Ana içeriğe geç
Sözlük

epey ile cümle

epey kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Dayıya bağırıyorlardı ki sanırım epeyce küfür dolaşıyordu ortada.Ils criaient sur lui, ils ont été - c'était vraiment moche. Et nous sommes sortis, et il était furieux.
Dayıya bağırıyorlardı ki sanırım epeyce küfür dolaşıyordu ortada.그들이 그 남자에게 소리를 질렀습니다. 상당히 험악했죠.
Dayıya bağırıyorlardı ki sanırım epeyce küfür dolaşıyordu ortada.Loro gli gridarono conto, stavano... è stato davvero un brutto momento.
Dayıya bağırıyorlardı ki sanırım epeyce küfür dolaşıyordu ortada. Neyse, dışarı çıktık.Então os dois vieram ao almoço e fomos expulsos do restaurante.
Dayıya bağırıyorlardı ki sanırım epeyce küfür dolaşıyordu ortada.Sie brüllten ihn an. Es wurde wirklich ausfallend.
Dayıya bağırıyorlardı ki sanırım epeyce küfür dolaşıyordu ortada.Wrzeszczeli na niego, było bardzo nieprzyjemnie.
Dayıya bağırıyorlardı ki sanırım epeyce küfür dolaşıyordu ortada.Ze schreeuwden tegen hem... een lelijk tafereel.
Dayıya bağırıyorlardı ki sanırım epeyce küfür dolaşıyordu ortada.Του φώναζαν, ήταν -- κατέληξε πολύ άσχημα.
Dayıya bağırıyorlardı ki sanırım epeyce küfür dolaşıyordu ortada.Двамата крещяха на чичото -- сигурно е било много грозно.
Dayıya bağırıyorlardı ki sanırım epeyce küfür dolaşıyordu ortada.На него накричали ... Это была ужасная сцена.
Dayıya bağırıyorlardı ki sanırım epeyce küfür dolaşıyordu ortada.הם התחילו לצעוק עליו, הם היו -- זה נעשה ממש מכוער.
Dayıya bağırıyorlardı ki sanırım epeyce küfür dolaşıyordu ortada.كانوا يصرخون في وجهه، كانوا -- ازداد الأمر سوءا.
Dayıya bağırıyorlardı ki sanırım epeyce küfür dolaşıyordu ortada.ものすごい剣幕でした
Dick bir noktada, ikimizin kişiliklerinin epey benzer olduğu sonucuna vardı. Bence bu konuda haklı değildi.Y Dick en cierto momento se convenció de que teníamos personalidades similares.
Dick bir noktada, ikimizin kişiliklerinin epey benzer olduğu sonucuna vardı.Dan pada suatu titik Dick menjadi yakin bahwa kami memiliki semacam kepribadian yang serupa.
Dick bir noktada, ikimizin kişiliklerinin epey benzer olduğu sonucuna vardı.Dick est devenu convaincu à un moment donné que lui et moi avions une sorte de personnalité commune.
Dick bir noktada, ikimizin kişiliklerinin epey benzer olduğu sonucuna vardı.Dick raakte ervan overtuigd dat onze persoonlijkheden nogal gelijklopend waren.
Dick bir noktada, ikimizin kişiliklerinin epey benzer olduğu sonucuna vardı.Dick w pewnym momencie doszedł do wniosku, że mamy podobne osobowości.
Dick bir noktada, ikimizin kişiliklerinin epey benzer olduğu sonucuna vardı.E Dick a un certo punto si convinse che avevamo anche una personalità simile.
Dick bir noktada, ikimizin kişiliklerinin epey benzer olduğu sonucuna vardı.E Dick convenceu-se a certo ponto que ele e eu tínhamos alguma semelhança nas nossas personalidades.
Dick bir noktada, ikimizin kişiliklerinin epey benzer olduğu sonucuna vardı.És egy ponton Dick meggyőződésévé vált, hogy ő és én hasonló személyiséggel rendelkezünk.
