Ana içeriğe geç
Sözlük

epeyce ile cümle

epeyce kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
12
ORT. KELİME
Burası kurak ve çorak bir arazi yine de epeyce örümcek var.To skalisty i jałowy krajobraz, a jednak żyje tam całkiem sporo pająków.
Burası kurak ve çorak bir arazi yine de epeyce örümcek var.Zord és meddő táj ez, s mégis sok pókfajta él itt.
Burası kurak ve çorak bir arazi yine de epeyce örümcek var.Το τοπίο είναι τραχύ και άγονο, και γι' αυτό υπάρχουν αρκετές αράχνες εδώ.
Burası kurak ve çorak bir arazi yine de epeyce örümcek var.Местность весьма труднопроходимая и пустынная, но пауки здесь все же есть.
Burası kurak ve çorak bir arazi yine de epeyce örümcek var.Това е скалист и пуст пейзаж и все пак и тук има няколко паяка.
Burası kurak ve çorak bir arazi yine de epeyce örümcek var.זהו נוף סלעי צחיח, אם עם זאת יש כאן לא מעט עכבישים.
Burası kurak ve çorak bir arazi yine de epeyce örümcek var.هذه تضاريس وعرة وقاحلة، ومع ذلك، تتواجد هنا بعض العناكب.
Burası kurak ve çorak bir arazi yine de epeyce örümcek var.呢道山勢山窮水惡, 但喺都有幾多蜘蛛嫁。
Burası kurak ve çorak bir arazi yine de epeyce örümcek var.多くの種のクモが生息しています 岩をひっくり返すと 甲虫と組み合っている
Bu sorun kesinlikle çözülebilir, hatta ekonomik olarak epeyce uygun bir şekilde.Această problemă este absolut rezolvabilă şi chiar rezolvabilă într-o manieră care e rezonabil de ieftină.
Bu sorun kesinlikle çözülebilir, hatta ekonomik olarak epeyce uygun bir şekilde.A probléma teljesen megoldható, méghozzá ésszerű módon, olcsón.
Bu sorun kesinlikle çözülebilir, hatta ekonomik olarak epeyce uygun bir şekilde.Das Problem ist absolut lösbar und sogar lösbar auf eine sehr preiswerte Art.
Bu sorun kesinlikle çözülebilir, hatta ekonomik olarak epeyce uygun bir şekilde.El problema es absolutamente soluble e incluso de un modo razonablemente barato.
Bu sorun kesinlikle çözülebilir, hatta ekonomik olarak epeyce uygun bir şekilde.Het probleem is absoluut oplosbaar en zelfs op een redelijk goedkope manier.
Bu sorun kesinlikle çözülebilir, hatta ekonomik olarak epeyce uygun bir şekilde.Il problema è risolvibile, e persino ad un costo ragionevolmente basso.
Bu sorun kesinlikle çözülebilir, hatta ekonomik olarak epeyce uygun bir şekilde.이 문제는 분명히 해결이 가능하고 심지어 상당히 저렴한 방법으로 해결할 수 있다.
Bu sorun kesinlikle çözülebilir, hatta ekonomik olarak epeyce uygun bir şekilde.Le problème est absolument résoluble, et même d'une façon raisonnablement peu coûteuse.
Bu sorun kesinlikle çözülebilir, hatta ekonomik olarak epeyce uygun bir şekilde.Masalah ini dapat dipecahkan, dan sebenarnya pemeceahannya cukup murah.
Bu sorun kesinlikle çözülebilir, hatta ekonomik olarak epeyce uygun bir şekilde.Problém je řešitelný a je řešitelný v relativně levné rovině.
Bu sorun kesinlikle çözülebilir, hatta ekonomik olarak epeyce uygun bir şekilde.Problém je riešiteľný a je riešiteľný v relatívne lacnej rovine.
Bu sorun kesinlikle çözülebilir, hatta ekonomik olarak epeyce uygun bir şekilde.Problem jest do rozwiązania i to w sposób całkiem tani.
Bu sorun kesinlikle çözülebilir, hatta ekonomik olarak epeyce uygun bir şekilde.Vấn đề này là hoàn toàn có thể giải quyết, và thậm chí có thể giải quyết theo cách mà có giá thành rẻ.
