Epeyce insanın ölümüne sebebiyet verdi.Lähes täysin varmasti ihmisuhrausta esiintyi.
Yeni metot epeyce düşünmeye değer.Uutta menetelmää kannattaa hyvinkin harkita.
Planck, aynı zamanda görelilik teorisini uzatmak için epeyce katkıda bulunmuştur.Ο Πλανκ είχε εξάλλου ο ίδιος σημαντική συνεισφορά στην επέκταση της θεωρίας.
Denizdeki savaş epey kısıtlıydı.Η απασχόληση με τη θάλασσα ήταν πολύ περιορισμένη.
Ayrıca epeyce sayıda oda müziği eseri de bulunur.Τα περισσότερα έχουν και ζωντανή μουσική παράσταση.
Şövalyeler sonraki yazarlar tarafından epeyce bahsedildi.Αυτό αναφέρεται στους ομηρικούς στίχους, τους οποίους ακολούθησαν οι μεταγενέστεροι συγγραφείς.
Siyasette ve iş dünyasında da kadınların oranı gelişmiş ülkelerde bile epey düşük.Επίσης, στον αναπτυσσόμενο κόσμο η κατάσταση στα ορυχεία και στα μεταλλεία εξακολουθεί να είναι πολύ άσχημη.
Fakat o zamanlar bizim bildiğimiz anlamdaki Sincaplar'dan epey farklılardı.Αυτά τα εδέσματα ήταν πολύ διαφορετικά από αυτά που είναι σήμερα γνωστά ως τηγανίτες.
Sezonu bölme kararı ve verilen aradan sonra ABD'deki yayın saati değişimi de epeyce eleştirildi.Beslutningen om at dele sæsonen og skiftet af udsendelsestidspunktet i USA efter pausen blev også kritiseret.
Bunlarla mücadele epey kanlı olacaktır.Og kampen er blodig.
Yine de Almanlar bu köprüleri elde tutabilmek için epeyce terlemek zorunda kalacaklardır.For at nedkæmpe disse befæstninger ville tyskerne blive nødt til at indsætte deres tunge belejringsartilleri.
Bunları yaparak epeyce bilgi topladı.Han samlet seg slik mye kunnskap.
Zenan'ın hamileliği epey ilerlemiştir.Her sviktet Zenobias mot.
Okulun en popüler kızının eski sevgilisine aşık olunca işler Cady için epey karışacaktır.Men når skolens peneste jente Ellen også forelsker seg i den nye innflytteren, tilspisser situasjonen seg.
Bununla birlikte epey sessizdir.Namun, ia tetap diam.
1920'ler boyunca Kırgızistan, kültür, eğitim ve sosyal yaşam açısından epeyce geliştirildi.Selama tahun 1920an, Kirgizstan jauh dari kehidupan budaya, pendidikan dan sosial.
Şövalyeler sonraki yazarlar tarafından epeyce bahsedildi.Tulisannya kemudian diterima secara luas oleh para penulis.
Epeyce insanın ölümüne sebebiyet verdi.Ia menyebabkan kematian banyak orang.
Denizdeki savaş epey kısıtlıydı.Di laut, perang ini sama brutalnya.
Fakat o zamanlar bizim bildiğimiz anlamdaki Sincaplar'dan epey farklılardı.Rasanya jauh berbeda dari tteokbokki berbumbu cabai yang dikenal sekarang.
Bununla birlikte epey sessizdir.Hoàn toàn im lặng.
1920'ler boyunca Kırgızistan, kültür, eğitim ve sosyal yaşam açısından epeyce geliştirildi.Trong thập niên 1920, Kyrgyzstan đã có bước phát triển đáng kể về văn hoá, giáo dục và đời sống xã hội.
Planck, aynı zamanda görelilik teorisini uzatmak için epeyce katkıda bulunmuştur.Chính Planck cũng đã góp phần lớn trong việc khởi thảo thuyết tương đối đặc thù này.
Diğer single'lar Boy (I Need You) ve Bringin' On The Heartbreak ise listelerin epey altında kaldı.Các đĩa đơn sau, "Boy (I Need You)" và "Bringin' On the Heartbreak", không đạt được thành công nào.
Bu soyad Almanya'da epey yaygın olsa da sahiplerinin çoğu bu aileyle bağlantılı değil.Tên đệm "Rothschild" khá phổ biến ở Đức, và đại đa số người mang tên này không có liên hệ gì với gia tộc này.
