Merhamet, esenlik ve sevgi artan ölçüde sizin olsun.милость вам і впокій і любов нехай умножить ся.
Merhamet, esenlik ve sevgi artan ölçüde sizin olsun.רחמים ושלום ואהבה יהיו לכם למכביר׃
Merhamet, esenlik ve sevgi artan ölçüde sizin olsun.لتكثر لكم الرحمة والسلام والمحبة
Merhamet, esenlik ve sevgi artan ölçüde sizin olsun.願 憐 恤 、 平 安 、 慈 愛 、 多 多 的 加 給 你 們
Merhamet, esenlik ve sevgi artan ölçüde sizin olsun.願憐恤 、 平安 、 慈愛 、 多多 的 加給 你 們
O gelip hem uzakta olan sizlere hem de yakındakilere esenliği müjdeledi.A přišed, zvěstoval pokoj vám, dalekým i blízkým.
O gelip hem uzakta olan sizlere hem de yakındakilere esenliği müjdeledi.a prišiel a zvestoval pokoj vám ďalekým a pokoj blízkym,
O gelip hem uzakta olan sizlere hem de yakındakilere esenliği müjdeledi.Egli è venuto perciò ad annunziare pace a voi che eravate lontani e pace a coloro che erano vicini
O gelip hem uzakta olan sizlere hem de yakındakilere esenliği müjdeledi.El a venit astfel să aducă vestea bună a păcii vouă celor ce eraţi departe, şi pace celor ce erau aproape.
O gelip hem uzakta olan sizlere hem de yakındakilere esenliği müjdeledi.És eljövén, békességet hirdetett néktek, a távol valóknak és a közel valóknak.
O gelip hem uzakta olan sizlere hem de yakındakilere esenliği müjdeledi.e, vindo, ele evangelizou paz a vós que estáveis longe, e paz aos que estavam perto;
O gelip hem uzakta olan sizlere hem de yakındakilere esenliği müjdeledi.Il est venu annoncer la paix à vous qui étiez loin, et la paix à ceux qui étaient près;
O gelip hem uzakta olan sizlere hem de yakındakilere esenliği müjdeledi.In je prišel in oznanjal mir vam, ki ste bili daleč, in mir njim, ki so bili blizu;
O gelip hem uzakta olan sizlere hem de yakındakilere esenliği müjdeledi.I przyszedłszy opowiedział pokój wam, którzyście dalekimi i którzyście bliskimi.
O gelip hem uzakta olan sizlere hem de yakındakilere esenliği müjdeledi.Ja hän tuli ja julisti rauhaa teille, jotka kaukana olitte, ja rauhaa niille, jotka lähellä olivat;
O gelip hem uzakta olan sizlere hem de yakındakilere esenliği müjdeledi.또 오셔서 먼데 있는 너희에게 평안을 전하고 가까운데 있는 자들에게 평안을 전하셨으니
O gelip hem uzakta olan sizlere hem de yakındakilere esenliği müjdeledi.Ngài lại đã đến rao truyền sự hòa bình cho anh em là kẻ ở xa, và sự hòa bình cho kẻ ở gần.
O gelip hem uzakta olan sizlere hem de yakındakilere esenliği müjdeledi.Ngài lại đã đến rao truyền sự hòa_bình cho anh_em là kẻ ở xa , và sự hòa_bình cho kẻ ở gần .
O gelip hem uzakta olan sizlere hem de yakındakilere esenliği müjdeledi.Og han kom og forkyndte Fred for eder, som vare langt borte, og Fred for dem, som vare nær.
O gelip hem uzakta olan sizlere hem de yakındakilere esenliği müjdeledi.Og han kom og forkynte fred for eder som var langt borte, og fred for dem som var nær ved;
O gelip hem uzakta olan sizlere hem de yakındakilere esenliği müjdeledi.Y vino y anunció las buenas nuevas: paz para vosotros que estabais lejos y paz para los que estaban cerca
O gelip hem uzakta olan sizlere hem de yakındakilere esenliği müjdeledi.Και ελθων εκηρυξεν ευαγγελιον ειρηνης εις εσας τους μακραν και εις τους πλησιον,
O gelip hem uzakta olan sizlere hem de yakındakilere esenliği müjdeledi.И, придя, благовествовал мир вам, дальним и близким,
O gelip hem uzakta olan sizlere hem de yakındakilere esenliği müjdeledi.і прийшовши благовістив мир вам, далеким і близьким,
O gelip hem uzakta olan sizlere hem de yakındakilere esenliği müjdeledi.че по откровение ми стана известна тайната, (както и по-преди вкратце ви писах,
O gelip hem uzakta olan sizlere hem de yakındakilere esenliği müjdeledi.ויבא ויבשר שלום לכם הרחוקים והקרובים׃
O gelip hem uzakta olan sizlere hem de yakındakilere esenliği müjdeledi.فجاء وبشركم بسلام انتم البعيدين والقريبين.
O gelip hem uzakta olan sizlere hem de yakındakilere esenliği müjdeledi.並 且 來 傳 和 平 的 福 音 給 你 們 遠 處 的 人 、 也 給 那 近 處 的 人
O gelip hem uzakta olan sizlere hem de yakındakilere esenliği müjdeledi.並且來傳 和平 的 福音給 你 們遠處 的 人 、 也給那 近處 的 人
Ömürlerini bolluk içinde geçirir, Esenlik içinde ölüler diyarına inerler.Chúng nó may mắn trải qua các ngày đời mình, Rồi bỗng chốc sa xuống âm phủ.
Ömürlerini bolluk içinde geçirir, Esenlik içinde ölüler diyarına inerler.Chúng_nó may_mắn trải qua các ngày đời mình , Rồi bỗng_chốc sa xuống âm_phủ .
Ömürlerini bolluk içinde geçirir, Esenlik içinde ölüler diyarına inerler.De förnöta sina dagar i lust, och ned till dödsriket fara de i frid.
Ömürlerini bolluk içinde geçirir, Esenlik içinde ölüler diyarına inerler.de lever deres Dage i Lykke og synker med Fred i Dødsriget,
Ömürlerini bolluk içinde geçirir, Esenlik içinde ölüler diyarına inerler.De lever sine dager i lykke, og i et øieblikk farer de ned til dødsriket.
Ömürlerini bolluk içinde geçirir, Esenlik içinde ölüler diyarına inerler.Finiscono nel benessere i loro giorni e scendono tranquilli negli inferi
Ömürlerini bolluk içinde geçirir, Esenlik içinde ölüler diyarına inerler.Hari-harinya dihabiskan dalam kebahagiaan, dan mereka meninggal penuh kedamaian
Ömürlerini bolluk içinde geçirir, Esenlik içinde ölüler diyarına inerler.He viettävät päivänsä onnessa, mutta äkkiä heidät säikähytetään alas tuonelaan.
Ömürlerini bolluk içinde geçirir, Esenlik içinde ölüler diyarına inerler.Ils passent leurs jours dans le bonheur, Et ils descendent en un instant au séjour des morts.
Ömürlerini bolluk içinde geçirir, Esenlik içinde ölüler diyarına inerler.Îşi petrec zilele în fericire, şi se pogoară într'o clipă în locuinţa morţilor.
Ömürlerini bolluk içinde geçirir, Esenlik içinde ölüler diyarına inerler.Jóllétben töltik el napjaikat, és egy pillanat alatt szállnak alá a sírba;
Ömürlerini bolluk içinde geçirir, Esenlik içinde ölüler diyarına inerler.그날을 형통하게 지내다가 경각간에 음부에 내려가느니라
Ömürlerini bolluk içinde geçirir, Esenlik içinde ölüler diyarına inerler.Na prosperidade passam os seus dias, e num momento descem ao Seol.
Ömürlerini bolluk içinde geçirir, Esenlik içinde ölüler diyarına inerler.Pasan sus días en la prosperidad, y con tranquilidad descienden al Seol
Ömürlerini bolluk içinde geçirir, Esenlik içinde ölüler diyarına inerler.Sie werden alt bei guten Tagen und erschrecken kaum einen Augenblick vor dem Tode,
Ömürlerini bolluk içinde geçirir, Esenlik içinde ölüler diyarına inerler.Trávia svoje dni v dobrom a v okamihu sostupujú do hrobu.
Ömürlerini bolluk içinde geçirir, Esenlik içinde ölüler diyarına inerler.Tráví v štěstí dny své, a v okamžení do hrobu sstupují.
Ömürlerini bolluk içinde geçirir, Esenlik içinde ölüler diyarına inerler.Trawią w dobrem dni swoje, a we mgnieniu oka do grobu zstępują.
Ömürlerini bolluk içinde geçirir, Esenlik içinde ölüler diyarına inerler.V sreči prežive svoje dni, in v trenutku se pogreznejo v kraj mrtvih.
Ömürlerini bolluk içinde geçirir, Esenlik içinde ölüler diyarına inerler.Διαγουσι τας ημερας αυτων εν αγαθοις και εν μια στιγμη καταβαινουσιν εις τον αδην.
Ömürlerini bolluk içinde geçirir, Esenlik içinde ölüler diyarına inerler.Прекарват дните си в благополучие; И в една минута слизат в гроба.
Ömürlerini bolluk içinde geçirir, Esenlik içinde ölüler diyarına inerler.проводят дни свои в счастьи и мгновенно нисходят в преисподнюю.
Ömürlerini bolluk içinde geçirir, Esenlik içinde ölüler diyarına inerler.יבלו בטוב ימיהם וברגע שאול יחתו׃
Ömürlerini bolluk içinde geçirir, Esenlik içinde ölüler diyarına inerler.يقضون ايامهم بالخير. في لحظة يهبطون الى الهاوية.
Ömürlerini bolluk içinde geçirir, Esenlik içinde ölüler diyarına inerler.他 們 度 日 諸 事 亨 通 、 轉 眼 下 入 陰 間
Ömürlerini bolluk içinde geçirir, Esenlik içinde ölüler diyarına inerler.他 們 度日 諸事 亨通 、 轉 眼下 入 陰間
Ona de ki, ‹Onunla bir esenlik antlaşması yapacağım.Bởi cớ đó , hãy cáo cùng người rằng : Ta ưng cho người sự giao_ước bình_yên ta ;
Ona de ki, ‹Onunla bir esenlik antlaşması yapacağım.Bởi cớ đó, hãy cáo cùng người rằng: Ta ưng cho người sự giao ước bình yên ta;
Ona de ki, ‹Onunla bir esenlik antlaşması yapacağım.C`est pourquoi tu diras que je traite avec lui une alliance de paix.
Ona de ki, ‹Onunla bir esenlik antlaşması yapacağım.Darum sage: Siehe, ich gebe ihm meinen Bund des Friedens;
Ona de ki, ‹Onunla bir esenlik antlaşması yapacağım.De aceea să spui că închei cu el un legămînt de pace.