Ana içeriğe geç
Sözlük

erkenden ile cümle

erkenden kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Böylece 2014 sezonunu da erkenden kapatmıştır.He started the 2012 season slowly.
Erkenden harcama yapmak, yeni girişimlerin katilidir.Premature spending is the killer for startups.
Elinde tenis çantasıyla erkenden çıktı.Earlier, he was holding a tennis bag and left.
Erkenden uyanan Lucius'un gün boyu yerine getirmesi gereken ailevi sorumlulukları var.Lucius, who awoke at dawn, has family duties to perform today. (Cheering)
Sabah erkenden koğuşa gittim.And early in the morning, I went into the ward.
Kuaiyi Salonunun kapanma vakti , yarın erkenden gelmeniz dileğiyle.It is time for Kuaiyi Hall to close, hope you will come-in early tomorrow.
Erkenden yatmaya gidiyorum.I'm going to bed early.
Bu yüzden içki içmeyi düşünme ve erkenden yat.So don't use that as an excuse to drink, and go to bed early.
O fili gördükten birkaç yıl sonra bir sabah çok erkenden uyanmıştım.A few years after I saw that elephant I woke up very early one morning.
Daha erkenden gelmeliydim!I should have come here earlier!
Sizi rahatsız ettiysem kusuruma bakmayın, erkenden ayrılacağım zaten.I'm sorry if I have made you uncomfortable. I will be leaving early.
İnanılmaz ölçüde konuşkan ve güzel bir kadın olan halam erkenden dul kalmıştı.My aunt, an incredibly articulate and brilliant woman, was widowed early.
O kararları çok erkenden vermeyin, özellikle de bu kararları aldığınızın farkında bile değilseniz.Don't make decisions too far in advance, particularly ones you're not even conscious you're making.
Onlar, faturalarını ödemek için, yarın sabah erkenden kalkıp işe gidecek olan insanlar.They're workers who have to get up early tomorrow morning and go to work to pay the bills.
Onları erkenden yakalayalım.Let's get to them early.
İnsanların erkenden vardıkları sonuç bu.That's what people jump to as a conclusion.
Hava sahasına erkenden gitmiştik çünkü ordudaydık ve ordudaysanız her zaman erkenci olmak gerekir.We went down to the airfield early because this is the Army and you always go early.
Erkenden uçmalıydı.Early he must fly.
İkinci olarak sistematik bir şekilde erkenden devletin avukat vermesiThe second is insuring that there is systematic early access to counsel.
Ioann, her sabah erkenden... ..bir kovaya su doldurup manastırdan çıkarmış.Anyway, early every morning Ioann filled a dipper with water and went out.
Park Hae Young, sabah erkenden gitti.Oh, Park Hae Young, he left in the morning.
O zaman seni erkenden tebrik ediyorum.I'm congratulating you early then.
Neden erkenden gidiyorsunuz?Why are they leaving already?
Bence bu gece erkenden yatmalısınız... ...yarın önemli bir sınavınız var.First, I think you should go to sleep early tonight... you have an important event tomorrow.
Yani, internet taraması ile hastalıkları erkenden bulabilir misiniz?Of course you can.
Prenses çok yorgundu ve erkenden yattı.The Princess said she was tired and retired early. I've come, Chairman.
Sabah erkenden çıktığını söylediler ve telefonu da bütün gün kapalıydı.They said she left really early in the morning and her phone has been off all day.
Neyse ki bir gezintiye çıktı... ...ve erkenden gitti.Thankfully, he had an outing and left early morning. - Guess what I made for you to eat?
Ţu otel iţinin kontrollerini bir yapayým dedim erkenden.I wanted to double check this hotel business
İbrahim sabah erkenden kalkıp önceki gün RABbin huzurunda durduğu yere gitti.Abraham got up early in the morning to the place where he had stood before Yahweh.
Sabah erkenden adamlar eşekleriyle yolcu edildi.As soon as the morning was light, the men were sent away, they and their donkeys.
Ertesi sabah Yeşu erkenden kalktı. Kâhinler de RABbin Sandığını yüklendiler.Joshua rose early in the morning, and the priests took up the ark of Yahweh.
