İşleri düzeltmek için epey bir diplomasi gerekti.Hizo falta un poco de diplomacia.
İşleri düzeltmek için epey bir diplomasi gerekti.Il m'a fallu de l'art delicat de la diplomatie.
İşleri düzeltmek için epey bir diplomasi gerekti.풀어드리는데 외교술이 좀 필요했지요.
İşleri düzeltmek için epey bir diplomasi gerekti.Met wat diplomatie heb ik de plooien gladgestreken.
İşleri düzeltmek için epey bir diplomasi gerekti.Rozwiązaliśmy sprawę dyplomatycznie.
İşleri düzeltmek için epey bir diplomasi gerekti.Бе нужна известна дипломация.
İşleri düzeltmek için epey bir diplomasi gerekti.Потребовалось немножко такта.
İşleri düzeltmek için epey bir diplomasi gerekti.זה חייב טיפול דיפלומטי.
İşleri düzeltmek için epey bir diplomasi gerekti.أحتاج الآمر بعض الدبلوماسية .
İşte detektörmüzün şimdiki hali. Gördüğünüz gibi ilk halinden epey farklı.Este é o nosso atual detetor.
İtiraf etmeliyim ki, epey çekici bir ayak.Aika seksikkäät jalat, täytyy myöntää.
İtiraf etmeliyim ki, epey çekici bir ayak.A musím povedať, že vskutku sexy nohy.
İtiraf etmeliyim ki, epey çekici bir ayak.Debo decir que son pies muy seductores.
İtiraf etmeliyim ki, epey çekici bir ayak.Devo dire, dei piedi molto sexy.
İtiraf etmeliyim ki, epey çekici bir ayak.Diese Füße sind schon ziemlich sexy muss ich sagen.
İtiraf etmeliyim ki, epey çekici bir ayak.꽤 섹시한 발이네요.
İtiraf etmeliyim ki, epey çekici bir ayak.Meglehetősen szexi lábak, meg kell hogy mondjam.
İtiraf etmeliyim ki, epey çekici bir ayak.Mooie, sexy voeten, dat wel.
İtiraf etmeliyim ki, epey çekici bir ayak.Musím říct, že to jsou docela sexy nohy.
İtiraf etmeliyim ki, epey çekici bir ayak.Naprawdę seksowne stopy, muszę powiedzieć.
İtiraf etmeliyim ki, epey çekici bir ayak.Phải công nhận đôi bàn chân khá sexy đấy.
İtiraf etmeliyim ki, epey çekici bir ayak.Rätt sexiga fötter, måste jag säga.
İtiraf etmeliyim ki, epey çekici bir ayak.Temmelig sexede fødder, må jeg sige.
İtiraf etmeliyim ki, epey çekici bir ayak.Trebuie să recunosc că sunt niște picioare foarte sexy.
İtiraf etmeliyim ki, epey çekici bir ayak.Uns pés bem sensuais, devo dizer.
İtiraf etmeliyim ki, epey çekici bir ayak.Voilà de beaux pieds je dois dire.
İtiraf etmeliyim ki, epey çekici bir ayak.Αρκετά ελκυστικά πόδια, θα έλεγα.
İtiraf etmeliyim ki, epey çekici bir ayak.Доста секси крак, трябва да споделя.
İtiraf etmeliyim ki, epey çekici bir ayak.Потрясающие ножки, надо сказать.
İtiraf etmeliyim ki, epey çekici bir ayak.רגליים די סקסיות, אני חייב לומר.
İtiraf etmeliyim ki, epey çekici bir ayak.قدمين مثيرتين جدا، يجب ان اقول
İtiraf etmeliyim ki, epey çekici bir ayak.加工されている可能性もあります
Karımla epey uzun konuşmalar yapmam gerekti.Am avut o discuție lungă cu soția mea.
Karımla epey uzun konuşmalar yapmam gerekti.Dolgo časa sem moral prepričevati ženo.
Karımla epey uzun konuşmalar yapmam gerekti.Ho avuto lunghi dialoghi con mia moglie.
Karımla epey uzun konuşmalar yapmam gerekti.Ich musste lange mit meiner Frau diskutieren.
Karımla epey uzun konuşmalar yapmam gerekti.Ik heb lange gesprekken met mijn vrouw moeten voeren.
Karımla epey uzun konuşmalar yapmam gerekti.J'ai eu de longues conversations avec ma femme.
Karımla epey uzun konuşmalar yapmam gerekti.저는 저의 아내와 오랫동안 대화해야만 했었죠.
Karımla epey uzun konuşmalar yapmam gerekti.Minun piti käydä pitkiä keskusteluja vaimoni kanssa.
Karımla epey uzun konuşmalar yapmam gerekti.Musel jsem podstoupit dlouhé rozhovory se svou manželkou.
Karımla epey uzun konuşmalar yapmam gerekti.Musiałem odbyć długą rozmowę z żoną.
Karımla epey uzun konuşmalar yapmam gerekti.Sokáig kellett győzködnöm a feleségemet.
Karımla epey uzun konuşmalar yapmam gerekti.Tive de ter uma longa conversa com a minha mulher.
Karımla epey uzun konuşmalar yapmam gerekti.Tuve que hablar mucho con mi esposa.
Karımla epey uzun konuşmalar yapmam gerekti.Έπρεπε να κάνω μια μεγάλη συζήτηση με τη γυναίκα μου.
Karımla epey uzun konuşmalar yapmam gerekti.Мені довелося довго вмовляти дружину.
Karımla epey uzun konuşmalar yapmam gerekti.Мне пришлось долго уговаривать жену.
Karımla epey uzun konuşmalar yapmam gerekti.Наложи се да водя дълги разговори с жена си.
Karımla epey uzun konuşmalar yapmam gerekti.הייתי צריך לנהל שיחות ארוכות עם אשתי.
Karımla epey uzun konuşmalar yapmam gerekti.كان علي النقاش مطولا مع زوجتي!
Karımla epey uzun konuşmalar yapmam gerekti.(笑い)
Kendini bölme. Kendi gerçeğinin merkezinde kal. Bu epey bir şeydir.Wijs jezelf niet af, blijf gecentreerd in je waarheid.
Kıta kaymaları ile dalga geçerdik. Üzerine epey güldüğümüz bir mevzuydu.Gúnyolódtunk a kontinensvándorlás elméletén, ezen akkoriban nevetni volt szokás.
Kıta kaymaları ile dalga geçerdik. Üzerine epey güldüğümüz bir mevzuydu.우리는 대륙이동을 비웃었었어요. 놀려먹기 좋은 거리 였죠.
Kıta kaymaları ile dalga geçerdik. Üzerine epey güldüğümüz bir mevzuydu.Nous tournions au ridicule la dérive des continents.
Kıta kaymaları ile dalga geçerdik. Üzerine epey güldüğümüz bir mevzuydu.Soliamos ridiculizar el movimiento de los continentes.
Kıta kaymaları ile dalga geçerdik. Üzerine epey güldüğümüz bir mevzuydu.Vi brukade håna teorierna om kontinentaldriften.
Kıta kaymaları ile dalga geçerdik. Üzerine epey güldüğümüz bir mevzuydu.We lachten om continentverschuiving.
Kıta kaymaları ile dalga geçerdik. Üzerine epey güldüğümüz bir mevzuydu.Wir machten uns über den Kontinentaldrift lustig.