Ana içeriğe geç
Sözlük

erken ile cümle

erken kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Erken teşhisleri hızlı yapabilmeliyiz.We've got to be able to make the rapid diagnostics quickly.
Erken bir toplantı için sabah galeriye gittim.I went to the gallery one morning for an early meeting.
O erken saatte, sadece tek bir ziyaretçi vardı.At such an early hour, there was only one visitor.
Ben de "Bunları bence biraz fazla erken düşünüyorsun." dedim.I said, "You're thinking about this just way too early."
O kararları çok erkenden vermeyin, özellikle de bu kararları aldığınızın farkında bile değilseniz.Don't make decisions too far in advance, particularly ones you're not even conscious you're making.
Bebekliğin erken dönemlerindeki böyle şeyler gerçek bebeklerde olur.Such things in the early history of babies occur in real babies.
Şimdi esnekliğin bu erken döneminde, beyin, aslında bir öğrenme bağlamının dışında değişir.Now in this early period of plasticity the brain actually changes outside of a learning context.
Aslında bunun bu kadar erken, 8 yaşında olacağını düşünmemiştim.I didn't know it would happen so quick, at eight.
Jason Lex adındaki meslektaşımın yaptığı erken bir kolaj çizgi roman bu.This was an early collage comic by a fellow named Jason Lex.
Beş ay erken doğmuştu. Fakat ana rahminden çıkarıldığında Rafe hiç ses çıkarmamıştı.Born 5 weeks premature, Ralph made not a sound when forced to emerge from the warm amniotic cocoon.
Erken vergi beyan eden (early filer) ve geç vergi beyan eden (late filer)."Early filer and late filer."
Babam o akşam yemeği erken bitirdi.My dad finished dinner early that evening.
Bu sabah erken kalkıp hazırlandım çünkü yapmam gereken bir sürü şey vardıThis morning I got up and got ready quickly because I had to get a lot of stuff done.
Onlar, faturalarını ödemek için, yarın sabah erkenden kalkıp işe gidecek olan insanlar.They're workers who have to get up early tomorrow morning and go to work to pay the bills.
Bu öğrenmenin en güçlü yoludur, ve oldukça da erken öğrenilir.It's a very powerful bit of learning, and it happens pretty early on.
Onları erkenden yakalayalım.Let's get to them early.
Amaç mümkün olduğunca erken azami gelir sağlamak değildir.It's not how to get as much as revenue as you can as early as you can.
Erken Yok Oluşun Sebebi. Şimdi, dinozorları hatırladığımızı varsayıyorum.Now I assume that we remember dinosaurs.
Çok mu erken davrandım?Was I too generous?
Biraz daha erken gelemez misin?Can't you be more early?
Daha erken gelemez miydin?Can't you be more early?
Bu işe biraz erken başladığını farz et.Just consider it starting early!
İnsanların erkenden vardıkları sonuç bu.That's what people jump to as a conclusion.
Günün erken saatlerine kadar oraya girip, yeni şarkılar üzerinde çalışırım.And so I go in there until the early hours of the morning, and I work on new songs.
Bu gerçekten çok erken dönemlerde yapılmış bir lahit, ve gördüğünüz anda sizi önünde durduruyor.So this is a really early carved sarcophagus, and it's a real show-stopper.
Dipte olduğundan daha erken geberirsin'' you will die quicker than bottom.'
İşte ben bunu daha erken keşfettim.So I just figured that out earlier.
Bunu erken bir yaşta öğrendim.I learned that at a young age.
Bunu erken yaşta öğendim.And I learned that at a young age.
Yani bu dersi erken yaşta öğrendim.So I learned that lesson at a young age.
Hava sahasına erkenden gitmiştik çünkü ordudaydık ve ordudaysanız her zaman erkenci olmak gerekir.We went down to the airfield early because this is the Army and you always go early.
Ve bunun nedenini görmek için, evrimin erken safhalarından iki senaryoyu düşünelim.And to see why, consider two scenarios from early in our evolution.
Erkenden uçmalıydı.Early he must fly.
Erken Mezopotamya sanatı, mesela Sümer sanatı, daha çok tanrılara odaklanmıştır.That's right. Earlier Mesopotamian art, such as Sumerian art, was much more focused on the Gods.
Sabahları erken kalkıyorum.I get up early in the mornings
Beklediğimden daha erken geldin.You're earlier than I expected
İkinci olarak sistematik bir şekilde erkenden devletin avukat vermesiThe second is insuring that there is systematic early access to counsel.
Buradaki en önemli etken eğitim ve avukatlara erken erişim.The key that we see, though, is training and then early access.
Sistematik şekilde avukatlara erken erişim sağlamamız gerekiyor.We need to systematically implement early access to counsel.
Sanırım askerlik kağıtlarının böyle erken geldiği zamanlar da oluyormuş.I guess there are times the draft comes out this quickly too.
Şehir tarafında, batıya doğru rooteth Bu Yani erken yürüme oğlunu gördün:That westward rooteth from the city's side,-- So early walking did I see your son:
BENVOLIO adil doğru bir işareti, fuar coz, erken isabet.BENVOLlO A right fair mark, fair coz, is soonest hit.
Capulet Ve çok yakında marr'd kadar erken yapılmış olanlardır.CAPULET And too soon marr'd are those so early made.
ROMEO Ben çok erken, korku fikrimi misgives içinROMEO I fear, too early: for my mind misgives
Çok erken bilinmeyen görülür ve çok geç bilinen!Too early seen unknown, and known too late!
Ne erken dil çok tatlı saluteth - Genç oğlu, bir distemper'd kafa savunuyorWhat early tongue so sweet saluteth me?-- Young son, it argues a distemper'd head
Bu yüzden senin erkencilik sağlamak erdirmezTherefore thy earliness doth me assure
LADY Capulet'in, ve zihni-yarın erken biliyorum; gece için ona ağırlığın kadar mew'd bulunuyor.LADY CAPULET I will, and know her mind early to-morrow; To-night she's mew'd up to her heaviness.
İyi geceler tarafından .-- erken çağrı olabilir.That we may call it early by and by.-- Good night.
O aşağı kadar geç ya da en fazla bu kadar erken değil mi?Is she not down so late, or up so early?
LADY Capulet'in, çocuğum, önümüzdeki Perşembe sabah erken MarryLADY CAPULET Marry, my child, early next Thursday morn
Juliet, Perşembe günü erken ben size canlandırmak:Juliet, on Thursday early will I rouse you:
Eyvah, eyvah, ben, yani erken uyanma gibi değil - ne iğrenç kokuları,Alack, alack, is it not like that I, So early waking,--what with loathsome smells,
Tutun, bu mektubu almak, sabah erken saatlerde Sen lordum ve babasına teslim bakın.Hold, take this letter; early in the morning See thou deliver it to my lord and father.
PRENS kazara Sabah uykusu gelen kişi sizi bu kadar erken kadar?PRlNCE What misadventure is so early up, That calls our person from our morning's rest?
PRENS Montague, gel sen sanat için erkenPRlNCE Come, Montague; for thou art early up,
Senin oğlu ve varisi aşağı daha erken görmek için.To see thy son and heir more early down.
Ve tonoz, ölüm bana threaten'd; Bu mektup, o erken bana babasının teklifThis letter he early bid me give his father; And threaten'd me with death, going in the vault,
Ioann, her sabah erkenden... ..bir kovaya su doldurup manastırdan çıkarmış.Anyway, early every morning Ioann filled a dipper with water and went out.
O günün erken saatlerinde, okuldan geldiğinde yüzünde morluklar olduğunu fark etmiştim.Earlier that day, I noticed some bruises on his face when he came from school.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod