Ana içeriğe geç
Sözlük

epey ile cümle

epey kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
12
ORT. KELİME
Çoğumuz, -- 70'ler epey geride kaldığına göre -- aslında şu anda bunu yapıyoruz.De meesten van ons -- nu het 'Ik-tijdperk' voorbij is -- doen dit ook werkelijk.
Çoğumuz, -- 70'ler epey geride kaldığına göre -- aslında şu anda bunu yapıyoruz.Jetzt, wo das "Jahrzehnt des Ichs" hinter uns liegt - tun die meisten von uns genau das.
Çoğumuz, -- 70'ler epey geride kaldığına göre -- aslında şu anda bunu yapıyoruz.이제 자기중심 시대는 과거가 되었고 우리들 대부분은 실제로 이렇게 하고 있습니다.
Çoğumuz, -- 70'ler epey geride kaldığına göre -- aslında şu anda bunu yapıyoruz.La mayoría de nosotros -- ahora que la "década del Yo" ha pasado realmente -- hace esto.
Çoğumuz, -- 70'ler epey geride kaldığına göre -- aslında şu anda bunu yapıyoruz.La plupart d'entre nous, maintenant que la "génération égoïste" est bien passée, c'est ce que nous faisons.
Çoğumuz, -- 70'ler epey geride kaldığına göre -- aslında şu anda bunu yapıyoruz.Legtöbben - most, hogy az "én évtizede" rég elmúlt - most pont ezt csináljuk.
Çoğumuz, -- 70'ler epey geride kaldığına göre -- aslında şu anda bunu yapıyoruz.Ora che la "decade dell'io" è finita molti di noi fanno proprio questo.
Çoğumuz, -- 70'ler epey geride kaldığına göre -- aslında şu anda bunu yapıyoruz.Večina nas -- zdaj ko je "desetletje Jaza" za nami -- to dejansko počnemo.
Çoğumuz, -- 70'ler epey geride kaldığına göre -- aslında şu anda bunu yapıyoruz.Většina z nás -- teď když je "desetiletí JÁ" za námi -- to opravdu dělá.
Çoğumuz, -- 70'ler epey geride kaldığına göre -- aslında şu anda bunu yapıyoruz.Większość z nas -- teraz kiedy "Dekada Ja" jest już przeszłością -- teraz właściwie to robimy.
Çoğumuz, -- 70'ler epey geride kaldığına göre -- aslında şu anda bunu yapıyoruz.Οι περισσότερο από εμάς - τώρα που πλέον έχει περάσει η δεκαετία του "Εγώ" - τώρα πλέον το κάνουμε αυτό.
Çoğumuz, -- 70'ler epey geride kaldığına göre -- aslında şu anda bunu yapıyoruz.Большинство из нас, теперь, когда эпоха эгоцентристских 70-х давно закончилась, фактически заняты именно этим.
Çoğumuz, -- 70'ler epey geride kaldığına göre -- aslında şu anda bunu yapıyoruz.Повечето от нас -- сега, когато оставихме ерата на нарцисизма в миналото -- всъщност го правят.
Çoğumuz, -- 70'ler epey geride kaldığına göre -- aslında şu anda bunu yapıyoruz.מרביתנו, כעת כשעידן ה"אני" עבר מזמן - באמת נוהגים כך.
Çoğumuz, -- 70'ler epey geride kaldığına göre -- aslında şu anda bunu yapıyoruz.أكثرنا..في الوقت الذي أصبح فيه "عقد أنا" من الماضي البعيد.. نقوم حقيقةً بعمل هذا.
Çoğumuz, -- 70'ler epey geride kaldığına göre -- aslında şu anda bunu yapıyoruz.これを実行に移しています あるアイデア またはその他が
Çok zamanımız kalmadı, bunun biraz üstünden geçip bitireceğim, çünkü söylenecek epeyce şey var.우리에겐 시간이 많지 않습니다. 저도 이 얘기를 조금만 더 하고 마칠겁니다. 왜냐하면 달리 말해야할 주제들이 많거든요.
Çok zamanımız kalmadı, bunun biraz üstünden geçip bitireceğim, çünkü söylenecek epeyce şey var.Não temos muito tempo, e vou abordar isto rapidamente e acabar, porque há muitas outras coisas a dizer.
Çok zamanımız kalmadı, bunun biraz üstünden geçip bitireceğim, çünkü söylenecek epeyce şey var.Nemáme moc času, jen to přeletím a končím, protože je mnoho jiných věcí, které zde budou řečeny.
Çok zamanımız kalmadı, bunun biraz üstünden geçip bitireceğim, çünkü söylenecek epeyce şey var.Nimamo veliko časa in šel bom le čez nekaj zadev ter spustil ostale, ker bo veliko povedanega kasneje.
Çok zamanımız kalmadı, bunun biraz üstünden geçip bitireceğim, çünkü söylenecek epeyce şey var.Nincs túl sok időnk, úgyhogy ugrok egy kicsit, mert sok más dolog van, amiről beszélni szeretnék.
Çok zamanımız kalmadı, bunun biraz üstünden geçip bitireceğim, çünkü söylenecek epeyce şey var.Non abbiamo molto tempo, ne parlerò solo un poco dato che ci sono molte altre cose da dire.
Çok zamanımız kalmadı, bunun biraz üstünden geçip bitireceğim, çünkü söylenecek epeyce şey var.אין לנו זמן רב, כך שאמשיך עוד קצת ואז אסיים. כי יש הרבה דברים נוספים שעוד ייאמרו.
Çok zamanımız kalmadı, bunun biraz üstünden geçip bitireceğim, çünkü söylenecek epeyce şey var.ليس لدينا الكثير من الوقت، وسأستعرض جزء من هذا وسأترك الباقي.. لإنه ستعرض مواضيع أخرى كثيرة.
Çok zamanımız kalmadı, bunun biraz üstünden geçip bitireceğim, çünkü söylenecek epeyce şey var.なぜなら他にも沢山言うことがあるからです 要点を言いますと ミームはウィルスのようなものです
Çünkü epey yüksekte değil mi, hehe?For det er virkelig op! Er det ikke, hæhæ?
Çünkü epey yüksekte değil mi, hehe?진짜 머리 높이 올라갔네, 안그래?
Çünkü epey yüksekte değil mi, hehe?Kommen, 1D!
Çünkü epey yüksekte değil mi, hehe? 'Vuuuş' sanki!Ahoj Zayne.
Çünkü epey yüksekte değil mi, hehe?لانه بالفعل صعب , اليس كذلك , هيهي ؟
Çünkü epey yüksekte değil mi, hehe?シューーーツとね!
Daha sonra ise de epey yaşlı bir Rus uçağı ile medeniyetin son noktası olanEnsuite, on avait affrété un vieil avion russe pour nous emmener à Khatanga,
Daha sonra ise de epey yaşlı bir Rus uçağı ile medeniyetin son noktası olan그후에는 낡은 러시아 비행기 한대를 전세내서 - 카탕가라는 작은 도시로 갔는데
Daha sonra ise de epey yaşlı bir Rus uçağı ile medeniyetin son noktası olanСлед това наехме доста стар руски самолет, който да ни закара до град Катанга.
Daha sonra ise de epey yaşlı bir Rus uçağı ile medeniyetin son noktası olanצעד הבא, שכרנו מטוס רוסי די וותיק שיטיס אותנו לעיר הנקראת קטנדה,
Daha sonra ise de epey yaşlı bir Rus uçağı ile medeniyetin son noktası olanومن ثم، قمنا باستئجار طائرة روسية قديمة جداً لتطير بنا إلى مدينة تدعى كاتنقا،
Daha sonra ise de epey yaşlı bir Rus uçağı ile medeniyetin son noktası olanハタンガという文明の最果てのような 街まで飛びました
Daha sonrasında epey çetrefilli olmaya başlar.E depois disso isso começa a se tornar realmente grande e intrincado...
Daha sonrasında epey çetrefilli olmaya başlar.Дори и тогава да започва да се получава доста голямо и тромаво.
Daha sonrasında epey çetrefilli olmaya başlar.حتى وان بدأت تكون كبيرة وثقيلة
Davut karşı yakaya geçip tepenin üstünde, onlardan uzak bir yerde durdu. Aralarında epeyce mesafe vardı.A přešed David na druhou stranu, postavil se na vrchu hory zdaleka; nebo bylo mezi nimi nemalé místo.
Davut karşı yakaya geçip tepenin üstünde, onlardan uzak bir yerde durdu. Aralarında epeyce mesafe vardı.David a trecut de cealaltă parte, şi a ajuns departe pe vîrful muntelui, la o mare depărtare de tabără.
