Onun günlerinde doğruluk serpilip gelişsin, Ay ışıdığı sürece esenlik artsın!Nos seus dias floreça a justiça, e haja abundância de paz enquanto durar a lua.
Onun günlerinde doğruluk serpilip gelişsin, Ay ışıdığı sürece esenlik artsın!Pravični bode v cvetu ob času njegovem, in mirú bo obilost, dokler ne izgine luna.
Onun günlerinde doğruluk serpilip gelişsin, Ay ışıdığı sürece esenlik artsın!Semoga keadilan berkembang selama zamannya, dan kemakmuran berlimpah selama bulan ada
Onun günlerinde doğruluk serpilip gelişsin, Ay ışıdığı sürece esenlik artsın!Tak sprawiedliwy zakwitnie za dni jego, a będzie obfitość pokoju, dokąd miesiąca staje.
Onun günlerinde doğruluk serpilip gelişsin, Ay ışıdığı sürece esenlik artsın!Tak zkvete ve dnech jeho spravedlivý, a bude hojnost pokoje, dokud měsíce stává.
Onun günlerinde doğruluk serpilip gelişsin, Ay ışıdığı sürece esenlik artsın!Trong ngày vua ấy, người công bình sẽ hưng thạnh, Cũng sẽ có bình an dư dật cho đến chừng mặt trăng không còn.
Onun günlerinde doğruluk serpilip gelişsin, Ay ışıdığı sürece esenlik artsın!Virágozzék az õ idejében az igaz és a béke teljessége, a míg nem lesz a hold.
Onun günlerinde doğruluk serpilip gelişsin, Ay ışıdığı sürece esenlik artsın!Za jeho dní bude kvitnúť spravedlivý, a bude veľký pokoj, kým len bude trvať mesiac.
Onun günlerinde doğruluk serpilip gelişsin, Ay ışıdığı sürece esenlik artsın!Zu seinen Zeiten wird erblühen der Gerechte und großer Friede, bis daß der Mond nimmer sei.
Onun günlerinde doğruluk serpilip gelişsin, Ay ışıdığı sürece esenlik artsın!Εν ταις ημεραις αυτου θελει ανθει ο δικαιος και αφθονια ειρηνης θελει εισθαι εωσου μη υπαρξη η σεληνη.
Onun günlerinde doğruluk serpilip gelişsin, Ay ışıdığı sürece esenlik artsın!В неговите дни ще цъфти праведният, И мир ще изобилва докато трае луната.
Onun günlerinde doğruluk serpilip gelişsin, Ay ışıdığı sürece esenlik artsın!יפרח בימיו צדיק ורב שלום עד בלי ירח׃
Onun günlerinde doğruluk serpilip gelişsin, Ay ışıdığı sürece esenlik artsın!يشرق في ايامه الصدّيق وكثرة السلام الى ان يضمحل القمر.
Onun günlerinde doğruluk serpilip gelişsin, Ay ışıdığı sürece esenlik artsın!在 他 的 日 子 義 人 要 發 旺 、 大 有 平 安 、 好 像 月 亮 長 存
Onun günlerinde doğruluk serpilip gelişsin, Ay ışıdığı sürece esenlik artsın!在 他 的 日子 義 人 要 發旺 、 大有 平安 、 好像 月亮 長存
Orada esenliksever biri varsa, dilediğiniz esenlik onun üzerinde kalacak; yoksa, size dönecektir.A bude-liť tu který syn pokoje, odpočineť na něm pokoj váš; pakli nic, k vámť se navrátí.
Orada esenliksever biri varsa, dilediğiniz esenlik onun üzerinde kalacak; yoksa, size dönecektir.A jestli tam bude syn pokoja, váš pokoj odpočinie na ňom, ináče sa navráti k vám.
Orada esenliksever biri varsa, dilediğiniz esenlik onun üzerinde kalacak; yoksa, size dönecektir.A jeźliby tam był który syn pokoju, odpocznie nad nim pokój wasz; a jeźliż nie, wróci się do was.
Orada esenliksever biri varsa, dilediğiniz esenlik onun üzerinde kalacak; yoksa, size dönecektir.E se ali houver um filho da paz, repousará sobre ele a vossa paz; e se não, voltará para vós.
Orada esenliksever biri varsa, dilediğiniz esenlik onun üzerinde kalacak; yoksa, size dönecektir.És ha lesz ott valaki békességnek fia, a ti békességtek azon marad; ha nem, ti reátok tér vissza.
Orada esenliksever biri varsa, dilediğiniz esenlik onun üzerinde kalacak; yoksa, size dönecektir.Et s`il se trouve là un enfant de paix, votre paix reposera sur lui; sinon, elle reviendra à vous.
Orada esenliksever biri varsa, dilediğiniz esenlik onun üzerinde kalacak; yoksa, size dönecektir.In če je tu sin miru, bo počival mir vaš na njem; če pa ne, se vrne zopet k vam.
Orada esenliksever biri varsa, dilediğiniz esenlik onun üzerinde kalacak; yoksa, size dönecektir.만일 평안을 받을 사람이 거기 있으면 너희 빈 평안이 그에게 머물것이요 그렇지 않으면 너희에게로 돌아 오리라
Orada esenliksever biri varsa, dilediğiniz esenlik onun üzerinde kalacak; yoksa, size dönecektir.Se vi sarà un figlio della pace, la vostra pace scenderà su di lui, altrimenti ritornerà su di voi
Orada esenliksever biri varsa, dilediğiniz esenlik onun üzerinde kalacak; yoksa, size dönecektir.Şi dacă va fi acolo un fiu al păcii, pacea voastră va rămînea peste el; altminteri ea se va întoarce la voi.
Orada esenliksever biri varsa, dilediğiniz esenlik onun üzerinde kalacak; yoksa, size dönecektir.Si hay allí un hijo de paz, vuestra paz reposará sobre él; pero si no, volverá a vosotros
Orada esenliksever biri varsa, dilediğiniz esenlik onun üzerinde kalacak; yoksa, size dönecektir.Woont daar een vredelievend man, dan zal je vrede over hem komen. Zo niet, dan komt die vrede bij je terug.
Orada esenliksever biri varsa, dilediğiniz esenlik onun üzerinde kalacak; yoksa, size dönecektir.Και εαν μεν ηναι εκει υιος ειρηνης, θελει αναπαυθη επ' αυτον η ειρηνη σας ει δε μη, θελει επιστρεψει εις εσας.
Orada esenliksever biri varsa, dilediğiniz esenlik onun üzerinde kalacak; yoksa, size dönecektir.И ако бъде там някой син на мира, вашият мир ще почива на него; но ако няма, ще се върне на вас.
Orada esenliksever biri varsa, dilediğiniz esenlik onun üzerinde kalacak; yoksa, size dönecektir.и если будет там сын мира, то почиет на нем мир ваш, а если нет, то к вам возвратится.
Orada esenliksever biri varsa, dilediğiniz esenlik onun üzerinde kalacak; yoksa, size dönecektir.і коли там буде син упокою, спочине на йому впокій ваш; коли ж нї, до вас вернеть ся.
Orada esenliksever biri varsa, dilediğiniz esenlik onun üzerinde kalacak; yoksa, size dönecektir.והיה כי יהיה שם בן שלום ונח עליו שלומכם ואם לא אליכם ישוב׃
Orada esenliksever biri varsa, dilediğiniz esenlik onun üzerinde kalacak; yoksa, size dönecektir.فان كان هناك ابن السلام يحل سلامكم عليه وإلا فيرجع اليكم.
Orada esenliksever biri varsa, dilediğiniz esenlik onun üzerinde kalacak; yoksa, size dönecektir.那 裡 若 有 當 得 平 安 的 人 、 〔 當 得 平 安 的 人 原 文 作 平 安 之 子 〕 你 們 所 求 的 平 安 就 必 臨 到 那 家 、 不 然 、 就 歸 與 你 們 了
Orada esenliksever biri varsa, dilediğiniz esenlik onun üzerinde kalacak; yoksa, size dönecektir.那 裡若 有 當 得 平安 的 人 、 〔 當 得 平安 的 人 原文 作 平安 之 子 〕 你 們所求 的 平安 就 必臨 到 那家 、 不然 、 就 歸與 你 們了
Öyleyse kendimizi esenlik getiren ve karşılıklı gelişmemizi sağlayan işlere verelim.Ainsi donc, recherchons ce qui contribue à la paix et à l`édification mutuelle.
Öyleyse kendimizi esenlik getiren ve karşılıklı gelişmemizi sağlayan işlere verelim.Aşa dar, să urmărim lucrurile, cari duc la pacea şi zidirea noastră.
Öyleyse kendimizi esenlik getiren ve karşılıklı gelişmemizi sağlayan işlere verelim.Así que, sigamos lo que contribuye a la paz y a la mutua edificación
Öyleyse kendimizi esenlik getiren ve karşılıklı gelişmemizi sağlayan işlere verelim.Assim, pois, sigamos as coisas que servem para a paz e as que contribuem para a edificação mútua.
Öyleyse kendimizi esenlik getiren ve karşılıklı gelişmemizi sağlayan işlere verelim.A tak tedy sa žeňme za tým, čo je vecou pokoja a vzájomného vzdelania.
Öyleyse kendimizi esenlik getiren ve karşılıklı gelişmemizi sağlayan işlere verelim.Azért tehát törekedjünk azokra, a mik a békességre és az egymás épülésére valók.
Öyleyse kendimizi esenlik getiren ve karşılıklı gelişmemizi sağlayan işlere verelim.Darum laßt uns dem nachstreben, was zum Frieden dient und was zur Besserung untereinander dient.
Öyleyse kendimizi esenlik getiren ve karşılıklı gelişmemizi sağlayan işlere verelim.Derfor, lader os tragte efter det, som tjener til Fred og indbyrdes Opbyggelse!
Öyleyse kendimizi esenlik getiren ve karşılıklı gelişmemizi sağlayan işlere verelim.Diamoci dunque alle opere della pace e alla edificazione vicendevole
Öyleyse kendimizi esenlik getiren ve karşılıklı gelişmemizi sağlayan işlere verelim.이러므로 우리가 화평의 일과 서로 덕을 세우는 일을 힘쓰나니
Öyleyse kendimizi esenlik getiren ve karşılıklı gelişmemizi sağlayan işlere verelim.La oss derfor strebe efter det som tjener til fred og til innbyrdes opbyggelse!
Öyleyse kendimizi esenlik getiren ve karşılıklı gelişmemizi sağlayan işlere verelim.Niin tavoitelkaamme siis sitä, mikä edistää rauhaa ja keskinäistä rakentumistamme.
Öyleyse kendimizi esenlik getiren ve karşılıklı gelişmemizi sağlayan işlere verelim.Protož následujme toho, což by sloužilo ku pokoji a k vzdělání vespolek.
Öyleyse kendimizi esenlik getiren ve karşılıklı gelişmemizi sağlayan işlere verelim.Przetoż tedy naśladujmy tego, co należy do pokoju i do społecznego budowania.
Öyleyse kendimizi esenlik getiren ve karşılıklı gelişmemizi sağlayan işlere verelim.Sebab itu tujuan kita haruslah selalu untuk hal-hal yang menciptakan kerukunan dan saling membangun
Öyleyse kendimizi esenlik getiren ve karşılıklı gelişmemizi sağlayan işlere verelim.Tako se torej poganjajmo za to, kar služi v mir in s čimer pospešimo napredek drug drugemu.
Öyleyse kendimizi esenlik getiren ve karşılıklı gelişmemizi sağlayan işlere verelim.Vậy chúng ta hãy tìm cách làm nên hòa thuận và làm gương sáng cho nhau.
Öyleyse kendimizi esenlik getiren ve karşılıklı gelişmemizi sağlayan işlere verelim.Vậy chúng_ta hãy tìm cách làm_nên hòa_thuận và làm_gương sáng cho nhau .
Öyleyse kendimizi esenlik getiren ve karşılıklı gelişmemizi sağlayan işlere verelim.Vi vilja alltså fara efter det som länder till frid och till inbördes uppbyggelse.
Öyleyse kendimizi esenlik getiren ve karşılıklı gelişmemizi sağlayan işlere verelim.Wij moeten dus alleen doen wat de vrede ten goede komt. Laten wij steeds het beste voor elkaar zoeken.
Öyleyse kendimizi esenlik getiren ve karşılıklı gelişmemizi sağlayan işlere verelim.Αρα λοιπον ας ζητωμεν τα προς την ειρηνην και τα προς την οικοδομην αλληλων.
Öyleyse kendimizi esenlik getiren ve karşılıklı gelişmemizi sağlayan işlere verelim.Всеки от нас да угождава на ближния си, с цел към това, което е добро за назиданието му.
Öyleyse kendimizi esenlik getiren ve karşılıklı gelişmemizi sağlayan işlere verelim.Итак будем искать того, что служит к миру и ко взаимному назиданию.
Öyleyse kendimizi esenlik getiren ve karşılıklı gelişmemizi sağlayan işlere verelim.Тому ж отеє побиваймось.за тим, що для впокою і для збудовання спільного.
Öyleyse kendimizi esenlik getiren ve karşılıklı gelişmemizi sağlayan işlere verelim.ועתה נרדפה דרך השלום ודרך הבנות יחד איש מרעהו׃