Ana içeriğe geç
Sözlük

epey ile cümle

epey kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bu da epey vaktimi aldı."Me tomó mucho tiempo.
Bu yüzden yazın derenin debisi epey düşmektedir.La sensación térmica en verano está bastante marcada.
Bunlarla mücadele epey kanlı olacaktır.Sangrientos combates.
Bu da epey vaktimi aldı."Ma ce n'è voluto di tempo.»
İnsanlar epey korkmuştu.La gente aveva paura.
Şövalyeler sonraki yazarlar tarafından epeyce bahsedildi.Il suo racconto venne ampiamente accettato da autori successivi.
1974’te çıkan 2. albumleri Second Helping, grubu epey meşhur etti.Il secondo album del 1974 Second Helping, coincise con l'esplosione della band.
Şehirde epeyce çok tarihi bina ve müze bulunmaktadır ve şehrin etrafında birçok doğa atraksiyonleri bulunur.Vi si trovano importanti musei e teatri; la città contiene quattro patrimoni dell'umanità.
Epey varlıklıydı, bir evi, arazisi ve en az iki atı vardı.Un contadino molto povero, possedeva un po' di terra e due buoi.
Bu yargılama epey tartışmalı oldu.Il processo è molto controverso.
Bunları yaparak epeyce bilgi topladı.Suppongo che abbiamo imparato un sacco da loro.
Emin tavırları ve yardımseverliliği ile epeyce saygı duyulan Hamon çekinmeden dindaşlarını müdafaa etti.Le sue parole furono accolte con disprezzo, e tacciate di temerarietà, ma furono profetiche.
Varlıklı ve zengin bir patronun, epeyce cimri oluşu ailesinde problem yaratmaktadır.Per un lurido frate goloso di ricchezze c'è una brutta giornata che l'aspetta.
Bu törenin anlamı hakkında epeyce tartışma ortaya çıkmıştır.Si è creato un lungo dibattito riguardo al vero significato del termine.
Bununla birlikte epey sessizdir.Quest'ultimo sembra essere alquanto tranquillo.
Bunlarla mücadele epey kanlı olacaktır.La battaglia fu sanguinosa.
Epeyce insanın ölümüne sebebiyet verdi.Sulla causa della morte dell'uomo sono sorte molte discussioni.
Çay epeydir soğuyor.Чай долго остывает.
Sağlığı doçe olmadan epey zaman önce bile iyi değildi.Но пробыл он там недолго — не позволило здоровье.
Bu yargılama epey tartışmalı oldu.Само решение судей было очень спорным.
Ayrıca epeyce sayıda oda müziği eseri de bulunur.Поэтому, конечно, много музыкальных номеров.
Emin tavırları ve yardımseverliliği ile epeyce saygı duyulan Hamon çekinmeden dindaşlarını müdafaa etti.Однако, убедившись в их беспомощности, помещица стала попрекать беспомощностью и своими благодеяниями.
Polis epey bir süre Hayal'in ailesini sorgulamadı.Длительное время семья не знала ничего о судьбе Филимона.
Hollanda pdiğerolitikacıları bu konuyu epeyce zamandır görüşmekte idiler.Голландские графы издавна пытались избавиться от этого.
Hayvancılık konusunda da epey yol katetmiştir.Также увеличили поголовье скота.
Epey varlıklıydı, bir evi, arazisi ve en az iki atı vardı.Отец содержал небольшое хозяйство: имел лошадь, жеребёнка и двух коров.
Yine içerler, yine giderler ve bu epey sürer.Он снова говорит, что здесь слишком много пьёт и хочет уехать.
Morera teoreminin hipotezleri epeyce zayıflatılabilir.Условия теоремы могут быть ослаблены.
Fakat tutucu ve içki içmeyen ailesiyle epey sorunlar yaşadı.На его стороне многие из тех, кому надоело пьянство и кумовщина.
Bu taşınma ile müze materyalleri epey zarara uğramıştır.Значительно выросли посещаемость и доходы этих музеев.
II. Ömer'in ölümü ile Medineli âlimler epeyce bir şaşkınlık içerisine düşmüşlerdi.Да и со смертью самого Иэхару связано немало загадок.