Davut karşı yakaya geçip tepenin üstünde, onlardan uzak bir yerde durdu. Aralarında epeyce mesafe vardı.David en zijn metgezel beklommen de berghelling tegenover het kamp en stopten op een veilige hoogte.
Davut karşı yakaya geçip tepenin üstünde, onlardan uzak bir yerde durdu. Aralarında epeyce mesafe vardı.Davide passò dall'altro lato e si fermò lontano sulla cima del monte; vi era grande spazio tra di loro
Davut karşı yakaya geçip tepenin üstünde, onlardan uzak bir yerde durdu. Aralarında epeyce mesafe vardı.David passa de l`autre côté, et s`arrêta au loin sur le sommet de la montagne, à une grande distance du camp.
Davut karşı yakaya geçip tepenin üstünde, onlardan uzak bir yerde durdu. Aralarında epeyce mesafe vardı.Ðoạn , Ða - vít sang qua bên kia , dừng lại tại trên chót núi , xa trại quân . có một khoảng xa_cách nhau .
Davut karşı yakaya geçip tepenin üstünde, onlardan uzak bir yerde durdu. Aralarında epeyce mesafe vardı.Ðoạn, Ða-vít sang qua bên kia, dừng lại tại trên chót núi, xa trại quân. có một khoảng xa cách nhau.
Davut karşı yakaya geçip tepenin üstünde, onlardan uzak bir yerde durdu. Aralarında epeyce mesafe vardı.이에 다윗이 건너편으로 가서 멀리 산꼭대기에 서니 상거가 멀더라
Davut karşı yakaya geçip tepenin üstünde, onlardan uzak bir yerde durdu. Aralarında epeyce mesafe vardı.Ko pa preide David na nasprotno stran, stopi na vrh hriba oddaleč, da je bila precejšnja razdalja med njimi;
Davut karşı yakaya geçip tepenin üstünde, onlardan uzak bir yerde durdu. Aralarında epeyce mesafe vardı.Kun sitten Daavid oli tullut toiselle puolelle, asettui hän kauas vuoren laelle, pitkän välimatkan päähän.
Davut karşı yakaya geçip tepenin üstünde, onlardan uzak bir yerde durdu. Aralarında epeyce mesafe vardı.Potom prešiel Dávid na druhú stranu a postavil sa na temene vrchu zďaleka, takže bolo veľké miesto medzi nimi.
Davut karşı yakaya geçip tepenin üstünde, onlardan uzak bir yerde durdu. Aralarında epeyce mesafe vardı.И перешел Давид на другую сторону и стал на вершине горы вдали; большое расстояние было между ними.
Davut karşı yakaya geçip tepenin üstünde, onlardan uzak bir yerde durdu. Aralarında epeyce mesafe vardı.Тогава Давид мина насреща та застана на върха на хълма от далеч, като имаше между тях голямо разстояние,
Davut karşı yakaya geçip tepenin üstünde, onlardan uzak bir yerde durdu. Aralarında epeyce mesafe vardı.ויעבר דוד העבר ויעמד על ראש ההר מרחק רב המקום ביניהם׃
Davut karşı yakaya geçip tepenin üstünde, onlardan uzak bir yerde durdu. Aralarında epeyce mesafe vardı.وعبر داود الى العبر ووقف على راس الجبل عن بعد والمسافة بينهم كبيرة
Davut karşı yakaya geçip tepenin üstünde, onlardan uzak bir yerde durdu. Aralarında epeyce mesafe vardı.大 衛 過 到 那 邊 去 、 遠 遠 的 站 在 山 頂 上 、 與 他 們 相 離 甚 遠
Davut karşı yakaya geçip tepenin üstünde, onlardan uzak bir yerde durdu. Aralarında epeyce mesafe vardı.大 衛過 到 那邊 去 、 遠遠 的 站在 山頂 上 、 與他們相離甚遠
Dayıya bağırıyorlardı ki sanırım epeyce küfür dolaşıyordu ortada.Au țipat la el, au -- a fost foarte urât.
Dayıya bağırıyorlardı ki sanırım epeyce küfür dolaşıyordu ortada.Ellos dos le gritaban y terminó siendo muy desagradable.
Dayıya bağırıyorlardı ki sanırım epeyce küfür dolaşıyordu ortada.Họ quát lên với hắn ta. Họ đã nói chuyện khá khiếm nhã.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod