Ana içeriğe geç
Sözlük

epey ile cümle

epey kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bunları yaparak epeyce bilgi topladı.הוא היה מצוין באיסוף מידע.
Fakat o zamanlar bizim bildiğimiz anlamdaki Sincaplar'dan epey farklılardı.זה היה כל כך שונה מהדברים שניגנו עם הקיור.
Sezonu bölme kararı ve verilen aradan sonra ABD'deki yayın saati değişimi de epeyce eleştirildi.Решението да се раздели сезона и смяната на американския час на излъчване след почивката са също критикувани.
Bunlarla mücadele epey kanlı olacaktır.Водят се кървави боеве.
İnsanlar epey korkmuştu.Хората се уплашили.
Bu yargılama epey tartışmalı oldu.Доколко било основателно това решение е много спорно.
Grand Theft Auto III’te aile epeyce zayıf düşer.В геймплея, взет от Grand Theft Auto III има съвсем малко промени.
Ama 19. ve 20 yüzyıl tarihçileri bu yürüyüş hakkında epeyce yazi yazmışlardır.Разказите от XIII и XIV век на тази легенда детайлно се различават в различните ръкописи.
Grup bu performansı ile epey dikkat çekmeyi başardı.Освен това, групата възприема доста бързо тези влияния.
Şehir bölgelerinin görünüşü epey farklıdır.Положението на жените в градовете обаче изглеждало съвсем различно.
Her şeye rağmen Stan'i çok sever ve epey kıskançtır.Много е влюбен във Фернандо, но е изключително ревнив.
Zenan'ın hamileliği epey ilerlemiştir.От dhyāna до Zen се получава доста голяма промяна.
Bu arada Peter'ın epeydir görüşmediği ailesine de onun nişanlısı olduğunu söylemek zorunda kalır.Govori Peteru kako mu je on sad jedina obitelj koja mu je preostala.
Şövalyeler sonraki yazarlar tarafından epeyce bahsedildi.Ove zapise zatim su brzo prepisivali službeni pisari.
Bununla birlikte epey sessizdir.Lieta veľmi ticho.
1920'ler boyunca Kırgızistan, kültür, eğitim ve sosyal yaşam açısından epeyce geliştirildi.Po letu 1920 se je Kirgizistan precej razvil v kulturnem, izobraževalnem in socialnem življenju.
Buzul dili 1560 m yükseklikte, lokal orman sınırının epey altında yer alır.Ledeniško čelo trenutno leži približno 1560 m visoko, daleč pod lokalno gozdno mejo.
İnsanlar epey korkmuştu.Ženske se grozno prestrašijo.
Ayrıca bu meslek, yüklü bir sermaye ister, zira hayvanlar epey pahalıdır.Potrebuje tudi nekaj v kar se lahko zateče po občutek varnosti, saj so morski prašički zelo plašne živali.
Bu yargılama epey tartışmalı oldu.Ta sodba je vsaj pretirana.
Bunları yaparak epeyce bilgi topladı.Te informacije so omogočile ogromno študij.
Bu algoritma epey hızlıdır ve periyodu büyüktür.Ta algoritem odlikuje velika hitrost delovanja in enostavna implementacija.
Her şeye rağmen Stan'i çok sever ve epey kıskançtır.Gerai sutaria su vaikais, tačiau labai pavydžios.
Muktedir ve kıymetli bir vezir olup epey iş görmüş ve bu yüzden hatırına riayet edilmiştir.Buvo labai talentingas ir gabus žmogus, ir dėl to buvo labai gerbiamas.
Ayrıca epeyce sayıda oda müziği eseri de bulunur.Taip pat veikia daug įvairių muzikinių chorų.
Epey varlıklıydı, bir evi, arazisi ve en az iki atı vardı.Jo viršus buvo medinis, turėjo du keltuvus, važiuojamąją dalį ir pėsčiųjų takus.
Aradan epey zaman geçti, kapı açıldı.Arba laiko buvo per mažai, arba nepavyko durų atidaryti.
Bu da epey vaktimi aldı."Ma tean, et kulutasin palju aega."
Filoda bulunan bazı büyük gemiler ve epeyce sayıda küçük gemiler içindeki Haçlı askerlerle battılar.Umbes 14 moodsat liinilaeva ja sama palju väiksemaid laevu hoiti sadamas.