Bu sorun kesinlikle çözülebilir, hatta ekonomik olarak epeyce uygun bir şekilde.Проблема абсолютно решаема, и решение её сравнительно недорогое.
Bu sorun kesinlikle çözülebilir, hatta ekonomik olarak epeyce uygun bir şekilde.Проблемът е абсолютно разрешим, и дори разрешим по относително евтин начин.
Bu sorun kesinlikle çözülebilir, hatta ekonomik olarak epeyce uygun bir şekilde.הבעיה היא פתירה לחלוטין, ואפילו פתירה בדרך שהיא זולה באופן סביר.
Bu sorun kesinlikle çözülebilir, hatta ekonomik olarak epeyce uygun bir şekilde.فالمشكله قابلة للحل, و بطريقه رخيصه نسبيا
Bu sorun kesinlikle çözülebilir, hatta ekonomik olarak epeyce uygun bir şekilde.安いとは 軍事費程度であり 医療福祉費ほどではないという意味です
Çantanı alayım. Epeyce ağır sayılır.Lasã-mã sã îþi iau valiza.
Çantanı alayım. Epeyce ağır sayılır.Ni kan gå ut i köket, så kommer jag snart.
Çantanı alayım. Epeyce ağır sayılır. - Yolculuk iyimiydi?Déjeme llevarle la bolsa, pesa mucho. - ¿Tuviste un buen viaje?
Cape Town'da bu konu üzerine epeyce detaylı araştırma yaptık.Kapstadt ausgiebig erforscht.
Cape Town'da bu konu üzerine epeyce detaylı araştırma yaptık.저희는 케이프 타운에서 이런 현상에 대한 연구를 했습니다.
Cape Town'da bu konu üzerine epeyce detaylı araştırma yaptık.Se întâmplă și în Africa, de ex. în Cape Town.
Cape Town'da bu konu üzerine epeyce detaylı araştırma yaptık.זה למעשה קורה בכל חלקי הארץ.
Cape Town'da bu konu üzerine epeyce detaylı araştırma yaptık.في كيب تاون قمنا ببحث واسع في هذا.
Cape Town'da bu konu üzerine epeyce detaylı araştırma yaptık.ここドーハでもこのような小さな店を見つけました
Çok zamanımız kalmadı, bunun biraz üstünden geçip bitireceğim, çünkü söylenecek epeyce şey var.우리에겐 시간이 많지 않습니다. 저도 이 얘기를 조금만 더 하고 마칠겁니다. 왜냐하면 달리 말해야할 주제들이 많거든요.
Çok zamanımız kalmadı, bunun biraz üstünden geçip bitireceğim, çünkü söylenecek epeyce şey var.Não temos muito tempo, e vou abordar isto rapidamente e acabar, porque há muitas outras coisas a dizer.
Çok zamanımız kalmadı, bunun biraz üstünden geçip bitireceğim, çünkü söylenecek epeyce şey var.Nemáme moc času, jen to přeletím a končím, protože je mnoho jiných věcí, které zde budou řečeny.
Çok zamanımız kalmadı, bunun biraz üstünden geçip bitireceğim, çünkü söylenecek epeyce şey var.Nimamo veliko časa in šel bom le čez nekaj zadev ter spustil ostale, ker bo veliko povedanega kasneje.
Çok zamanımız kalmadı, bunun biraz üstünden geçip bitireceğim, çünkü söylenecek epeyce şey var.Nincs túl sok időnk, úgyhogy ugrok egy kicsit, mert sok más dolog van, amiről beszélni szeretnék.
Çok zamanımız kalmadı, bunun biraz üstünden geçip bitireceğim, çünkü söylenecek epeyce şey var.Non abbiamo molto tempo, ne parlerò solo un poco dato che ci sono molte altre cose da dire.
Çok zamanımız kalmadı, bunun biraz üstünden geçip bitireceğim, çünkü söylenecek epeyce şey var.אין לנו זמן רב, כך שאמשיך עוד קצת ואז אסיים. כי יש הרבה דברים נוספים שעוד ייאמרו.
Çok zamanımız kalmadı, bunun biraz üstünden geçip bitireceğim, çünkü söylenecek epeyce şey var.ليس لدينا الكثير من الوقت، وسأستعرض جزء من هذا وسأترك الباقي.. لإنه ستعرض مواضيع أخرى كثيرة.