Genç kadın Su-jae, kendinden epey yaşlı bir adamla evlidir.Ông đã kết hôn với Isabel Arroyo, một cô gái trẻ tuổi hơn mình rất nhiều.
Hayvancılık konusunda da epey yol katetmiştir.また家畜制度全廃を主張していた。
Bu yargılama epey tartışmalı oldu.この判断が物議を醸した。
Bunlarla mücadele epey kanlı olacaktır.戦いは血まみれのものとなった。
Şövalyeler sonraki yazarlar tarafından epeyce bahsedildi.ブラドッドの話は後世の作家たちによってさらに脚色された。
Bu durumda bu orduyu epey zayıflatmıştı.この後に軍は大幅に縮小された。
İnsanlar epey korkmuştu.彼らはとてもおびえている様子だった。
Fortran 90 : Fortran 77 'den epey farklı özellikleri vardır.)つまり、FORTRAN 77に準拠したプログラムは、Fortran 90にもまた準拠している。
Morera teoreminin hipotezleri epeyce zayıflatılabilir.モレラの定理の仮定は相当に弱めることが出来る。
Aslında epey zekidir.実はとても頭がいい。
Ama bunun yanında -s eki de epey yaygındır.しかし、どちらかといえば a rather... の方が一般的である。
Epeyce büyük.結構大きい。
Ancak bu genel kalıp içinde epey bir çeşitlilik görülebilir.種類が多く、その姿が多様であること。
I Am Alive'ın oynayış sistemi diğer oyunlardan epey farklıdır.リロード方式が他のゲームと違って独特。
Bununla birlikte epey sessizdir.あまりにも静かすぎるのだ。
Bununla birlikte epey sessizdir.然而它们却很安静。
Epeyce büyük.極廣甚大。
Aslında epey zekidir.他的确非常聪明。
Bu konu Hollanda politikacıları tarafından epeyce zamandır görüşülmekte idi.长久以来该家族被认为是来自荷兰。
Bunları yaparak epeyce bilgi topladı.他们收集了大量的数据。
Bu tür, epey popüler olmakla birlikte, çok satan oyunlar listesine pek çok ürün vermektedir.很多人以大量收集这种饼状玩具为荣。
Köyde düğün merasimleri epey külfetlidir.印度婚禮儀式相當繁瑣。
Epeyce uzun ayrılıktan sonra sevdiğini yine görebileceğim.")攬筆便應就,何事久遲回?」其見親愛如此。
Bu sezonda Atavuslara karşı mücadele veren Renee epey meşgul olacaktır.랜디는 최근 시즌에서 많이 빈번하게 등장하게 되었다.
RPG-7'nin kullanımı da epey basittir.공산권의 유사무기로는 RPG-7이 매우 유명하다.
Fizik ve mühendislikte epey faydalı olan formül takımlarından ve problem çözme tekniklerini kapsamaktadır.공학과 물리 분야에서 유용하게 사용할 수 있는 다양한 공식과 문제 풀이 방법으로 구성되어 있다.
Biri yalnızca çarpma buyruklarını yürütürken diğeri epeyce fazla buyruk yürütür.하나는 도중거와 유사지 파였고 다른 하나는 진욱의 파였다.
Denizdeki savaş epey kısıtlıydı.해상에서의 공격은 상당한 차질이 있었다.
Fakat o zamanlar bizim bildiğimiz anlamdaki Sincaplar'dan epey farklılardı.최초의 케이크는 지금 우리가 알고 있는 것과는 매우 달랐다.
Hala epey küçük olan bu grup o zamanlar Fransız katolik topluluğuna şaşırtıcı baskınlar yapıyordu.הקבוצה הקטנה הזאת באותו זמן חלחלה באופן מפתיע לקהילה הצרפתית הקתולית באותו זמן.
Epeyce büyük.גדולה מאוד.
Epey varlıklıydı, bir evi, arazisi ve en az iki atı vardı.הכפר היה עשיר ועתיר נכסים והיו בו שני מכוני מים ומגדלי מים.
Bu yargılama epey tartışmalı oldu.הפעם נשמע בבירור משפט חשוב.
İnsanlar epey korkmuştu.האנשים היו רעי לב.
Şövalyeler sonraki yazarlar tarafından epeyce bahsedildi.בעברית נכתבו יצירות רבות, על ידי סופרים רבים.