RPG-7'nin kullanımı da epey basittir.Для регби-7 это очень хорошо.
Denizdeki savaş epey kısıtlıydı.Дальность в море была ещё хуже.
Bu konu Hollanda politikacıları tarafından epeyce zamandır görüşülmekte idi.Этот вопрос обсуждался в течение нескольких лет в шведском правительстве.
Bu nedenle de Zindikler’den hangisinin gerçek “Mânichéen” olduğunu anlamak epey güçleşmişti.Остается лишь гадать, у кого Анастасия хотела бы быть „младшей“?».
1903-1904 periyodunda "Birlik" Çarist devletten epey baskı gördü.Сенат США провёл ряд слушаний в 1904-1907 годах о том, может ли Смут занять своё место.
Epey bir uğraş sonucu tünelin sonuna gelmişlerdi.Но всё равно, в конце тоннеля — надежда.
Filoda bulunan bazı büyük gemiler ve epeyce sayıda küçük gemiler içindeki Haçlı askerlerle battılar.В заливе должны были оставаться только транспортные корабли и несколько лёгких военных.
Siyasette ve iş dünyasında da kadınların oranı gelişmiş ülkelerde bile epey düşük.المعدل النسائى في الحياة السياسية و العملية في العالم منخفض بشكل ملحوظ حتى في الدول النامية.
Bu da epey vaktimi aldı."لكن معالجة الأمر استغرقت بعض الوقت".
Aradan epey zaman geçti, kapı açıldı.ساعات طويلة مرت واستمرت الرحلة.
Ayrıca epeyce sayıda oda müziği eseri de bulunur.كما كتب كمية كبيرة من موسيقى الحجرة.
Denizdeki savaş epey kısıtlıydı.وكان انتعاش الحياة في البحر أسرع بكثير.
Bu yargılama epey tartışmalı oldu.وكان هذا الادعاء محل جدل كبير .
2010 yılında verdiği röportajlarda epey kızgındı.تحدثت وسائل الاعلام بكثرة عن كْوَرا في عام 2010.
Köyde son yıllarda nüfusun büyük şehirlere göç sebebiyle epeyce azalmıştır.في نصف قرن الماضي، انتشر نبش القمامة بشكل واسع في البلدان النامية بسبب التمدد الحضري.
Epeyce büyük.Muito grande.
Bu da epey vaktimi aldı.""Levou muito tempo.
Şövalyeler sonraki yazarlar tarafından epeyce bahsedildi.A sua história foi muito usada por escritores posteriores.
Vezirliğinin ilk seneleri epeyce mali sıkıntı içinde geçmişti.Os primeiros anos dele na capital foram marcados por certas dificuldades financeiras.
Quechua I lehçeleri, daha dar bir alanda konuşuluyor olmalarına rağmen epeyce farklılaşırlar.Mas em uma escala quântica, as coisas parecem funcionar de forma diferente.
İnsanlar epey korkmuştu.Algumas pessoas estão assustadas.
Bu da doğru parçaları doğru sırayla doğru yerlere koymayı epey zorlaştırır.Isso é simplesmente uma questão de fazer multiplicação escalar no lado correto.
Benzer sistemlerde bile bir uyumluluk katmanının uygulanmasının detayları epey karmaşık ve zahmetli olabilir.Nesses casos, o tratamento numa Estação de Tratamento de Água pode ficar mais complexo e caro.
Bununla paralel ilerleyen yakıt tüketimi de epey yüksektir.Além disso, o consumo de combustível de ambos era muito elevado.
Bununla birlikte epey sessizdir.Uma delas é, claro, Quiet.
İnsanlar epey korkmuştu.De bevolking was doodsbang.
Bununla birlikte epey sessizdir.Het is er weliswaar zéér rustig.
Bunun için Don Alfonso ve iki subay epeyce büyük bir meblağa bahse girerler.Ook butler Quentin en twee andere bedienden worden met dat geld betaald.
Filoda bulunan bazı büyük gemiler ve epeyce sayıda küçük gemiler içindeki Haçlı askerlerle battılar.Zij hadden met een kleine groep enkele belangrijke schepen in brand gestoken.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod