İnanılmaz ölçüde konuşkan ve güzel bir kadın olan halam erkenden dul kalmıştı.A nagynéném, egy hihetetlenül kifinomult és fantasztikus intelligenciájú nő, korán megözvegyült.
İnanılmaz ölçüde konuşkan ve güzel bir kadın olan halam erkenden dul kalmıştı.저의 믿을수 없을만큼 똑부러지고 훌륭한 여자인 이모는 일찍 과부가 됐어요.
İnanılmaz ölçüde konuşkan ve güzel bir kadın olan halam erkenden dul kalmıştı.Ma tante, une femme incroyablement brillante et s'exprimant merveilleusement, devint veuve très jeune.
İnanılmaz ölçüde konuşkan ve güzel bir kadın olan halam erkenden dul kalmıştı.Mătuşa mea, o femeie foarte elocventă şi inteligentă a rămas văduvă prematur.
İnanılmaz ölçüde konuşkan ve güzel bir kadın olan halam erkenden dul kalmıştı.Meine Tante, eine unglaublich wortgewandte und brilliante Frau, wurde früh Witwe.
İnanılmaz ölçüde konuşkan ve güzel bir kadın olan halam erkenden dul kalmıştı.Mia zia, una donna estremamente eloquente ed eccezionale, era diventata presto vedova.
İnanılmaz ölçüde konuşkan ve güzel bir kadın olan halam erkenden dul kalmıştı.Mijn tante, een ongelooflijk mondige en briljante vrouw werd vroeg weduwe.
İnanılmaz ölçüde konuşkan ve güzel bir kadın olan halam erkenden dul kalmıştı.Mi tía, una increíblemente articulada y brillante mujer, quedó viuda joven.
İnanılmaz ölçüde konuşkan ve güzel bir kadın olan halam erkenden dul kalmıştı.Moja ciocia, niesamowicie elokwentna i błyskotliwa kobieta przedwcześnie owdowiała.
İnanılmaz ölçüde konuşkan ve güzel bir kadın olan halam erkenden dul kalmıştı.Η θεία μου, μια απίστευτα εύγλωττη και λαμπρή γυναίκα, έμεινε χήρα νωρίς.
İnanılmaz ölçüde konuşkan ve güzel bir kadın olan halam erkenden dul kalmıştı.Леля ми, невероятно изразителна и брилянтна жена, овдовя рано.
İnanılmaz ölçüde konuşkan ve güzel bir kadın olan halam erkenden dul kalmıştı.Моя тетя, прекрасно изъясняющаяся и выдающаяся женщина, стала вдовой очень рано.
İnanılmaz ölçüde konuşkan ve güzel bir kadın olan halam erkenden dul kalmıştı.דודתי - אישה בלתי רגילה רהוטה ומבריקה, התאלמנה בגיל צעיר.
İnanılmaz ölçüde konuşkan ve güzel bir kadın olan halam erkenden dul kalmıştı.عمتي, وهي سيدة شديدة اللباقة و الذكاء. قد فقدت زوجها مبكراً
İnanılmaz ölçüde konuşkan ve güzel bir kadın olan halam erkenden dul kalmıştı.頭のよく話の上手な女性が 若くして未亡人となりました 親戚がやってきて彼女を取り囲み
İnsanların erkenden vardıkları sonuç bu.2x4での建築は 子供の頃遊んだ
İnsanların erkenden vardıkları sonuç bu.Así es la conclusión a la que salta la gente.
İnsanların erkenden vardıkları sonuç bu.Asta-i concluzia pripită pe care oamenii o trag.
İnsanların erkenden vardıkları sonuç bu.C'est à ça que les gens pensent immédiatement.
İnsanların erkenden vardıkları sonuç bu.Das verstehen die Leute sofort.
İnsanların erkenden vardıkları sonuç bu.Det är vad folk tar för givet.
İnsanların erkenden vardıkları sonuç bu.Đó là điều mà mọi người nhanh chóng kết luận.
İnsanların erkenden vardıkları sonuç bu.É o que as pessoas concluem logo.
İnsanların erkenden vardıkları sonuç bu.In genere si giunge a questa conclusione.
İnsanların erkenden vardıkları sonuç bu.Itulah yang menjadi kesimpulan orang-orang.
İnsanların erkenden vardıkları sonuç bu.사람들은 너무도 쉽게 이런 결론을 도출합니다.
İnsanların erkenden vardıkları sonuç bu.Mensen gaan daar altijd vanuit.
İnsanların erkenden vardıkları sonuç bu.To lidé mají jako závěr.
İnsanların erkenden vardıkları sonuç bu.To pierwsze skojarzenie.
İnsanların erkenden vardıkları sonuç bu.Αυτό το συμπέρασμα βγάζουν οι άνθρωποι.
İnsanların erkenden vardıkları sonuç bu.До това заключение прибягват хората.
İnsanların erkenden vardıkları sonuç bu.Людям сразу приходит это в голову.
İnsanların erkenden vardıkları sonuç bu.Ось що відразу спадає людям на гадку.
İnsanların erkenden vardıkları sonuç bu.זה מה שאנשים קופצים אליו כמסקנה.
İnsanların erkenden vardıkları sonuç bu.ذلك ما يستنتجه الناس مباشرة.
İnsanların erkenden vardıkları sonuç bu.於是大家好容易就會話木係 2X4
İsa, haftanın ilk günü sabah erkenden dirildiği zaman önce Mecdelli Meryeme göründü. Ondan yedi cin kovmuştu.(예수께서 안식후 첫날 이른 아침에 살아나신 후 전에 일곱 귀신을 쫓아 내어 주신 막달라 마리아에게 먼저 보이시니
İsa, haftanın ilk günü sabah erkenden dirildiği zaman önce Mecdelli Meryeme göründü. Ondan yedi cin kovmuştu.Vstav pak Ježíš z mrtvých ráno v neděli, ukázal se nejprv Mariji Magdaléně, z nížto byl vyvrhl sedm ďáblů.
İsa, haftanın ilk günü sabah erkenden dirildiği zaman önce Mecdelli Meryeme göründü. Ondan yedi cin kovmuştu.Воскреснув рано в первый день недели, Иисус явился сперва Марии Магдалине, из которой изгнал семь бесов.
İsa, haftanın ilk günü sabah erkenden dirildiği zaman önce Mecdelli Meryeme göründü. Ondan yedi cin kovmuştu.Воскреснувши ж уранці первого дня тижня, явивсь найперше Мариї Магдалинї, що з неї вигнав сім бісів.
İsa, haftanın ilk günü sabah erkenden dirildiği zaman önce Mecdelli Meryeme göründü. Ondan yedi cin kovmuştu.והוא כאשר קם מן המתים באחד בשבת נראה בראשונה אל מרים המגדלית אשר גרש ממנה שבעה שדים׃
İsa, haftanın ilk günü sabah erkenden dirildiği zaman önce Mecdelli Meryeme göründü. Ondan yedi cin kovmuştu.وبعد ما قام باكرا في اول الاسبوع ظهر اولا لمريم المجدلية التي كان قد اخرج منها سبعة شياطين.
İsa, haftanın ilk günü sabah erkenden dirildiği zaman önce Mecdelli Meryeme göründü. Ondan yedi cin kovmuştu.在 七 日 的 第 一 日 清 早 、 耶 穌 復 活 了 、 就 先 向 抹 大 拉 的 馬 利 亞 顯 現 . 耶 穌 從 他 身 上 曾 趕 出 七 個 鬼
İsa, haftanın ilk günü sabah erkenden dirildiği zaman önce Mecdelli Meryeme göründü. Ondan yedi cin kovmuştu.在 七日 的 第一 日 清早 、 耶穌復 活了 、 就 先 向 抹大拉的 馬利亞 顯現 . 耶穌從 他 身上 曾 趕出 七 個鬼
İsa sabah erkenden kente dönerken acıkmıştı.Als er aber des Morgens wieder in die Stadt ging, hungerte ihn;
İsa sabah erkenden kente dönerken acıkmıştı.A rano wracając się do miasta, łaknął.
İsa sabah erkenden kente dönerken acıkmıştı.De volgende morgen ging Hij weer naar Jeruzalem. Onderweg kreeg Hij honger.
İsa sabah erkenden kente dönerken acıkmıştı.Dimineaţa, pe cînd Se întorcea în cetate, I -a fost foame.
İsa sabah erkenden kente dönerken acıkmıştı.Keď potom za včasrána zase išiel do mesta, zlačnel.
İsa sabah erkenden kente dönerken acıkmıştı.이른 아침에 성으로 들어오실 때에 시장하신지라
İsa sabah erkenden kente dönerken acıkmıştı.Kun hän varhain aamulla palasi kaupunkiin, oli hänen nälkä.
İsa sabah erkenden kente dönerken acıkmıştı.La mattina dopo, mentre rientrava in città, ebbe fame
İsa sabah erkenden kente dönerken acıkmıştı.Le matin, en retournant à la ville, il eut faim.
İsa sabah erkenden kente dönerken acıkmıştı.Men da han om Morgenen igen gik ind til Staden, blev hen hungrig.
İsa sabah erkenden kente dönerken acıkmıştı.När han sedan på morgonen gick in till staden igen, blev han hungrig.
İsa sabah erkenden kente dönerken acıkmıştı.Om morgenen, da han gikk til byen igjen, blev han hungrig,
İsa sabah erkenden kente dönerken acıkmıştı.Ora, de manhã, ao voltar � cidade, teve fome;
İsa sabah erkenden kente dönerken acıkmıştı.Pagi-pagi keesokan harinya, dalam perjalanan kembali ke kota, Yesus lapar
İsa sabah erkenden kente dönerken acıkmıştı.Ráno pak navracuje se do města, zlačněl.
İsa sabah erkenden kente dönerken acıkmıştı.Reggel pedig, a városba visszajövet, megéhezék.