Kötülükten sakınıp iyilik yapsın. Esenliği amaçlasın, ardınca gitsin.יסור מרע ויעשה טוב יבשק שלום וירדפהו׃
Kötülükten sakınıp iyilik yapsın. Esenliği amaçlasın, ardınca gitsin.ليعرض عن الشر ويصنع الخير ليطلب السلام ويجدّ في اثره
Kötülükten sakınıp iyilik yapsın. Esenliği amaçlasın, ardınca gitsin.也 要 離 惡 行 善 . 尋 求 和 睦 、 一 心 追 趕
Kötülükten sakınıp iyilik yapsın. Esenliği amaçlasın, ardınca gitsin.也 要 離惡 行善 . 尋求 和睦 、 一心 追趕
Kovalıyor onları, Ayak basmadığı bir yoldan esenlikle geçiyor.Bude ich honiť prejde v pokoji cestou, ktorou predtým nebol prišiel na svojich nohách.
Kovalıyor onları, Ayak basmadığı bir yoldan esenlikle geçiyor.daß er ihnen nachjagte und zog durch mit Frieden und ward des Wegs noch nie müde?
Kovalıyor onları, Ayak basmadığı bir yoldan esenlikle geçiyor.Ele os persegue, e passa adiante em segurança, até por uma vereda em que com os seus pés nunca tinha trilhado.
Kovalıyor onları, Ayak basmadığı bir yoldan esenlikle geçiyor.El îi urmăreşte, merge în pace pe un drum pe care n'a mai călcat nici odată cu piciorul lui.
Kovalıyor onları, Ayak basmadığı bir yoldan esenlikle geçiyor.forfølger dem, går uskadt frem ad en Vej, hans Fod ej har trådt.
Kovalıyor onları, Ayak basmadığı bir yoldan esenlikle geçiyor.Hän ajaa heitä takaa, samoaa vammatonna polkua, hänen jalkainsa ennen kulkematonta.
Kovalıyor onları, Ayak basmadığı bir yoldan esenlikle geçiyor.Han* forfølger dem, drar frem i sikkerhet på en sti hvor han før ikke kom med sine føtter. / {* Kyros.}
Kovalıyor onları, Ayak basmadığı bir yoldan esenlikle geçiyor.Han förjagar dem, där han går lyckosam fram, vanliga vägar trampar icke hans fot.
Kovalıyor onları, Ayak basmadığı bir yoldan esenlikle geçiyor.Hij achtervolgde hen, maar ging zelf veilig op een weg die hij niet eerder heeft betreden.
Kovalıyor onları, Ayak basmadığı bir yoldan esenlikle geçiyor.Ia terus mengejar dan maju tanpa rintangan; kakinya cepat, hampir tak menyentuh jalan
Kovalıyor onları, Ayak basmadığı bir yoldan esenlikle geçiyor.Il s`est mis à leur poursuite, il a parcouru avec bonheur Un chemin que son pied n`avait jamais foulé.
Kovalıyor onları, Ayak basmadığı bir yoldan esenlikle geçiyor.Kergeti õket, békességgel vonul az úton, a melyen lábaival nem járt.
Kovalıyor onları, Ayak basmadığı bir yoldan esenlikle geçiyor.그가 그들을 쫓아서 그 발로 가 보지 못한 길을 안전히 지났나니
Kovalıyor onları, Ayak basmadığı bir yoldan esenlikle geçiyor.Li insegue e passa oltre, sicuro; sfiora appena la strada con i piedi
Kovalıyor onları, Ayak basmadığı bir yoldan esenlikle geçiyor.Los perseguirá y pasará en paz por una senda donde sus pies nunca habían caminado
Kovalıyor onları, Ayak basmadığı bir yoldan esenlikle geçiyor.Người đuổi theo họ trên con đường chưa hề đặt chơn , mà vẫn vô_sự lướt dặm .
Kovalıyor onları, Ayak basmadığı bir yoldan esenlikle geçiyor.Người đuổi theo họ trên con đường chưa hề đặt chơn, mà vẫn vô sự lướt dặm.
Kovalıyor onları, Ayak basmadığı bir yoldan esenlikle geçiyor.On jih podi in gre mimo v miru po poti, ki po njej nikdar ni šel z nogami svojimi.
Kovalıyor onları, Ayak basmadığı bir yoldan esenlikle geçiyor.Sháněje se s nimi, prošel pokojně cestou, po níž nohama svýma nechodíval.
Kovalıyor onları, Ayak basmadığı bir yoldan esenlikle geçiyor.Uganiał się z nimi, przeszedł spokojnie ścieszkę, po której nogami swemi nie chadzał.
Kovalıyor onları, Ayak basmadığı bir yoldan esenlikle geçiyor.Κατεδιωξεν αυτους και διηλθεν ασφαλως δια της οδου, την οποιαν δεν ειχε περιπατησει με τους ποδας αυτου.
Kovalıyor onları, Ayak basmadığı bir yoldan esenlikle geçiyor.Он гонит их, идет спокойно дорогою, по которой никогда не ходил ногами своими.
Kovalıyor onları, Ayak basmadığı bir yoldan esenlikle geçiyor.Погонва ги, и безопасно минава Пътя, по който не беше ходил с нозете си.
Kovalıyor onları, Ayak basmadığı bir yoldan esenlikle geçiyor.ירדפם יעבור שלום ארח ברגליו לא יבוא׃
Kovalıyor onları, Ayak basmadığı bir yoldan esenlikle geçiyor.طردهم مرّ سالما في طريق لم يسلكه برجليه.
Kovalıyor onları, Ayak basmadığı bir yoldan esenlikle geçiyor.他 追 趕 他 們 、 走 他 所 未 走 的 道 、 坦 然 前 行
Kovalıyor onları, Ayak basmadığı bir yoldan esenlikle geçiyor.他 追趕 他 們 、 走 他 所未 走 的 道 、 坦然 前行
Kuşaklar boyunca onların esenliği ve iyiliği için çalışmayın.23:7 Du sollst nicht ihren Frieden noch ihr Bestes suchen dein Leben lang ewiglich.
Kuşaklar boyunca onların esenliği ve iyiliği için çalışmayın.Älä koskaan, älä koko elinaikanasi, harrasta heidän menestystään ja onneaan.
Kuşaklar boyunca onların esenliği ve iyiliği için çalışmayın.Du skal aldrig i Evighed bekymre dig om deres Velfærd og Lykke!
Kuşaklar boyunca onların esenliği ve iyiliği için çalışmayın.Du skal aldri i dine levedager søke deres velferd og lykke.
Kuşaklar boyunca onların esenliği ve iyiliği için çalışmayın.Du skall aldrig, i all din tid, fråga efter deras välfärd och lycka.
Kuşaklar boyunca onların esenliği ve iyiliği için çalışmayın.너의 평생에 그들의 평안과 형통을 영영히 구하지 말지니라
Kuşaklar boyunca onların esenliği ve iyiliği için çalışmayın.Não lhes procurarás nem paz nem prosperidade por todos os teus dias para sempre.
Kuşaklar boyunca onların esenliği ve iyiliği için çalışmayın.Nebudeš hľadať ich pokoja ani ich dobrého po všetky svoje dni až na veky.
Kuşaklar boyunca onların esenliği ve iyiliği için çalışmayın.Nebudeš hledati pokoje jejich ani dobrého jejich po všecky dny své na věky.
Kuşaklar boyunca onların esenliği ve iyiliği için çalışmayın.Ne keresd az õ békességöket és az õ javokat teljes életedben, soha.
Kuşaklar boyunca onların esenliği ve iyiliği için çalışmayın.Ne prizadevaj si za mir ž njimi, ne za njih blaginjo vse svoje žive dni, vekomaj.
Kuşaklar boyunca onların esenliği ve iyiliği için çalışmayın.No procurarás jamás la paz ni el bienestar de ellos, en todos tus días
Kuşaklar boyunca onların esenliği ve iyiliği için çalışmayın.Să nu-ţi pese nici de propăşirea lor, nici de bună starea lor, toată viaţa ta, pe vecie.
Kuşaklar boyunca onların esenliği ve iyiliği için çalışmayın.Selama kamu hidup dan sampai selama-lamanya, janganlah menolong bangsa-bangsa itu atau membuat mereka makmur
Kuşaklar boyunca onların esenliği ve iyiliği için çalışmayın.Trọn đời ngươi chớ hề cầu sự bình an hoặc sự ích lợi cho chúng nó.
Kuşaklar boyunca onların esenliği ve iyiliği için çalışmayın.Trọn đời ngươi chớ hề cầu sự bình_an hoặc sự ích_lợi cho chúng_nó .
Kuşaklar boyunca onların esenliği ve iyiliği için çalışmayın.Tu n`auras souci ni de leur prospérité ni de leur bien-être, tant que tu vivras, à perpétuité.
Kuşaklar boyunca onların esenliği ve iyiliği için çalışmayın.U mag, zolang u leeft, nooit proberen de Ammonieten of Moabieten op welke manier dan ook te helpen.
Kuşaklar boyunca onların esenliği ve iyiliği için çalışmayın.Δεν θελεις ζητησει την ειρηνην αυτων ουδε την ευτυχιαν αυτων πασας τας ημερας σου εις τον αιωνα.
Kuşaklar boyunca onların esenliği ve iyiliği için çalışmayın.Да не им благопожелаваш мир или благополучие през всичките си дни до века.
Kuşaklar boyunca onların esenliği ve iyiliği için çalışmayın.Не желай им мира и благополучия во все дни твои, во веки.
Kuşaklar boyunca onların esenliği ve iyiliği için çalışmayın.לא תדרש שלמם וטבתם כל ימיך לעולם׃
Kuşaklar boyunca onların esenliği ve iyiliği için çalışmayın.لا تلتمس سلامهم ولا خيرهم كل ايامك الى الابد.
Kuşaklar boyunca onların esenliği ve iyiliği için çalışmayın.你 一 生 一 世 永 不 可 求 他 們 的 平 安 、 和 他 們 的 利 益
Kuşaklar boyunca onların esenliği ve iyiliği için çalışmayın.你 一生一世 永不 可求 他 們 的 平安 、 和 他 們的 利益
Kuzeyden esen rüzgar nasıl yağmur getirirse, İftiracı dil de öfkeli bakışlara yol açar.Angin utara pasti mendatangkan hujan; begitu pula pergunjingan pasti menimbulkan kemarahan
Kuzeyden esen rüzgar nasıl yağmur getirirse, İftiracı dil de öfkeli bakışlara yol açar.Az északi szél esõt szül; és haragos ábrázatot a suttogó nyelv.
Kuzeyden esen rüzgar nasıl yağmur getirirse, İftiracı dil de öfkeli bakışlara yol açar.De noordenwind brengt regen; roddel en achterklap leiden tot boze gezichten.
Kuzeyden esen rüzgar nasıl yağmur getirirse, İftiracı dil de öfkeli bakışlara yol açar.Der Nordwind bringt Ungewitter, und die heimliche Zunge macht saures Angesicht.