefangenschaft.
Geri kalanlar esir düştü.Für den Rest werden Geiseln gestellt.
1945-1947 yılları arasında savaş esiri olarak kaldı.1945 bis 1947 war er Kriegsgefangener.
Savaş esiri olarak gözaltına alındı ve ABD'ye nakledildi.Als Kriegsgefangener wurde er in die USA gebracht.
Genscher kısaca bir ABD ve İngiltere'nin savaş esiri oldu.Schmidt geriet in amerikanische und britische Kriegsgefangenschaft.
Bu da, Müttefiklerin Japon savaş esirleri ve sivilleri besleme çabalarını daha da zor bir hale getirdi.Das japanische Militär setzte asiatische Zivilisten und Kriegsgefangene zur Zwangsarbeit ein.
Ayrıca Zalpuva kralı Huzziya'yı da esir alır.Zudem lässt er den einzigen Gefangenen Kitosch frei.
Burada Uluslararası Tugaylar'a mensup Polonya'lı askerler de esir olarak bulunmaktadırlar.Die Häftlinge, unter ihnen polnische Priester, mussten Aufräumarbeiten leisten.
II. Dünya Savaşı sonunda kısa süre savaş esiri olarak tutuldu.Am Ende des Zweiten Weltkrieges geriet er kurzzeitig in Kriegsgefangenschaft.
Kararda Nazi makamlarını esirlerin koşullarını iyileştirmek için daha fazla adım atılmaları istendi.Wenig später trat sie für die Verbesserung der Haftbedingungen politischer Häftlinge ein.
General tüm esirlerin öldürülmesini emretti.Le général ordonna le massacre de tous les prisonniers de guerre.
Sen benim esirimsin.Tu es mon otage.
O, mutlak güç sahibidir, çok esirgeyicidir."Dhikrâ al-âqiI, Alger, Rahma.
Allah çok bağışlayan çok esirgeyendir.''Allah est Pardonneur et Miséricordieux.
Müttefikler 17.000 esir 330 silah ele geçirdi.Les Alliés avaient fait 17 000 prisonniers et s'étaient emparés de 330 canons.
İlk yeniçeriler savaş esirlerinden ve kölelerden oluşmuştur.Les premières unités étaient composée de prisonniers de guerre et d'esclaves.
Her bir düşmanı bizden esirgesin, Açlık,hastalık,kıskançlık.Abats chacun de ses ennemis, La faim, la maladie, la jalousie.
Esirlerin iadesine yönelik görüşmeler verimsiz kalacaktır.Les sanctions infligées aux prisonniers sont alors impitoyables.
Esirler şehre götürüldü ve başları kesildi.Les prisonniers furent emmenés à la capitale et décapités.
Manteuffel, Eylül 1947 yılına kadar Müttefik esir kampında kaldı.Von Manteuffel fut prisonnier de guerre dans un camp allié jusqu'en septembre 1947.
111 kişiyi esir ettiler.119 personnes sont arrêtées.
1985: Sovyet ve Afganistan P.O.W.s Badaber üssünde onların esir karşı yükseldi.1985 : Prisonniers de guerre soviétiques et afghans se lèvent contre leurs capteurs à la base de Badaber.
Kralın mektubuna geciken yanıt, mektubu getiren heyetin esir alınıp hapsedilmesiyle sonuçlandı.Une réponse tardive à la lettre du roi aboutit à l'incarcération de la députation qui la transporte.
Lindemann II. Dünya Savaşından sonra 1948'e kadar ABD gözetimi altında esir kaldı.Lindemann est prisonnier de guerre des forces américaines jusqu'en 1948.
Kuşatma sırasında kavkhan Dometian'ı ve birçok askeri esir aldılar.Durant ce siège, ils capturent le khan Dometian, ainsi que plusieurs soldats.
Burada yaklaşık 70.000 Polonyalı entelektüel ve Sovyet savaş esiri hayatını kaybetmiştir.Environ 140 000 civils et prisonniers de guerres soviétiques y ont été exécutés.
Bunun üzerine Yûsuf-i Hemedânî; “Yâ Rabbî, bu kadının oğlunu esirlikten kurtar.Le Coran dit : « O, Zacharie, Nous t'annonçons la nouvelle de ton fils, s'appelant Yahya (Jean).
1929 - Savaş esirlerine ilişkin Cenevre Konvansiyonu, 48 ülke tarafından imzalandı.28 juillet : convention de Genève, signée par 48 pays, sur les prisonniers de guerre.
Bu küçük köyde üstelik zamanında savaş esiri deposu olarak kullanılmış bir ev durur.Une petite maison attenante servira également, entre autres, de lieu de détention.
İngilizlerle imzalanan esir değiş-tokuş anlaşması gereği serbest bırakıldı.Ils sont libérés en échange de prisonniers anglais.
Pandulf esir alındı, III. Guaimar teslim olup, oğlu genç Guaimar'ı rehin olarak verdi.Pandolf est capturé et Guaimar fait sa soumission en envoyant son fils le jeune Guaimar comme otage.

İlgili Sayfalar