Ana içeriğe geç
Sözlük

epey ile cümle

epey kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Kongo'da oran epey yüksekti.I give you Congo, which was high,
Size İsveç ekonomisi ile Yunanistan ekonomisinin epey farklı olduğunu söyleyebilirim.I can tell you that the economy in Greece and Sweden are very different -- everyone knows that.
Ve onlara epey özerklik vermek. Birkaç örnek vereyim.Some examples.
Fakat buradaki asıl soru şu-- Obama Kansas'ta epey iyi yaptı.But really the question here -- Obama did relatively well in Kansas.
Arkansas hakkında düşününce epey kötü çağrışımlarımız oluyor.And when we think of Arkansas we tend to have pretty negative connotations.
Hatırlıyorum da epey başarılıydı.I remember that it was quite successful.
Erken dönemlerde evreni düzenli tutmak çok da kolay değil, epey hassas bir sistem gerektiriyor.Keeping the universe very, very smooth at early times is not easy; it's a delicate arrangement.
Ama evrenin geleceği hakkında daha çok öngörüde bulunmak için epey bilgiye sahibiz.But we now know enough about the future of the universe to say a lot more.
Avrupada problemler üzerine epey bir kaygı var.Concerns have been raised in Europe over "problems"
Bu beni epey şüphelendirmişti.Which made me very suspicious.
Kulağa epey basit geliyor, ama iyi işliyor.Fairly simple thing happens to work.
İtiraf etmeliyim ki, epey çekici bir ayak.Pretty sexy feet, I must say.
İşleri düzeltmek için epey bir diplomasi gerekti.It took some diplomacy.
Bu kurallar genelde epey yanlış.These rules are generally quite mistaken
Vallahi bu yolculuğumuz yüzünden epey çektik."I am exhausted from this journey."
Hakikaten şu yolculuğumuz yüzünden başımıza (epeyce) sıkıntı geldi, dedi.I am exhausted from this journey."
Gerçekten biz bu yolculuğumuzda epey yorulduk" dedi.I am exhausted from this journey."
Seni gündüzün epeyce uğraştıracak işlerin vardır.Indeed during the day you have a long schedule of occupations.
Caddenin diğer ucunda bir Iraklı tarafından işletilen bir markette ise epey baharat çeşidi mevcut.Across the street is an Iraqi owned store that carries lots of spices.
Bu sitenin yaratıcısı akülü tekerlekli sandalyeyle seyahat konusunda epey tecrübelidir.The creator has extensive travel experience with an electric wheelchair.
Bu başarım üzerine köydeki herkes beni ödüllendirdiği için epey para kazanmıştım.That was my big success that earned me a lot of money, as everyone in the village rewarded me.
Aslında koşullar epey çeşitlilik gösteriyor.In fact, the record is multicoloured.
Fakat iş arkadaşlarının açık sözlülüğü, Eyüpoviç'i, epey sasirtmis.She was startled, however, by her co-workers' directness.
Ancak zamanında epey talep gören bu kıyafetler artık para kazandırmıyor.But although such clothing used to be in high demand, it no longer makes for a lucrative business.
Daha kaliteli çömlekler arasında epeyce şaheser günümüze ulaştı.Among the higher-quality pots, quite a few masterpieces have survived.
Daha sonra, "[bu kararı vermek için] epeyce zaman vardı.He then added that "there was a good amount of time [to make that decision].
Bu durumda bu orduyu epey zayıflatmıştı.Damit war seine Armee stark geschwächt.
Epeyce büyük.Sehr umfangreich.
Buzul dili 1560 m yükseklikte, lokal orman sınırının epey altında yer alır.Die Gletscherzunge liegt derzeit auf rund 1'560 Meter Höhe, weit unterhalb der lokalen Waldgrenze.
Şehir bölgelerinin görünüşü epey farklıdır.Die Charaktere der einzelnen Stadtteile sind sehr unterschiedlich.
Fakat o zamanlar bizim bildiğimiz anlamdaki Sincaplar'dan epey farklılardı.Zu diesem Zeitpunkt unterschied sich der Liedtext noch deutlich von dem von Sheep im beschriebenen Sinne.
Bu da epey vaktimi aldı."Also investierte ich viel Zeit."
Bununla birlikte epey sessizdir.Ist ja alles so ruhig hier.
Köyde hayvan yetiştiriciliği ise epey azalmıştır.In der EU sind die Tierbestände leicht rückläufig.
Epey zaman sonra da Barok mimarı stili uygulanarak bitirilmiştir.Nach nur zehnjähriger Bauzeit was das Barockschloss fertig gestellt.
Epey varlıklıydı, bir evi, arazisi ve en az iki atı vardı.Dazu gehörte ein Langhaus, eine kleine Kirche und zwei kleinere Gebäude.
Bunlarla mücadele epey kanlı olacaktır.Es kommt zur blutigen Schlacht.
Epeyce insanın ölümüne sebebiyet verdi.Er verschuldete den Tod mehrerer Personen.
Denizdeki savaş epey kısıtlıydı.Die Moral innerhalb der Marine war sehr schlecht.
Ancak Stalin Hattı, Maginot Hattı'ndan epeyce farklı bir savunma düzenidir.Nichtsdestoweniger war Verdun jetzt hinter der Maginot-Linie in die zweite Verteidigungsreihe gerückt.
1978'den beri epey bir değişiklik göstermiştir.Ab 1973 kam es in Ilmenau zu großen Veränderungen.
Sen epey değiştin.Tu as bien changé.
Fortran 90 : Fortran 77 'den epey farklı özellikleri vardır.Pour cette raison, Fortran 90 est complètement compatible avec Fortran 77.
Bu da epey vaktimi aldı."Et cela prend beaucoup de temps."
Ayrıca epeyce sayıda oda müziği eseri de bulunur.Il existe également plusieurs ensembles de musique de chambre.
Epeyce büyük.Très grand.
Bunlarla mücadele epey kanlı olacaktır.Le combat est sanglant.
Çok sıradandır, dakiktir ve epey bilgilidir.Tout est compté, minuté et pointé.
İnsanlar epey korkmuştu.Le peuple le craignait fort.
Yine de her şey bu sayının artacağına ve kurumumuzun epeyce gelişeceğine işâret ediyor.Malgré cela, tout nous permet de croire que ce chiffre augmentera et que l’institution se renforcera.
İstatistik bilgisinin hatalı ve yanlış kullanıldığına dair epeyce geniş bir algı bulunmaktadır.Les informations générales sur l’Afrique sont très approximatives sinon erronées.
Hala epey küçük olan bu grup o zamanlar Fransız katolik topluluğuna şaşırtıcı baskınlar yapıyordu.Cet ouvrage eut en effet un retentissement immense au sein du catholicisme français.
1903-1904 periyodunda "Birlik" Çarist devletten epey baskı gördü.Entre 1901 et 1903, l’Associated Press réussit une brillante expansion internationale.
Bu ayaklanmadan sonra gücünü epeyce kaybeden Bahadır tahttan indirildi.On menace de désarmer cette police devenue trop puissante.
House Adler'ı steroidler ile tedavi eder, bu da Adler'ın durumunun bir süre için epey düzelmesini sağlar.Mais House pense à la maladie d'Addison, or ça se soigne avec des stéroïdes.
Planck, aynı zamanda görelilik teorisini uzatmak için epeyce katkıda bulunmuştur.Planck también contribuyó considerablemente a ampliar esta teoría.
Şehir bölgelerinin görünüşü epey farklıdır.La apariencia de los distritos urbanos es bastante diferente.
Bu yargılama epey tartışmalı oldu.El fallo del jurado fue muy discutido.
Tiger'ın en önemli handikaplarından biri de bakımının epey zaman almasıydı.Uno de los mayores problemas del Tiger I fue su alto coste de producción.
Bununla beraber m1 epeyce büyükse birleşik ivme göz önüne alınmalıdır.Para apreciarlo hace falta una masa de H2O relativamente grande.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod