Ana içeriğe geç
Sözlük

erken ile cümle

erken kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Hutchinson-Gilford progeriası olarak adlandırılır ve erken yaşlanmanın en dramatik şeklidir.It's called Hutchinson-Gilford progeria, and it is the most dramatic form of premature aging.
Ben erken kalkacağım, size iyi sohbetler.I'll make a move first, have a nice chat.
Artan her bir derece sıcaklıkla, tomurcuklanma normalden beş gün daha erken oluyor.For every one degree Celsius rise in temperature, bud burst happens five days earlier than usual.
Erken çiçeklenmenin ekonomik etkileri de var.Earlier bloom times can also have an economic impact.
Park Hae Young, sabah erkenden gitti.Oh, Park Hae Young, he left in the morning.
Ağır basması kötü bir fikir midir? bir günde 100,000 insanı erken ölüme göndermekAre these so bad that they outweigh condemning 100,000 people a day to an unnecessarily early death?
Niye bu kadar erken geldi?Why's she so early?
Hastaydım ve erken yattım.I got sick and went to bed early.
O zaman seni erkenden tebrik ediyorum.I'm congratulating you early then.
Oh, erken buradasın!Oh, you're here early!
Nüfusumuzun öteki yüzde 13,5'u... ...bizim erken kullanıcılarımızdır.The next 13.5% of our population are our early adopters.
Öteki yüzde 34'ü de erken çoğunluk, sizin geç çoğunluk ve geri kalanlardır.The next 34% are your early majority, your late majority and your laggards.
Benim için bu çok erken geldi.For me it came very early.
Zamanından erken sorulmuş sorular bunlar.But it is a premature issue.
Erken sorulmuş çünkü modern bilimin getirdiği sorular değiller.It is premature as this questioning is not imposed by contemporary cosmology.
Neden erkenden gidiyorsunuz?Why are they leaving already?
Bence bu gece erkenden yatmalısınız... ...yarın önemli bir sınavınız var.First, I think you should go to sleep early tonight... you have an important event tomorrow.
Bunu yapma, benim yüzümden iki saat erken kalacaksın.Don't do that, you're going to get up 2 hours earlier because of me.
Birincisi, keşfin erken döneminde, bir problem tanımlanır ve çözüm aranır.First through early discoveries, a problem is identified and a solution is sought.
"Kimler eve eskisinden daha erken gidiyor?" diye sordum.I said, "How many of you now go home earlier than you used to?"
Bu çok ama çok erken başlıyor.It's starts really, really early.
Ne kadar mı erken?How early?
YABAN ÇİLEKLERİ 1 Haziran gününün erken saatlerinde, garip ve rahatsız edici bir rüya gördüm.WlLD STRAWBERRlES In the early hours of June 1st, I had a weird and very unpleasant dream.
Ama çok erken evlenmişsiniz.But you got married real early.
Siz Erkencisiniz?You're here early!
Düğünüm için gereken parayı biraz erken ödüyormuş gibi düşün.Just think of it as spending money for my wedding just a little early.
Acelem var o yüzden erken ciktim.I'm in a rush and am leaving early.
Erken mi ciktin?!Leaving early?!
Biraz daha erken gelmeliydimI should have come a little earlier.
Bana çok erken yaşlarımda yemek yemenin getirdiği ayrıcalığı öğretti.And he taught me very early on about the privilege that eating represents.
Bu sayede, suç ve terör arasındaki bağlantı, çok erken zamanda kurulmuş oldu.So, the link between crime and terror is established very early on.
Erken emekliye ayrıldı.She took early retirement.
Erken emekli olanlar bu yıl görülmeye başladılar.We're already starting to see early retirement occur this year.
Eğer düşünürseniz, Shakerism erken-çevresel bir hareketti.If you think about it, Shakerism was a proto-environmental movement.
Demek istedigim bir yarım adım geç veya erken attığında ve sen elbette başarısız olursun.I mean, one-half a step too late or too early and you don't quite make it...
Her neyse! Erken. Biraz saçma açıyorum.1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11.
Sabah biraz daha erken uyanıp biraz daha fazla çalışırdı.He just woke up a little earlier and worked a little harder.
Diyelimki bunlardan biri, Mary, üç ay erken doğdu, yani 1 ocak 1980'de doğdu.Let's imagine one of them, Mary, is born three months prematurely, so she's born on June 1, 1980.
Yani bir tarafı destekleyeceksem, kanserin tanısını erken koyan tarafı tutarım.So, as an aside, I firmly believe in the field of trying to identify cancer early.
Bu kanserle savaşabilmenin tek yolu, yani erken tanı konmalıIt is the only way you can start to fight cancer, is by catching it early.
Theia erken dünya şekline ve ay formuna girmeye başladı.Theia ran into the early earth and formed the moon
Daha çok erkense, erkendirIf it's too early, it's too early.
Erkencisin, değil mi?You're early, aren't you?
Erken tanı, erken tedavi.Can you say that?
Gözetim sistemi gerekliydi çünkü yapmamız gereken erken tanı, erken tedaviydi.A surveillance system was necessary, because what we needed was early detection, early response.
Ama çocuk felcini yenmenin kilit noktası erken teşhis, erken tedavidir.But the key to eradicating polio is early detection, early response.
Gözetleme sistemi buydu. Ama bizim erken teşhis ve erken tedavi yapmamız gerek.But we need to have early detection, early response.
Evrensel kuş gribini engellemenin püf noktası erken tanı erken tedavidir.The key to preventing or mitigating pandemic bird flu is early detection and rapid response.
Bize insanlığın en kötü kabusundan koruyacak erken uyarı sistemi gerekli.And so my TED wish is based on the common denominator of these experiences.
Yaygın kuş gribi -- erken teşhis, erken tedavi.It is a litany.
Toplam Erken Diagnostik Hastalık Sistemi olarak adlandırmak istiyorum.[INSTEDD] And INSTEDD then becomes our mantra.
Yani, internet taraması ile hastalıkları erkenden bulabilir misiniz?Of course you can.
"Bu sene muson erken geldiğine göre, Hindistan'da toprağı ekmem için en uygun zaman nedir?""Hey, what is the best time for me to sow seeds in India, given that monsoon was early this year?"
Ben gençken... ...ha ha çocukken, bir gün, okuldan eve erken döndüm.When I was young, Once when I was little, I came home early from school with a bad headache.
Ancak bu lahit o kadar erken bir dönemde yapılmış ki, Hz.And this is so early that in a sense, those traditions hadn't yet developed--
Erken konuşan bir çocuk.He was an early talker.
Geri öğleden sonra erken Motty göndereceğiz. "I will send Motty back early in the afternoon."
Ve sonra erken yatak ve ferahlatıcı uyku.And then the early bed and the refreshing sleep.
Çok erken Şu anda yakaladı şapka ve kurtulmuşlar.At the very earliest moment I grabbed my hat and got away.
Takasaki'de uzun yağmurlara daha erken yakalandık.We had long rains earlier, in Takasaki.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
erken ile cümle - Sayfa 40 - erken kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App