Bu durumda bu orduyu epey zayıflatmıştı.Samal ajal nõrgestas seda tohutu sõjaline jõupingutus.
2000 yılında epey ilginç şeyler oldu.2000년도에 다소 재밌는 일이 일어났습니다.
2000 yılında epey ilginç şeyler oldu.500万人を超える巨大都市が初めて
2000 yılında epey ilginç şeyler oldu.Et en l'an 2000, il s'est produit une chose vraiment intéressante.
2000 yılında epey ilginç şeyler oldu.Im Jahr 2000 ereignete sich etwas ziemlich Interessantes.
2000 yılında epey ilginç şeyler oldu.În anul 2000, s-a întâmplat un lucru destul de interesant.
2000 yılında epey ilginç şeyler oldu.In het jaar 2000 gebeurde er iets interessants.
2000 yılında epey ilginç şeyler oldu.Nell'anno 2000 è successa una cosa piuttosto interessante.
2000 yılında epey ilginç şeyler oldu.No ano 2000, aconteceu uma coisa interessante.
2000 yılında epey ilginç şeyler oldu.W roku 2000 doszło do bardzo ciekawej sytuacji.
2000 yılında epey ilginç şeyler oldu.Y si bien Copenhague es una ciudad densa, no lo es tanto comparado con ciudades realmente densas.
2000 yılında epey ilginç şeyler oldu.Το 2000 συνέβη κάτι αρκετά ενδιαφέρον.
2000 yılında epey ilginç şeyler oldu.А през 2000-та година се случи нещо доста интересно.
2000 yılında epey ilginç şeyler oldu.В 2000 году произошло нечто интересное.
2000 yılında epey ilginç şeyler oldu.ב-2000 קרה משהו מעניין למדי.
2000 yılında epey ilginç şeyler oldu.في عام 2000م، حدث شئ مثير للاهتمام إلى حد ما.
50 seneye yaşlanmayı kontrol altına şansımız epey yüksek.生きることを、生きる年数という観点から見ると
50 yıl önceden başlıyorum, Afrika'daki pekçok ülke bağımsızlığına kavuştu. Kongo'da oran epey yüksekti.Začnem 50 let nazaj ko je Afrika praznovala samostojnost v večini držav. kažem vam Kongo, ki je visoko,
78, bir sayının küçük bir yüzdeliği ise, o sayının epey büyük olması gerekir.어떤 수는 굉장히 커야겠죠?
78, bir sayının küçük bir yüzdeliği ise, o sayının epey büyük olması gerekir.Skoro taka mała część wynosi aż 78, to liczba, z której wyciągamy procent, musi być duża.
78, bir sayının küçük bir yüzdeliği ise, o sayının epey büyük olması gerekir.اذا كانت 78 نسبة صغيرة من عدد معين، فهذا يعني ان العدد سيكون كبيراً جداً، والناتج الذي حصلنا عليه يثبت هذا
78, bir sayının küçük bir yüzdeliği ise, o sayının epey büyük olması gerekir.その数はずいぶん大きくなくてはいけないということです.そして,私達の答えは大きくなっています. つまり,この答えは正しいように見えます.
A icin de epey basit aslinda.E a, anche se a è abbastanza facile.
A icin de epey basit aslinda.بالنسبة لـ a، فإنها سهلة للغاية
A icin de epey basit aslinda.やってみましょう。
Akımın manyetik alan oluşturabileceği konusunda epey zaman harcadık.Teď musíte vstřebat, že proud může vytvářet magnetické pole.
Akımın manyetik alan oluşturabileceği konusunda epey zaman harcadık.Y creo que es suficiente para considerar ahora que un corriente realmente puede inducir un campo magnético.
Akımın manyetik alan oluşturabileceği konusunda epey zaman harcadık.А и мисля, че засега е достатъчно да помислим за това, че ток може всъщност да предизвика магнитно поле.
Akımın manyetik alan oluşturabileceği konusunda epey zaman harcadık.אני חושב שנסתפק עכשיו בכך שזרם יכול ליצור שדה מגנטי.
Ama bizim için epey uzun oldu...Mais pour nous cela fait une éternité...
Ama bizim için epey uzun oldu...Wel, voor ons is het erg lang...
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
epey ile cümle - Sayfa 10 - epey kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App