esenlik ile cümle
esenlik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
13
ORT. KELİME
Sabah erkenden kalkıp karşılıklı ant içtiler. Sonra İshak onları yolcu etti. Esenlik içinde oradan ayrıldılar.他 們 清 早 起 來 彼 此 起 誓 . 以 撒 打 發 他 們 走 、 他 們 就 平 平 安 安 的 離 開 他 走 了
Sabah erkenden kalkıp karşılıklı ant içtiler. Sonra İshak onları yolcu etti. Esenlik içinde oradan ayrıldılar.他 們 清早 起 來 彼此 起誓 . 以撒 打發 他 們走 、 他 們 就 平平安安 的 離開 他 走了
Sana güvendiği için Düşüncelerinde sarsılmaz olanı Tam bir esenlik içinde korursun.A celui qui est ferme dans ses sentiments Tu assures la paix, la paix, Parce qu`il se confie en toi.
Sana güvendiği için Düşüncelerinde sarsılmaz olanı Tam bir esenlik içinde korursun.Celui cu inima tare, Tu -i chezăşluieşti pacea; da, pacea, căci se încrede în Tine.
Sana güvendiği için Düşüncelerinde sarsılmaz olanı Tam bir esenlik içinde korursun.Človeka, ktorého myseľ je opretá na teba, Bože, zachováš v pokoji, áno, v pokoji, lebo sa nadeje na teba.
Sana güvendiği için Düşüncelerinde sarsılmaz olanı Tam bir esenlik içinde korursun.Člověka spoléhajícího na tě ostříháš v pokoji; v pokoji, nebo v tebe doufá.
Sana güvendiği için Düşüncelerinde sarsılmaz olanı Tam bir esenlik içinde korursun.Człowieka spolegającego na tobie zachowywasz w pokoju, w pokoju mówię: bo w tobie ufa.
Sana güvendiği için Düşüncelerinde sarsılmaz olanı Tam bir esenlik içinde korursun.Den som är fast i sitt sinne bevarar du i frid, i frid; ty på dig förtröstar han.
Sana güvendiği için Düşüncelerinde sarsılmaz olanı Tam bir esenlik içinde korursun.Den som har et grunnfestet sinn, ham lar du alltid ha fred, for til dig setter han sin lit.
Sana güvendiği için Düşüncelerinde sarsılmaz olanı Tam bir esenlik içinde korursun.Du erhältst stets Frieden nach gewisser Zusage; denn man verläßt sich auf dich.
Sana güvendiği için Düşüncelerinde sarsılmaz olanı Tam bir esenlik içinde korursun.hvis Sind er fast, som vogter på Fred, thi det stoler på dig.
Sana güvendiği için Düşüncelerinde sarsılmaz olanı Tam bir esenlik içinde korursun.Il suo animo è saldo; tu gli assicurerai la pace, pace perché in te ha fiducia
Sana güvendiği için Düşüncelerinde sarsılmaz olanı Tam bir esenlik içinde korursun.inek] szíve [reád] támaszkodik, megõrzöd [azt] teljes békében, mivel Te benned bízik;
Sana güvendiği için Düşüncelerinde sarsılmaz olanı Tam bir esenlik içinde korursun.주께서 심지가 견고한 자를 평강에 평강으로 지키시리니 이는 그가 주를 의뢰함이니이다
Sana güvendiği için Düşüncelerinde sarsılmaz olanı Tam bir esenlik içinde korursun.Njemu, ki je stanoviten v misli, hraniš večni mir, ker upa vate.
Sana güvendiği için Düşüncelerinde sarsılmaz olanı Tam bir esenlik içinde korursun.Tu conservarás em paz aquele cuja mente está firme em ti; porque ele confia em ti.
Sana güvendiği için Düşüncelerinde sarsılmaz olanı Tam bir esenlik içinde korursun.Tú guardarás en completa paz a aquel cuyo pensamiento en ti persevera, porque en ti ha confiado
Sana güvendiği için Düşüncelerinde sarsılmaz olanı Tam bir esenlik içinde korursun.TUHAN, Engkau memberi damai dan sejahtera kepada orang yang teguh hatinya, sebab ia percaya kepada-Mu
Sana güvendiği için Düşüncelerinde sarsılmaz olanı Tam bir esenlik içinde korursun.Vakaamieliselle sinä talletat rauhan, rauhan, sillä hän turvaa sinuun.
Sana güvendiği için Düşüncelerinde sarsılmaz olanı Tam bir esenlik içinde korursun.Θελεις φυλαξει εν τελεια ειρηνη το πνευμα το επι σε επιστηριζομενον, διοτι επι σε θαρρει.
Sana güvendiği için Düşüncelerinde sarsılmaz olanı Tam bir esenlik içinde korursun.Твердого духом Ты хранишь в совершенном мире, ибо на Тебя уповает он.
Sana güvendiği için Düşüncelerinde sarsılmaz olanı Tam bir esenlik içinde korursun.Ще опазиш в съвършен мир Непоколебими ум, Защото на Тебе уповава.
Sana güvendiği için Düşüncelerinde sarsılmaz olanı Tam bir esenlik içinde korursun.יצר סמוך תצר שלום שלום כי בך בטוח׃
Sana güvendiği için Düşüncelerinde sarsılmaz olanı Tam bir esenlik içinde korursun.ذو الراي الممكن تحفظه سالما سالما لانه عليك متوكل.
Sana güvendiği için Düşüncelerinde sarsılmaz olanı Tam bir esenlik içinde korursun.堅 心 倚 賴 你 的 、 你 必 保 守 他 十 分 平 安 、 因 為 他 倚 靠 你
Sana güvendiği için Düşüncelerinde sarsılmaz olanı Tam bir esenlik içinde korursun.堅心 倚賴 你 的 、 你 必 保守 他 十分 平安 、 因為 他 倚靠你
Saul, ‹‹Yakmalık sunuları ve esenlik sunularını bana getirin›› dedi. Sonra yakmalık sunuyu sundu.Akkor monda Saul: Hozzátok ide az égõáldozatot és a hálaáldozatokat. És égõáldozatot tõn.
Saul, ‹‹Yakmalık sunuları ve esenlik sunularını bana getirin›› dedi. Sonra yakmalık sunuyu sundu.Allora Saul diede ordine: «Preparatemi l'olocausto e i sacrifici di comunione». Quindi offrì l'olocausto
Saul, ‹‹Yakmalık sunuları ve esenlik sunularını bana getirin›› dedi. Sonra yakmalık sunuyu sundu.Alors Saül dit: Amenez-moi l`holocauste et les sacrifices d`actions de grâces. Et il offrit l`holocauste.
Saul, ‹‹Yakmalık sunuları ve esenlik sunularını bana getirin›› dedi. Sonra yakmalık sunuyu sundu.Atunci Saul a zis: ,,Aduceţi-mi arderea de tot şi jertfele de mulţămire.`` Şi a jertfit arderea de tot.
Saul, ‹‹Yakmalık sunuları ve esenlik sunularını bana getirin›› dedi. Sonra yakmalık sunuyu sundu.Bấy giờ, Sau-lơ nói: Hãy đem đến cho ta của lễ thiêu và của lễ thù ân; rồi người dâng của lễ thiêu.
Saul, ‹‹Yakmalık sunuları ve esenlik sunularını bana getirin›› dedi. Sonra yakmalık sunuyu sundu.Bấy_giờ , Sau-lơ nói : Hãy đem đến cho ta của lễ thiêu và của lễ thù ân ; rồi người dâng của lễ thiêu .
Saul, ‹‹Yakmalık sunuları ve esenlik sunularını bana getirin›› dedi. Sonra yakmalık sunuyu sundu.besloot deze het brandoffer en de vrede-offers zelf te brengen.
Saul, ‹‹Yakmalık sunuları ve esenlik sunularını bana getirin›› dedi. Sonra yakmalık sunuyu sundu.Då sade Saul: »Fören fram till mig brännoffers- och tackoffersdjuren.» Därpå frambar han brännoffret.
Saul, ‹‹Yakmalık sunuları ve esenlik sunularını bana getirin›› dedi. Sonra yakmalık sunuyu sundu.Da sa Saul: Kom hit til mig med brennofferet og takkofferne! Og så ofret han brennofferet.
Saul, ‹‹Yakmalık sunuları ve esenlik sunularını bana getirin›› dedi. Sonra yakmalık sunuyu sundu.Da sprach Saul: Bringt mir her Brandopfer und Dankopfer. Und er opferte Brandopfer.
Saul, ‹‹Yakmalık sunuları ve esenlik sunularını bana getirin›› dedi. Sonra yakmalık sunuyu sundu.Então disse Saul: Trazei-me aqui um holocausto, e ofertas pacíficas. E ofereceu o holocausto.
Saul, ‹‹Yakmalık sunuları ve esenlik sunularını bana getirin›› dedi. Sonra yakmalık sunuyu sundu.사울이 가로되 번제와 화목제물을 이리로 가져오라 하여 번제를 드렸더니
Saul, ‹‹Yakmalık sunuları ve esenlik sunularını bana getirin›› dedi. Sonra yakmalık sunuyu sundu.sagde han: "Bring Brændofferet og Takofrene hen til mig!" Så ofrede han Brændofferet.
Saul, ‹‹Yakmalık sunuları ve esenlik sunularını bana getirin›› dedi. Sonra yakmalık sunuyu sundu.Saúl dijo: --Traedme el holocausto y los sacrificios de paz. Él ofreció el holocausto
Saul, ‹‹Yakmalık sunuları ve esenlik sunularını bana getirin›› dedi. Sonra yakmalık sunuyu sundu.Silloin Saul sanoi: "Tuokaa minulle polttouhri ja yhteysuhri". Ja hän uhrasi polttouhrin.
Saul, ‹‹Yakmalık sunuları ve esenlik sunularını bana getirin›› dedi. Sonra yakmalık sunuyu sundu.Tedaj veli Savel: Prinesite žgalne in mirovne daritve sem k meni! In daroval je žgalščino.
Saul, ‹‹Yakmalık sunuları ve esenlik sunularını bana getirin›› dedi. Sonra yakmalık sunuyu sundu.Tedy řekl Saul: Přineste ke mně obět zápalnou a oběti pokojné. I obětoval oběti zápalné.
Saul, ‹‹Yakmalık sunuları ve esenlik sunularını bana getirin›› dedi. Sonra yakmalık sunuyu sundu.Tedy rzekł Saul: Przynieście do mnie ofiarę całopalenia, i ofiary spokojne; tamże ofiarował całopalenie.
Saul, ‹‹Yakmalık sunuları ve esenlik sunularını bana getirin›› dedi. Sonra yakmalık sunuyu sundu.Vtedy povedal Saul: Doneste mi sem zápalnú obeť a pokojné obeti! A tak obetoval zápalnú obeť.
Saul, ‹‹Yakmalık sunuları ve esenlik sunularını bana getirin›› dedi. Sonra yakmalık sunuyu sundu.затова рече Саул: Донесете тука при мене всеизгарянето и примирителните приноси. И той принесе всеизгарянето.
Saul, ‹‹Yakmalık sunuları ve esenlik sunularını bana getirin›› dedi. Sonra yakmalık sunuyu sundu.ויאמר שאול הגשו אלי העלה והשלמים ויעל העלה׃
Saul, ‹‹Yakmalık sunuları ve esenlik sunularını bana getirin›› dedi. Sonra yakmalık sunuyu sundu.فقال شاول قدموا اليّ المحرقة وذبائح السلامة. فاصعد المحرقة.
Saul, ‹‹Yakmalık sunuları ve esenlik sunularını bana getirin›› dedi. Sonra yakmalık sunuyu sundu.掃 羅 說 、 把 燔 祭 和 平 安 祭 帶 到 我 這 裡 來 . 掃 羅 就 獻 上 燔 祭
Saul, ‹‹Yakmalık sunuları ve esenlik sunularını bana getirin›› dedi. Sonra yakmalık sunuyu sundu.掃羅說 、 把 燔祭 和 平安 祭帶 到 我這裡來 . 掃羅 就 獻上 燔祭
Sen aklına uyanı yap, ama onun ak saçlı başının esenlik içinde ölüler diyarına gitmesine izin verme.A učiníš podľa svojej múdrosti a nedáš jeho šedinám sostúpiť v pokoji do hrobu.
Sen aklına uyanı yap, ama onun ak saçlı başının esenlik içinde ölüler diyarına gitmesine izin verme.Con hãy cứ sự khôn ngoan con mà cư xử, chớ để đầu bạc nó xuống âm phủ cách bình yên.
Sen aklına uyanı yap, ama onun ak saçlı başının esenlik içinde ölüler diyarına gitmesine izin verme.Con hãy cứ sự khôn_ngoan con mà cư_xử , chớ để đầu bạc nó xuống âm_phủ cách bình_yên .
Sen aklına uyanı yap, ama onun ak saçlı başının esenlik içinde ölüler diyarına gitmesine izin verme.Cselekedjél a te bölcseséged szerint, és ne engedd, hogy megõszülvén, békességgel menjen a koporsóba.
Sen aklına uyanı yap, ama onun ak saçlı başının esenlik içinde ölüler diyarına gitmesine izin verme.Fă după înţelepciunea ta, şi să nu laşi ca perii lui cei albi să se pogoare în pace în locuinţa morţilor.
Sen aklına uyanı yap, ama onun ak saçlı başının esenlik içinde ölüler diyarına gitmesine izin verme.Faze, pois, segundo a tua sabedoria, e não permitas que suas cãs desçam � sepultura em paz.
Sen aklına uyanı yap, ama onun ak saçlı başının esenlik içinde ölüler diyarına gitmesine izin verme.Gjør derfor som din visdom lærer dig, og la ikke hans grå hår fare med fred ned i dødsriket.
Sen aklına uyanı yap, ama onun ak saçlı başının esenlik içinde ölüler diyarına gitmesine izin verme.gør derfor, som din Klogskab tilsiger dig, og lad ikke hans grå Hår stige ned i Dødsriget med Fred.
Sen aklına uyanı yap, ama onun ak saçlı başının esenlik içinde ölüler diyarına gitmesine izin verme.Je bent een wijs man en weet wat je te doen staat; laat hem niet in vrede sterven.
Sen aklına uyanı yap, ama onun ak saçlı başının esenlik içinde ölüler diyarına gitmesine izin verme.네 지혜대로 행하여 그 백발로 평안히 음부에 내려가지 못하게 하라