İsa sabah erkenden kente dönerken acıkmıştı.Now in the morning, as he returned to the city, he was hungry.
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.As they passed by in the morning, they saw the fig tree withered away from the roots.
Haftanın ilk günü sabah çok erkenden, güneşin doğuşuyla birlikte mezara gittiler.Very early on the first day of the week, they came to the tomb when the sun had risen.
Sabah erkenden bütün halk O'nu tapınakta dinlemek için O'na akın ediyordu.All the people came early in the morning to him in the temple to hear him.
Haydi devşirecekseniz erkenden ekininize gidin diye."If you want to gather the fruits, let us go early to the plantation."
Devşirebileceklerini umarak erkenden gittiler.They left early in the morning bent on this purpose.
(Yoksulları) Engellemeye güçleri yetebilirmiş gibi erkenden gittiler.They left early in the morning bent on this purpose.
Yoksullara yardım etmeye güçleri yeterken böyle konuşarak erkenden gittiler.They left early in the morning bent on this purpose.
Ve kendilerini, yoksulları men etmeye güçleri yeter sanarak erkenden gittiler.They left early in the morning bent on this purpose.
Yemin olsun, sabahleyin erkenden, kararlı ve oturaklı bir azap yakaladı onları.And early in the morning the decreed punishment came upon them.
Sadece engellemeye, şiddete güçleri yeten kişiler olarak erkenden vardılar.They left early in the morning bent on this purpose.
"Madem devşireceksiniz, hadi erkenden mahsülünüzün başına gidin!" diye."If you want to gather the fruits, let us go early to the plantation."
"Haydi, devşirecekseniz erkenden ekininize gidin" diye."If you want to gather the fruits, let us go early to the plantation."
(Zanlarınca yoksulları) engellemeye güçleri yeterek erkenden gittiler.They left early in the morning bent on this purpose.
Sabah erkenden baskın basan,Then those charging in the morning
Hani sen, erkenden ailenden ayrılmıştın, (Uhud'da) mü'minleri savaş üslerine yerleştiriyordun.Remember when you left your home in the morning, to assign battle-positions for the believers.
Hani sen, mü'minleri savaşmak için elverişli yerlere yerleştirmek için evinden erkenden ayrılmıştın.Remember when you left your home in the morning, to assign battle-positions for the believers.
Sen inananları savaş için duracakları yerlere yerleştirmek üzere, erkenden evinden ayrılmıştın.Remember when you left your home in the morning, to assign battle-positions for the believers.
Hani sen sabah erkenden müminleri savaş mevzilerine yerleştirmek için ailenden ayrılmıştın.Remember when you left your home in the morning, to assign battle-positions for the believers.
Sabah erkenden şafak vakti ufukta bir kara bulut belirdi.Early in the morning at dawn a black cloud arose from the horizon.
Çiçekler ilkbaharda erkenden görünür.[3]The flowers appear early in spring.[3]
Gassiev, Cora'yı vücuda bir saldırı ile erkenden takip etti.Gassiev stalked Cora early with an assault to the body.
Böylece, Washington bu kişilerin geliştirdikleri avantajlarını erkenden fark etti.Thus, early on Washington recognized the strategic advantage of these individuals.
Tuppence erkenden Rita'nın dairesine döner ve Rita'nın kaçma hazırlıklarını yarıda keser.Tuppence returns to Rita's flat early, interrupting Rita's preparations to flee.
Ertesi sabah erkenden İbrahim, Tanrı'nın önünde durduğu yere gitti.Early the next morning, Abraham went to the place where he stood before God.
Ertesi sabah erkenden İbrahim Hacer ve İsmail'i birlikte dışarı çıkardı.Early the next morning, Abraham brought Hagar and Ishmael out together.
Monroe, Robert ailesini erkenden etkileyen Morris ailesini sık sık ziyarete geldi.Monroe came often to visit the Morris family, which also influenced Robert early.
Ertesi sabah erkenden, (tanımadıkları) İsa kıyıdan onlara seslendi:Early the next morning, Jesus (whom they had not recognised) called out to them from the shore:
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
erkenden ile cümle - Sayfa 3 - erkenden kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App