Çok zamanımız kalmadı, bunun biraz üstünden geçip bitireceğim, çünkü söylenecek epeyce şey var.なぜなら他にも沢山言うことがあるからです 要点を言いますと ミームはウィルスのようなものです
Davut karşı yakaya geçip tepenin üstünde, onlardan uzak bir yerde durdu. Aralarında epeyce mesafe vardı.A přešed David na druhou stranu, postavil se na vrchu hory zdaleka; nebo bylo mezi nimi nemalé místo.
Davut karşı yakaya geçip tepenin üstünde, onlardan uzak bir yerde durdu. Aralarında epeyce mesafe vardı.David a trecut de cealaltă parte, şi a ajuns departe pe vîrful muntelui, la o mare depărtare de tabără.
Davut karşı yakaya geçip tepenin üstünde, onlardan uzak bir yerde durdu. Aralarında epeyce mesafe vardı.David en zijn metgezel beklommen de berghelling tegenover het kamp en stopten op een veilige hoogte.
Davut karşı yakaya geçip tepenin üstünde, onlardan uzak bir yerde durdu. Aralarında epeyce mesafe vardı.Davide passò dall'altro lato e si fermò lontano sulla cima del monte; vi era grande spazio tra di loro
Davut karşı yakaya geçip tepenin üstünde, onlardan uzak bir yerde durdu. Aralarında epeyce mesafe vardı.David passa de l`autre côté, et s`arrêta au loin sur le sommet de la montagne, à une grande distance du camp.
Davut karşı yakaya geçip tepenin üstünde, onlardan uzak bir yerde durdu. Aralarında epeyce mesafe vardı.Ðoạn , Ða - vít sang qua bên kia , dừng lại tại trên chót núi , xa trại quân . có một khoảng xa_cách nhau .
Davut karşı yakaya geçip tepenin üstünde, onlardan uzak bir yerde durdu. Aralarında epeyce mesafe vardı.Ðoạn, Ða-vít sang qua bên kia, dừng lại tại trên chót núi, xa trại quân. có một khoảng xa cách nhau.
Davut karşı yakaya geçip tepenin üstünde, onlardan uzak bir yerde durdu. Aralarında epeyce mesafe vardı.이에 다윗이 건너편으로 가서 멀리 산꼭대기에 서니 상거가 멀더라
Davut karşı yakaya geçip tepenin üstünde, onlardan uzak bir yerde durdu. Aralarında epeyce mesafe vardı.Ko pa preide David na nasprotno stran, stopi na vrh hriba oddaleč, da je bila precejšnja razdalja med njimi;
Davut karşı yakaya geçip tepenin üstünde, onlardan uzak bir yerde durdu. Aralarında epeyce mesafe vardı.Kun sitten Daavid oli tullut toiselle puolelle, asettui hän kauas vuoren laelle, pitkän välimatkan päähän.
Davut karşı yakaya geçip tepenin üstünde, onlardan uzak bir yerde durdu. Aralarında epeyce mesafe vardı.Potom prešiel Dávid na druhú stranu a postavil sa na temene vrchu zďaleka, takže bolo veľké miesto medzi nimi.
Davut karşı yakaya geçip tepenin üstünde, onlardan uzak bir yerde durdu. Aralarında epeyce mesafe vardı.И перешел Давид на другую сторону и стал на вершине горы вдали; большое расстояние было между ними.
Davut karşı yakaya geçip tepenin üstünde, onlardan uzak bir yerde durdu. Aralarında epeyce mesafe vardı.Тогава Давид мина насреща та застана на върха на хълма от далеч, като имаше между тях голямо разстояние,
Davut karşı yakaya geçip tepenin üstünde, onlardan uzak bir yerde durdu. Aralarında epeyce mesafe vardı.ויעבר דוד העבר ויעמד על ראש ההר מרחק רב המקום ביניהם׃
Davut karşı yakaya geçip tepenin üstünde, onlardan uzak bir yerde durdu. Aralarında epeyce mesafe vardı.وعبر داود الى العبر ووقف على راس الجبل عن بعد والمسافة بينهم كبيرة
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod