Esenlik sunularını orada kesip yiyecek ve Tanrınız RABbin önünde sevineceksiniz.又 要 獻平安 祭 、 且 在 那 裡喫 、 在 耶和華 你 的 神 面前 歡樂
Esenlik veren Tanrı hepinizle birlikte olsun! Amin.A békességnek Istene pedig legyen mindnyájan ti veletek! Ámen.
Esenlik veren Tanrı hepinizle birlikte olsun! Amin.A Bog miru bodi z vsemi vami. Amen.
Esenlik veren Tanrı hepinizle birlikte olsun! Amin.A Bóg pokoju niech będzie z wami wszystkimi. Amen.
Esenlik veren Tanrı hepinizle birlikte olsun! Amin.A Bôh pokoja nech je so všetkými vami. Ameň.
Esenlik veren Tanrı hepinizle birlikte olsun! Amin.Bůh pak pokoje budiž se všemi vámi. Amen.
Esenlik veren Tanrı hepinizle birlikte olsun! Amin.Der Gott aber des Friedens sei mit euch allen! Amen.
Esenlik veren Tanrı hepinizle birlikte olsun! Amin.Dumnezeul păcii să fie cu voi cu toţi! Amin.
Esenlik veren Tanrı hepinizle birlikte olsun! Amin.E o Deus de paz seja com todos vós. Amém.
Esenlik veren Tanrı hepinizle birlikte olsun! Amin.Fredens Gud være med eder alle! Amen.
Esenlik veren Tanrı hepinizle birlikte olsun! Amin.Fridens Gud vare med eder alla. Amen.
Esenlik veren Tanrı hepinizle birlikte olsun! Amin.Ik bid dat de God van de vrede met u allen zal zijn. Amen.
Esenlik veren Tanrı hepinizle birlikte olsun! Amin.평강의 하나님께서 너희 모든 사람과 함께 계실지어다 아멘
Esenlik veren Tanrı hepinizle birlikte olsun! Amin.Men Fredens Gud være med eder alle! Amen.
Esenlik veren Tanrı hepinizle birlikte olsun! Amin.Mudah-mudahan Allah, yang memberikan sejahtera kepada manusia, menyertai Saudara semuanya. Amin
Esenlik veren Tanrı hepinizle birlikte olsun! Amin.Nguyền xin Ðức Chúa Trời bình an ở với anh em hết thảy! A-men.
Esenlik veren Tanrı hepinizle birlikte olsun! Amin.Nguyền xin Ðức_Chúa_Trời bình_an ở với anh_em hết_thảy ! A-men .
Esenlik veren Tanrı hepinizle birlikte olsun! Amin.Que le Dieu de paix soit avec vous tous! Amen!
Esenlik veren Tanrı hepinizle birlikte olsun! Amin.Rauhan Jumala olkoon kaikkien teidän kanssanne. Amen.
Esenlik veren Tanrı hepinizle birlikte olsun! Amin.Y el Dios de paz sea con todos vosotros. Amén
Esenlik veren Tanrı hepinizle birlikte olsun! Amin.Ο δε Θεος της ειρηνης ειη μετα παντων υμων αμην.
Esenlik veren Tanrı hepinizle birlikte olsun! Amin.Бог же впокою з усіма вами. Амінь.
Esenlik veren Tanrı hepinizle birlikte olsun! Amin.Бог же мира да будет со всеми вами, аминь.
Esenlik veren Tanrı hepinizle birlikte olsun! Amin.Поздравете Мария, която се е трудила много за вас.
Esenlik veren Tanrı hepinizle birlikte olsun! Amin.ואלהי השלום עם כלכם אמן׃
Esenlik veren Tanrı hepinizle birlikte olsun! Amin.اله السلام معكم اجمعين. آمين
Esenlik veren Tanrı hepinizle birlikte olsun! Amin.願 賜 平 安 的 神 、 常 和 你 們 眾 人 同 在 。 阿 們
Esenlik veren Tanrı hepinizle birlikte olsun! Amin.願賜 平安 的 神 、 常 和 你們眾 人 同在 。 阿們
Esenlik yokken, ‹Esenlik, esenlik› diyerek Halkımın yarasını sözde iyileştirdiler.A hojí potření dcery lidu mého povrchu, říkajíce: Pokoj, pokoj, ješto není žádného pokoje.
Esenlik yokken, Esenlik, esenlik, diyerek Halkımın yarasını sözde iyileştirdiler.A liečia skrúšenie dcéry môjho ľudu na ľahko, hovoriac: Pokoj, pokoj, kým nieto pokoja.
Esenlik yokken, ‹Esenlik, esenlik› diyerek Halkımın yarasını sözde iyileştirdiler.A liečia skrúšenie môjho ľudu na ľahko hovoriac: Pokoj, pokoj, kým nieto pokoja.
Esenlik yokken, Esenlik, esenlik, diyerek Halkımın yarasını sözde iyileştirdiler.Bo leczą skruszenie córki ludu mego tylko po wierzchu, mówiąc: Pokój, pokój! choć niemasz pokoju.
Esenlik yokken, Esenlik, esenlik, diyerek Halkımın yarasını sözde iyileştirdiler.Chúng nó rịt vết thương cho con gái dân ta cách sơ sài, nói rằng: Bình an, bình an! mà không bình an chi hết.
Esenlik yokken, ‹Esenlik, esenlik› diyerek Halkımın yarasını sözde iyileştirdiler.De læger mit Folks Brøst som den simpleste Sag, idet de siger: "Fred, Fred!" skønt der ikke er Fred.
Esenlik yokken, Esenlik, esenlik, diyerek Halkımın yarasını sözde iyileştirdiler.De læger mit Folks Datters Brøst som den simpleste Sag, idet de siger: "Fred, Fred!" skønt der ikke er Fred.
Esenlik yokken, Esenlik, esenlik, diyerek Halkımın yarasını sözde iyileştirdiler.E curam a ferida da filha de meu povo le23
Esenlik yokken, ‹Esenlik, esenlik› diyerek Halkımın yarasını sözde iyileştirdiler.És hazugsággal gyógyítgatják az én népem leányának romlását, mondván: Békesség, békesség, és nincs békesség!
Esenlik yokken, Esenlik, esenlik, diyerek Halkımın yarasını sözde iyileştirdiler.És hazugsággal gyógyítgatják az én népem leányának romlását, mondván: Békesség, békesség, és nincs békesség!
Esenlik yokken, ‹Esenlik, esenlik› diyerek Halkımın yarasını sözde iyileştirdiler.Essi curano la ferita del mio popolo, ma solo alla leggera, dicendo: «Bene, bene!» ma bene non va
Esenlik yokken, Esenlik, esenlik, diyerek Halkımın yarasını sözde iyileştirdiler.Essi curano la ferita del mio popolo ma solo alla leggera, dicendo: Bene, bene! ma bene non va
Esenlik yokken, Esenlik, esenlik, diyerek Halkımın yarasını sözde iyileştirdiler.He parantavat kepeästi tyttären, minun kansani, vamman, sanoen: `Rauha, rauha!` vaikka ei rauhaa ole.
Esenlik yokken, ‹Esenlik, esenlik› diyerek Halkımın yarasını sözde iyileştirdiler.He parantavat minun kansani vamman kepeästi, sanoen: "Rauha, rauha!" vaikka ei rauhaa ole.
Esenlik yokken, ‹Esenlik, esenlik› diyerek Halkımın yarasını sözde iyileştirdiler.Họ rịt vết thương cho dân ta cách sơ sài mà rằng: Bình an! bình an! mà không bình an chi hết.
Esenlik yokken, ‹Esenlik, esenlik› diyerek Halkımın yarasını sözde iyileştirdiler.Họ rịt vết_thương cho dân ta cách sơ_sài mà rằng : Bình_an ! bình_an ! mà không bình_an chi hết .
Esenlik yokken, ‹Esenlik, esenlik› diyerek Halkımın yarasını sözde iyileştirdiler.I leczą skruszenie córki ludu mego tylko po wierzchu, mówiąc: Pokój, pokój! choć niemasz pokoju.
Esenlik yokken, ‹Esenlik, esenlik› diyerek Halkımın yarasını sözde iyileştirdiler.Ils pansent à la légère la plaie de la fille de mon peuple: Paix! paix! disent-ils; Et il n`y a point de paix;
Esenlik yokken, Esenlik, esenlik, diyerek Halkımın yarasını sözde iyileştirdiler.Ils pansent à la légère la plaie de la fille de mon peuple: Paix! paix! disent-ils. Et il n`y a point de paix.
Esenlik yokken, Esenlik, esenlik, diyerek Halkımın yarasını sözde iyileştirdiler.in hčeri ljudstva mojega zdravijo rano prav lahkomiselno, govoreč: Mir, mir! dasi ni miru.
Esenlik yokken, ‹Esenlik, esenlik› diyerek Halkımın yarasını sözde iyileştirdiler.In hčeri ljudstva mojega zdravijo rano prav lahkomiselno, govoreč: Mir, mir! dasi ni miru.
Esenlik yokken, ‹Esenlik, esenlik› diyerek Halkımın yarasını sözde iyileştirdiler."그들이 내 백성의 상처를 심상히 고쳐 주며 말하기를 평강하다, 평강하다 하나 평강이 없도다"
Esenlik yokken, Esenlik, esenlik, diyerek Halkımın yarasını sözde iyileştirdiler."그들이 딸 내 백성의 상처를 심상히 고쳐주며 말하기를 평강하다, 평강하다 하나 평강이 없도다"
Esenlik yolunu da bilmezler.››平 安 的 路 、 他 們 未 曾 知 道
Esenlik yokken, ‹Esenlik, esenlik› diyerek Halkımın yarasını sözde iyileştirdiler.Leagă în chip uşuratic rana fiicei poporului Meu, zicînd: ,Pace! Pace!` Şi totuş nu este pace!
Esenlik yokken, Esenlik, esenlik, diyerek Halkımın yarasını sözde iyileştirdiler.Leagă în chip uşuratic rana fiicei poporului Meu, zicînd: ,Pace! Pace!` Şi totuş pace nu este.
Esenlik yokken, Esenlik, esenlik, diyerek Halkımın yarasını sözde iyileştirdiler.Nebo hojí potření dcery lidu mého po vrchu, říkajíce: Pokoj, pokoj, ješto není žádného pokoje.
Esenlik yokken, ‹Esenlik, esenlik› diyerek Halkımın yarasını sözde iyileştirdiler.og de læger mitt folks skade på lettferdig vis, idet de sier: Fred! Fred! Og det er dog ingen fred.
Esenlik yokken, Esenlik, esenlik, diyerek Halkımın yarasını sözde iyileştirdiler.og de læger mitt folks skade på lettferdig vis, idet de sier: Fred! Fred! Og det er dog ingen fred.
Esenlik yokken, ‹Esenlik, esenlik› diyerek Halkımın yarasını sözde iyileştirdiler.Também se ocupam em curar superficialmente a ferida do meu povo, dizendo: Paz, paz; quando não há paz.
Esenlik yokken, Esenlik, esenlik, diyerek Halkımın yarasını sözde iyileştirdiler.y curan con superficialidad el quebranto de la hija de mi pueblo, diciendo: 'Paz, paz.' ¡Pero no hay paz
Esenlik yokken, ‹Esenlik, esenlik› diyerek Halkımın yarasını sözde iyileştirdiler.y curan con superficialidad el quebranto de mi pueblo, diciendo: 'Paz, paz.' ¡Pero no hay paz