Kulağa epey basit geliyor, ama iyi işliyor.Hal Cukup sederhana, kebetulan bisa berhasil.
Kulağa epey basit geliyor, ama iyi işliyor.Las cosas bastante simples parecen funcionar.
Kulağa epey basit geliyor, ama iyi işliyor.Този много прост метод действа.
Lisedeyken bilgisayarlarda program yazmayı seviyordum, yani olayların mantıksal akışından epey hoşlanıyordum.Cuando estaba en preparatoria amaba programar computadoras pues me gustaba el flujo lógico de eventos.
Lisedeyken bilgisayarlarda program yazmayı seviyordum, yani olayların mantıksal akışından epey hoşlanıyordum.In der High School habe ich gerne programmiert, denn ich mochte die logische Abfolge von Ereignissen.
Lisedeyken bilgisayarlarda program yazmayı seviyordum, yani olayların mantıksal akışından epey hoşlanıyordum.Keď som bol na vysokej, rád som programoval počítače, takže som mal akosi rád ten logický tok udalostí.
Lisedeyken bilgisayarlarda program yazmayı seviyordum, yani olayların mantıksal akışından epey hoşlanıyordum.Khi tôi còn ở trung học, tôi thích lập trình máy tính, vì vậy tôi phân loại các dòng sự kiện có vẻ logic.
Lisedeyken bilgisayarlarda program yazmayı seviyordum, yani olayların mantıksal akışından epey hoşlanıyordum.Kiedy byłem w szkole średniej, uwielbiałem programowanie, lubiłem logiczny przebieg zdarzeń.
Lisedeyken bilgisayarlarda program yazmayı seviyordum, yani olayların mantıksal akışından epey hoşlanıyordum.고등학교때 저는 컴퓨터로 프로그램을 짜는 것을 좋아했고 사건발생의 논리적 흐름같은 걸 좋아했습니다.
Lisedeyken bilgisayarlarda program yazmayı seviyordum, yani olayların mantıksal akışından epey hoşlanıyordum.Quand j'étais au lycée, j'adorais programmer des ordinateurs, j'aimais la suite logique des événements.
Lisedeyken bilgisayarlarda program yazmayı seviyordum, yani olayların mantıksal akışından epey hoşlanıyordum.Όταν πήγαινα στο γυμνάσιο, λάτρευα να προγραμματίζω υπολογιστές, έτσι μου άρεσε η λογική ροή των γεγονότων.
Lisedeyken bilgisayarlarda program yazmayı seviyordum, yani olayların mantıksal akışından epey hoşlanıyordum.В старших классах мне очень нравилось программирование, меня привлекал логический ход событий.
Lisedeyken bilgisayarlarda program yazmayı seviyordum, yani olayların mantıksal akışından epey hoşlanıyordum.כשהייתי בבית ספר תיכון, אהבתי לתכנת מחשבים, כך שבעצם אהבתי את הזרימה ההגיונית של ארועים.
Lisedeyken bilgisayarlarda program yazmayı seviyordum, yani olayların mantıksal akışından epey hoşlanıyordum.イベントの論理的な流れが好きでした それに、外科医かなにかになることに非常に興味が
Lisemdeki korodaki öğrenciler epey inek tiplerdi, ve o insanlarla bir alakam olması mümkün olamazdı.A kóristák az iskolámban elég kockák voltak, és nem létezett, hogy nekem közöm legyen ezekhez az emberekhez.
Lisemdeki korodaki öğrenciler epey inek tiplerdi, ve o insanlarla bir alakam olması mümkün olamazdı.Cei din corul liceului meu erau tocilari, şi sub nici o formă nu doream să am de-a face cu acei oameni.
Lisemdeki korodaki öğrenciler epey inek tiplerdi, ve o insanlarla bir alakam olması mümkün olamazdı.Dem der gik til kor var ret nørdede og jeg skulle under ingen omstændigheder have noget at gøre med dem.
Lisemdeki korodaki öğrenciler epey inek tiplerdi, ve o insanlarla bir alakam olması mümkün olamazdı.고등학교 시절, 합창단 사람들은 아주 괴짜들이었고, 그런 사람들과 절대 어울릴 생각은 전혀 없었습니다.
Lisemdeki korodaki öğrenciler epey inek tiplerdi, ve o insanlarla bir alakam olması mümkün olamazdı.Kuoroihmiset lukiossani olivat aika nörttejä, enkä halunnut olla missään tekemisissä heidän kanssan.
Lisemdeki korodaki öğrenciler epey inek tiplerdi, ve o insanlarla bir alakam olması mümkün olamazdı.Ľudia z môjho stredoškolského zboru boli dosť divní. V žiadnom prípade som s nimi nechcel mať nič spoločné.
Lisemdeki korodaki öğrenciler epey inek tiplerdi, ve o insanlarla bir alakam olması mümkün olamazdı.Ludzie w chórze w mojej szkole średniej byli strasznymi dziwakami i nie chciałem mieć z takimi nic wspólnego.
Lisemdeki korodaki öğrenciler epey inek tiplerdi, ve o insanlarla bir alakam olması mümkün olamazdı.בתיכון מי ששר במקהלה היו די חנונים, ולא רציתי שום קשר לאנשים כאלה.
Lisemdeki korodaki öğrenciler epey inek tiplerdi, ve o insanlarla bir alakam olması mümkün olamazdı.いっしょにやって行けそうな気がしませんでした でも一週間後に友達が言ったんです
-Merhaba... -Epeydir görüşmedik.- Cześć... - Dawno się nie widzieliśmy.
-Merhaba. -Epeydir görüşmedik.-Hallå där... -Det var längesen.
-Merhaba... -Epeydir görüşmedik.-Hei. -Pitkästä aikaa.
-Merhaba. -Epeydir görüşmedik.- Hej ... - Det er længe siden.
-Merhaba... -Epeydir görüşmedik.- Hej. - Længe siden.
-Merhaba... -Epeydir görüşmedik.-Hejsan... -Längesen sist.
-Merhaba... -Epeydir görüşmedik.- Hola... - Cuánto tiempo sin veros.
-Merhaba... -Epeydir görüşmedik.- Olá... - Há quanto tempo!
-Merhaba... -Epeydir görüşmedik.- Salve. - Quanto tempo.
-Merhaba... -Epeydir görüşmedik.-Γεια... -Σαν τα χιόνια.
-Merhaba... -Epeydir görüşmedik.- Здравствуйте... - Давно не виделись.
Mütevazi bir patates. Bunları hazırlamak için epey zaman harcadım ben --25 yıl--Звичайна картоплина - я протягом 25 років готую з неї страви.
Neyse, James, Joseph rolünü almıştı ki biz bu konuda epey heyecanlıydık.A James le dieron el papel de José, lo que nos tenía encantados. Considerábamos que era un papel protagónico.
Neyse, James, Joseph rolünü almıştı ki biz bu konuda epey heyecanlıydık.Ale James dostal roli Josefa, z čehož jsme byli zcela u vytržení.
Neyse, James, Joseph rolünü almıştı ki biz bu konuda epey heyecanlıydık.În fine, James l-a jucat pe Iosif și ne-am bucurat. Consideram că e unul din rolurile principale.
Neyse, James, Joseph rolünü almıştı ki biz bu konuda epey heyecanlıydık.아이가 아주 신나서 있더라고요.
Neyse, James, Joseph rolünü almıştı ki biz bu konuda epey heyecanlıydık.Nativity II. James speelde Jozef en daar waren we opgewonden over.
Neyse, James, Joseph rolünü almıştı ki biz bu konuda epey heyecanlıydık.(Risos) Mas o James fez o papel de José, pelo que ficámos maravilhados.
Neyse, James, Joseph rolünü almıştı ki biz bu konuda epey heyecanlıydık.Αλλά ο Τζέιμς πήρε το ρόλο του Ιωσήφ, για τον οποίο ήμασταν όλοι ενθουσιασμένοι.
Neyse, James, Joseph rolünü almıştı ki biz bu konuda epey heyecanlıydık.Но Джеймс получи ролята на Йосиф, и ние бяхме развълнувани от това.
Neyse, James, Joseph rolünü almıştı ki biz bu konuda epey heyecanlıydık."Рождество-2". Джеймс получил роль Иосифа, мы были очень рады.
Neyse, James, Joseph rolünü almıştı ki biz bu konuda epey heyecanlıydık.אז ג'יימס שיחק את יוסף, ואנו נורא התרגשנו.
Neyse, James, Joseph rolünü almıştı ki biz bu konuda epey heyecanlıydık.ما أثارنا جدا.
Neyse, James, Joseph rolünü almıştı ki biz bu konuda epey heyecanlıydık.ヨゼフは重要な役の1つだと思っていましたから
O dilin epey yağ bağlamış bence.Din tunge er nok dejlig fed.
O dilin epey yağ bağlamış bence.Direi che quella tua linguaccia è diventata piuttosto tagliente.
O dilin epey yağ bağlamış bence.Eu diria que essa tua língua veloz já engordou o suficiente.
O dilin epey yağ bağlamış bence.Jag är säker på att din tunga har lagt på sig massor av fett.
O dilin epey yağ bağlamış bence.Notkea kielesi on lihonut.
O dilin epey yağ bağlamış bence.Parece que tu lengua tiene mucha grasa.
O dilin epey yağ bağlamış bence.Ten twój cięty języczek jest dobrze natłuszczony.
O dilin epey yağ bağlamış bence.Θα έλεγα ότι η σβέλτη γλώσσα σου πάχυνε πολύ!
O dilin epey yağ bağlamış bence.Твой лёгкий язычок здорово оброс жиром.
Onları doğurmak epey zordur. Çok acı vericidir.Он опасен для рожающих женщин, он подвергает страданиям рожающих женщин.
Onları doğurmak epey zordur.E periculos să le dai naştere.
Onları doğurmak epey zordur.Es ist gefährlich sie zur Welt zu bringen.
Onları doğurmak epey zordur.Je nebezpečné je rodit.