Dick bir noktada, ikimizin kişiliklerinin epey benzer olduğu sonucuna vardı.딕은 우리가 성격면에서도 어느 정도 유사한 면이 있다고 믿고 있었죠.
Dick bir noktada, ikimizin kişiliklerinin epey benzer olduğu sonucuna vardı.Şi Dick era convins la un moment dat că el şi cu mine aveam personaliăţi asemănătoare.
Dick bir noktada, ikimizin kişiliklerinin epey benzer olduğu sonucuna vardı.Und Dick war irgendwie davon überzeugt, dass wir eine Art Ähnlichkeit in unseren Persönlichkeiten hatten.
Dick bir noktada, ikimizin kişiliklerinin epey benzer olduğu sonucuna vardı.Vid något tillfälle blev Dick övertygad om att han och jag hade någon slags likhet i våra personligheter.
Dick bir noktada, ikimizin kişiliklerinin epey benzer olduğu sonucuna vardı.Και ο Ντικ κάποια στιγμή πείστηκε πως εκείνος κι εγώ είχαμε κάποιου είδους ομοιότητα στις προσωπικότητές μας.
Dick bir noktada, ikimizin kişiliklerinin epey benzer olduğu sonucuna vardı.И в някакъв момент Дик се убеди, че и той и аз имаме подобни характери.
Dick bir noktada, ikimizin kişiliklerinin epey benzer olduğu sonucuna vardı.И Дик в какой-то момент решил, что мы имеем некие сходства личности.
Dick bir noktada, ikimizin kişiliklerinin epey benzer olduğu sonucuna vardı.І в певний момент Дік дійшов до висновку, що у нас чимось схожі характери.
Dick bir noktada, ikimizin kişiliklerinin epey benzer olduğu sonucuna vardı.ודיק נהיה משוכנע בשלב מסוים שלו ולי היו קווי דימיון באישיות.
Dick bir noktada, ikimizin kişiliklerinin epey benzer olduğu sonucuna vardı.واقتننع " ديك " في مرحلة ما اننا - انا وهو - نملك شخصية متشابهة
Dick bir noktada, ikimizin kişiliklerinin epey benzer olduğu sonucuna vardı.彼と私の個性がどこか似ていると確信するようになったのですが 私はそう思いません
Dick ve benim ortak epey noktamız vardı. sanırım bizim aramızdaki özel bir ortaklıktı.Avevamo un rapporto particolare. Un rapporto speciale.
Dick ve benim ortak epey noktamız vardı. sanırım bizim aramızdaki özel bir ortaklıktı.Byliśmy sobie całkiem bliscy. Sądzę, że może nawet łączyła nas specjalna więź.
Dick ve benim ortak epey noktamız vardı. sanırım bizim aramızdaki özel bir ortaklıktı.Dick dan saya memiliki semacam hubungan. Saya pikir hubungan yang kami miliki cukup spesial.
Dick ve benim ortak epey noktamız vardı. sanırım bizim aramızdaki özel bir ortaklıktı.Dick e eu tínhamos uma certa ligação. Penso que talvez tenha sido uma ligação especial, a que tínhamos.
Dick ve benim ortak epey noktamız vardı. sanırım bizim aramızdaki özel bir ortaklıktı.Dick en ik hadden een bepaalde, een beetje speciale verhouding.
Dick ve benim ortak epey noktamız vardı. sanırım bizim aramızdaki özel bir ortaklıktı.Dick és én köztem összhang volt. Azt hiszem, ez egy különleges összhang volt.
Dick ve benim ortak epey noktamız vardı. sanırım bizim aramızdaki özel bir ortaklıktı.Dick et moi avions pas mal d'affinités. Je pense que nous avions une relation spéciale.
Dick ve benim ortak epey noktamız vardı. sanırım bizim aramızdaki özel bir ortaklıktı.Dick och jag hade ett slags samförstånd. Jag tror att det kan ha varit ett speciellt samförstånd vi hade.
Dick ve benim ortak epey noktamız vardı. sanırım bizim aramızdaki özel bir ortaklıktı.Él y yo teníamos una buena relación. Pienso que era un entendimiento muy especial el que teníamos.
Dick ve benim ortak epey noktamız vardı. sanırım bizim aramızdaki özel bir ortaklıktı.딕과 저는 약간은 친밀한 관계였습니다. 그와 저 사이에는 특별한 관계를 유지하고 있었죠.
Dick ve benim ortak epey noktamız vardı. sanırım bizim aramızdaki özel bir ortaklıktı.Ο Ντικ κι εγώ είχαμε μια κάποια συμπάθεια. Νομίζω ότι μπορεί να ήταν μια ιδιαίτερη συμπάθεια αυτή που είχαμε.
Dick ve benim ortak epey noktamız vardı. sanırım bizim aramızdaki özel bir ortaklıktı.Дик и аз си имахме наше си разбирателство. Мисля, че може би разбирателството между нас беше специално.
Dick ve benim ortak epey noktamız vardı. sanırım bizim aramızdaki özel bir ortaklıktı.Між нами був певного роду зв'язок, думаю, це мав бути особливий зв'язок між нами.
Dick ve benim ortak epey noktamız vardı. sanırım bizim aramızdaki özel bir ortaklıktı.У нас с Диком было взаимопонимание. Думаю, у нас было особенное взаимопонимание.
Dick ve benim ortak epey noktamız vardı. sanırım bizim aramızdaki özel bir ortaklıktı.דיק ואני הייתה ביננו מערכת יחסים. אני חושב שבאמת הייתה מערכת יחסים מיוחדת ביננו.
Dick ve benim ortak epey noktamız vardı. sanırım bizim aramızdaki özel bir ortaklıktı.كان هناك ألفة معينة بيني وبين " ديك " اعتقد ان هناك ألفة مميزة بيننا
Dick ve benim ortak epey noktamız vardı. sanırım bizim aramızdaki özel bir ortaklıktı.特別な信頼関係であったと思います お互いが好きで 同じようなものが好きでした
"Doğum II". Neyse, James, Joseph rolünü almıştı ki biz bu konuda epey heyecanlıydık."Betlehem II." James József szerepét kapta, ami minket nagyon felvillanyozott.
"Doğum II". Neyse, James, Joseph rolünü almıştı ki biz bu konuda epey heyecanlıydık.Comunque, James faceva la parte di Giuseppe e noi ne eravamo entusiasti.
"Doğum II". Neyse, James, Joseph rolünü almıştı ki biz bu konuda epey heyecanlıydık."Jaslice II." Ampak James je dobil vlogo Jožefa, nad čemer smo bili navdušeni.
"Doğum II". Neyse, James, Joseph rolünü almıştı ki biz bu konuda epey heyecanlıydık."Jasličky II." James však hral Jozefa, a my sme boli z toho vzrušení.
"Doğum II". Neyse, James, Joseph rolünü almıştı ki biz bu konuda epey heyecanlıydık."Julspelet ll." Men James fick rollen som Josef, vilket vi var överlyckliga för.
"Doğum II". Neyse, James, Joseph rolünü almıştı ki biz bu konuda epey heyecanlıydık."Kelahiran Yesus II." Tetapi James mendapatkan peran Joseph, dan kami semua gembira akan hal tersebut.
"Doğum II". Neyse, James, Joseph rolünü almıştı ki biz bu konuda epey heyecanlıydık.Tak czy inaczej, James dostał rolę Józefa, i byliśmy tym podekscytowani.
"Doğum II". Neyse, James, Joseph rolünü almıştı ki biz bu konuda epey heyecanlıydık.Джеймсу дісталася роль Йосипа, ми були дуже цьому раді.
Dublith'le arasında epey mesafe var.Ainda é um pouco longe de Dublith.
Dublith'le arasında epey mesafe var.Dublithista on sinne vielä matkaa.
Dublith'le arasında epey mesafe var.Ganska långt från Dublith.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod